Mülhak vakfa ait taşınmaz satış bedelinin güncel karşılığının tahsili talepli davada, davalı idarenin yönetimindeki taşınmazın akıbetini ispat yükümlülüğü ve bozmaya uyma kararı.
Özet: Mülhak vakıf tarafından davalı kurum aleyhine, vakfa ait taşınmazların vakfın elinden çıkması ve satış bedellerinin akıbetinin belirsizliği nedeniyle açılan tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin davayı reddetmesi ve istinafın bu kararı onaması üzerine temyiz incelemesi yapan yüksek mahkeme, davalı kurumun emaneten yönettiği dönemde sattığı tek bir taşınmazın satış bedelinin nereye sarf edildiğini ispat edememesi nedeniyle, bu taşınmaz yönünden davanın kabul edilerek güncel değerinin tespit edilmesi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuş ve dosya yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2025/34 E., 2025/213 K.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar, davalı ... vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin ise davanın niteliği gereği reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı mülhak vakıf vekili dava dilekçesinde, başlangıçta vakfedilen bir çok taşınmaz bulunmasına rağmen, mütevelli tayin edilen ....'na ... tarafından yalnızca iki adet taşınmaz teslim edildiğini, taşınmazların ne suretle vakfın elinden çıkmış olduğu konusunda davalı ...'ne ve Kastamonu ... Bölge Müdürlüğü'ne yaptıkları başvuruların yanıtsız kaldığını ileri sürerek, dava dilekçesinde tapu bilgileri verilen 23 adet taşınmaz tespit edilmek suretiyle, bunlara ait satış ve taviz bedellerine ilişkin şimdilik 3.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, daha sonra davayı 1.949.498,68 TL üzerinden ıslah etmiştir. II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın mülhak bir vakıf olup mütevelli eliyle yönetildiğini, taşınmazların sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu, husumete itiraz ettiklerini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 28.11.2017 tarihli ve 2013/130 Esas, 2017/328 Karar sayılı kararıyla, davacı vakfın tevliyet tedavül kaydına göre vakfın mütevellileri ve emaneten veya niyabeten davalı idare tarafından yönetildiği, yapılan tespit ve hesaplamalara göre davalı idarenin vakfa ait gayrimenkulleri mütevellinin görüşünü almadan bütçesine irat kaydetmediği, vakfın uhdesinden çıkarılan taşınmazların belirtilen mütevellinin iradesi ile devir edildiği ve söz konusu taşınmazların satış bedellerinin vakfın idaresine aktarıldığı anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 28.11.2017 tarihli kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 03.10.2019 tarihli ve 2018/216 Esas, 2019/1124 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Birinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 03.10.2019 tarihli kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 24.05.2021 tarihli ve 2019/6634 Esas, 2021/4248 Karar sayılı ilamı ile "... Dosya içerisindeki tapu kayıtlarına göre, vakfın görüşü alınmadan davalı idare tarafından satıldığı iddia edilen 23 parça taşınmazdan, yalnız dava dilekçesinde 2. sırada bulunan, cilt:181, sayfa:89, no:4 sayılı taşınmazın(gittisi cilt:387, sayfa:23, no:23) ... Umum Müdürlüğünü temsilen Kastamonu ... Memuru ... tarafından, Kastamonu Belediyesine 14.07.1960 tarihinde 24.505 liraya, vakfın emaneten davalı kurum tarafından yönetildiği dönemde satıldığı, diğer taşınmazların ise mütevelli yönetimindeyken satıldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu taşınmaz gelirinin nereye sarf edildiğine ilişkin yazılan müzekkereye davalı kurum tarafından verilen 04.03.2016 tarihli cevapta, satış bedelinin ... bütçesine mi, yoksa vakfın hesabına mı yatırıldığı konusunda yapılan incelemede kurum kayıtlarında bilgi ve belgeye rastlanılmadığı bildirilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilip davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafından vakfa ait mallar üzerinde bir tasarrufun bulunmadığı, davacı tarafça ileri sürülen Vakıf mallarının satışına yönelik elde edilen gelirin ödenmediğine ilişkin iddianın varlığının ispat edilemediği görüldüğünden, açılan davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ise de, somut olayda davalı kurum yönetimindeyken satılan taşınmaz gelirinin nereye sarf edildiğine ilişkin ispat yükü davalı tarafta olup iddiasını ispat edememiştir. Mahkemece, dava konusu cilt:181, sayfa:89, no:4 sayılı taşınmazın (gittisi cilt:387, sayfa:23, no:23) satış bedelinin dava dilekçesinde talep edildiği üzere, bedelinin tahsil edildiği tarihteki altın, döviz kuru ve enflasyon değerlerinin ortalamasına göre güncel karşılığı tespit edilerek, davanın bu taşınmaz yönünden kabul edilmesi gerekirken, eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş,..." gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.2. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Kararİlk Derece Mahkemesinin 20.06.2023 tarihli ve 2021/310 Esas, 2023/494 Karar sayılı kararı ile, ... ... Mahallesinde bulunan cilt 181, sayfa 89, sıra no 4’de ... adına kayıtlı...isimli taşınmazın ...Mahallesi ... Caddesinde bulunan 5 42... nolu parsel olduğu, işbu taşınmazın ... Genel Müdürlüğünü temsilen... ... Memuru ... tarafından... Belediyesine 14.07.1960 tarihinde 24.505 liraya, vakfın emaneten davalı kurum tarafından yönetildiği dönemde satıldığı, davalı kurumun 04.03.2016 tarihli yazısı ile taşınmazın satış bedelinden elde edilen gelirin nereye sarf edildiği, satış bedelinin ... bütçesine mi, yoksa vakfın hesabına mı yatırıldığı konusunda, satış bedelinin kaydına ilişkin bir belge bulunamadığnın bildirildiği, 14.07.1960 tarihinde satılan taşınmazdan alınan “24.505.TL” ile, 1960 yılında 1,522.04 gram altın alınabildiği, 5.180,76 ABD doları alınabildiği ve Enflasyon (...) verilerine göre, 276.776,72 TL'ye ulaştığı bilirkişi raporu ile tespit edildiği, bu verilere göre, “24.505 TL.” ile 1960 yılında daha çok gram altın alındığından ve değeri ABD Dolarından daha yüksek olduğundan, altın değeri üzerinden hesaplanmış ve üzerine enflasyon (....) verileri eklenerek, taşınmazın değil, 24.505.TL'nin bugünkü ortalama değerinin “1.949.498.68TL.” olduğu gerekçesi ile işbu miktar üzerinden davanın kabulüne ve "1.949.498,68 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.B. İkinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2023 tarihli kararının davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 03.10.2024 tarihli ve 2023/4854 Esas, 2024/5622 Karar sayılı ilamı ile; bozma ilamına uyulmasına rağmen gereğinin tam olarak yerine getirilmediği, taşınmaz satış bedelinin dava tarihi olan 12.03.2013 tarihi esas alınarak hesaplanması gerekirken hatalı olarak bilirkişi rapor tanzim tarihi olan 25.02.2023 tarihine göre hesaplama yapılması, bir önceki bozma ilamında açıkça; "bedelinin tahsil edildiği tarihteki altın, döviz kuru ve enflasyon değerlerinin ortalamasına göre güncel karşılığı tespit edilerek," şeklinde hesaplama yöntemine işaret edilmesine rağmen, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bozma ilamına aykırı olarak 1960 yılında tahsil edilen 24.505 TL satış bedelinin bilirkişi raporu tanzim tarihi olan 25.02.2023 tarihindeki güncel değerinin dolar üzerinden 97.191,05 TL, gram altın üzerinden 1.672.721,96 TL, Tüfe verilerine göre 276.776,72 TL'ye ulaştığı, bu verilere göre 24.505 TL ile 1960 yılında daha çok gram altın alındığından ve değeri ABD dolarından daha yüksek olduğundan gerekçelerine dayanarak altın değeri üzerinden hesaplama yapıldığı ve üzerine de tekrar enflasyon (...) verileri eklenerek 24.505 TL'nin ortalama değerinin tespit edilmesine rağmen Mahkemece iş bu hatalı değerlendirme içeren bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmeyerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.2. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Kararİlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı kurumun 04.03.2016 tarihli yazısı ile taşınmazın satış bedelinden elde edilen gelirin nereye sarf edildiği, satış bedelinin ... bütçesine mi, yoksa vakfın hesabına mı yatırıldığı konusunda, satış bedelinin kaydına ilişkin bir belge bulunamadığının bildirildiği, bu verilere göre, “24.505 TL” ile 1960 yılında daha çok gram altın alındığından ve değeri ABD Dolarından daha yüksek olduğundan, 12.03.2013 tarihli dava tarihindeki altın değeri üzerinden hesaplanmış ve üzerine enflasyon (...) verileri eklenerek, taşınmazın değil, 24.505.TL’nin bugünkü ortalama değerinin “1.450.603.45TL.” olduğu hesaplanmış olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne ve "1.450.603,45 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine" karar verilmiştir. VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu edilen taşınmazların satım bedellerine ilişkin alacağın oluştuğu tarihten itibaren dava tarihine kadar dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğini, dava dilekçesinde ileri sürülen tüm taşınmazlar yönünden davacının alacak talebi zamanaşımına uğradığını, davanın en başından zamanaşımından reddi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi asıl ve ek raporunun yetersiz ve evveliyat Yargıtay bozma ilamlarına aykırı olarak düzenlendiğini, bozma öncesi ve sonrası aynı bilirkişiden rapor alındığını, bozma sonrası farklı bilirkişiden rapor alınması talep edilmiş ise de bu taleplerinin reddedildiğini, bozma