Müzik yapım ve menajerlik sözleşmesi ihlali, fikri ve sınai haklara tecavüz, haksız sözleşmeden cayma, yetkisiz dijital yayınlar ve marka ihlali iddialarıyla açılmış maddi-manevi tazminat davası.
Özet: Davacının, davalı müzik grubu ile akdettiği yapım ve menajerlik sözleşmesine aykırı olarak davalıların üçüncü albümü tamamlamaması, eserleri ve markaları izinsiz kullanması, sözleşmeyi haksız feshetmesi ve ticari itibarını zedeleyici eylemlerde bulunması iddialarıyla açtığı; sözleşmenin geçerliliğinin tespiti, maddi-manevi tazminat ve marka hakkına tecavüzün önlenmesi taleplerini içeren birleşen davalarda, bölge adliye mahkemesinin esastan ret kararına karşı temyiz başvurusu incelenmektedir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1230 Esas, 2025/41 KararHÜKÜM : Esastan retBölge Adliye Mahkemesi kararı ... Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVA1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacı ile davalılar arasında 09.10.2013 tarihli “... ve Menajerlik Sözleşmesi” imzalandığını, sözleşme gereğince davacının davalılara beş albüm çıkartmayı ve tescil belgesine bağlanarak albümlerin yayımlanmasını üstlendiğini, davalıların ise müzik grubu olarak beş albüm çıkartmayı üstlenmiş olduğunu, ancak üçüncü albüme gelindiğinde bu albümle ilgili hiçbir gelişme sağlanamadığını, ihtarların sonuçsuz kaldığını, üçüncü albüm için belirlenmiş olan eserlerin henüz albüm yayınlanmadan önce davacının bilgisi ve rızası dışında davalıların internet ortamına sunduğunu, davacının sözleşmeyi ihlal eder bir tutumu olmamasına rağmen davalıların sözleşmeden caymış olmalarının haksız ve kötüniyetli olduğunu, cayma hakkının keyfi olarak kullanılamayacağını, aksi durumda sözleşmeye güvenerek yatırım yapan kişilerin zarara uğratılmasının söz konusu olacağını ve bu durumun sözleşmeye güven ilkesini zedeleyeceğini, davalıların 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (FSEK) 58. maddesine aykırı olarak haksız ve kötüniyetli olarak sözleşmeden caydığını ileri sürerek caymanın geçersizliğine ve sözleşmenin yürürlükte olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.2. Davacı vekili birleşen ... 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/752 E. sayılı dosyasının dava dilekçesinde; asıl davadaki beyanlarına ek olarak davalıların müvekkillerinden habersiz olarak 150'nin üzerinde konser ve faaliyetlerde bulunduğunu, üçüncü albüm için hiçbir gelişme sağlanamadığını, müvekkili firmanın bilgisi ve rızası dışında yasal dijital platformlara eserlerini koyarak gelir elde ettiklerini, davalı ...'ın tehditvari ve hakaret içeren söylemlerini internet ortamında paylaştığını, bahsi geçen fiillerin müvekkilinin ticari itibarını ve prestijini zedelediğini, müvekkilinin maddi-manevi zarara uğrattığını, davacının üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğini, davalıların ise sözleşmeye aykırı hareket ettiklerini ileri sürerek müvekkili şirketin uğradığı zararlar nedeniyle fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini, davalıların tek başına hareket ederek yapmış olduğu her türlü işlerden elde etmiş olduğu ve/veya elde edeceği her türlü kazanç ve gelirlerden kazancın %20'sinin müvekkiline ödenmesini, 2013 tarihli sözleşme uyarınca iki albüm çalışması daha yapılması gerektiğine göre 3. albümde belirtilen eserler ve bunlar dışındaki eserlerinin de müvekkile aidiyetinin tespiti ile sözleşme gereğince ödenmesi gereken olarak tespit edilecek bedelin yapılan her iş için ayrı ayrı olmak üzere tahsilat tarihlerinden itibaren ticari reeskont faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.3. Davacı vekili birleşen ... 