Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin trafik kazası sonucu ağır yaralanma ve maluliyet kaynaklı maddi ve manevi tazminat talepli davanın istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf kararı, 08/03/2017 tarihli trafik kazası sonucu ağır yaralanıp malul kalan davacının, geçici ve sürekli iş göremezlik, tedavi giderleri, ekonomik geleceğin sarsılması zararları ile manevi tazminat talepleriyle açtığı maddi ve manevi tazminat davasına ilişkin olup, davalılar araç sahibi şirket, sürücü ve sigorta şirketlerinin yetkisizlik, zamanaşımı, kusursuzluk, sorumluluk limitleri ve tazminat koşullarının oluşmadığı yönündeki savunmaları incelenmektedir.

T.C.

ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13.HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANTALYA 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVA: Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ: 15/09/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 16/09/2026
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili ve davalılar .... Sanayi Petrol Ve Tarım Ürünleri Enerji Nakliyat Ticaret AŞ ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08/03/2017 tarihinde davalı ... Sigorta AŞ nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesiyle sigortalı, davalı .... Sigorta Şirketi nezdinde genişletilmiş birleşik kasko poliçesiyle sigortalı olan, davalı .... Sanayi Petrol Ve Tarım Ürünleri Enerji Nakliyat Ticaret AŞ'ye ait ve davalı ... idaresindeki ... plaka sayılı araç ile davacı idaresindeki ... plaka sayılı araç arasında meydana gelen trafik kazası sonucunda davacının ağır şekilde yaralandığı ve malul kaldığı, tedavi için masraf yaptığını ve bedensel zararı ve daimi maluliyetinin davacıyı manen üzdüğünü beyanla ve fazlaya dair hakkı saklı tutulması kaydıyla 15.000,00 TL geçici iş göremezlik zararı, 200.000,00 TL daimi iş göremezlik zararı, 4.000,00 TL SGK kapsamında olmayan tedavi giderleri ve 1.000,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı zarar olmak üzere 220.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihlerinden işleyecek yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan, 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ....Sanayi Petrol Ve Tarım Ürünleri Enerji Nakliyat Ticaret AŞ ve ...den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 02/03/2022 tarihli ıslah dilekçesinde sürekli iş göremezlik zararı tutarını 630.091,35 TL'ye tedavi gideri zararını ise 5.659,00 TL'ye yükseltmiş, geçici iş göremezlik zararını ise 13.756,89 TL olarak açıklamıştır.
Davacı vekili 03/04/2026 tarihli ıslah dilekçesinde geçici iş göremezlik zararını 24.615,05 TL'ye, sürekli iş göremezlik zararını 6.891.614,86 TL'ye yükseltmiş ve SGK kapsamında olmayan tedavi giderini 5.659,00 TL olarak açıklamıştır.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalı ... Sanayi Petrol Ve Tarım Ürünleri Enerji Nakliyat Ticaret AŞ vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin faaliyet merkezinin ... ilçesinde olduğu ve genel yetki kuralına göre davanın yetkisiz mahkemede açıldığı, tedavi giderlerinin sorumluluğu Sosyal Güvenlik Kurumuna geçtiği, davalı sürücünün müvekkili şirkette şoför olarak çalıştığı, araç kullanımı için tüm yeterliliğe sahip olduğu, gerekli tüm eğitimlerinin aldırıldığı, araç maliki olarak müvekkilinin üzerine düşen tüm sorumluluklarını yerine getirdiği, davalı sürücünün kazaya sebebiyet verecek kural ihlalinin bulunmadığı, tazminat koşullarının oluşmadığı, fahiş miktarda manevi tazminat istendiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; talebin zamanaşımına uğradığı, davalı sürücü idaresindeki aracın müvekkili şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunduğu, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında, sigorta genel şartları kapsamında ve azami poliçe limitiyle sınırlı olduğu, kusurun ve zararının usulünce ispatı gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; yetki ve zamanaşımı itirazında bulunduktan sonra olaya ilişkin Kumluca 1. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında görülen kamu davasının sonucunun bekletici mesele yapılmasını, müvekkili sürücünün kazaya etken bir kural ihlalinin bulunmadığı, tedavi masraflarının SGK'dan talep edilmesi gerektiği, dava öncesi sigorta şirketine usulünce başvuru yapılmadan huzurdaki davanın ikame edildiği, müvekkili yönünden tazminat koşullarının oluşmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Sigorta Şirketi vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; talebin zamanaşımına uğradığı, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde bileşik kasko poliçesiyle sigortalı olduğu, sıralı sorumluluk ilkesi gereği ZMMS limitini aşan bir zarar bulunması halinde zarar sorumluluklarından söz edilebileceği, kusurun ve zararının usulünce ispatı gerektiğini, fahiş miktarda manevi tazminat istendiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
DELİLLER :
