Uyuşturucu madde ticareti suçundan, Yargıtayın eksik araştırma bozması sonrası delil yetersizliğiyle verilen beraat hükmünün temyizen onanması kararı.
Özet: Yüksek mahkeme, uyuşturucu madde ticareti suçundan yargılanan sanık hakkında savcılık tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması; sanıkla ilgili istihbari bilginin olmaması, cep telefonu kullanmadığına dair beyanlar ve HTS kayıtlarından diğer sanıklarla iletişiminin tespit edilememesi, baz istasyonu eşleşmelerinin olmaması ile birlikte diğer sanıkların olay örgüsüne yönelik çelişkili ve soyut beyanları karşısında, önceki beraat kararının usul ve yasaya uygun olduğuna hükmederek temyiz istemini reddetmiştir.
8. Ceza Dairesi         2025/13285 E.  ,  2026/5549 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/1266 E., 2025/1698 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında Yargıtay bozma ilâmı üzerine verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Yargıtay Bozma İlâmı
Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.02.2024 tarihli ve 2024/22 Esas, 2024/47 Karar sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi tarafından verilen kararın Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi sonrasında, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 22.01.2025 tarihli ve 2024/24411 Esas, 2025/673 Karar sayılı kararı ile ''535 *** 40 63 numaralı hattı kullanan şahsın araştırılarak tespit edilmesi, yaptığı görüşmelerin ne amaçla yapıldığının sorulması hususunda duruşmaya usulüne uygun olarak çağrılıp, olay hakkında yöntemince bilgisine başvurulması; sanık ...'in savcılık ifadesinde, 0 534 *** 12 55 olan telefon numarasını eniştesinin olduğunu beyan ederek verdiği anlaşıldığından, bu şahsın araştırılarak tespit edilmesi, hattı asıl kullanan olup olmadığı, suç tarihi ve öncesinde nerede bulunduğu hususunda duruşmaya usulüne uygun olarak çağrılıp, olay hakkında yöntemince bilgisine başvurulması; uyuşturucu maddenin ele geçirildiği poşette parmak izi tespit edilen ...'in duruşmaya usulüne uygun olarak çağrılıp, olay hakkında yöntemince bilgisine başvurulması; sanık ... ile ... arasında baz istasyonu eşleşmesi nedeni ile yeniden savunmaları alınarak, olay tarihinden önce Diyarbakır'da bulunma sebeplerinin açıklattırılması, (a) bendindeki bozma nedeninde açıklanan 0 535 *** 40 63 nolu telefonu kullanan şahsın ve yapılan görüşmelerin sorulması ve sonucuna göre sanık ...'in hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması'' nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
B. Yargıtay Bozma İlâmından Sonraki Yargılama Süreci
Bozma üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16.Ceza Dairesinin, 26.09.2025 tarihli ve 2025/1266 Esas, 2025/1698 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
Sanık ...'in üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma veya sağlama suçunu işlediği sabit olduğu halde ortadan kaldırma ve beraat kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İstihbari bilginin haklarında verilen mahkumiyet hükmü kesinleşen dosyanın diğer sanıkları ... hakkında olduğu, sanık hakkında herhangi bir istihbari bilginin bulunmadığı, sanık ...'in cep telefonu kullanmadığını beyan ederek ifadesi alınırken iletişime geçilmesi için eniştesine ait olduğunu söyleyerek telefon numarası verdiği, sanık ...alınan tanık ifadesinde verilen numaranın kendisine ait olduğuna beyan ettiği, diğer sanıkların, sanık ...'in cep telefonu kullanmadığını doğruladıkları ve HTS kayıtlarından sanık ...'in diğer sanıklar ile iletişiminin tespit edilemediği, tanık...'un kendisine ait olduğunu söylediği ve sanığın iletişim numarası olarak verdiği hat ile diğer sanıklara ait hatların aynı baz istasyonundan aynı zaman dilimi içinde sinyal almadığı, diğer sanıkların aynı bazdan sinyal aldıkları belirtilen yerde sanık ... ile bulunmadıklarını beyan etmeleri karşısında, diğer sanıkların olay örgüsüne yönelik birbirleri ile uyumsuz ve çelişkili soyut beyanları dışında sanığın mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı anlaşıldığından, tebliğnamedeki sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasına yönelik bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Dava dosyası kapsamına göre, haklarında verilen mahkumiyet hükümleri kesinleşen sanıklar ...'ın içinde oldukları araçta uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği, sanıkların beyanlarında uyuşturucu maddeyi sanık ...'in isteği üzerine taşıdıklarını beyan ettikleri, sanık ...'in bu şekilde uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği iddiasına ilişkin olarak;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin veinandırıcı delil bulunmadığından şüphe sanık lehine değerlendirilerek atılı suçtan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Mahkemesinin, 26.09.2025 tarihli ve 2025/1266 Esas, 2025/1698 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2026 tarihinde karar verildi.