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/285 E. sayılı dosyasının dava dilekçesinde; asıl ve diğer birleşen dava dosyasında anılan sözleşmenin 11. maddesi uyarınca davalıların muvafakati çerçevesinde ... numaralı "... " ve ... numaralı "..." ibarelerinin müvekkili adına marka olarak tescil edildiğini, davalıların, müvekkili şirketten izin almaksızın klipler yayınladığını, daha sonra diğer davalı yapım firmasının etiketiyle ve müvekkiline ait markaları kullanmak suretiyle iki adet müzik albümü yaptığını ve piyasaya arz etmiş olduklarını, ayrıca bu albümleri dijital mecrada da müvekkiline ait markalarla kullanmakta olduklarını, davalıların eyleminin müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ve müvekkilini maddi-manevi yönden zarara uğrattığını ileri sürerek marka hakkına tecavüzün tespiti, meni ve refini, şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiş, aynı nedenlerle karşı davanın ise reddini istemiştir.II. CEVAP1. Davalılar vekili asıl davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.2.Davalılar vekili birleşen ... 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/752 E. sayılı dosyasında davaya cevap dilekçesinde; sayılan harcama kalemlerinin her birinin taraflar arasında ilgili dönemde yürürlükte bulunan “... ve Menajerlik Sözleşmesi” uyarınca davacı tarafından yapılması gereken harcamalar olduğunu, davacının sözleşme gereğince yerine getirmesi “gereken yükümlülükleri zarar kalemi olarak ileri sürmesinin kabul edilemeyeceğini, öte yandan birinci ve ikinci albümün satıldığı süre boyunca albümler sayesinde davacının elde ettiği ciddi miktardaki gelirden dava dilekçesinde hiç bahsedilmemiş olduğunu, ayrıca davacının zarara uğradığı iddiasını ispatla yükümlü olduğunu ve bunu yerine getiremediğini, müvekkillerinin sözleşmeye uygun davrandıklarını, sözleşmeye aykırı hareket edenin bizzat davacı şirket olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde davacının, iki genç müzisyen için ağır şartlar ortaya koyduğunun anlaşılabileceğini, davacının müvekkillerini adeta bir kelepçe ile sözleşmeyle bağladığını müvekkillerine hiçbir konu hakkı tanımadığını, müvekkillerin haklı sebeplerle sözleşmeden cayma hakkını kullandığını, cayma hakkının kullanılmasıyla birlikte taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sona erdiğini ve caymaya konu mali hakların kendiliğinden, başka bir işleme gerek kalmadan eser sahibine döndüğünü, dolayısıyla davacı tarafın ortaya konan cayma hakkının kullanıldığı tarihten sonraki döneme dair taleplerin de herhangi bir dayanağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.3.a.Davalı-karşı davacılar ... ve ...vekili birleşen ... 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/285 E. sayılı dosyasında davaya cevap dilekçesinde; marka tescillerinin anılan sözleşmenin 11. maddesine dayalı olarak yapıldığının iddia edildiğini, halbuki bu sözleşmeden cayma hakkının müvekkillerince kullanıldığını, işbu sözleşmenin cayma hakkı kapsamında sona erdirildiği dikkate alındığında, sözleşmenin ferisi niteliğindeki marka tescillerinin de işbu sözleşmenin sona erdiği tarihte sona erdiği hususunun kabulü gerektiğini, işbu sözleşmenin 11. maddesinin davacı şirketin marka başvurusunda bulunmasına ilişkin olduğunu, açık sözleşme hükmüne rağmen davacı şirketin sözleşmeye aykırı bir şekilde kendi adına marka başvurusu ve tescilini gerçekleştirdiğini savunarak davanın reddini istemiş; karşı dava olarak ise, davacı-karşı davalının marka tescilinde kötüniyetli olduğunu, zira taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacı-karşı davalı şirkete müvekkiller adına marka başvurusu yapma hakkının verildiğini, fakat dava konusu markaların müvekkillerin haberi ve izni olmaksızın davacı şirket tarafından kendi adına tescil ettirilmesinde haklı bir neden bulunmadığını ileri sürerek 2015/637 95... /63797 tescil numaralı markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.3.b.Davalı ... vekili birleşen ... 