Kumluca 1. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası örneği, trafik kazası tespit tutanağı, zorunlu mali sorumluluk sigortası ve ihtiyari mali mesuliyet sigortası poliçeleri örneği, kusur, maluliyet ve tazminat bilirkişi raporları, tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen 17/05/2022 gün, ... esas ve ... sayılı kararda özetle; kaza tutanağı ve kamu davası sırasında keşfe binaen alınan kusur raporuna göre davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğu, davacının ise kazaya etken bir kural ihlalinin bulunmadığı, ATK İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunda alternatifli değerlendirme yapıldığı, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmelik hükümleri dikkate alınarak trafik kazasına bağlı arazı nedeniyle davacının %28 oranında sürekli iş göremezliği bulunduğu, iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, aynı kurulun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacının %13 oranında sürekli iş göremez hale geldiği ve 6 ay süreyle geçici iş göremez hale geldiğinin mütalaa edildiği, tazminat bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi kullanılarak davacının %28 daimi iş göremezlik oranına, 6 geçici iş göremezlik süresine, asgari ücret düzeyindeki gelirine, 3 aylık bakım ihtiyaç mühletine, davalı yanın tam kusur durumuna göre 8.424,39 TL geçici iş gücü kaybı, 630.091,35 TL sürekli iş göremezlik zararı, 5.332,50 TL bakıcı gideri ve 5.659,00 TL SGK kapsamında olmayan tedavi ve yol gideri hesaplandığı, raporların usule uygun olduğu benimsenerek ve ıslah dilekçesi gözetilerek maddi tazminatın kısmen haklı olduğu, manevi tazminat talebi bakımından olayın meydana geliş şekli, kusur durumları, davanın bedensel zararının boyutu ve diğer etmenlere göre manevi tazminat isteminin haklı ve makul olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 630.091,35 TL sürekli iş göremezlik zararı, 8.424,39 TL geçici iş göremezlik zararı, 5.332,52 TL bakıcı gideri, 5.659,00 TL SGK kapsamında olmayan tedavi gideri ve yol masrafının davalı ... Sigorta A.Ş'den (taleple bağlı kalınarak) 21/03/2019 tarihinden, diğer davalılar ... Mermer A.Ş ve ...den 09/03/2017 olay tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ... Sigorta AŞ'nin daimi iş göremezlik zararı ile tedavi ve bakıcı giderlerine ilişkin sorumluluğunun 330.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, geçici iş göremezlik zararı bakımından ise sağlık teminat klozu sürekli iş gücü kaybından kaynaklı zarar için hükmedilen tazminat ile tükenmiş olduğundan geçici iş göremezlikten sigorta şirketinin sorumlu tutulmamasına, fazlaya dair maddi tazminat istemlerinin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 150.000,00 TL manevi tazminatın davalılar...A.Ş ile ...den kaza tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi ...Sigorta A.Ş'den dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte (sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı kalmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 09/10/2024 gün, ... esas ve ... sayılı kararında davacının kazanç durumunun yeterince araştırılmadan asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğu, bakıcı ihtiyacına ilişkin uzman raporu alınmadan hüküm kurulduğu, davalı sigorta şirketi tarafından davacıya poliçe limiti dahilinde yapılan tediye sonrası davanın konusuz kalıp kalmadığı ve bu tediyenin diğer davalılara sirayet edip etmeyeceği hususunun kararda tartışılmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
Kaldırma kararı sonrası ilk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen ve istinaf incelemesine konu olan kararda özetle; kaldırma kararında belirtilen şekilde Adli Tıp Kurumundan rapor edilmiş ve ATK Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu raporunda trafik kazasına bağlı arazı nedeniyle davanın geçici veya sürekli olarak başkasının bakımına muhtaç durumda olmadığının belirtildiği, tazminat bilirkişi raporunda kök rapordan farklı olarak davacının asgari ücretin 2,62 katı düzeyindeki gelirine ve bakım ihtiyacının bulunmadığına göre 24.615,05 TL geçici ve 7.420.781,16 TL sürekli iş göremezlik zararı ile 5.659,00 TL belgesiz tedavi gideri ve yol masrafı hesaplandığı, ikinci kez düzenlenen ek tazminat raporda ise sigorta şirkti tarafından yapılan ödeme tarihindeki verilere göre davacının sürekli iş göremezlik zararının tamamen karşılanmadığı belirlendikten sonra sigorta şirketi tarafından yapılan tediye tutarı güncellenerek hesaplanan zarardan mahsup edilmek suretiyle daimi iş göremezlik zararının 6.891.614,86 TL olarak saptandığı, diğer zarar kalemlerinde ise herhangi bir revize yapılmadığı, manevi tazminat yönünden ise kaldırma kararında herhangi bir eleştiri yapılmadığından önceki hükümde belirtilen gerekçe ile aynı sebepten dolayı manevi tazminat talebinin haklı ve makul olduğu, en son alınan ek rapordaki hesaplama benimsenerek maddi tazminat bakımından davanın kısmen kabulü ile 330.000,00 TL tutarındaki maddi tazminata ilişkin asıl alacak ve ferileri bakımından tüm davalılar yönünden dava konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 6.891.614,86 TL sürekli iş göremezlik zararı, 24.615,05 TL geçici iş göremezlik zararı, 5.659,00 TL SGK kapsamında olmayan tedavi gideri ve yol masrafının davalılar ... Mermer A.