sonrası alınan raporda miktar farklı olmasına rağmen ifadelerin bire bir aynı olduğunu, bozma ilamında Yargıtay bozma ilamında; güncel değer hesaplaması yapılırken tüm verilerin dava tarihindeki ortalaması alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, hesaplanan bedel üzerine ...farkı eklemenin bozma nedeni olduğunun açık bir şekilde belirtildiğini, buna karşılık bilirkişi tarafından "ABD dolarından daha yüksek olduğu" gibi hukuki olmayan bir gerekçe ile bozma ilamına aykırı bir şekilde tüm verilerin ortalamasını almak yerine, sadece altın değeri üzerinden hesaplama yapılmasının fahiş bir hata olup kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bu hatanın üstüne bir de bilirkişi rapor tarihindeki güncel değere uyarlanan tutara ...verilerinin eklenmesi ve bu şekilde hesaplama yapılmasının ikinci fahiş hata olduğunu, ıslah edilen miktara ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, bundan başka davacı tarafça davanın ıslah edildiği rakam ile hükmolunan rakam arasındaki fark (1.949.498,68-1.450.603,45 = 498.895,23) dikkate alındığında, ortaya çıkan fark bedel üzerinden davanın reddine ve reddedilen kısım üzerinden müvekkili lehine masraf ve vekalet ücretine dair hüküm kurulmamış olmasının da ayrıca bir bozma nedeni olduğunu, açıklanan ve resen gözetilecek hususlar uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, vakfa ait taşınmazların satışından elde edilen gelire ilişkin alacak istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesince Dairemizin 03.10.2024 tarihli ve 2023/4854 Esas, 2024/5622 Karar sayılı bozma ilamına uyulmuş ise de gereği tam olarak yerine getirilmemiştir.Yargıtayın bozma kararlarına karşı direnme hakkı kanunlarımıza göre Mahkemeye verilmiş olup, Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra gereklerinin yerine getirilmesi ve bozma ilamında yazılı hususları karşılayacak şekilde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurulması zorunludur.Dairemizin 03.10.2024 tarihli ve 2023/4854 Esas, 2024/5622 Karar sayılı bozma ilamında açıkça bir önceki bozma ilamında açıkça; "bedelinin tahsil edildiği tarihteki altın, döviz kuru ve enflasyon değerlerinin ortalamasına göre güncel karşılığı tespit edilerek," şeklinde hesaplama yöntemine işaret edilmesine rağmen, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bozma ilamına aykırı olarak 1960 yılında tahsil edilen 24.505 TL satış bedelinin bilirkişi raporu tanzim tarihi olan 25.02.2023 tarihindeki güncel değerinin dolar üzerinden 97.191,05 TL, gram altın üzerinden 1.672.721,96 TL, ...verilerine göre 276.776,72 TL'ye ulaştığı, bu verilere göre 24.505 TL ile 1960 yılında daha çok gram altın alındığından ve değeri ABD dolarından daha yüksek olduğundan gerekçelerine dayanarak altın değeri üzerinden hesaplama yapıldığı ve üzerine de tekrar enflasyon (...) verileri eklenerek 24.505 TL'nin ortalama değerinin tespit edilmesine rağmen Mahkemece iş bu hatalı değerlendirme içeren bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı tespit edilmiştir. Buna göre Mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemizin 03.10.2024 tarihli ve 2023/4854 Esas, 2024/5622 Karar sayılı bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken bozma ilamı aksine bozma ilamı öncesindeki yöntem kullanılarak hesaplama yapan bilirkişi raporunun hükme esas alınarak yazılı olduğu üzere karar verilmesi,2. Kabule göre de; Islah edilen dava değerinin 1.949.498,68 TL olmasına rağmen davanın 1.450.603,45 TL üzerinden kısmen kabulü ile fark bedel üzerinden davanın reddine ve reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin de kabul ve red oranına göre taksim edilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi ve yargılama giderlerinin tamamının davalıya yükletilmesi,Doğru görülmeyerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.Mahkemece yapılacak iş, daha önce dosyaya rapor sunmamış alanında uzman hesap bilirkişisinden her iki bozma ilamında da belirtildiği üzere 14.07.1960 tarihinde 24.505 liraya satılan ...Caddesinde bulunan 5 42... parsel sayılı taşınmaz satış bedelinin tahsil edildiği tarihteki altın, döviz kuru ve enflasyon değerlerinin ortalamasına göre 12.03.2013 olan dava tarihindeki güncel karşılığını tespit eden rapor alınıp Mahkeme hakimince de bilirkişi raporu dosya kapsamı ve bozma ilamlarına uygunluğu yönünden denetlenip tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmelidir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,5737 sayılı ... Kanunu'nun 77/2. maddesi (7531 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile değişik) uyarınca ...'nden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.