Yargıtay bozmasından sonra görülen kadastro davasında, Hazine adına tescilli 592 parselin zilyetlik esasına göre kısmen iptali ve mirasçılar adına tapuya tescili.
Özet: Bu hukuki metin, hazine adına tescilli 592 parselin kadastro tespitinin iptali ve zilyetlik yoluyla tapu tescili talepli davada, ilk derece mahkemesinin önceki bozma ilamına uyarak, taşınmazın 140.000 m²lik bölümünün belirli bir davacı tarafından 20 yılı aşkın süredir davasız, aralıksız ve ekonomik amaçlı zilyetlikle kazanıldığına hükmederek bu kısmın tespitini iptal edip davacının mirasçıları adına tesciline, asli müdahillerin zilyetlik iddiası ispatlanamadığından taleplerinin reddine ve parselin kalanının tespit gibi tesciline karar verdiği, kısmen kabul kısmen ret içeren bu hükmün taraflarca temyiz edildiği süreci ve kararı detaylandırmaktadır.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/106 E., 2018/35 K.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kadastro sırasında, ...köyü 592 parsel davalı Hazine adına tespit edilmiştir.2. Davacı ve asli müdahiller vekili dava dilekçesinde; davaya konu taşınmazın davalı adına tescil edilmesinin yanlış olduğunu ileri sürerek, taşınmazın vergi kaydı ve zilyetlikleri kapsamında kendi adlarına tescilini talep etmişlerdir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIViranşehir Tapulama Mahkemesinde 1979 yılında açılan davanın birleştirme ve tefrik aşamalarından sonra Viranşehir 2. Kadastro Mahkemesinin 2002/2 Esas ve 2003/6 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı tarafların temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2004/1553 Esas ve 2004/2565 Karar sayılı ilamıyla davaya konu taşınmaz yönünden eksik inceleme ve araştırma yapıldığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''....Yargıtay bozma ilamında ayrıntılı açıklandığı üzere dava konusu ...köyü 592 parsel sayılı taşınmazın 47 53... sayılı Kanunlar uyarınca yetkili idari merciler tarafından oluşturulan tapu kaydının kapsamında kaldığı, koşullarının varlığı halinde bu taşınmaz hakkında zilyedi ya da zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 46. maddesi hükmünün koşullarının varlığı halinde zilyetlikle kazanabileceği, bu doğrultuda yapılan keşif, dinlenen mahalli bilirkişisi beyanları, bilirkişi raporları, toprak tevzi haritası, vergi kayıtları ile sabit olduğu üzere; dava konusu ...Mahallesi köyü 592 parselin sınırları (özelikle doğudaki köy, güney ve batıdaki best yani kuru dere sınırları) ve mevki itibarıyla Batı mevki sıra no: 43'deki vergi kaydı kapsamında kaldığı ancak uygulanan vergi kaydının güney ve batı hududu best okuduğundan vergi kaydının gayrı sabit hudutlu olduğu için miktarı yani yüzölçümü kadar geçerli olduğu, bu vergi kaydı kapsamında kalan 40 dönüm yer ve yine bu vergi kaydındaki yüzölçüm miktari haricinde 592 parselde zilyetlikle kazanmaya elverişli olan ve fen bilirkişisi ...'un 26.02.2018 tarihli ek bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfiyle gösterilen 140.000 m² yüzölçümündeki yere davacı ...'ın Hazineye ait oluşturulan tapu kaydı tarihinden önce 20 yıldan fazla davasız, aralıksız malik sıfatıyla zilyet olduğu, dava konusu yerde buğday, arpa, mercimek ekmek suretiyle tarımsal faaliyette bulunduğundan zilyetliğinin ekonomik amaçla olduğu 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi ve mülga 766 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca davacı ...'ın zilyetlikle mülkiyeti kazanma şartlarını gerçekleştirdiği anlaşıldığından davacının davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine verilmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Her ne kadar asil müdahil ... mirasçıları dava konusu 592 parselde ...den gelen hakları olduğunu, bu nedenle dava konusu yeri kendi adlarına tescilini talep etmişlerse de yapılan keşif, dinlenen mahalli bilirkişisi beyanları, bilirkişi raporları, tapu kayıtları ile sabit olduğu üzere davacıların dava konusu yere zilyet olduklarını ispatlayamadıkları, yine dava konusu yere ilişkin olmasa da asli müdahillere ait tapu kayıtları incelendiğinden "...'