Ş ve ...den 09/03/2017 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, bakıcı gideri ve ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı maddi tazminat taleplerinin ise reddine, manevi tazminat talebinin kabulü ile 150.000,00 TL manevi tazminatın davalılar .... Mermer A.Ş ve ...den 09/03/2017 olay tarihinden davalı .... Sigorta Şirketinden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıda tespit olunan arazlara göre maluliyet oranının düşük belirlendiğini, davacıya daha yüksek oranda maluliyet tayini yapılması gerektiğini, geçici iş göremez kalınan dönemde davacının başkasının bakımında ihtiyaç duyduğu halde bakıcı giderine hükmedilmediğini, iş göremezlik zararının hatalı maluliyet oranına göre belirlenmesinden dolayı düşük hesaplandığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalılar ... Sanayi Petrol Ve Tarım Ürünleri Enerji Nakliyat Ticaret AŞ ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının asgari ücretin üzerinde gelir elde ettiği hususunda belgeli ve bağlayıcı veri bulunmadığını, dayanaksız kazanç durumuna göre farazi ve fahiş tutarda zarar hesabı yapıldığını, kusur ve maluliyet raporlarına yönelen itirazlarının incelenmediğini, reddedilen maddi zarar istemleri ve konusuz kalan tazminat tutarı yönünden lehlerine eksik vekalet ücreti takdir edildiğini, davalı sigorta şirketinin yaptığı ödeme ile davacının zararının tamamen karşılandığını, reddedilen tazminatlara ilişkin her bir davalı için ayrı ayrı vekalet ücreti belirlenmesi icap ettiğini, taraf beyanları, raporlar ve yargılama süreci özetlerinin karar gerekçesiyle uyumlu olmadığını ve hükmün yeterli gerekçe içermediğini, cevap dilekçesine ileri sürülen zamanaşımı, yetki ve husumet itirazlarının dikkate alınmadığını, SGK kapsamında olan tedavi giderlerine ilişkin zarar bakımından müvekkillerine tazminat yüklenemeyeceğini, kusur raporunda araç maliki olan davalı şirkete herhangi bir kusur izafe edilmediğini, adam çalıştıran sıfatıyla da zarar sorumluluğu koşullarının oluşmadığını, davalı sürücünün kazaya etken bir kural ihlali de bulunmadığı, dava öncesi sigorta şirketine yazılı başvuru yapılmadığını, hükme esas alınan kusur ve tazminat raporlarının hatalı olduğunu, kusur raporunun davacının beyan ve iddialara dayalı hazırlandığını, davacının hadisede müterafik kusur sayılabilecek davranışı konusunda değerlendirme yapılmadığını, davacının kaza sonrası tedavi sürecinde yaşadığı olumsuzlukların maluliyet oranını artırdığı ve bu durumun doktor hatasından kaynaklandığını, dolayısıyla da maluliyet ile kaza arasındaki illiyet bağının kesildiğini, davacının rahatsızlığının kalıcı olmadığını, zamanla iyileşmesinin mümkün olduğunu, aynı davada iki kez ıslah yapılamayacağını ve usuli kazanılmış haklarının yeni kurulan hükümde gözetilmediğini, dava dilekçesinde maluliyet oranının %25 olarak belirtildiğini, ATK raporunda ise davacı için %13 oranında sürekli iş göremezlik oranı tayin edildiği halde %28 daimi iş göremezlik durumuna göre hesaplama yapıldığını, hatalı yönetmelik hükmüne göre saptanan iş göremezliğe itibar edilemeyeceğini, davacının kabul ettiği maluliyetin üzerinde belirlenen duruma göre zarar belirlendiğini, sigorta şirketince yapılan ödemenin davacının tüm zararını karşıladığını, aksi durumda dahi mahsup işleminin hatalı yapıldığını, ödeme tarihinde sigorta şirketince yapılan tediyenin hesaplanan zararının karşılanma yüzdesine göre oranlanarak bakiye zarar belirlenmesi gerektiğini, davacının aylık kazancına ilişkin gelir araştırmasının varsayıma dayalı ve usule aykırı yapıldığını, gerçek kazanç miktarının gelir hesaplamasına esas alınması gerektiğini, gelir araştırmasına verilen cevaplarda davacının icra ettiği mesleğin düzenli gelir elde edilen bir faaliyet olmadığının belirtildiğini, farazi ve fahiş miktardaki kazanç durumunun tazminat tutarını da hatalı yaptığını, maddi zarar tespitinde açık hesap hatalarının bulunduğunu, manevi tazminatın da fahiş miktarda takdir edildiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
İSTİNAFA CEVAP :
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; maluliyet oranının davacıdaki araz durumuna göre düşük belirlendiğini, buna bağlı olarak da maddi zararın fahiş değil eksik hesaplandığını, davalı yanın tam kusurlu olduğuna dair raporun oluşa ve mevzuata uygun düzenlendiğini, davacının yaralanma derecesine ve davalının tam kusuruna göre takdir olunan manevi tazminatın makul olduğunu, davada iki kez ıslah yapılmayıp ilk dava değerinin artırımı ile belirsiz alacak davasının belirli hale getirildiğini, sonrasında ise ıslah yapıldığını, kaldırma kararı sonrasında talep artırım yapılabileceğini ve davalıların usuli kazanılmış hakkının ihlalinin söz konusu olmadığını beyanla istinaf talebinin reddini istemiştir.
