Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, tapusuz taşınmazın orman niteliği ve imar-ihya edilmediği gerekçesiyle zilyetlikle tescil talebinin reddini onadı.
Özet: Davacının tapusuz bir taşınmazın adına tescili talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesince başlangıçta reddedilen karar Yargıtay tarafından eksik inceleme gerekçesiyle bozulmuş; bozmaya uyularak yapılan yeniden yargılamada, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, tarım arazisi vasfı taşımadığı ve davacı tarafından herhangi bir imar veya ihya yapılmadığı tespit edilerek davanın tekrar reddine karar verilmiş; temyiz incelemesinde ise bu kararın delillerin doğru değerlendirildiği ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle onandığı belirtilmektedir.
8. Hukuk Dairesi         2022/8560 E.  ,  2025/286 K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2019/344 E., 2022/419 K.
    KARAR : Davanın reddine
    Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    K A R A R
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği ... ilçesi ... Mahallesinde yaklaşık 12112,17 m2 yüzölçümündeki tapusuz taşınmazın, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi hükmüne göre adına tescilini talep ve dava etmiştir.
    Dava konusu taşınmaz 1992 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) göre yapılan kadastro çalışmalarında tescil harici alan olarak bırakılmıştır. 1992 yılında 3402 sayılı Kanun'a göre yapılan kadastro çalışmaları sırasında dava konusu alan tescil harici bırakılan yer ile 111 ada 18 nolu taşınmaza tekabül etmektedir. Tescil harici alan 16.09.2014 tarihinde idari yoldan, 111 ada 23 nolu parsel olarak Hazine adına ham toprak olarak tescil edilmiştir. olmuştur. 2018 yılında ise 3402 sayılı Kanun 22/a maddesi çalışmaları yapılmıştır. 111 ada 18..... da sınırları düzeltilmiştir.
    Mahkemece; dava konusu yerin orman sayılan yerlerden olduğu, 3402 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi uyarınca ormanların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisabının mümkün olmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 04.07.2019 tarihli ve 2016/13358 Esas, 2016/11616 Karar sayılı ilamıyla "davaya konu taşınmazların bulunduğu yöreye ait en eski tarihli memleket haritaları ve dayanağı hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan elde edilmiş memleket haritaları ile topoğrafik fotogrametri yöntemiyle düzenlenmiş kadastro paftası örneği getirtilerek uygulanıp davaya konu taşınmazların niteliği ile konumu ve o tarihlerde tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı saptanmamış, taşınmaz bölümlerinin eğimi net olarak belirlenmemiş, ziraat bilirkişisi raporunda 3402 sayılı Kanun'un 17 inci maddesi uyarınca da imar ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği hususu tespit edilmemiştir. Eksik incelemeye dayalı hüküm kurulamaz. " gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; "keşif tutanağına taşınmazın taşlık olduğu ve taşınmazda birkaç tane fıstık ağacı oluduğu gözlem olarak tutanağa geçirilmiş dinlenen mahalli bilirkişiler sınırı göstermiş ve buranın davacının babasından beri kullandıklar yönünde beyanda bulunsalar da 15.08.2022 tarihli orman ve ziraat bilirkişisi raporunda da belirtildiği buranın tarım arazisi olmadığı orman sayılması gereken yerlerden olduğu taşınmaz üzerinde 9 adet fıstık ağacı olduğu ve bu ağaçların menengiçten aşılanma olduğu yönündeki raporda dikkate alındığında davacı tarafından her hangi bir ihya olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili kararı temyiz etmektedir.
    Dosyadaki hava fotoğrafları incelendiğinde 1975, 1985, 1992 ve 1999 yılındaki yıllarındaki hallerinin benzer olduğu ve sürülü olmadığı, 2013 ortofotonun renkli fotoğraf olduğu ve sürülü olmadığının bildirildiği, yıllar içinde arazinin aynı gözüktüğü, değişiklik görülmediği, mahalli bilirkişiler arasında taşınmazın babası tarafından şahsa verildiği ve babasından satın aldığı yönünde çelişkili beyanlar olduğu, 2022 yılındaki keşif resimlerinde arazinin taşlık ve kayalık, makilik vasfında görüldüğü, ziraat bilirkişi raporunda imar ve ihya edilmeyen yer olarak bildirildiği, ormancının ise eğim ve erozyon nedeniyle orman sayılan yerlerden olduğunun bildirdiği anlaşılmıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
    Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
    80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
    1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
    20.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.