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/285 E. sayılı dosyasında davaya cevap dilekçesinde; müvekkil şirket ile diğer davalılar arasında albüm çalışması ve eserlerin kaydına ilişkin imzalanan sözleşme ile diğer davalıların müvekkil şirkete bir takım hak ve yetkiler vermiş olduklarını, bu sözleşme kapsamında diğer davalı eserinin T.C. ...Bakanlığı tarafından tescil edilerek müzikseverlerin ilgisine sunulmuş olduğunu, davacı ile diğer davalılar arasındaki sözleşmenin 11. maddesinin davacıya kendi adına marka tescil hakkı vermediğini, kaldı ki sözleşmeden cayma hakkının diğer davalılarca kullanılmış olduğunu, artık sona eren sözleşmeye dayalı olarak tescil edilen marka haklarına dayanılamayacağını, dava konusu markaların tescilli olduğu sınıflara tecavüzün de bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, asıl dava yönünden, davacının 3 yıl içerisinde yalnızca iki albüme ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasının davalı eser sahiplerinin menfaatlerini tehlikeye düşürdüğü, her ne kadar davalıların sözleşmeye aykırı eylemlerinden ötürü çalışmaların tamamlanamadığı davacı tarafça iddia olunmuş ise de dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre bu hususun yeterli delillerle ispat olunmadığı, ayrıca aşağıda da açıklanacağı üzere sözleşme hükümlerinde davalılar aleyhine açık orantısızlık bulunduğu, sözleşme hükümleri bir bütün olarak incelendiğinde sanatçının daha korumasız, davacının ise üstün bir konumda olduğu, taraflar arasında yapımcı sanatçı ilişkisinden kaynaklanan ceza yargılamalarının bulunduğu, bu noktada oluşan husumet nedeniyle cayma hakkının kullanılması için davacıya mehil verilmesinin de etkisiz olacağı, cayma hakkının kullanılabilmesi için davacının kusurlu olmasının şart olmadığı, davacının sözleşme kapsamında kendisine devredilen mali hakları gereği gibi kullanamadığının anlaşıldığı ve davalıların menfaatlerinin esaslı surette tehlikeye düşürüldüğünün tespit olunduğu, bu durumun davalılarca davacıya devredilen haklara zarar verdiği ve davacının mevcut durumun aksini ispat edemediğinden asıl davanın reddinin gerektiği; birleşen ... 1. FSHHM'nin 2017/752 E. sayılı dosyası yönünden, sözleşme hükümlerinde davalılar aleyhine açık orantısızlık bulunduğu, bu doğrultudaki yükümlülüklere katlanılmasının beklenilemeyeceği, kaldı ki taraflarca hazırlama ilkesine tabi davada, dosyada mevcut bilgi, belgelere ve esas davada hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davalıların sözleşme yükümlülüklerine aykırı davrandıklarının da yeterli delillerle ispatlanamadığı, caymadan sonraki dönem için mali hakların davalılara döndüğü, caymadan önceki dönem için ise yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda taleplerin yasal dayanağının bulunmadığı anlaşılmakla davanın tümden reddine karar vermek gerektiği; Mahkemenin birleşen 2018/285 E. sayılı dosyası yönünden ise yukarıda açıklandığı üzere davalı sanatçıların sözleşmeden caymalarının haklı bulunduğu, ayrıca kelepçeleme hükümler içerdiği anlaşılan sözleşmenin değerlendirmesinin yapıldığı, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 11. maddesinin "..sanatçı, gerek kendi gerçek adından veya sanatçı adından (takma adından) kaynaklanacak marka haklarının yapımcı firma tarafından adına tescil edilmesini beyan ve kabul eder.." hükmünü ihtiva ettiği, tescil edilen "..." markasının davalı sanatçının ismini ve soy ismini içerdiği, "..." markasının ise sözleşme düzenlemesinden de anlaşıldığı üzere davalılarca daha önceden kullanıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 5 yıl için düzenlendiği, sözleşmenin 11. maddesinde sanatçının kendi adından oluşturulacak internet sitelerinin ve mail adreslerinin dahi sanatçı tarafından kullanılamayacağının belirtildiği, sanatçıların sözleşme tarihinden önce kullandıkları anlaşılan "..." grup adı ile, davalı sanatçılardan birinin ismi üzerindeki markasal hakları davacı şirkete süresiz ve koşulsuz olarak devretmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sözleşmedeki iradelerin bu şekilde yorumlanamayacağı, ayrıca sözleşmenin düzenlenmesinden yaklaşık 2 yıl sonra başvuruda bulunulduğu, sonrasındaki taraflar arasındaki husumetli süreç de gözetilmekle tescilin markanın kullanılış amacına ve fonksiyonlarına aykırı olarak kötüniyetli olarak yapıldığı, bu doğrultuda dava tarihinde yürürlükte bulunan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/9 hükmü ve 25. maddesi kapsamında karşı davaya konu hükümsüzlük taleplerinin yerinde olduğu, esas davada ise bu markaların dayanak gösterildiği marka hakkına tecavüz ve bağlı taleplerin dava konusu olduğu anlaşılmakla esas dava yönünden davacının tüm taleplerinin reddinin gerektiği gerekçesiyle asıl davanın tümden reddine; Birleşen ... 