Davalılar ... Sanayi Petrol Ve Tarım Ürünleri Enerji Nakliyat Ticaret AŞ ve ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf talebinin hukuki bir dayanağının bulunmadığını, somut istinaf itirazı da ileri sürülmediğini, istinaf talebinin gerekçe içermediğin ve usulden reddi gerektiğini beyanla istinaf talebinin reddini istemiştir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat ve aynı kanunun 56/1 maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Davacı idaresindeki araç ile davalı ... yönetimindeki vasıtanın çarpışması sonucu davacı yaralanmıştır. Davalı sürücü iadesindeki araç davalı ... AŞ nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesiyle sigortalı, davalı ...Sigorta Şirketi nezdinde genişletilmiş birleşik kasko poliçesiyle sigortalı olup, davalı ... Sanayi Petrol Ve Tarım Ürünleri Enerji Nakliyat Ticaret AŞ aittir. Davacı, çift taraflı trafik kazası sonucunda yaralandığını, malul kaldığını, cismani zararından dolayı acı ve ıstırap duyduğunu belirterek bedensel zararından kaynaklı uğradığı maddi ve manevi zarara ilişkin tazminatların karşı aracın kayıt maliki, sürücüsü ve trafik sigortacısı ile kasko sigortacısı olan davalılardan tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yürütülen yargılama sonucunda maddi tazminat isteminin 330.000,00 TL asıl alacak ve ferileri bakımından tüm davalılar yönüyle konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, bakiye iş göremezlik ve tedavi giderine ilişkin maddi tazminat isteminin davalılar ... Sanayi Petrol Ve Tarım Ürünleri Enerji Nakliyat Ticaret AŞ ve ... yönünden kısmen kabulüne, manevi tazminat talebinin ise tam kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalılar ... Sanayi Petrol Ve Tarım Ürünleri Enerji Nakliyat Ticaret AŞ ve ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Kumluca 1. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas ve ... karar sayılı dosyasında verilen karar ile; davalının davacıya karşı işlediği taksirle yaralamaya neden olma suçundan TCK 89/4 ve 62 maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, itirazın reddi ile bu karar kesinleşmiştir.
Kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 tarih ve 2008/4/564 esas, 2008/536 kararı). Ancak, ceza mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat gereği maddi olgunun belirlenmesi bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı (5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 231 inci maddesi) kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olmadığının kabulü gerekir. Ceza mahkemesince davalının eylemi nedeniyle verilen ceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinden, ceza mahkemesinin maddi olayı kabulü hukuk hakimini bağlamayacaktır.
Bu bilgiler ışığında somut dosya kapsamı değerlendirildiğinde;
1-) Somut olayda, kaza tespit tutanağına göre, davalı ...in idaresindeki aracın üç şeritli yolda karşı şeride geçerek davacı sürücünün kullandığı motosiklete çarpması sonucu davaya konu kazanın meydana geldiği anlaşılmış olup, ceza dosyasında alınan kusura ilişkin bilirkişi raporunda davalı idaresindeki aracın karşı şeride geçmesi nedeniyle asli ve tam kusurlu olduğu, kendi şeridinde ilerleyen motosiklet sürücüsünün ise kusurunun bulunmadığının belirlendiği; somut dosyada alınan kusura ilişkin bilirkişi raporunda da aynı kural ihlali tespiti yapılarak davalı sürücünün tam kusurlu olduğunun belirlendiği anlaşılmış olup, bu haliyle kaza tespit tutanağı ve ceza dosyasında alınan bilirkişi raporu ile uyumlu olan ve olayın oluş şekline de uygun düzenlendiği anlaşılan somut dosyada alınan bilirkişi raporuna itibar edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatiyle davalılar ...AŞ ve ... vekilinin kusur durumuna yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
2-) Yargıtay 4. Hukuk Dairesince maluliyete ilişkin alınacak raporların kazanın meydana geldiği tarihe göre; 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik'e uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda davacının maluliyetine ilişkin olarak ATK 2. İhtisas Kurulundan ... tarihinde alınan ve Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e göre düzenlenen raporda, davacının % 28 oranında kalıcı, 6 ay geçici maluliyeti oluştuğunun bildirildiği anlaşılmıştır. Dairemizin kaldırma kararından sonra alınan ek raporda ise, davacının geçici veya sürekli maliyeti yönünden bakıcı ihtiyacının bulunmadığı bildirilmiştir.
