3. Ceza Dairesi, terör örgütü adına suç işleme, silah sağlama ve yasadışı toplantılara katılma suçlarından verilen mahkumiyet/beraat kararlarını, TCK 220/6nın Anayasa Mahkemesince iptali ve 7499 sayılı Kanun değişikliği ışığında inceledi.
Özet: Yüksek Mahkeme, bazı sanıkların terör örgütü adına suç işleme, silah sağlama ve yardım etme gibi çeşitli suçlardan verilen mahkumiyet kararlarını, savunma iddialarını ve katılan kurumun itirazını reddederek onarken; diğer sanıkların terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan verilen mahkumiyetleri açısından, Anayasa Mahkemesinin ilgili maddeyi iptal etmesi ve ardından yapılan yeni yasal düzenleme ışığında, hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
3. Ceza Dairesi         2024/16662 E.  ,  2026/3697 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/66 E., 2024/154 K.
SUÇ : Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere katılarak ihtara rağmenkendiliğinden dağılmama, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, silahlı terör örgütüne silah sağlama,silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme.
HÜKÜM : 1- Sanıklar ...,..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında;
7499 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile değişik TCK'nın 314/3-1. ve 2. cümle, 3713 sayılı Kanun'un 3-5/1, TCK'nın 62, 53/1-2-3, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararı,
2- Sanık ... hakkında;
-TCK'nın 315, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62, 53/1-2-3, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararı,
3- Sanık ... hakkında;
-TCK'nın 314/3 ve 220/7 maddesi delaletiyle 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanun'un 3-5/1, TCK'nın 62, 53/1-2-3, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet kararı
4- Sanıklar ... ve ... hakkında;
Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama suçundan CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı,
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, Ret
Bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Bir kısım sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine,
A.Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında katılan kurum vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, silahlı terör örgütüne silah sağlama, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarından doğrudan zarar görmeyen ve bu nedenle davaya katılma hakkı ile hükmü temyiz yetkisi bulunmayan katılan kurum vekilinin temyiz talebinin CMK'nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE,
B.Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden sanıklar müdafilerinin; sanık ... hakkında beraat hükmüne ilişkin vekalet ücreti ile sınırlı olarak yaptığı temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, sanıklar ... ve ... hakkında hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı; sanık ... hakkında, yargılamaya konu aynı olaydaki eylemleri nedeniyle sübut bulan Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme suçuna yardım, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme suçlarından verilen hükmün niteliği ve müdafii tarafından sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesinin mümkün bulunmaması karşısında, kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama suçundan beraat eden sanık ... yönünden ayrıca vekalet ücreti hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmakla sanıklar ..., ... ve ... müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün, tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
C. Sanıklar ...,..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda sanıkların TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddeleri delaletiyle 314/2'nci maddesi uyarınca mahkumiyetlerine karar verildiği, 08.12.2023 tarih ve 32393 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli ve 2023/132 Esas - 2023/183 Karar sayılı kararı ile TCK'nın 220/6'ncı maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline ve Resmi Gazete'de yayımlanmasından 4 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, bu hükmün iptal edilmesi üzerine iptal hükmünün yürürlüğe gireceği 08.04.2024 tarihinden önce Yasakoyucu tarafından 02.03.2024 tarihinde çıkartılan 7499 sayılı Kanunun 10'uncu maddesi ile TCK'nın 220/6'ncı maddesinde düzenlemeye gidildiği, buna göre, “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca iki yıl altı aydan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır.” şeklinde düzenleme yapıldığı, ayrıca TCK'nın 314/3'üncü maddesine ise “(3) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.” şeklindeki fıkranın eklendiği ve diğer fıkranın buna göre teselsül ettirildiği; söz konusu yasal düzenlemelerin de somut norm denetimine konu edilmeleri üzerine 7499 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesi ile değiştirilen TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddelerinin Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve 2024/81 Esas - 2024/189 Karar sayılı kararı ile ikinci kez iptaline karar verildiği, söz konusu kararın 09.01.2025 tarih ve 32777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra 09.07.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği ve iptal edilen Kanun hükümlerinin yerine yeni bir düzenleme ihdas edilmediği; Anayasa'nın 153/5'inci maddesinde Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğinin belirtildiği, bununla birlikte Anayasa'nın 38'inci maddesine göre kimsenin işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı ve ceza normlarının ancak kanunla konulabileceğinin belirtildiği, Anayasa normuna paralel şekilde suç ve cezada kanunilik ilkesini düzenleyen TCK'nın 2'nci maddesinde kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamayacağı düzenlemesinin bulunduğu, yine ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasını düzenleyen TCK'nın 7'nci maddesinde de, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.11.2023 tarihli, 2023/1-345 esas ve 2023/579 sayılı kararı ile 14.06.2023 tarihli, 2021/1-427 esas ve 2023/344 karar sayılı somut olaya benzerlik gösteren emsal nitelikteki kararlarında da Anayasa Mahkemesinin iptal kararları sonrasında ortaya çıkan duruma ilişkin değerlendirmeler yapılmış, Anayasa'nın 38'inci maddesi ile TCK'nın 7'nci maddeleri gereğince iptal kararı sonrasında sanıklar lehine olarak ortaya çıkan durum dolayısıyla sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi maksadıyla hükümlerin bozulmasına karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçunu işlediği kabul edilerek TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddeleri delaletiyle 314/2'nci maddesi uyarınca mahkumiyetlerine karar verilen sanıkların, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği gözetilerek Anayasa'nın 38'inci ve CMK'nın 223/2-a maddeleri gereğince beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafilerinin temyiz istemleri bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan bu sebepten dolayı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca hükmün, tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.