Hukuk Genel Kurulunun, imar planıyla ilköğretim alanı olarak ayrılan taşınmaza kamulaştırmasız el atma tazminat davasında Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararına ilişkin incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir taşınmazın imar planında ilköğretim alanı olarak ayrılması nedeniyle açılan kamulaştırmasız el atma tazminat davasına ilişkindir; davacının ilk derece mahkemesinde 843.780,00 TL tazminat talebinin kabul edilmesi, bölge adliye mahkemesince 7421 sayılı Kanun uyarınca harç yönünden düzeltilerek esastan onanması ancak Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin taşınmaza fiilen el atılmadığı gerekçesiyle bozma kararı vermesi üzerine, bölge adliye mahkemesinin bozmanın dokuzuncu bendine direndiği bir yargılama sürecini ele almaktadır.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1331 E., 2025/1913 K.ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 08.02.2024 tarihli ve 2023/8458 Esas, 2024/1333 Karar sayılı BOZMA kararıTaraflar arasındaki kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararının dokuz numaralı bendi yönünden direnme kararı verilmiştir. Direnme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; Ankara ili, Etimesgut ilçesi, ... Mahallesi 483 10... parsel sayılı taşınmaza imar planında ilköğretim alanı olarak ayrılmak suretiyle el atıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10,00 TL bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 12.09.2022 tarihli dilekçesi ile talebini 843.780,00 TL’ye yükseltmiştir.II. CEVAPDavalı idare vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaza müvekkili idare tarafından fiilen el atılmadığını, imar planında eğitim alanı olarak ayrılan yerlerin kamulaştırma işlemlerinden imar planını yapmaya ve uygulamaya yetkili olan belediye veya valiliğin (il özel idaresinin) sorumlu olduğunu, talep edilen tazminatın yüksek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 13.10.2022 tarihli ve 2022/236 Esas, 2022/484 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın kamulaştırmasız el atma bedelinin belirlenmesi amacıyla mahallinde usulüne uygun olarak keşif yapıldığı, taşınmazın üzerinde herhangi bir yapı bulunmadığı, bilirkişi kurulunca düzenlenen denetime elverişli raporun hükme esas alındığı, Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararı uyarınca 04.11.1983 tarihinden sonraki döneme ilişkin el atmalarda nispi harç ve nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının hissesine göre hesaplanan toplam 843.780,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, dava konusu taşınmazda davacıya ait hissenin tapu kaydının iptali ile Maliye Hazinesi adına tesciline, davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 110.815,80 TL nispi vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2022/2546 Esas, 2023/1893 Karar sayılı kararıyla; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ancak 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek 4. maddenin son fıkrasında “Bu kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir” düzenlemesi yapıldığı, harca yönelik düzenlemeler usul hükümlerine ilişkin olduğundan derhal uygulanması ve kamu düzenini ilgilendirdiğinden resen dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.2 maddesi uyarınca İlk Derece mahkemesi kararı harç yönünden düzeltilmek suretiyle davanın kabulü ile kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan nispi vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''... 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosya kapsamında yer alan fen bilirkişi raporunda, keşif tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığı anlaşılmakla birlikte, yürürlükte bulunan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında dava konusu taşınmazın ilköğretim alanı olarak ayrıldığı dikkate alındığında, makul süre içinde imar planına uygun herhangi bir işlem tesis edilmediğinden idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü isabetlidir.3. Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar 26.01.2022 tarihli ve 32025 sayılı resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4'ün son fıkrasında ''Bu kanun kapsamında acılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir'' düzenlemesi ile 04.11.1983 tarihinden sonra yapılan fiili el atmalarda da maktu harca hükmedilmesi gerektiğinin amaçlandığının kabulü gerektiğinden bahsedilmiş ise de bu davaların yasal kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından aldığı nazara alındığında 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 16.11.2022 tarihli ve 7421 Sayılı Vergi Usul Kanunu ile bazı kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrasının 04.11.1983 tarihinden sonra fiili el atılan taşınmazlar için açılan davalarda uygulanma imkanı bulunmamaktadır.4. Kaldı ki eldeki davada dava konusu taşınmaz 1/1000 ölçekli uygulama imar planında İlköretim alanında kaldığından ve fiili bir el atma bulunmadığından 2942 sayılı Kanun'un Ek 1 inci maddesinde düzenlenen hukukî el atma nedeniyle taşınmazın bedeline hükmedildiğinden Ek Madde 4'ün uygulanması doğru olup maktu harca hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.5.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 6. Arsa niteliğindeki Ankara ili, Etimesgut ilçesi, ... Mahallesi 483 10... parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiş ise de bilirkişi kurulunca somut emsal alınan taşınmazların satışına ilişkin akit tablosu Tapu Müdürlüğünden istenilip, dava konusu taşınmaz ile somut emsal taşınmazların 2022 yılında Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değerleri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Müdürlüğünden getirtilip, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut emsal kabul edilen taşınmazların ise bilirkişilerce değerlendirmeye esas alınan satış tarihi itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parselleri mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parselleri mi oldukları ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup, alınacak cevaplara göre bilirkişi kurulu raporu denetlenmediği gibi, dava konusu taşınmaz ile emsallerin değer oranları tespit edilmeden ve dava konusu konusu taşınmaza yakın konumda bulunan 480 87... parsel sayılı taşınmaza ilişkin Dairemizin 2021/8937 Esas, 2022/1918 Karar sayılı kararı ile bozulan karar ile Dairemiz denetiminden geçtiği tespit edilemeyen 468 41... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kararlar güçlü delil kabul edilmek suretiyle değer biçildiğinden, bu rapora göre hüküm kurulması mümkün değildir.7. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir.8. Dava konusu taşınmazın tapu kaydında mevcut irtifak haklarının taşınmazın değerine olan olumsuz etkisi konusunda bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak neden olacağı değer düşüklüğünün zemin değerinden indirilerek zemin bedelinin belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru değildir.9. 26.11.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek madde 4 ile ''Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir." hükmü ve Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir ....'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme KararıBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Anayasa Mahkemesinin 04.11.1983 tarihinden sonraki döneme ilişkin el atmalarda nispi vekâlet ücretine hükmedilmesine dair 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararı ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca hükmedilen bedel üzerinden nispi vekâlet ücreti takdirine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma kararının vekâlet ücretine ilişkin dokuz numaralı bendine direnilmesine, diğer bentlerine uyulmasına karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hükmedilen tazminatın kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiziyle tahsiline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek direnme kararının faiz yönünden düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir yapı veya tesis bulunmadığını, fiili el atmanın söz konusu olmadığını, emsal incelemesinin usulüne uygun olarak yapılmadığını, belirlenen m2 değerinin rayiçlerinin çok üstünde olduğunu, Özel Dairenin yerleşik uygulamasına göre 2942 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesinin 3. fıkrası uyarınca maktu harca ve maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.C. UyuşmazlıkDirenme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat istemine ilişkin eldeki davada; davacı lehine maktu vekâlet ücretine mi yoksa nispi vekâlet ücretine mi hükmedilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.D. Gerekçe1. İlgili Hukuk2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Ek 1 ve Ek 4. ile Geçici 6, maddeleri. 