İlk derece mahkemesince hükme esas alınan ATK 2. İhtisas Kurulu maluliyet raporunun, dosya içerisindeki hastane evraklarıyla uyumlu olması, raporun uzmanlardan oluşan heyet tarafından düzenlenmiş olması, raporun ayrıntılı ve gerekçeli olarak ve kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre düzenlenmiş olması, raporda olay ile zarar arasında illiyet bağının varlığının açıklanmış olması, dosya arasına davacı tarafça sunulan Antalya Atatürk Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen rapor ile Akdeniz Üniversitesi Hastanesi tarafından düzenlenen raporlarda davacının engel oranı bildirilmiş ise de, bu raporların kaza tarihinde yürürlükte olan ve yukarıda gösterilen mevzuata göre düzenlenmemiş olması nedeniyle somut dosya açısından hükme esas alınabilecek nitelikte bir rapor olarak kabulünün mümkün olmaması ve dolayısıyla ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan rapor ile bu raporlar arasında bir çelişki olduğundan bahsedilemeyecek olması nedeniyle, somut dosyada geçici ve sürekli maluliyet oranı yönünden ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan raporun hükme esas alınmasında her hangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu haliyle davacı vekilinin maluliyet raporuna yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
Bunun yanında, ATK 2. İhtisas Kurulundan Dairemizin kaldırma kararından sonra alınan ek raporda, davacının geçici veya sürekli maliyeti yönünden bakıcı ihtiyacının bulunmadığı bildirilmiş olup, raporun dosya içerisindeki hastane evrakları dikkate alınarak uzmanlardan oluşan heyet tarafından düzenlenmiş olması, aynı zamanda raporun ayrıntılı ve gerekçeli olarak tanzim edilmiş olmasından dolayı bu ek rapora itibar edilerek hüküm kurulmasında da her hangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu durumda, davacı vekilinin bakıcı ihtiyacına yönelik rapora ilişkin istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
Öte yandan, davalılar vekilinin istinaf dilekçesinde, davacının kazada yaralandığı bölgelerle ilgili kaza öncesine ilişkin bir arızasının olup olmadığının araştırılması gerektiği ileri sürülmüşse de, davalıların istinaf aşamasına kadar bu yönde bir itiraz ileri sürmedikleri, bu nedenle bu itirazlarının dinlenmesinin mümkün olmadığı, keza maliyet raporunu düzenleyen Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesinin raporlarında davacının önceye ait bir arızasının bulunabileceği yönde bir şüpheye rastlanmadığının anlaşıldığı, dosya arasına getirtilen tedavi evrakları ve yapılan muayeneler sonrasında düzenlenen maliyet raporunun kaza sonrası oluşan yaralanma ile uyumlu olduğu kanaati ile, davalılar vekilinin davacının kaza öncesine ait vücut arızasının araştırılması gerektiğine yönelik istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
3-) Davacının kaza tarihinden önce futbol hakemliği yaptığı ve eğlence mekanlarında müzisyen olarak çalıştığı; dosya kapsamındaki sosyal ve ekonomik durum araştırma belgesi, tanık beyanları, davacı tarafından sunulan müzisyen olduğunu gösterir belge ve yine davacının sunduğu banka hesap ekstrelerinden anlaşılmıştır. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında tazminatın gerçek zarara göre belirlenmesi gerekmekte olup, davacının yaptığı işle orantılı olarak gelirinin belirlenmesi ve bunun sonucuna göre tazminat hesabının yapılması gerekmektedir. Davacının emsal ücretinin, aynı iş kolunda çalışan kişilerin gelirlerinin somut bir şekilde belirlenebileceği ilgili meslek odalarından ve diğer kurumlardan sorularak tespit edilmesi gerekir.
Dairemizin somut dosyaya ilişkin 09/10/2024 tarihli kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesince, davacının futbol hakemliği ve müzisyen olarak yaptığı işlerin geliri yönünden çalıştığı yerler ve ilgili meslek odalarından gerekli bilgi ve belgeler sorularak dosya arasına getirtilmiş, alınan yazı cevaplarına göre aktüer bilirkişiden ek rapor alınarak tazminat miktarı yeniden belirlendikten sonra hüküm kurulması yoluna gidilmiştir. Somut dosyada davacının gelirinin tespitine yönelik olarak yapılan araştırmalar ve sonrasında alınan aktüer bilirkişi raporunun, Dairemizin kaldırma kararı ve Yargıtayın yerleşik içtihatlarıyla uyumlu olduğu, Dairemizin kaldırma kararı sonrasında davacının gelirinin tespitine yönelik olarak yapılan araştırmalarda elde edilen veriler göz önüne alındığında somut veriye dayanmayan kolluk araştırmasındaki gelire itibar edilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca emsal gelir araştırmasının davacının iştigal ettiği iş kolu açısından belirlenen emsal ve ortalama gelir olması nedeniyle bu emsal araştırmasındaki verilerin davacıya özel veriler olmayacağının da aşikar olduğu kanaatiyle, davacının tazminat hesabına esas olan gelirine ilişkin olarak davacı vekili ile davalılar vekili tarafından yapılan soyut nitelikteki istinaf taleplerinin reddi gerektiği kanaatine varılmıştır.
4-) Davacı taraf somut olaya ilişkin kaza nedeniyle ekonomik geleceğinin sarsıldığını ileri sürerek bu yönde maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Somut dosyada kaza nedeniyle davacıda oluşan geçici ve sürekli maluliyete ilişkin olarak davacıya tazminat ödenmesine karar verildiği anlaşılmış olup, davacının bu tazminat kalemleri dışında olacak şekilde ekonomik geleceğinin sarsıldığını somut bir şekilde açıklayamadığı ve delillendiremediği anlaşılmakla, davacı tarafın ekonomik geleceğinin sarsılmasına yönelik tazminata yönelen istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir.
