Hırsızlık suçunda sanığın samimi ikrarı ve suça konu eşyaları iade etmesi nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığı gerekçesiyle istinaf hükmünün bozulması.
Özet: Hırsızlık suçundan istinaf başvurusunun reddiyle kesinleşen hükmün temyizi üzerine yapılan incelemede; sanığın kollukça yakalandığında suçunu samimi ikrar ederek çaldığı yeri gösterip henüz müracaatı bulunmayan şikayetçiye suça konu eşyaların iadesini sağlaması karşısında, 5237 sayılı TCKnın 168/1. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle yerel mahkeme kararının bozulmasına oy birliğiyle karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/4155 E., 2024/243 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onamaİlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle,sanık hakkında şikâyetçi ...'ya işlemiş olduğu hırsızlık suçu nedeniyle verilen hükmü temyiz ettiği belirlenmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin ''eksik inceleme ile hüküm verildiğine,sanığın sağlık durumu gözetilmeksizin yaptığı eylemin hukuki niteliğini algılayıp algılamadığı yönünden rapor tanzim edilmeksizin kurulan hüküm hatalı olduğuna, somut olayda katılanların herhangi bir zararının olmadığına, zarar var ise malın değerinin azlığı ve zorunluluk hali de dikkate alınarak sanık lehine olan tüm hükümlerin uygulanması gerektiğine, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 145. maddesinin uygulanmamış olmasının hukuka aykırı olduğuna'' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;Kolluk görevlileri tarafından şüphe üzerine yakalandığında sanığın suçunu samimi bir şekilde ikrar ederek ve suça konu malzemeleri çaldığı yeri göstererek henüz müracaatı dahi bulunmayan şikâyetçiye iadesini sağladığının anlaşılması karşısında; sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 168/1. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Vezirköprü 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.