Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen, savunma sanayi firmasının markasının tescilini etkileyen idari kararın iptali talepli dava.
Özet: Bu hukuki belge, davacının savunma sanayii alanında 1991den beri köklü faaliyet gösteren ve "STM" ibaresini logo ve ek sözcüklerle birlikte kullanan markasının, davalının elektronik sektöründeki "STM" markasıyla görsel, işitsel veya kavramsal olarak benzer olmadığını, faaliyet alanlarının tamamen farklı olduğunu ve davalının Türkiyede bir varlığı bulunmadığını iddia ederek, kendi marka başvurusunun kısmen reddine yol açan kararın iptalini talep ettiği bir davayı özetlemektedir; davalı ise markalar arasında karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzerlik bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/443 Esas - 2026/165

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARARTÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2024/443
Karar No : 2026/165
....
Dava : Marka İle İlgili ... Kararının İptali
Dava Tarihi : 21/10/2024
Karar Tarihi : 15/04/2026
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 15/04/2026
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili ... Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı dilekçelerinde özetle; müvekkilinin 1991 yılından bu yana sektörde ticari faaliyetlerde bulunduğunu, savunma sanayi alanında faaliyetlerinin olduğunu, ülkenin önde gelen firmalarından olduğunu, müvekkilinin %34’luk hissesinin hâkim ortağının ....ı olduğunu, müvekkilinin bugüne kadar ....” markası ile ülkemizde ve dünyada kullanımlarda bulunarak ciddi şekilde bilinir hale geldiğini, ticaret unvanının kılavuz unsuru “.... ibaresi .... alan adlı internet sitesinde de 13 Kasım 1992’dan beri kullanıldığını, müvekkilinin markasal olarak Türkiye’de kullanım tarihinin karara mesnet markaların tescillerinden çok daha önce olduğunu, dava konusu başvurunun .... sayılı başvuru olduğunu, 09/35/37/42.sınıf mal ve hizmetleri kapsadığını, davalı şirket itirazlarının .... tarafından reddedildiği halde ... kararı neticesinde kısmen kabul edildiğini, oysaki müvekkilinin “....” ibaresi üzerinde üstün ve gerçek hak sahibi olduğunu, taraf markalarının benzer olmadıklarını, müvekkili başvurusunun tek başına “stm” ibaresinden oluşmadığını, başvurunun bütün olarak algılanması gerektiğini, müvekkili markasında “stm” harfleri yanında birçok ayırt edici bir sözcük unsurunun ve ek ibarelerin yer aldığını,...sözcüğünün önünde/sol tarafından markada baskın konumda bir logo olduğunu, müvekkilinin marka başvurusuna konu “stm” harflerinin ticaret unvanında da yer aldığını ve “.... kelimelerinin baş harflerini işaret ettiğini, taraf markalarındaki harflerin farklı anlamlara referans yaptığını, müvekkili markasının müvekkili şirketin ticaret unvanının İngilizce hali olan ....”) sözcüklerinden oluştuğunu, davalı markalarında ise şekil unsurunun “....” markası ile müvekkili markasının benzer olarak görülmediğini, taraf markalarının işitsel olarak benzer olmadıklarını, davalı markaları “es-ti mikroelektroniks” şeklinde telaffuz edilirken, müvekkil şirket markasındaki ibare ....” şeklinde telaffuz edileceğini, ..... sayılı dosyasında davalı markasının web sitesindeki logonun “.... harflerinden oluştuğunun tespit edildiğini, davalı şirket markasında yer almamasına rağmen müvekkili markalarından geniş bir emtia grubunun çıkartılmasının hukuka aykırı olduğunu, davalının 35. sınıfta tescilinin dahi olmadığını, kaldı ki davalı şirketin markalarını dahi kullanmadığını, bu durumun işlem dosyasında da tespit edildiğini, benzer uyuşmazlıklarda da davalı markaları ile ilgili aynı sonuca varıldığını, tarafların faaliyet gösterdikleri sektörlerin de farklı olduğunu, davalı şirketin “elektronik devre ürünlerinin imalatı ve pazarlanması” alanında faaliyetlerinin olduğunu, müvekkilinin faaliyet alanının farklı olduğunu, uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerin bilinçli tüketici grubuna hitap ettiklerini, davalı yanın Türkiye’de herhangi bir faaliyeti dahi olmadığı gibi Türkiyede yerleşik bir şirket de olmadığını, müvekkilinin yıllardır çok sayıda marka tescili yaptırdığını ifade ederek, .... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı .... vekili cevaplarında özetle; taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde birbirleriyle karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzer olduğunu, davacının marka başvurusunun reddedildiği emtialar açısından, taraf markalarının aynı veya ilişkili emtialarda kullanılacağını, markalarda en ön planda olan ibarelerin ortak olmasının markaları benzer kıldığını, tüketicilerin markaların aynı işletmeye ait olduğunu düşüneceklerini, aksi düşünülse dahi işletmeler arasında ekonomik/idari bağlantı olduğu kanısına kapılacaklarını, yani somut olayda karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, verilen kurum kararının yerinde olduğunu, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirkete usulüne göre tebligat yapılmasına karşın, dosyada mevcut bir cevabına rastlanmamıştır.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, ... kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının .... sayılı "stm engineering technology consultancy" ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu ...." ibareli markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, itirazın reddine karar verildiği, red kararına karşı davalının tekrar itirazda bulunduğu, bu defa .... sayılı kararı ile, itirazın kısmen kabulüne karar verilerek, "SINIF 9: Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri. Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri. Sınıf 35: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri. Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri. Makine ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar: yarı iletkenler, elektronik devreler, entegreler, yongalar (çipler), diyotlar, transistörler, manyetik kafalar, saptırıcılar; elektronik kilitler, fotoseller, elektronik açma kapama mekanizmaları, algılayıcılar (sensörler) mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetlerin çıkarılmasına nihai olarak karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, 05/12/2026 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davalı tarafça, işlem dosyasına farklı ekler altında sunulan yüzlerce sayfadan oluşan (gerek itiraz evrakı ekinde gerekse de başta ... evrak numaralı form ve devamındaki formların ekinde yer alan deliller) delil bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu markanın başvuru tarihi olan 23.03.2022 tarihinden geriye dönük son beş yılı (23.03.2022–23.03.2017) kapsayan delillerden faturalara bakıldığında, davalı yanın faturalarında yer alan temel markasal kullanımın “.... tarihli faturalarda ise ....” markasının yer almadığı anlaşılmıştır. Bilahare sunulan yüzlerce sayfalık ekran görüntüsü/pdf dokümanı şeklindeki deliller değerlendirildiğinde, davalıya ait .... sitesinden alınma ekran görüntüleri, davalı yan markalarını uluslararası tescil kayıt evrakları, “.... logosunu ihtiva eden 2020 tarihli bir adet katalog, ... alındığı anlaşılan 24.05.2021 tarihli ekran görüntüleri, davalı tarafça hazırlanmış 2018 tarihli katalog içeriği,... platformundan alınma kullanıcı yorumlarını gösterir ekran görüntüsü (2009 yılından 2018 yılına dek yorumlar olduğu anlaşılmıştır), 01.05.2021 ekran kayıt tarihli .... sayfasından alındığı anlaşılan belge dökümleri, 01.05.2021 ekran kayıt tarihli. sayfasından alındığı anlaşılan belge dökümleri, 01.05.2021 tarihli ....web sayfasından alındığı anlaşılan belge dökümleri, .... sayfasından alındığı anlaşılan belge dökümleri, davalı yanın Haziran 2020 tarihli kataloğu, davalı yanın 2019 tarihli kataloğu, davalı yanın 2018 tarihli kataloğu gibi yüzlerce sayfadan oluşan delillerin yanı sıra .... taraflar arasında görülen sair ihtilaflarda daha evvel verdiği 23.12.2021 tarihli kararı sunduğu anlaşılmıştır.