5-) Dosya kapsamından, dava konusu uyuşmazlıkta kesin yetki halinin bulunmadığı, haksız fiilin işlendiği kazanın Kumluca'da meydana geldiği, davalı sigorta şirketlerinin merkezinin İstanbul ili olduğu ancak Antalya ilinde bölge müdürlüklerinin olduğu, davacının birden çok mahkemenin yetkili olduğu ve kesin yetki kuralının bulunmadığı bu davada seçimlik hakkını kullanarak davayı davalının şubesinden veya acentasından daha yetkili organı olan bölge müdürlüğünün bulunduğu Antalya ilinde açmasında da usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalılar ...AŞ ve ....vekilinin mahkemenin yetkisine yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
6-) 6111 sayılı yasa gereğince SGK'nın sorumluluğu belgeli olan tedavi giderleriyle sınırlı olup, belge düzenlenmeksizin yapılması olağan olan tedavi giderlerinden ve özel hastane masraflarından SGK'nın sorumlu tutulması mümkün değildir. Bu durumda, somut dosyada bilirkişi raporuyla belirlenen belgesiz tedavi-yol masraflarından ve özel hastane giderlerinden kazada kusurlu olan davalıların sorumlu olması nedeniyle davalılar ...AŞ ve ....vekilinin tedavi giderine yönelen istinaf talebinin de reddi gerekmiştir.
7-) 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Somut dosyada, davalı ...in kullandığı aracın maliki ... Petrol Ve Tarım Ürünleri Enerji Nakliyat Ticaret AŞ olup, aracın bu şirket adına işletildiği sabittir. Bu haliyle, aracın işleteni olduğu sabit olan davalı şirketin 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği araç işleteni olarak sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu da sabit olduğuna göre, davalı şirket vekilinin diğer davalı olan sürücü ...in eğitimi konusunda gerekli işlemleri yaptıkları ve bu nedenle kazadan dolayı bir kusurlarının bulunmadığı ve dolayısıyla işleten olarak sorunlu olmadıkları yönündeki istinaf taleplerinin yersiz olduğu kanaatine varılmıştır.
8-) Trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarında karşı araç sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ile varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı zarardan müteselsilen sorumludur. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereğince dava açan kişinin bu sorumlulardan herhangi birisine karşı doğrudan dava açması mümkün olup, öncelikle zorunlu mali sorumluluk sigortacısına veya ihtiyari mali sorumluluk sigortacısına başvurması gerektiği yönünde bir düzenleme mevcut değildir. Bu nedenle davalılar vekilinin davanın öncelilkle zorunlu mali sorumluluk sigortacısına veya ihtiyari mali sorumluluk sigortacısına yöneltilmesi gerekirken kendilerine bu aşamada dava açılamayacağı yönündeki istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir.
9-) Davacı vekilinin ıslah talebi sonrasında davalılar vekili tarafından ıslah zaman aşımı itirazında bulunulduğu anlaşılmıştır.
Somut dosyada, davacı taraf Dairemizin 09/12/2024 tarihli kaldırma kararından önce 02/03/2022 tarihinde dava değerinin artırılması talebinde bulunmuş, Dairemizin kaldırma kararından sonra 03/04/2026 tarihinde yeniden dava değerinin artırılması yoluna gidilmiştir. Davacı tarafın 02/03/2022 tarihli değer artırım talebi incelendiğinde, bu talebini HMK 107/2 maddesi gereğince mahkeme hakiminin verdiği kesin süre üzerine yaptığı, ancak ilk derece mahkemesinin kararından sonra davacının mahkeme kararını istinaf ettiği anlaşılmıştır. Bu durumda, davacı tarafın 02/03/2022 tarihli değer artırım talebini mahkemenin verdiği kesin süre nedeniyle yapmak zorunda kaldığı, ancak hesaplanan maddi tazminat miktarını kabul etmediği ve bu nedenle istinaf yoluna başvurduğu, Dairemizce de davacının maddi tazminat miktarına (davacının gelirine) yönelik istinaf talebinin kabulüne verilerek mahkeme kararının ortadan kaldırıldığı anlaşıldığına göre, davacının Dairemizin kaldırma kararından sonra yeniden yapılan bilirkişi hesaplamalarına göre ortaya çıkan miktar üzerinden 03/04/2026 tarihli değer artırımı talebini yapmasına herhangi bir engel bulunmamaktadır, aksi bir durumda mahkeme kararı gereği zorunlu olarak yapılan ilk değer artırım talebi sonrasında davacının mahkeme kararını istinaf etmesini anlamsız hale getirecektir. Bu nedenle, davacı vekilinin 03/04/2026 tarihli değer arttırım talebi, HMK 107 maddesi kapsamında belirsiz alacak davasında yapılan değer artırımı talebi olarak kabul edilmelidir.
