Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, marka tesciline itiraz ve YIDK kararının iptali davasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını onayan istinaf kararı verdi.
Özet: Bölge Adliye Mahkemesi, davacı şirketin "..." ibareli yerleşik markaları ve ticaret unvanı ile davalının "..." ibareli marka başvurusunun karıştırılma ihtimali bulunmadığına dair ilk derece mahkemesi kararını yerinde bularak onamıştır; mahkeme, davacının benzer mal ve hizmetler üzerindeki tescilli markalarının ve ticaret unvanının hakim unsuru olan "..." ile davalıya ait marka arasında görsel, işitsel veya anlamsal bir benzerliğin ortalama tüketiciyi yanıltacak düzeyde olmadığını, dolayısıyla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6/1. maddesi anlamında bir iltibasın mevcut olmadığını, davacının tanınmışlık, ticaret unvanı ve kötüniyet iddialarının da ispatlanamadığını belirterek, YIDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü talebini reddeden ilk derece mahkemesi kararında usul ve esasa aykırılık bulunmadığına hükmetmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/1189 - 2026/1530 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1189 KARAR NO : 2026/1530T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ : 27/03/2024NUMARASI : 2023/342 E. - 2024/133 K.DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/03/2024 tarih ve 2023/342 E. - 2024/133 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin mesnet markaları ile itiraza konu markanın ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, kapsadığı emtianın da aynı ve benzer bulunduğunu, müvekkili ... Anonim Şirketi’nin ticaret unvanının 11.03.1994 tarihinde tescil edildiğini, “...” ibaresinin yalnızca müvekkilinin seri marklarının hakim ve ayırt edici unsuru değil aynı zamanda tescilli ticaret unvanın hakim unsuru olduğunu, müvekkili firmanın 25 yıldan uzun süredir kullandığı ticaret unvanı ve yine 20 yıldan fazla süredir kullanmakta olduğu tescilli markalarının varlığına rağmen, davalı yan tarafından müvekkili firma tarafından kullanılan emtia/hizmetler kapsamında tescil müracaatına konu edildiğini, kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK’nın 2023-M-4664 sayılı YİDK kararının iptali ile 2022/064651 başvuru numaralı markanın yargılama sırasında tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, taraf markalar arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, zira ilgili tüketicilerin "..." ibareli başvuru ile "..." ibaresini baskın/esas unsur olarak içeren itiraz gerekçesi markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davacı şirketin iştigal alanları ile müvekkilinin iştigal alanlarının birbirlerinden tamamen farklı olduğunu, müvekkiline ait marka ile davacıya ait markalar arasında görsel, işitsel herhangi bir benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu markanın kapsamındaki mal ve hizmetlerin davacının 2012 81867 sayılı markasının kapsamında benzer olarak yer aldığı, ancak dava konusu marka ile davacı markaları arasında işitsel, görsel ve anlamsal benzerlik bulunmadığı, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacının tanınmışlık ve ticaret unvanına dayalı itirazlarının da yerinde olmadığı, kötüniyetin ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişiler tarafından tanzim edilmiş olan raporun eksik incelemeye dayandığını, müvekkilinin markalarının tescilli olduğu sınıflarda dava konusu marka başvurusunun yapılmış olması göz önüne alındığında 6769 sayılı SMK md. 6/1 uyarınca iltibas ve karıştırılma tehlikesi doğduğunu, davalı yan markasının kapsadığı tüm emtia ve hizmetler bakımından reddedilmesi gerektiğini, “...” ibaresinin yalnızca müvekkilinin seri marklarının hakim ve ayırt edici unsuru değil aynı zamanda tescilli ticaret unvanın hakim unsuru olduğunu, marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, " ..." ibareli marka başvurusu ile itiraza mesnet "..." esas unsurlu markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların birbirinden farklı olduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, dava konusu marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden, karşı tarafın tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayacağı, marka başvurusunun kötüniyetli yapıldığı iddiasının dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelere göre kanıtlanmadığı, davacının tanınmışlık ve ticaret unvanına dayalı itirazlarının da yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2026Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.