Davalı tarafça sunulan deliller bir bütün olarak değerlendirilen, SMK m. 19/2 kapsamında gözetilmesi gereken değerlendirme tarih aralığına ilişkin (23.03.2022–23.03.2017) delillerden davalı yanın hem ST life.augmented markasını hem de “... ibaresinden oluşan markalarını özellikle “mikro işlemciler, mikro denetleyiciler, yarı iletkenler ve entegre devre sistemleri” gibi emtialarda Türkiye pazarına da etki yaratacak şekilde ciddi ve uzun süreli kullanıma konu edildiği yorumunun yapılması mümkün olup bu anlamda Kurum tarafından verilen kararda bahsi geçen ".... temelindeki değerlendirmeler yönünden benzer bir görüşü benimsenmekte ise de sunulan delillerin “manyetik veri taşıyıcılar , diskler, bilgisayar parçaları” açısından kullanımı ispata elverişi deliller olarak görülemeyeceği anlaşılmıştır.
Davalı yanın ayrıca ....sayılı markaları ise dava konusu marka başvurusu tarihi itibariyle SMK m. 19/2 değerlendirmesine tabi olmayan ve ... karar tarihi itibariyle geçerli durumda markalar olduklarından zaten SMK m. 6/1 değerlendirmesinde dikkate alınması gereken önceki tarihli markalardır.
Bununla birlikte ... kararı kapsamında davalı yanın “...” ibaresinden oluşan markaları yönünden taraf markaları benzer olarak görülmemiş, yalnızca “....” ibaresi içerir markalar bakımından benzer olarak değerlendirilmiş ve iltibas riski kabul edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı yanın redde gerekçe markalarında... sayılı markaları kapsamında kullanımı ispatlandığı değerlendirilen 09. sınıf kapsamındaki mallar yer almamakta olup ilgili sınıflar yönünden ise ... kararında bir tespit yapılmış olmayıp, anılan markaların değerlendirmede dikkate alınmadıkları anlaşılmıştır.
Davalı yanın gerek işlem dosyası özelinde kullanım ispatı yönünden yapılan değerlendirmeler sonucunda kullanımda bulunduğu değerlendirilen emtialar gerekse de dava konusu markanın başvuru tarihi itibariyle kullanım ispatı talebine konu olmayan ....sayılı markaları kapsamındaki emtialar temel anlamda “mikro işlemciler, mikro denetleyiciler, yarı iletkenler ve entegre devre sistemleri” şeklinde tanımlanabilecek mahiyetteki yarı iletken/elektronik bileşen ürünleridir. Anılan emtia grubu normal şartlarda 09 sınıf 06 alt grubunda yer alan “Makine ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar: yarı iletkenler, elektronik devreler, entegreler, yongalar (çipler), diyotlar, transistörler, manyetik kafalar, saptırıcılar; elektronik kilitler, fotoseller, elektronik açma kapama mekanizmaları, algılayıcılar (sensörler).” ürün grubu içerisinde kalan emtialardır. Davacı taraf, dava konusu marka başvurusunu gerçekleştirirken, ilgili ürün grubunu tescil kapsamında almamıştır.
Bu mallar günümüzde üretici/tedarikçi seviyesinde veyahut profesyonel olarak bu alanda çalışan kişilerce alınıp satılan, teknik nitelikli, hammadde/yarı mamul/elektronik komponent/bileşen olarak değerlendirilen ürünler olup bahsi geçen bileşenler kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalarlar, bilgisayarlar, masaüstü ve tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar, cep telefonları ve çeşitli bilgisayar çevre donanımları gibi cihazların üretiminde de kullanılan veya fonksiyonlarını mümkün kılan kontrol üniteleri olarak bilinmektedir.
Dolayısıyla bu mahiyetteki elektronik ürünler ile bahsi geçen bileşenler arasında bir ilişki var ise de birden fazla unsuru ihtiva eden bu tür nihai elektronik ürünler ile ilgili bileşenlerin özellikle kullanım amacı, satış noktaları, hedef tüketici grupları, rekabet olanakları açısından doğrudan bir benzerlik taşıyacaklarından bahsedilmesi mümkün olmamalıdır.