(K.D)
KARŞI DÜŞÜNCE
Olay tarihinde aynı dosyada sanık olup haklarındaki hükümler kesinleşen sanıklar ...ve ...’un birlikte gerçekleştirdikleri uyuşturucu madde nakletme suçunu işledikleri, uyuşturucu maddeyi taşıdıkları minübüsün Adana’da durdurulduğu ve yapılan aramada iki çuval halinde yaklaşık 35 kilogram ağırlığındaki esrar maddesinin ele geçirildiği ve bu maddeleri taşımaları karşılığında kendilerine belli bir miktar paranın verileceği ve bu işi yaptıran kişinin sanık ... olduğunu söylemeleri şeklinde gerçekleşen olayda; her ne kadar sanık ... hakkında delil yetersizliği nedeniyle beraatine karar verilmiş ise de, bu kararın onanması şeklindeki görüşüne mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Uyuşturucu madde naklederken yakalanan üç sanığın, birbirlerinden bağımsız olarak uyuşturucu maddeyi temin ettikleri kişiye dair yaptıkları açıklamaların ve olay örgüsünün birebir örtüştüğü görülmektedir. Baştan beri birbiriyle uyumlu bir şekilde aynı kişiyi işaret etmeleri, bu beyanların kurgusal olma ihtimalini ortadan kaldırmaktadır.
Sanık ... ile uyuşturucuyu nakleden diğer sanıklar arasında HTS kaydı veya fiziksel temasın teknik araçlarla tespit edilememiş olması, suçun işlenmediği anlamına gelmez. Uyuşturucu ticareti gibi gizliliğin esas olduğu suç tiplerinde; tek kullanımlık hatlar, internet tabanlı şifreli haberleşme ağları veya aracı şahısların kullanılması yaygın bir yöntemdir. Teknik takibin yapılamamış olması, sanıkların somut, ayrıntılı ve birbirini doğrulayan beyanlarının delil gücünü zayıflatmaz. Aksine, üç farklı kişinin aynı isimden suça konu maddeleri aldıklarını söylemeleri maddi gerçeğin kendisidir.
Sanıkların, kendilerini cezadan kurtarmaya yönelik genel savunmaların ötesine geçerek, uyuşturucu kaynağını hiyerarşik bir silsile içerisinde deşifre etmeleri; beyanlarının samimiyetini ve olayın gerçekliğini göstermektedir. Bu kadar yüksek derecede uyumlu bir "tarif ve isim birliği", ancak ortak bir tecrübenin (suç ortaklığının) ürünü olabilir. Bir insanın sebepsiz yere, hiçbir irtibatı olmayan birine karşı bu denli tutarlı bir iftira kumpası kurması hayatın olağan akışına aykırıdır.
Ceza muhakemesinde delil serbestisi ilkesi geçerlidir. Beyan delili de bir delildir. Üç ayrı sanığın, uyuşturucunun kaynağı olarak aynı kişiyi göstermesi, vicdani kanının oluşması için yeterli bir "kesinlik"
arz etmektedir. Şüphenin varlığından söz etmek, bu denli güçlü bir beyan birliğini görmezden gelmek olacaktır.
Uyuşturucu ticareti gibi organize suç tiplerinde, bir sanığın uyuşturucuyu temin ettiği kişiyi ("üst sanığı" veya "kaynağı") deşifre etmesi, suç dünyasının infaz ve intikam pratikleri göz önüne alındığında kendisi ve yakınları için ciddi bir ... risk oluşturmaktadır. Sanıkların bu denli yüksek bir güvenlik riskini göze alarak sanık ...’i işaret etmeleri, beyanlarının sıradan bir iftira değil, suç soruşturmasına samimi bir katkı olduğunu kanıtlamaktadır. Hiçbir sanık, durup dururken ve aralarında kişisel bir husumet bulunmayan masum bir kişiyi, kendi güvenliğini tehlikeye atma pahasına suç ortağı olarak göstermez.
TCK. m. 192/3’te düzenlenen etkin pişmanlık hükmü, suç organizasyonlarını çökertmek ve uyuşturucu kaynaklarına ulaşmak için getirilmiş bir "teşvik" mekanizmasıdır. Aynı araçta yakalanan sanıkların, kaynağı deşifre eden beyanlarının "yetersiz delil" gerekçesiyle reddedilmesi, bu yasal mekanizmayı işlemez hale getirir. Eğer üç sanık birden, ... risk alarak uyuşturucuyu aldıkları aynı kişiyi işaret ediyorsa, bu beyanlar devletin suçla mücadelesinde en kıymetli "doğrudan delil" olarak kabul edilmelidir. Nitekim bu saiklerle uyuşturucu suçlarıyla mücadelenin daha etkili kılınabilmesi amacıyla etkin pişmanlık hükümleri getirilmiştir. Bu kişilerin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandırılmasının önünün açılması ve yargı pratiğinde kolaylaştırılması, suç ortaklarının deşifre edilmesinin zorluğunu kırmak adına hukuki bir zorunluluktur.
Yakalanan sanıkların, uyuşturucu maddeyi aldıkları şahsı tereddütsüz bir şekilde aynı kişi olarak teşhis ve tarif etmeleri karşısında; sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemesi ve cezalandırılması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun beraat yönündeki düşüncelerine katılmıyorum. 29.04.2026
...
(Karşı Düşünce)