Hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığı ihlali suçlarında, SEGBİS savunma hakları ihlali nedeniyle bozulan hükmün bölge adliye mahkemesince usuli sınırlara aykırı bozma kararı.
Özet: Temyiz incelemesi neticesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin sanığın duruşmaya katılım ve SEGBİS ile savunma haklarına ilişkin usulü eksiklikler nedeniyle ilk derece mahkemesinin hırsızlık suçlarından verdiği kararları, Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında yer almamasına rağmen duruşma açmadan bozmasının hatalı olduğu; zira bu tür hukuka aykırılıkların Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kendi duruşması açılarak giderilmesi gerekirken, direnme yetkisi bulunmayan ilk derece mahkemesine bozma yoluyla gönderilmesinin yasal dayanağının bulunmadığı tespit edilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2026/8190 E.  ,  2026/11555 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2026/181 E. 2026/148 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma
İlk derece mahkemesince hırsızlık suçlarından hükmedilen mahkûmiyet hükümleri ile iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının sanık müdafileri tarafından istinaf edilmesi akabinde Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, bu kararın sanık müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 17.02.2026 tarihli ek kararıyla sanık müdafilerinin iş yeri dokunulmazlığını ihlali suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin reddine karar verildiği, bu ek kararın da sanık müdafilerine tebliğ edildiği, ancak anılan ek kararın temyiz edilmediği anlaşılmakla, temyizin kapsamının hırsızlık suçlarından kurulan hükümler olduğu belirlenmekle, anılan hırsızlık suçlarına yönelik yapılan incelemede; tebliğnamedeki iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin reddedilmesi gerektiğine dair görüşe iştirak edilmemiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafilerinin temyiz isteminin, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, üç ayrı hırsızlık suçunun oluşmadığına, tek suçun söz konusu olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine dair olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanunu’nun 280/1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2024 tarihli 2024/198 Esas, 2024/275 Karar sayılı dosyasında verilen hükümlere yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 23.06.2025 tarihli 2025/21 93... /2114 Karar sayılı kararı ile; "sanığın yargılandığı suçtan dolayı mahkemenin yargı çevresi içerisideki veya dışındaki bir cezaevinde tutuklu ya da hükümlü olarak bulunuyor olduğunun 17/09/2024 tarihli 3. numaralı celse zaptından anlaşıldığından, sanığın SEGBİS aracılığıyla sorgusu yapılırken CMK'nın 196 maddesi gereğince savunmasını esas mahkemesinde fiziken huzurda verme, duruşmadan bağışık tutulmayı talep etme ve savunmasının SEGBİS yolu ile alınmasını talep edebilme haklarının bulunduğunun açıkça anlatılması ve savunmanın SEGBİS'te alınabilmesi için sanığın savunmasının SEGBİS sisteminde alınabilmesi hususunda açık kabulünün bulunması gerektiğine ilişkin haklarının sanığa hatırlatılması gerektiği, sanığa bu haklarının hatırlatılmadan son savunmasının SEGBİS yolu ile alınması ve sanığın son savunmasının SEGBİS sisteminde vermek istediği yönündeki muvafakatinin alınmamış olması nedeniyle CMK.nın 188/1 maddesi gereğince savunmasının alınması için en az bir kere duruşmada hazır bulundurulmasındaki hususundaki kanun koyucu emrinin ihlal edilmiş olması, bu durumun ise CMK.nın 289/1-e maddesindeki duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılamayacağı emrine aykırılık teşkil edeceği, bu hukuki durumun da CMK.nın 280/1-e maddesi gereğince kesin hukuka aykırılık sebebi olduğundan; ve TCK 53 maddesinin yanlış uygulandığından " bahisle, hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilmeden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.11.2025 tarihli 2025/460 Esas ve 2025/588 Karar sayılı kararı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 23.06.2025 tarihli 2025/21 93... /2114 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, aynı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hükümler kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafilerinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.