Daha ayrıntılı bir analiz gerekir ise öncelikle davalıya ait markalar kapsamında değerlendirilen bahsi geçen emtialar ile dava konusu markada reddedilen “Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri.” malları arasında (ve bu malların satışı hizmetleri yönünden) taraf markaları arasında bir benzerlik zaten bulunmamaktadır. Zira reddedilen bu ürün grubu yazılım ürünleri ile içerik/donanım/saklama ortamları olarak değerlendirilebilecek farklı kategorilerdeki emtialar olup temel fonksiyonları depolama / içerik taşıma / içerik tüketimi içindir. Dolayısıyla bahsi geçen emtialar ile davalı markaları kapsamı açısından dikkate alınan mallar nitelik, kullanım amacı, fonksiyon, tüketici kitlesi, ticari kanallar ve tamamlayıcılık bakımından farklıdır.
Bununla birlikte dava konusu marka kapsamındaki 09. sınıf “Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri” emtiaları ve bu emtiaların satışı hizmetleri bakımından da yine doğrudan bir ilişki kurulamayacağı değerlendirilmiştir.
Zira 09. sınıftaki bahsi geçen mallar tamamlanmış son kullanıcı cihazları veyahut aksesuarları olup bu ürünlerin içerisinde birçok bileşen mevcut olduğundan, bu bileşenlerin her birinin nihai ürünün kendisi ile doğrudan benzer olarak kabul edilmesi isabetli bir yaklaşım olmayacaktır. Bahsi geçen bileşenler nihai kullanıcı tarafından olağan şekilde satın alınıp (söz gelimi bir harddisk, ram veya hdmi kablosu gibi) elektronik ürünleri ile birlikte kullandığı türden bir ürün grubu olmayıp aksine niteliği itibarıyla yarı iletken teknolojisiyle üretilmiş entegre devreler olup cihazların kontrol, işlem, sensör yönetimi, haberleşme protokolleri, güç yönetimi ve çevresel birim sürücülüğü gibi temel işlevlerini yürütmek için kullanılan bileşenlerdir. Bu halde nihai kullanıcı açısından ilgili ürünlerin kullanım amaçları, sağladıkları fayda ve satış/dağıtım kanalları net olarak ayrışmaktadır. En basiti tüketici nihai elektronik ürünleri teknoloji marketler aracılığıyla veyahut doğrudan firma/bayi tarafından satın alacakken, bu marketler/bayiler/firmaların kendisi bahsi geçen bileşenlerin satışını dahi yapmamaktadır.
Dolayısıyla mikrodenetleyiciler, mikroişlemciler, gömülü mikroişlemciler gibi mallar cep telefonları, kameralar, bilgisayarlar, giyilebilir cihazların bileşenleri olmasından kaynaklı nihai ürün ile bu bileşenler arasında da bir şekilde ilişki kurulması mümkün olabilir ise de bu ilişkinin varlığı olağan şekilde kabul edilebilir olmayıp, bu tür bir bağlantının kurumsal imajlar yönünden birden fazla nokta itibariyle de somut bir benzerlik halinde veyahut tanınmışlık açısından bir değerlendirmenin varlığının aranması gerekeceği değerlendirilmiştir.
Nihayetinde davalı markaları kapsamında kullanımı ispatlanan/kullanım ispatı talebine konu olmayan emtiaların tamamı ile dava konusu marka kapsamında reddine karar verilen bir kısım emtia arasında teknik parça / nihai cihaz bağına dayalı bir ilişkinin varlığı yok sayılamaz ise de bu bağın marka hukukunda benzerlik doğurmaya elverişli ikame edilebilirlik, tamamlayıcılık, aynı ticari köken algısı gibi kriterleri karşılamayacağı, nihai tüketicinin mikrodenetleyici–yarı iletken, entegre devre sistemleri gibi ürünleri çoğu zaman bağımsız bir mal olarak algılamayacağı gibi bunları kameralar, telefonlar, bilgisayarlar gibi ürünlerle aynı ticari kaynaktan geldiğini düşünebileceği bir pazar tecrübesinin de yerleşik olarak bulunmadığı, bu nedenle taraf markaları arasında redde konu emtialar yönünden bir benzerlik kurulamayacağı değerlendirilmiştir.
Bu durumda, karıştırılma ihtimali için aranılan iki temel kriterden biri olan emtia benzerliğinin, somut ihtilaf özelinde meydana geldiğinden bahsedilmesi mümkün olmadığından, SMK m. 6/1 koşulları da normal şartlarda gerçekleşmeyeceği kanaatine varılmıştır.
Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır.
İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır.
Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır..... kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta dava konusu marka kapsamındaki 09. Sınıftaki mallar spesifik nitelikteki elektrik – elektronik ürünlerin kendisi davalı markalarındaki ürünler ise bu ürünlere yönelik ara ürünler, elektronik parçalar olup bu ürünlerin endüstriyel ve teknik yönleri ön plana çıkan, günlük tüketim rutininde yer almayan, sıkça faydalanılmayan, nihai yararlanıcılarının da çoğu zaman endüstriyel mal alıcıları ve profesyonellerden oluşan ürünler oldukları, bu kişilerin satın alacağı işbu emtialardan yararlanmadan önce mutlak bir ön araştırma süreci yaşayacağı, zira bu emtiaların sıkça değiştirilen, rutin olarak yararlanılan türden olmadığı, satın alım ve yararlanma sürecinin süreklilik arz eden bir ilişkiyi doğurabileceği, neticede, ilgili tüketicilerin nitelik itibariyle özen, dikkat ve bilgi düzeyinin de daha ortalamadan çok daha üst düzey olacağı değerlendirilmiştir. Pek tabi bu nitelikteki tüketicilerin hiçbir hal ve koşulda yanılgı yaşamayacakları gibi tespitte bulunulması mümkün olmayıp her somut olayda bu hususun tespiti sair etkenlerle birlikte değerlendirilmesi gerekmekte olup kimi durumlar nitelik düzeyi artmış, bilgilenmiş bir tüketicinin sonraki karşılaştığı markayı, önceki tecrübe ettiği marka ile iktisadi anlamda ilişkilendirmesi çok daha mümkün olmaktadır.
... sayılı ilamında da belirtildiği üzere, karıştırılma ihtimalinde ölçü bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta, markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir” denilmektedir. Dolayısıyla ilgili tüketicinin aldığı mal ya da hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bildiği ve fakat güvendiği işletme ile malını/hizmetini aldığı işletmenin arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu düşünmesi hali dahi "karıştırılma ihtimali"nin var olduğunun kabulü için yeterli olacaktır.
Markalar karşılaştırılırken görsel, sesçil (fonetik) ve kavramsal (semantik) açılardan taraf markalarını oluşturan işaretlerin benzer olup olmadıkları hususunun bütünsel bir bakış açısıyla ele alınması ve yine markalar kapsamındaki mallar/hizmetler yönünden markaların benzer olup olmadıkları konularının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde tespit edilebilir bir durumdur.
Buna göre işaretler arasında görsel benzerlik karşılaştırması yapılırken markalara konu yazı ve işaretlerin konumlandırılma şekilleri ile harf sırası, yazım karakterleri gibi göze çarpan özellikleri dikkate alınmalıdır. Sesçil benzerlikte esas alınması gereken husus ise markaların ortalama tüketici kitlesi tarafından kendi lisanlarındaki okunuş şekli olup, markaların başlangıç kısımlarının fonetik açıdan benzer sesler çıkarılarak okunup okunmadığı dikkate alınmalıdır. Markaların kavramsal açıdan benzerliklerinin karşılaştırılmasında da markalara konu sözcüklerin tescil kapsamındaki ortalama tüketici kitlesinin bakış açışı ve o sözcüklere kendi lisanlarında bir anlam verip veremeyecekleri hususu dikkate alınmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, dava konusu marka başvurunun sol kısmında lacivert –mavi ve yeşil renkteki üç küçük üçgenle oluşturulmuş bir büyük üçgen şeklindeki logonun yer aldığı, logonun hemen sağında markanın hakim unsuru konumundaki “....” harf kombinasyonuna yer verildiği, bu kombinasyonun sağ kısmında daha küçük harf karakterleri ile ve bütüncül algıda geri planda kalacak şekilde “.... şeklinde İngilizce sözcüklerden oluşan tali bir ibareye yer verildiği, marka örneğindeki hakim unsur olan “stm” harflerinin davacı yanın ticaret unvanın da kılavuz unsurunu oluşturduğu gibi aynı zamanda davacı beyanlarından da anlaşıldığı üzere davacının sair markalarının da hakim unsuru marka konumunda olduğu, başka bir ifadeyle davacı yanın “....” ibaresi ile yaratmaya çalıştığı bir marka grubu olduğu, dolayısıyla tüketicide bırakmak istediği ilk intibada da “...” harflerinin ön planda algılanacağı, nitekim uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerin ilgili tüketicileri tarafından markanın ...” olarak algılanacak olduğu, ne şekil ne de slogan niteliğindeki yardımcı unsurun bu algıyı geri plana itmeyeceği, marka örneğinde “...” harflerinin açılımına ilişkin herhangi bir ibarenin de yer almadığı değerlendirilmiştir.