HMK 176 vd maddelerinde düzenlenen ıslahın aksine, HMK 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davalarında dava tarihinden sonra zaman aşımının işlemesinin söz konusu olmadığı, dava tarihi itibariyle de zaman aşımının dolmadığı ve dava tarihinden sonra zaman aşımı işlemediğinden davacının değer artırım tarihi itibariyle de zaman aşımını dolmadığı gözetildiğinde, davalılar vekilinin ıslah zaman aşımına yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
Öte yandan, az yukarıda açıklandığı üzere, davacı vekilinin 02/03/2022 tarihli ve 03/04/2026 tarihli değer arttırım talepleri, HMK 107 maddesi kapsamında belirsiz alacak davasında yapılan değer artırımı talebi niteliğinde olduğundan, davalılar vekilinin davacının ikinci kez ıslah dilekçesi sunduğuna yönelik istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
10-) Somut dosyada ilk derece mahkemesi tarafından 17/05/2022 tarihinde verilen ... Esas - ...Karar sayılı ilama karşı davacı vekili ile davalı .... Aş vekili, davalı .... Sigorta vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu, davalı .... Aş ve davalı ...in istinaf dilekçelerinde ilk derece mahkemesinin bu kararında müterafik kusur indirimi yapılmamasının hatalı olduğuna yönelik olarak herhangi bir istinaf talebinde bulunulmadığı, ilk derece mahkemesinin 17/05/2022 tarihli kararının yapılan istinaf incelemesi sonrası Dairemizin ... Esas - ...karar sayılı ilamı kaldırılmasına karar verildiği, ancak istinaf sebebi yapılmadığı için kaldırma kararında müterafik kusur indirimine yönelik bir inceleme yapılmadığı görülmüştür.
Bu durumda, Dairemizin kaldırma kararından önce verilen 17/05/2022 tarihli ilk derece mahkemesi kararında da tazminata hükmolunurken müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasına rağmen, davalı .... Aş vekili ve davalı ...vekili tarafından sunulan istinaf dilekçelerinde müterafik kusur indirimine yönelik olarak herhangi bir istinaf talebinde bulunulmadığından, müterafik kusur indirimi yapılmaksızın hüküm tesis edilen ilk derece mahkemesinin 17/05/2022 tarihli kararı davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşturmuştur. Bu usuli kazanılmış hak nedeniyle davalı .... AŞ ve davalı ... vekilinin kaldırma kararından sonra verilen yeni kararda müterafik kusur uygulanmaması yönünde verilen aynı nitelikteki karara itiraz imkanı bulunmamaktadır. Bu nedenle, davalılar vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği yönündeki istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
11-) Somut dosyada Dairemizin kaldırma kararından önce ilk derece mahkemesince aktüerya bilirkişisinden alınan rapora esas alınan davacının gelirine yönelik olarak davacı vekilince itirazda bulunulduğu ve Dairemizin kaldırma kararında da davacının gelirinin araştırılması yönünde ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı, Dairemizin kaldırma kararı sonrasındaki gelir araştırmasına ilişkin evrakların dosya arasına cebinden sonra alınan aktüerya bilirkişinin ek raporunda ise tazminat hesabına esas alınan davacının gelire ilişkin veriler dışındaki diğer verilerin Dairemizin kaldırma kararından önceki verilerle aynı olduğu, davacının geliri yönünden araştırma yapılmasının ise Dairemizin kaldırma sebepleri arasında yer aldığı gözetildiğinde usuli kazanılmış hakka konu edilemeyeceği anlışılmakla, davalılar vekilinin tazminat hesabında usuli kazanılmış hakka riayet edilmediğine yönelik istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir.
12-) İlk derece mahkemesinin 17/05/2022 tarihli karardan sonra 15/06/2022 tarihinde ZMMS davalı ...Sigorta AŞ tarafından davacıya poliçe limiti olan 330.000,00 TL nin ödendiği, Dairemizin kaldırma kararında da bu ödemenin tazminattan mahsubunun yapılması gerektiğine değinildiği görülmüştür. Davalı aracın ZMMS'si olan davalı ...Sigorta AŞ tarafından davacıya poliçe limiti olan 330.000,00 TL'nin ödenmesiyle birlikte sigorta şirketinin sorumluluğu kalmamış, davalı işleten ve sürücünün de poliçe limiti oranında sorumlulukları ortadan kalkmıştır. Ancak sigorta şirketinin ödemesi sonrasında davalıların ibrası poliçe limiti ile sınırlı olduğundan, işleten ve sürücü olan diğer davalıların poliçe limitinin üstünde kalan tazminat miktarından sorumluluğu devam etmektedir. Bu nedenle davalılar ... AŞ ve ....in poliçe limitinden arta kalan maddi tazminat miktarı ile sorumlulu tutulmalarında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
13-) Somut dosyada hükmolunan tazminat miktarından mahsubu gerektirecek şekilde, davalı sigorta şirketinin ödemesi dışında herhangi bir ödeme (SGK, vs kurum/kuruluş ödemesi) tespit edilmediğinden, davalılar vekilinin ödemelerin tazminattan mahsup edilmediğine yönelik istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
14-) Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin son kararları itibariyle (Yargıtay 4. HD. 23/06/2021 gün ve 2020/2895 esas, 2021/3586 karar);
"Gerçek zarar miktarı; hak sahibinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır.
Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir."
Buna göre Yargıtay tarafından da benimsendiği üzere destek ve davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi gerekir. Bakiye ömün tespitinde aktif dönem 60 yaş ile sınırlandırılmalıdır.