ın babası ...den gelen hisselerini 10.04.1944 tarihli ve sıra no: 1 ila 144 numaralı tapu kayıtları ile ..., ...oğlu ... ... ve ... oğlu ...e sattığı anlaşıldığı" gerekçesiyle asli müdahillerin davasının reddine, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu konusu taşınmazın dosyaya kazandırılan 26.02.2018 tarihli ek bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 140.000 m²lik kısmı yönünden tespitin iptaline, ...oğlu ... mirasçıları eşi ...kızı ... ile... evlatları ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... adlarına son parsel numarası verilmek suretiyle elbirliği mülkiyeti şeklinde tapuya tesciline ve 592 sayılı parselde geriye kalan kısmen tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı, bir kısım davacılar vekili ve davalı Hazine vekili temyiz dilekçelerinde; İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmişlerdir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kadastro tespitinin iptali istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli olmadığı gibi, İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamında davaya konu taşınmazın sınırında mera bulunduğu belirtildiği halde yöntemince mera araştırması yapılmamış ve taşınmazın öncesinin ne olduğu, mera olup olmadığı kesin olarak saptanmamış; taşınmazın niteliğine, kullanım durumuna, üzerinde sürdürüldüğü iddia olunan zilyetliğin şekline ve süresine ilişkin olarak somut verilere dayalı bilgi içermeyen bilirkişi tarafından hazırlanan zirai raporla yetinilmiştir. Bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. İlk Derece Mahkemesince hükmüne uyulan bozma ilamında dava konusu taşınmaz bölümlerin, komşu mera parselinden toprak yapısı, bitki deseni, eğimi ve diğer yönleri göz önüne alınarak nasıl ayrıldığının, aralarında doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığının ve dava konusu taşınmaz bölümlerin sınırlarının zaman içerisinde mera yönünde genişleyip genişlemediğinin araştırılması istenildiği halde, ziraatçi bilirkişisi kurulu raporunda bu hususun belirtilmediği ve bu tespit bilimsel verilere dayalı olarak ortaya konulmadığından, dava konusu kısımlarda zamanla sınırında bulunan mera parseli yönünde genişleme olup olmadığı anlaşılamamış, ayrıca taşınmazın üzerindeki zilyetliğin başlangıcını ve sürdürülüş biçimini belirlemede en etkili yöntem olan hava fotoğraflarından yararlanılmamış, taşınmazın sulu mu yoksa kuru mu olarak değerlendirilmesi gerektiği hususunda da tereddüt hasıl olmuştur. Eksik inceleme ile çelişkili beyan ve raporlara dayalı olarak hüküm kurulamaz. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için, davaya konu taşınmaza ilişkin hava fotoğrafları ile birlikte memleket haritaları getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, ziraat mühendisi ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi eşliğinde oluşan bilirkişi kurulu katılımı ile keşif yapılmalıdır. Taşınmazın başında yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, imar-ihyaya en erken ne zaman başlandığı ve imar-ihyanın tam olarak ne zaman tamamlandığı, tarımsal amaçlı kullanımın ne zaman başladığı hususlarında mahalli bilirkişi ve tanıklardan somut olgu ve olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki olduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeli; zirai bilirkişisinden, taşınmazın toprak yapısı ve niteliğini belirtir ve kanuni düzenlemeler dikkate alınarak sulu mu yoksa kuru mu olarak değerlendirilmesi gerektiğini, taşınmazın öncesinin mera niteliğinde olup olmadığını, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini, dava konusu taşınmaz kısımların mera parselinden nasıl ayrıldığını, aralarında doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığını açıklayıp, tarımsal niteliğini belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, taşınmazın öncesini ve mevcut niteliğini açıklayan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazın sınırlarının ve niteliğinin belirlenmesi, taşınmaz üzerinde imar-ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı, tamamlanmış ise tamamlanma tarihini tespit etmesi istenilmeli, taşınmazın tüm yönlerini gösterir fotoğrafları çektirilmeli, fen bilirkişisine keşfi takibe imkan verir ve denetime elverişli kroki ve ayrıntılı rapor düzenlettirilmeli, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları teknik raporlar ve komşu parsel tutanakları ve dayanak kayıtları ile denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde aynı çalışma alanı içerisinde belgesiz zilyetliğe dayalı olarak bir kimsenin sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar taşınmaz mal iktisap edebileceği dikkate alınmalı ve davacı adına belgesizden tespit ve tescil edilen taşınmazlara ait kadastro tespit tutanakları ve zilyetlikten hükmen tescil edilen taşınmazlara ait dava dosyası da incelenerek sulu-kuru değerlendirilmesi yapılırken göz önünde bulundurulmalı; Devletçe sulanan yerlerden olup olmadığı, davacı adına aynı çalışma alanı tespit ve tescil edilen hem sulu hem kuru arazi var ise miktar sınırlamasının oranlama yapılmak suretiyle belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulmuş olması isabetsiz olup temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.VI. KARARYukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacılara iadesine,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.