Hazine adına tespitli ham toprağın kadastro davasında zilyetlikle iktisabı talebinin, ziraat bilirkişisi raporuyla zilyetlik koşullarının ispatlanamaması nedeniyle reddi üzerine temyiz.
Özet: Hazine adına ham toprak olarak tespit edilen bir taşınmazın davacı tarafından zilyetlikle iktisabı talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin bazı bölümler için davacı lehine tescil kararı, davalı hazinenin temyizi üzerine, ziraat mühendisi raporuyla taşınmazın uzun süredir işlenmediği, nadasa bırakıldığı ve üzerindeki ağaçların iktisap süresini karşılamadığı tespit edildiğinden, zilyetlik koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle bozulmuş; böylece mahalli bilirkişi beyanlarına karşın uzman raporu ışığında hukuka uygun tescil şartlarının sağlanamadığı ve davanın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
8. Hukuk Dairesi         2024/6241 E.  ,  2026/2307 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2024/5 E., 2024/11 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, ...köyü çalışma alanında bulunan 1 41... parsel sayılı ve sırasıyla 1.718,01 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirtilerek ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın irsen intikal yolu ile 20 yılından fazla süredir zilyetliğinde olduğunu ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, zilyetlikle iktisabının ve özel mülkiyete konu teşkil etmesinin mümkün bulunmadığını, öte yandan zilyetlikle iktisap koşullarının da gerçekleşmediğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.01.2021 tarihli ve 2019/2 Esas, 2021/3 Karar sayılı kararı ile "davanın kısmen kabulü ile dava konusu 1 41... parsel sayılı taşınmazın (A) harfiyle gösterilen bölümü yönünden davacı ... yararına iktisap koşullarının gerçekleşmediği, 1 41... parsel sayılı taşınmazın (C) harfiyle gösterilen bölümü ile 1 41... parsel sayılı taşınmazın (E) harfi ile gösterilen bölümü üzerinde davacı ... yararına ve 1 41... parsel sayılı taşınmazın (D) harfi ile gösterilen bölümü üzerinde ise müdahil davacı... lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 41... parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline, 1 41... ve 70 parsel sayılı taşınmazların tespitlerinin iptali ile 16.10.2020 tarihli fen bilirkişi raporu esas alınarak 1 41... parsel sayılı taşınmazın (C) harfi ile gösterilen 1041, 54... ada 70 parsel sayılı taşınmazın (E) harfi ile gösterilen 1.681,51 metrekare yüzölçümündeki kısımlarının davacı ..., 1 41... parsel sayılı taşınmazın (D) harfi ile gösterilen 516,07 metrekare yüzölçümündeki kısmının ise davacı... adına tapuya tesciline, 1 41... parsel sayılı taşınmazın geriye kalan 676,47 metrekare yüzölçümündeki kısmının ise tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 27.12.2023 tarihli ve 2022/636 Esas, 2023/6815 Karar sayılı ilamıyla, "dava konusu 1 41... parsel sayılı taşınmaza yönelik incelenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu; 1 41... parsel sayılı taşınmazın (C) harfi ile gösterilen bölümüne yönelik; mahalli ve tespit bilirkişileri tarafından soyut şekilde taşınmazın davacı tarafın zilyetliğinde olduğu belirtilmiş olmakla beraber, 20.11.2020 havale tarihli ziraat mühendisi bilirkişi kurulu raporunda, çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde bulunan emarelerden, toprak tekstür, strüktür ve profilinden taşınmaza üretim girdi ve tekniklerinin uzun zamandır hiç uygulanmadığı, taşınmazın nadasa bırakıldığı ve pulluk tabanı olarak bilinen ham toprak tabakasının tarımsal üretim amacı ile işlenerek kırılmadığının gözlemlendiği belirtildiği gibi, taşınmaza ilişkin fotoğraflardan taşınmazın zeminin genel olarak taşlık ve eğimli yapıda olduğu, öte yandan taşınmaz üzerinde bulunan ceviz ağaçlarının yaşlarının tespit gününe nazaran iktisaba elverişli süreyi sağlamayan yaşta oldukları, taşınmaz üzerinde bulunan kavak ve söğüt gibi ağaçların ise hem yaşları itibari ile iktisaba elverişli süreyi sağlamayan yaşta olup, hem de kendiliğinden yetişen türden oldukları, dolayısı ile tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde tespit günü itibari ile taşınmaz üzerinde zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunun ispatlanamadığı, hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesine, bu taşınmaza yönelik davanın reddi ile çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " mahalli ve tespit bilirkişileri tarafından soyut şekilde taşınmazın davacı tarafın zilyetliğinde olduğu belirtilmiş olmakla beraber, 20.11.2020 havale tarihli ziraat mühendisi bilirkişi kurulu raporunda, çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde bulunan emarelerden, toprak tekstür, strüktür ve profilinden taşınmaza üretim girdi ve tekniklerinin uzun zamandır hiç uygulanmadığı, taşınmazın nadasa bırakıldığı ve pulluk tabanı olarak bilinen ham toprak tabakasının tarımsal üretim amacı ile işlenerek kırılmadığının gözlemlendiği belirtildiği, taşınmaza ilişkin fotoğraflardan taşınmazın zeminin genel olarak taşlık ve eğimli yapıda olduğu, öte yandan taşınmaz üzerinde bulunan ceviz ağaçlarının yaşlarının tespit gününe nazaran iktisaba elverişli süreyi sağlamayan yaşta oldukları, taşınmaz üzerinde bulunan kavak ve söğüt gibi ağaçların ise hem yaşları itibari ile iktisaba elverişli süreyi sağlamayan yaşta olup, hem de kendiliğinden yetişen türden oldukları, dolayısı ile tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde tespit günü itibari ile taşınmaz üzerinde zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunun ispatlanamadığı" gerekçesiyle davanın reddine, 1 41... parsele yönelik davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince davanın esastan reddine karar verilmesine karşın idare lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazda davacının zilyetlikle iktisap koşullarının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Ancak, dava kadastro tespitine itiraza ilişkin olup davanın reddine karar verildiğine göre davalı Hazine vekili lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu yönde hiç hüküm kurulmaması doğru görülmemiştir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinden sonra gelmek üzere "Davalı Hazine kendini vekil ile temsil ettirdiğinden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 31/3. maddesi gereğince davanın önemi, vekilin sarf ettiği emek, keşfin yapılmış olması, hak ve eşitlik kuralları gereğince takdiren 3.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Hazineye verilmesine," cümlesinin eklenmesine ve bent numaralarının buna göre teselsül ettirilmesine, hükmün 1086 sayılı Kanun'un 438/7. fıkrası gereğince bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.