Yargıtay 2. Ceza Dairesi, banka görevlisi taklidiyle şifre alarak gerçekleştirilen para transferi eylemini hırsızlık yerine nitelikli dolandırıcılık olarak niteleyip hükmü bozdu.
Özet: Sanığın, kimliği belirsiz bir şahsın banka görevlisi gibi davranarak mağdurdan elde ettiği şifre ile kendi hesabına para transferi gerçekleştirdiği eyleminin, ilk derece ve istinaf mahkemelerince hırsızlık suçu olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğu; zira bu fiilin, hileli davranışlarla mağduru aldatarak menfaat temin etme niteliği taşıdığından Türk Ceza Kanununun 158/1-l maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2024/6192 E.  ,  2026/11525 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/2120 E., 2023/3482 K.
SUÇ :Hırsızlık
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299. maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilerek yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, Anayasanın amir hükmüne rağmen kararın gerekçesiz olduğu, TCK 142/2-e maddesinin yasal koşullarının oluşmadığı, sanığın ... tarafından kandırıldığı, sanığın hiç bir menfaat temin etmediği, katılanın zararının giderildiği, sanığın kartının kullanılması dışında, diğer sanıklarla birlikte ve bilerek, isteyerek hareket ettiğine ve bir menfaat temin ettiğine dair dosyada hiçbir delil bulunmadığı, şüpheden sanığın yararlanması gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Suç tarihinde katılanın cep telefonunu arayan kimliği belirlenemeyen şahsın, kendisini banka görevlisi olarak tanıtıp, kredi kartı aidatının iade edileceğini söyleyerek telefonuna gelecek şifreyi söylemesini istediği, katılanın telefonuna gelen şifreyi arayan şahsa söylediği, bu şifre ile sanık ...'in ... Bankası nezdindeki hesabına 2.000,00 TL tutarında havale işlemi yapıldığı, olayda hile ve desise ile kandırmak suretiyle katılanın hesabından kendi hesabına para gönderen sanığın eyleminin 24.11.2016 tarih ve 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-L maddesinde tanımlanan nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gerektiği gözetilmeden, eylemin aynı Kanun'un 142/2-e maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.