1. FSHHM'nin 2017/752 E. sayılı dosyası yönünden davanın tümden reddine, Mahkemenin birleşen 2018/285 E. sayılı dosyası yönünden asıl davanın tümden reddine, karşı dava yönünden, karşı davanın kabulü ile, karşı davalı adına kayıtlı ... numaralı "..." markasının ve ... numaralı "..." markasının hükümsüzlüğüne, markaların sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen dosyalarda davacı- birleşen 2018/285 E. sayılı dosyada karşı davalı olan ... vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen dosyalarda davacı-birleşen 2018/285 E. sayılı dosyada karşı davalı olan ... vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen dosyalarda davacı- birleşen 2018/285 E. sayılı dosyada karşı davalı olan ... vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeAsıl dava, caymaya itiraz; birleşen 2017/752 E. sayılı dosyada dava sözleşmeye aykırılık nedeni ile tazminat, 3.albümdeki eserlerin davacıya aidiyetinin tespiti; birleşen 2018/285 E. sayılı dosyadaki asıl dava, markaya tecavüzün tespiti, meni, refi, tazminat; karşı dava ise, ... numaralı "... " markası ile 2015/... tescil numaralı "..." markalarının hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe1.Asıl dava yönünden yapılan incelemede; FSEK’in 58. maddesi uyarınca, eser sahibinden mali bir hakkı tamamen veya ruhsat yoluyla iktisap etmiş olan kimsenin, şayet süre kararlaştırılmış ise bu süre içinde ve süre kararlaştırılmamış ise duruma göre uygun bir süre içerisinde, devrin kendisine sağlamış olduğu hak ve yetkilerden gereği gibi yararlanması gerekir. Devir alan kişi hak ve yetkilerini gereği gibi kullanmaz ve bu sebeple eser sahibi menfaatleri esaslı surette zarar görürse, eser sahibinin sözleşmeden cayma hakkı bulunmaktadır. Cayma hakkının mutlaka eser sahibi tarafından noter marifetiyle çekilecek bir ihbar ile kullanılması icap eder. Gönderilen ihbarnamede, eser sahibince, hakkın gereği gibi kullanılması için devir alan kişiye uygun bir mehil verilmesi gerekir. Devir alanın bu süre içerisinde de devir alınan hak ve yetkileri amacına uygun şekilde kullanmaması halinde verilen sürenin sonunda eserden doğan hakların devrine dair sözleşmeden cayılmış olur. Hakkın kullanılması, iktisap eden kimse için imkansız olur veya tarafından reddedilir yahut bir mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatleri esaslı surette tehlikeye düşmekte ise mehil verilmesine de gerek yoktur. Cayma ihbarını alan kişinin, tebliğden itibaren dört hafta içerisinde caymaya itiraz davası açması halinde, davacı ... yapımcısının elde ettiği hakların ne olduğu belirlenerek bunlardan gereği gibi yararlanıp yararlanmadığı ve eğer gereği gibi yararlanmamış ise bundan dolayı davalının menfaatlerinin esaslı suretle ihlal edilip edilmediği araştırılmalıdır.Somut olayda, davacı ile davalılar arasında 09.10.2013 tarihli “... ve Menajerlik Sözleşmesi” imzalanmış olup, davalılar tarafından 18... tarihli noter kanalıyla gönderilen ihtarname ile eser sahibi olarak menfaatlerinin esaslı surette tehlikede olduğu belirtilerek mehilsiz olarak FSEK'in 58. maddesi kapsamında cayma hakkı kullanılmış, davacı yapımcı ise tebliğden itibaren 4 haftalık süre içerisinde asıl davanın konusunu oluşturan caymaya itiraz davasını açmıştır.Taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında sanatçılar eserlerle ilgili haklarını davacı yapımcıya devretmiş, ayrıca davalı sanatçılar tarafından muvafakatname de imzalanmıştır. Taraflar arasında başlayan ihtilaf, davacı yapımcının izni olmayan politik içerikli bir video klibin davalılar tarafından çekilmesiyle devam etmiş ve davacı yapımcı, 11.04.2016 tarihli ihtarnamesiyle de, davalıların 3 adet albüm yapma yükümlülüğünün