Davalı yanın önceki tarihli markaları ise ....” harf kombinasyonunu içeren markalar olup, markalardaki renk ve şekil unsurlarının varlığı veyahut ek sözcüklerin varlığının bu markalara sağladığı katkı tali nitelikte olduğu değerlendirilmiştir.
İşbu uyuşmazlık kapsamında tartışıldığı gibi kendisinden önce tescil edilmiş bir markadaki ibare ile birlikte kendi unsurlarını içerisinde barındıran birleşik bir markanın önceki marka ile iltibas oluşturup oluşturmadığına karar verilebilmesi için önceki markanın kendi başına uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde bağımsız bir ayırt edici karakterinin olup olmadığının ve bu ibarenin sonraki markada da dominant bir etkiye sahip olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
“Bir markanın önceki markaya eklenmiş bir diğer kelimeden oluşması iki markanın benzer markalar olduğu yönünde bir göstergedir.” (Karar no:....);
Dolayısıyla iltibas ihtimalinin varlığı için önemli olan, önceki markanın, sonraki marka içerisindeki kullanımında bağımsız ayırt edici karakterini koruyup korumadığı ve ayırt edici niteliğinin ne denli yüksek olduğudur.
Dava konusu markada yer alan şekli unsur ile davalı yanın şekil unsuru ihtiva eden markalarında yer alan şekli unsurun (kelebek figürü) birbiri ile benzerlik arz etmediği, bununla birlikte davalı yanın şekli unsuru taşımayan tamamen düz biçimde yazılmış birden fazla “stm” ibareli markasının da mevcut olduğu, dava konusu markada da münhasıran hakim unsur olarak kullanılan ve tamamı büyük harflerle yazılmış “STM” ibaresinin görsel algıda dikkat çekici olduğu, bu haliyle markaların hakim unsurlarının harf dizilimsel görsellik bakımından aynı oldukları, bu ibarenin uyuşmazlık konusu emtialarda ayırt ediciliği yüksek bir harf kombinasyonu olduğu, somut bir anlama haiz olmadığı, öyle bir anlama haiz olsa da ilgili tüketicilerin bu anlamı bilme ihtimalinin bulunmadığı, tüketicinin algısını yönlendirecek şekilde bir açılımın da (“stm” harflerini işaret eden bir sözcük grubu gibi) markalarda kullanılmadığı, markalardaki ek unsurların markaları birbirlerinden somut bir biçimde farklılaştırmadığı, aksine markaların birbirlerinin devamı, serisi, yeni bir ürün ya da hizmetinin adı olarak tercih edilmiş bir ek ibaresi şeklinde algılanabileceği değerlendirilmiştir.
Buna göre özellikle “....” ibaresinin birebir ortaklığının, aynı ya da benzer mal ve hizmetlerin varlığı durumundan taraf markaları arasında iltibas riski yaratacak bir benzerliğe yol açacağı değerlendirilmiştir. Özellikle davalı yanın münhasıran “...” ibaresini esas unsur olarak taşıyan ve bu esas unsurun çeşitli tali eklerle seri hale getirilerek bir seri marka ailesine dönüştürülmüş olması karşısında, bu markalar ile dava konusu markanın yüksek düzeyli benzerliğinin, anılan markanın da davalı iktisadi kaynağı bünyesinde yaratılmış yeni bir marka gibi algı yaratma ihtimali kuvvetle muhtemel olacaktır.