2. DeğerlendirmeA- Direnme konusu uyuşmazlık yönünden yapılan incelemede1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle kamulaştırmasız el atma kavramı ve ilgili yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar vardır.2. Kamulaştırmasız el atma müessesesi, kamulaştırma yetkisi bulunan bir idari makamın Anayasa'ya ve kanunlara uygun işlemleri oluşturmaksızın bir kişinin malına kalıcı olarak el koyması ve onun üzerinde bir yapı ya da tesis yapması yahut o taşınmazı bir hizmete özgülemesi suretiyle mal sahibinin taşınmazı dilediği gibi kullanmasına engel olması hâlidir (Türk Hukuk Lügatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s.646). Kamulaştırmada yöntem olarak Anayasa ve kanunlara uygun bir kamulaştırma işlemi yapılması söz konusu iken, kamulaştırmasız el atmada usulüne uygun bir kamulaştırma işleminden söz edilmesi olanaklı değildir.3. Ancak kamulaştırmasız el atma ile kamulaştırmanın konu, amaç ve yetki yönüyle benzer yönleri bulunmaktadır. Her iki müessesenin de oluşması için kamulaştırma yapmaya yetkili devlet kamu tüzel kişileri veya kamu kurumları tarafından kamulaştırma işleminin yapılması veya kamulaştırmasız el konulmuş olması gereklidir. Kamulaştırmasız el atmada da kamulaştırmada olduğu gibi taşınmazın edinilmesinde kamu yararının bulunması zorunludur. Gerek kamulaştırmanın gerekse kamulaştırmasız el atmanın konusu sadece özel mülkiyette bulunan taşınmaz mallardır. 4. Kamulaştırmasız el atma müessesesi mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bir niteliğe sahip olmakla birlikte, çağdaş bir yaklaşımla ve sosyal devlet ilkesi gereği olarak uygulamada, taşınmaz malikine, dava yoluyla mülkiyetin bedele çevrilmesi ya da idarenin hakkın özünü zedeleyen el koyma eylemine son verilmesi yolu açılmıştır. 5. İdare, kamu yararı nedeniyle, kamusal amaçların gerçekleştirilmesi için bir takım işlemler yaparken, Anayasa’nın ikinci kısmında yer alan temel hak ve hürriyetlerle uyumlu, özellikle 35. maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkına saygılı olmalıdır. 6. Buradan hareketle, imar planlarında uzunca bir süre yol, park, okul vs. olarak tahsis edilmiş bulunan taşınmazı kamulaştırmayarak veya takas yoluyla taşınmaz malikine başka bir yerden taşınmaz vermeyerek pasif kalmak suretiyle tasarrufunu engelleyen idarenin, Anayasa’da yer alan temel hak ve hürriyetlerle, bireyin mülkiyet hakkına saygılı olduğundan söz edilemez; çünkü imar planlarında yol, park, okul vs. olarak tahsis edilmiş bulunan taşınmaza herhangi bir müdahale yapılmamış olsa da üzerinde maliklerin, ileriye yönelik inşaat yapma gibi kişisel tasarruflarda bulunma, rayiç değeri üzerinden satma, kiralama, yararlı değişiklikler yapma gibi, mülkiyet hakkının sahibine verdiği yetkileri kullanma hakkı kısıtlanmıştır. Başka bir anlatımla uzun süre programa alınmayan imar planının fiilen hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idare, maliklerin taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını belirsiz bir süre için kullanılamaz hâle getirmekte, dolayısıyla maliklerin taşınmazdan mülkiyet hakkının özüne uygun şekilde yararlanma olanağı kalmamaktadır. 7. Bir kişinin taşınmazına eylemli olarak el atılıp tamamen veya kısmen kullanılmasına engel olunması ile imar uygulaması veya ilgili kanunların uygulanması sonucu o kişinin mülkiyetinde olan taşınmaza hukuken kullanmaya engel sınırlamalar getirilmesi arasında sonucu itibari ile bir fark bulunmamakta, her ikisi de kişinin mülkiyet hakkının sınırlandırılması anlamında aynı sonucu doğurmaktadır. 8. Bu itibarla kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacıların, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, başka bir anlatımla idareden değer karşılığının verilmesini isteyebilecekleri açıktır.9. Hukuken el atılan taşınmazlarla ilgili olarak 07.09.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6745 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek 1. maddesinde; “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır…” hükmü yer almaktadır.10. Dava tarihinden sonra, 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Vergi Usul Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 5. maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek 4. maddenin 3. fıkrası; “Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir” şeklinde düzenlenmiştir.11. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, dava konusu 483 10... parsel sayılı taşınmaz 20 07... onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında ve buna bağlı olarak hazırlanan ... numaralı parselasyon planı kapsamında "İlköğretim Alanı" olarak ayrılmıştır. Mahallinde yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarına göre, dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir yapı ve tesisin bulunmadığı, bu hâliyle taşınmaza davalı idare tarafından fiilen el atılmadığı anlaşılmıştır.12. Bu nedenle taşınmazın uzun yıllar kamu hizmetine tahsis edildiği, ancak amacın fiilen hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gidilmediği, dolayısıyla fiilen el atılmamış olsa dahi malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkının belirsiz bir süre için kullanılamaz hâle geldiği, mülkiyet hakkının hukuksal bir nedene dayanılmadan idarece engellendiği kuşkusuzdur. Bu hâliyle makul süre içinde imar planına uygun herhangi bir işlem tesis edilmediğinden davalı idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan bu eylemi ile kamulaştırmasız el atma olgusu gerçekleşmiştir.13. Eldeki davada, davalı idare tarafından dava konusu taşınmaza fiilen el atılması söz konusu olmadığından 6745 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek 1. maddesinde düzenlenen hukuki el atma nedeniyle taşınmazın bedeline hükmedilmiştir.14. Bu itibarla, 7421 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek 4. maddenin 3. fıkrasında yer alan düzenleme gereğince eldeki davada maktu karar ve ilâm harcına hükmedildiğine göre davacı lehine hükmedilmesi gereken vekâlet ücretinin de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu olarak belirlenmesi gerekir.15. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararının dokuzuncu bendine uyulması gerekirken, Özel Daire bozma kararının dokuz numaralı bendi yönünden önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 16. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.B- Uyulan kısımlar yönünden yapılan incelemede17. Temyize konu bozma kararında yer alan ve “…6. Arsa niteliğindeki Ankara ili, Etimesgut ilçesi, ... Mahallesi 483 10... parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiş ise de bilirkişi kurulunca somut emsal alınan taşınmazların satışına ilişkin akit tablosu Tapu Müdürlüğünden istenilip, dava konusu taşınmaz ile somut emsal taşınmazların 2022 yılında Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değerleri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Müdürlüğünden getirtilip, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut emsal kabul edilen taşınmazların ise bilirkişilerce değerlendirmeye esas alınan satış tarihi itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parselleri mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parselleri mi oldukları ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup, alınacak cevaplara göre bilirkişi kurulu raporu denetlenmediği gibi, dava konusu taşınmaz ile emsallerin değer oranları tespit edilmeden ve dava konusu konusu taşınmaza yakın konumda bulunan 480 87... parsel sayılı taşınmaza ilişkin Dairemizin 2021/8937 Esas, 2022/1918 Karar sayılı kararı ile bozulan karar ile Dairemiz denetiminden geçtiği tespit edilemeyen 468 41... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kararlar güçlü delil kabul edilmek suretiyle değer biçildiğinden, bu rapora göre hüküm kurulması mümkün değildir; 7. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması” ve “8. Dava konusu taşınmazın tapu kaydında mevcut irtifak haklarının taşınmazın değerine olan olumsuz etkisi konusunda bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak neden olacağı değer düşüklüğünün zemin değerinden indirilerek zemin bedelinin belirlenmesi gerektiği” gereğine işaret eden bozma nedenlerine Bölge Adliye Mahkemesince uyularak bozma doğrultusunda işlem yapılmıştır. Bu durumda bozma kararına uyularak oluşturulan hüküm Özel Dairece incelenmesi gerektiğinden bu hükme yönelik inceleme yapılması için dosya Özel Daireye gönderilmelidir. VII. KARARAçıklanan sebeplerle;I- A bendinde (§1-16) belirtilen gerekçelerle direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,II- B bendinde (§17) gösterilen gerekçelerle, uyulan kısımlara yönelik temyiz incelemesi yapılması için dosyanın YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.