bulunduğunu ve yeni albüm yapımı için ivedilikle yapım şirketi ile görüşülmesini ve albüm çalışmasına başlanmasını ihtaren bildirmiştir. Davacı yapımcının elde ettiği haklardan yararlanmak amacıyla davacı sanatçıları albüm yapma çalışmasına davet etmesine rağmen, davalılar albüm çalışmasına ve albüm tanıtımlarına ve organizasyonlarına katılmamışlardır.Bu durumda Mahkemece, FSEK'in 58. maddesi kapsamında mehilsiz olarak cayma hakkını kullanan davalı sanatçıların, davacı yapımcının elde ettiği haklardan gereği gibi yararlanmadığını ve menfaatlerinin esaslı suretle ihlal edildiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle caymaya itiraz davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, davacının sözleşme kapsamında kendisine verilen mali hakları gereği gibi kullanamadığının anlaşıldığı ve davalıların menfaatlerini esaslı surette tehlikeye düşürdüğünün tespiti ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.2.a. Birleşen 2017/752E. sayılı dosya yönünden ise; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı-birleşen davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2.b. Birleşen 2017/752 E. sayılı dosyada, davacı yapımcının talep ettiği menajerlik alacağı bakımından taraflar arasındaki sözleşmenin 10.b bendinde "Madde 3 ve Madde 8'de detaylı şekilde yazılmış olan konser ve her türlü sanatçı performanslarında sanatçı, performans kaşe ücretinin %20'sini şirkete ödeyecektir. Şirket, konserlerinin öncesinde ve uygulamasında sanatçıya menajerlik hizmeti sağlayacaktır. Düşük bütçeli konserlerde şirket, sanatçıdan prodüksiyon masraflarından başka herhangi bir ödeme almayacaktır" hükmünün düzenlendiği, buna göre birleşen dava dilekçesinde birleşen davacının, kendilerinden izinsiz gerçekleştirilen konser ve her türlü sanatçı performansından doğan menajerlik alacağını talep edebileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.3.Birleşen 2018/285 E. sayılı dosya yönünden ise; SMK'nın 148/1 hükmünde sınai mülkiyet hakkının devre konu olacağı düzenlenmiş olup, SMK'nın 7/1 ve 7/2 hükümleri ise "Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır." hükmünü içermektedir.Somut olayda, taraflar arasında düzenlenen yazılı sözleşmenin 11. maddesi uyarınca davaya konu markaların davacı yapımcı adına tescil edilmesi kabul edilmiş olup, herhangi bir süre sınırlaması da düzenlenmemiştir. Bu sözleşme hükmü uyarınca dava konusu markalar birleşen davacı-karşı davalı yapımcı adına tescil edilmiş olmakla, birleşen davacı-karşı davalı yapımcı SMK uyarınca marka tescilinden doğan hakların sahibi olmuş ve SMK'nın 7/2 maddesi uyarınca belirtilen fiillerin izinsiz olarak yapılmasının önlenmesini talep etme hakkına da haizdir. Karşı davada ise, karşı davacı-birleşen davalılar markanın kendilerinden habersiz ve izinsiz şekilde, kötüniyetli olarak tescil edildiği iddiasıyla markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmişlerse de, dosya kapsamında sözleşmenin 11. maddesiyle markaların yapımcı adına tescili hükmü de bulunduğundan, geçerli bir marka devir işlemiyle hak sahipliği kazanan karşı davalının kötüniyetli olduğu hususu ispatlanmamıştır.Bu durumda, geçerli bir marka devri ile marka hakkının sahibi olan birleşen davacının marka tescilinden doğan hakların sahibi olduğu hususu gözetilerek karşı davanın ve markaya tecavüzün tespiti, meni, refi ve tazminat taleplerinin değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı-birleşen davalı ... vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının KABULÜNE, (2-a) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-birleşen davalı ... vekilinin birleşen davaya ilişkin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2-b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-birleşen davalı ... vekilinin birleşen davaya ilişkin temyiz itirazlarının KABULÜNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı-birleşen davalı ... vekilinin birleşen davaya ilişkin temyiz itirazlarının KABULÜ ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.