Nitekim karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus ilgili tüketicinin algısı olup tüketicinin her iki markayı her zaman aynı anda görüp detaylarını karşılaştırabileceğinin düşünülmesi hayatın olağan akışına uygun düşmeyecektir. Tüketicinin daha önce satın aldığı bir mal veya hizmetin göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildiği kadar hafızasında kalan özelliklerine dayanarak, sonraki aynı veya benzer mal/hizmetten yararlanmak isterken önceki markanın kendisinde yarattığı garanti fonksiyonundan yararlanmayı düşünerek hareket edeceği, dolayısıyla önceki markanın zihninde bıraktığı algıyı uyarabilecek düzeyde benzer sonraki bir marka ile karşı karşıya kalan tüketicinin, sonraki markayı da bu güven duygusuna dayanarak tercih etme eğilimi ile hareket edebileceği değerlendirilmiştir.
Bu noktada taraf markalarının hitap ettiği ilgili tüketici grubunun niteliğinin ortalama tüketicilerden daha yüksek düzeyli olması, bu tüketici grubunun hiçbir şekilde yanılgı yaşamayacağı yönünde bir sonucu ise beraberinde getirmeyecektir. Zira bahsi geçen tüketicinin dahi her ikisi de “....” ön sesini taşıyan taraf markaları arasında, iktisadi bir ilişkinin var olup olmadığını sorgulama ihtimali devam edecek olup bu noktada önemli olan markaların kapsamındaki mal ve hizmetler arasında ayniyet ya da güçlü bir benzerlik bulunması halidir.
Netice itibariyle de, ... karar gerekçesi itibariyle yalnızca SMK m. 6/1 maddesi bakımından yapılan incelemelerde, dava konusu marka kapsamında reddine karar verilen mal ve hizmetler ile davalı yanın markaları kapsamında kullanımı ispatlanan/kullanım ispatı talebine konu olmayan emtialar yönünden ayniyet ya da benzerlik ilişkisi kurulmamış olduğundan, taraf markalarını oluşturan işaretler arasındaki benzerliğe rağmen SMK m. 6/1 koşullarının oluşmayacağı ve ... kararının iptali koşullarının meydana gelebileceği kanaatine varılmıştır.
Neticede, 05/12/2026 tarihli bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
İşlem dosyası kapsamında SMK m. 19/2 düzenlemesi ışığında yapılan değerlendirmeler neticesinde, davalı tarafça sunulan delillerin “STM” ibaresinden oluşan markalarını özellikle “mikro işlemciler, yarı iletkenler ve entegre devre sistemleri” gibi emtialarda Türkiye pazarına da etki yaratacak şekilde ciddi ve uzun süreli kullanıma konu edildiği yorumunun yapılmasını mümkün kıldığı, ancak ... kararı aksine davalı markalarının “manyetik veri taşıyıcılar, diskler, bilgisayar parçaları"” mallarında aynı şekilde kullanıma konu edildiği kanaatine varılamadığı, buna göre SMK m.19/2 değerlendirmesine konu markalarından .... sayılı markalarının “mikro işlemciler, mikro denetleyiciler, yarı iletkenler ve entegre devre sistemleri” emtialarında kullanıldığı kanaatine varılabileceği, .... sayılı markalar yönünden ise kullanımın ispatlandığı kanaatine varılamadığı, .... sayılı markaların kapsamında ise kullanımı ispatlanan emtia sınıfının zaten yer almadığı, bu çerçevede dava konusu .... sayılı marka kapsamında reddine karar verilen 09 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerin davalı yanın kullanım ispatı talebine konu markalarının kapsamındaki emtialar / kullanım ispatı talebine konu olmayan markaları kapsamındaki emtialar ile aynı ya da benzer olarak görülemeyeceği, buna bağlı olarak işaretler arasındaki benzerliğe rağmen SMK m.6/1 koşullarının somut olayda oluşmayacağı değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, .... kararının iptali koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Kabulüne,
... sayılı kararının iptaline,
Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 304,40.-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 79.976,00.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şirket vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.15/04/2026
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf : 916,00.-TL
Bilirkişi Ücreti : 28.000,00.-TL
P.M. : 51.060,00.-TL
TOPLAM : 79.976,0‬0.-TL