Yüzölçümü azalması iddiasıyla açılan kadastro tespitinin iptali davasının, eski ölçüm teknikleri ve teknolojik yetersizliklere dayalı olduğu gerekçesiyle reddi kararı.
Özet: Davacı, 563 parsel sayılı taşınmazının kadastro ölçümleri nedeniyle yüzölçümünde azalma olduğu iddiasıyla açtığı davada, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan incelemelerde, taşınmazın 1974 yılındaki ilk tesis kadastrosu ile güncel sayısallaştırma çalışmaları arasında sınır ve ölçüm hatası bulunmadığı tespit edilmiş; tespit edilen yüzölçümü farklılıklarının, ilk kadastro sırasındaki teknik yetersizliklerden kaynaklandığı ve davacı aleyhine bir mağduriyet yaratmadığı, hatta davacıya fazladan yer verildiği anlaşıldığından, davanın reddine ve taşınmazın mevcut sayısallaştırma raporundaki nitelik ve yüzölçümü ile tesciline karar verilmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1132 E., 2024/564 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ Kadastro MahkemesiSAYISI : 2021/42 E., 2022/5 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı dava dilekçesinde; Kadastro Müdürlüğünce yapılan ölçümlerde 563 parsel sayılı taşınmazının yüzölçümünde azalma olduğunu, komşu parsellerde ise artış olduğunu ve ölçümün hatalı olduğunu ileri sürerek, tespitin iptali ile mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "...Dava konusu 563 parsel sayılı taşınmazın ilk tesis kadastrosunun 1974 yılında yapıldığı, yapılan tespite itiraz edilmediği ve tespit gibi tescil edildiği, anılan taşınmaz daha sonra davacıya geçtiği ve tapuya tescil edildiği, kadastro tespiti zamanında dava konusu 563 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının miktarı 40.700 m² olarak tespit gördüğü, Tapu Müdürlüğünden gelen iskan evrak ve haritalarına göre dava konusu taşınmaz 21 numaralı bölmede 37.000 m² olarak belirlendiği ve toprak tevzi komisyonu tarafından dağıtıldığı, kadastro zamanında daha fazla miktarda yer verildiği ve tesis kadastro tespitinin belirlenen sınırlar ve paftası ile kesinleştiği, dava konusu taşınmazların yapılan ölçümün fotogrametrik yöntemle ölçülüp sınırlandırılarak 1/5000 ölçekli kadastro paftasına tersim edilen alanlar planimetrik yöntemlerle hesaplandığı, mahkememizce bilirkişi raporu alındığı, raporda eski ve yeni sınırların çakıştırıldığı, herhangi bir tersimat veya ölçü hatasının bulunmadığı, sınırların üst üste (A) harfli kısım hariç tam olarak çakıştığının net bir şekilde görüldüğü, (A) harfli kısmın da zaten davacı lehine fazla olarak verildiğinin görüldüğü, bu kısma ilişkin aleyhe dava olmadığından azaltma yapılmadığı, dosyaya ayrıca getirtilen iskan haritasının da uygulama ile çakıştırıldığı, komşu 876 parsel kısımda davacıya fazladan yer verildiğinin burada da görüldüğü, diğer sınırların tam olarak çakıştığı, alınan bilirkişi raporuna göre de 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun EK-1. maddesi kapsamında yapılan çalışmaların, ada bazında değerlendirildiği, paftasından, hava fotoğraflarından ve tespit edilen zemine göre alının sınırlara göre işlem yapıldığı, paftasının büyük ölçüde zemine uyduğu ve ölçü, tersimat ve sınırlandırma hatası bulunmadığı, kesinleşen paftaya göre sınırların oluştuğunun belirlendiği, yeni oluşan sınırlar ile tesis kadastro tarihine en yakın hava fotoğrafı sınırları ve güncel ortofoto sınırlarının uyumlu olduğu, bu tespitlerin dışında sayısallaştırma öncesi ve sonrası meydana gelen farklılıklar raporda değinilen hususlar ve ilk tesis kadastrosu sırasında planimetre ile alan hesabı sırasında hatalı hesaplandığı, kullanılan ölçü tekniği ile teknolojisinin ve alan hesaplama yönteminin teknik yönden yetersiz oluşundan kaynaklandığı ve yapılan 3402 sayılı Kanun'un EK-1 madde çalışmasının da bu sınırlara göre yapılması sonucu kanun ve yönetmeliklerine uygun olarak yapıldığının belirlendiği, davacı tarafından hen ne kadar bilirkişilere itiraz edilmiş ise de kadastro teknisyeninin Malkara'dan emekli olduğu, diğer harita mühendisinin ise, sayısallaştırma çalışmalarına katılmadığının belirlendiği, diğer bilirkişinin ise ... da ziraat bilirkişi olduğu, dilekçesinde belirttiği hususlara ilişkin ayrıntılı açıklamaların yapıldığı, istinaf ve Yargıtay İçtihatlarına uygun açıklamalı olarak raporlarını sundukları ve karar vermek için yeterli olduğu anlaşıldığından yeni bilirkişiler ile yeniden keşif ve rapor alınması talebinin reddine karar verildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 22.03.2017 tarihli 2017/16470 Esas, 2017/544 Karar sayılı (uygulama kadastrosunu yönelik) içtihadı ve içeriğinin çalışmaların benzer olması sebebiyle dikkate alınması gerektiği, alının rapor sonucu davacıya ait taşınmazın fiili sınırları, tesis kadastrosu sınırları ve sayısallaştırma sınırlarının incelendiği, ilk tesis ve sayısallaştırma kadastrolarındaki yüzölçümlerinde farklılığın aslında bulunmadığı, sayısallıştırma öncesi ve sonrası alanlarında meydan gelen farklılıkların ise ilk tesis kadastrosu esnasında kullanılan ölçü tekniği ile teknolojisinin ve alan hesaplama yöntemin teknik yönden yetersiz oluşundan kaynaklandığı bu durumda davacı aleyhine sınırında değişiklik olan komşu parsel maliki bulunmadığı ve davaya dahil edilecek parsel maliki olmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine, taşınmazın sayısallaştırma rapor ve eklerinde belirtilen nitelik ve yüzölçümü ile tespit gibi tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi uyarınca yapılan sayısallaştırma çalışmalarının usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.