Bölge Adliye Mahkemesinin CMK 280/1-e ve (f) bentleri dışındaki duruşmasız bozma kararlarının hukuka açıkça aykırı ve hükümsüz kabul edilmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, hırsızlık suçuna dair bir davada, bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını, Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-(e) ve (f) bentlerinde belirtilen sınırlı durumlar dışında, duruşma açmadan bozmasının hukuka açık ve ağır bir aykırılık oluşturduğunu tespit etmektedir; bu bağlamda, ilgili yüksek mahkeme kararlarını ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarını referans göstererek, söz konusu hatalı bozma kararına dayanarak verilen ilk derece mahkemesi hükmünün hukuki değerden yoksun olduğunu ve yargılamanın usulüne uygun şekilde, duruşma açılarak sürdürülmesi gerektiğini belirtir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/2103 E., 2023/2842 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddineTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanığın yaptığı eylemden dolayı pişman olduğu, şikâyetçinin de herhangi bir zararlarının olmadığı hususları gözetildiğinde beraate karar verilmesi gerektiğine dair olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1. Fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İstanbul Anadolu 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.10.2019 tarihli 2019/65 Esas ve 2019/673 Karar sayılı dosyasında verilen hükme yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 18.01.2021 tarihli 2020/4 66... /60 Karar sayılı kararı ile, eylemin, davaya konu anahtarın ... ... isimli işletme içerisinden çalınmış olduğu nazara alındığında, "eylemin TCK'nın 142/2-h ve 142/2-d maddelerini ihlal ettiği, iki nitelikli hal ihlal nedeniyle temel cezanın belirlenmesi sırasında alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği hususu gözetilmeyerek, eksik cezalandırılması nedeniyle" sanık yönünden hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Anadolu 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.10.2021 tarihli 2021/ 94... /670 Karar sayılı kararı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 18.01.2021 tarihli 2020/4 66... /60 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, aynı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.