Ayrıca yine Yargıtay uygulamalarına göre sürekli iş görmezlik tazminatı ile destekten yoksun kalma tazminatında; bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi (progresif rant) yönteminin kullanılması suretiyle yapılması gereklidir.
Somut dosyada alınan ve hükme de esas alınan aktüer raporu ve ek raporunda, bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alındığı, bakiye ömün tespitinde aktif dönemin 60 yaş olarak belirlendiği ve pasif dönem süresinin de TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlendiği, tazminat hesabında progresif rant yönteminin kullanıldığı anlaşılmakla; Dairemizin ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına uygun olacak şekilde düzenlenen bu raporlara itibar edilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiş ve davalılar vekilinin aksi yöndeki istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir.
15-) Dava dilekçesinde davacı vekili tarafından tedavi gideri ve ulaşım gideri talebinde bulunulduğu ve bilirkişi tarafından da işin niteliğine uygun olarak hesaplama yapıldığı anlaşıldığından, davalılar vekilinin istinaf talebinin aksine mahkemece hükmolunan tedavi giderleri yönünden bir talep aşımının bulunmadığı kanaatine varılmakla, davalılar vekilinin bu hususa yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
16-) Trafik kazasına karışan aracın ihtiyari mali mesuliyet sigortası bulunması halinde, karşı araçta zarar gören kişiler tarafından ihtiyari mali mesuliyet sigortacısına karşı dava açılması mümkündür, ancak bu husus sürücü ve işletenin 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği müştereken ve müteselsilen sorumluluğunu ortadan kaldırılmaz. Bu nedenle somut dosyada ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı olan davalı ...anonim sigorta AŞ ile birlikte işleten ve sürücü olan davalılara karşı manevi tazminat davasının yönetilmesine herhangi bir engel bulunmadığından, davalıların bu hususa yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
17-) Türk Borçlar Kanunu’nun 56. ve 58. maddeleri hükmüne göre hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacının yaralanmasının niteliği ve derecesi (%28 sürekli, 6 ay geçici maluliyet), davalı tarafın tam kusurlu olması, paranın satın alma gücü, günün ekonomik koşulları ve yukarıda açıklanan ilkeler dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince davacı için takdir edilen 150.000,00 TL manevi tazminat miktarı davacının manevi zararlarını gidermeyi sağlayabilecek miktar ve nitelikte olup, fazla değildir. Bu nedenle istinaf eden davalılar vekilinin manevi tazminat miktarına yönelen istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
18-) Somut davaya konu trafik kazası nedeniyle davacının %28 sürekli, 6 ay geçici maluliyetinin bulunduğu ve kazaya davalı tarafın % 100 kusurunun etki ettiği de gözetildiğinde davacının dava tarihi itibariyle davayı açmakta haklı olduğu anlaşılmakla, sigorta şirketinin ödemesi ile kısmen konusuz kalan maddi tazminat talebi yönünden HMK 331 maddesi gereğince davacı lehine vekalet ücreti takdiri gerekeceğinden, mahkemece konusuz kalan kısım yönünden davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiş ve davalılar vekillerinin konusuz kalan kısımla ilgili vekalet ücretine yönelen istinaf taleplerinin de reddi gerekmiştir.
19-) İlk derece mahkemesi kararında, davacının ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan 1.000,00 TL ve bakıcı gideri olarak istediği 5.332,52 TL yönünden maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, yine mahkemece reddedilen maddi tazminat yönünden A.A.Ü.T uyarınca hesaplanan 6.332,52 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ...Mermer Sanayi Petrol ve Tarım Ürünleri Enerji Nakliyat Ticaret A.Ş. ve ...ye verilmesine hükmolunmuştur. O halde, reddedilen maddi tazminat talepleri yönünden davalılar lehine reddedilen dava değeri oranında vekalet ücretine hükmolunduğundan, davalılar vekilinin maddi tazminat yönünden taraflarına vekalet ücreti verilmesi gerektiğine ilişkin istinaf talebinin yersiz olduğu kanaatine varılmıştır.
20-)Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacı vekili ile davalılar ... Mermer Sanayi Petrol Ve Tarım Ürünleri Enerji Nakliyat Ticaret AŞ ve ... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekili ve davalılar ... Mermer Sanayi Petrol Ve Tarım Ürünleri Enerji Nakliyat Ticaret AŞ ve ....vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurularının SASTAN REDDİNE,
2-Davacı ve davalılar .... Mermer Sanayi Petrol Ve Tarım Ürünleri Enerji Nakliyat Ticaret AŞ ve ... tarafından ayrı ayrı peşin yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile davacının peşin yatırdığı 732,00 TL istinaf karar harcının ve davalılar .... Mermer Sanayi Petrol Ve Tarım Ürünleri Enerji Nakliyat Ticaret AŞ ve ...nin peşin ödediği (118.208,60 TL + 2.561,70 TL + 118.208,60 TL + 2.561,70 TL) 241.540,60 TListinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 241.535,75 TL istinaf karar harcının davlılar ... Mermer Sanayi Petrol Ve Tarım Ürünleri Enerji Nakliyat Ticaret AŞ ve ..den müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye verilmesine,
3-Yapılan istinaf giderlerinin başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına,
4-Artan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 15/09/2026 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.