Böbrek nakli sonrası kesilen maluliyet aylığına ilişkin davada, sigortalının çalışma gücü kaybı ve yersiz ödeme borçsuzluğunun Adli Tıp Genel Kurulu raporuyla tespiti.
Özet: Kronik böbrek yetmezliği nedeniyle malulen emekli olan ve böbrek nakli sonrası maluliyet aylığı kesilerek kurumca yersiz ödeme tahakkuk ettirilen davacının açtığı davada, Adli Tıp Genel Kurulu raporu ile davacının çalışma gücünün en az %60ını sürekli olarak kaybettiği ve maluliyetinin hiç kalkmadığı tespit edilerek, kesilen aylıkların yersiz olmadığı ve kurumdan talep edilen borçtan sorumlu bulunmadığına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2025/44 E., 2025/151 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacıya 1997 yılında kronik böbrek yetmezliği teşhisi konularak 01.05.1998 yılında Bağ-Kur'dan malulen emekli olduğunu, daha sonra kardeşinin böbrek vermesi neticesi böbrek nakli yapılarak hayatını devam ettirdiğinden davalı Kurum tarafından bağlanan aylığın haksız olarak kesildiğini, davacıya Kurum tarafından ödeme emri çıkarıldığını bildirerek davacının çalışarak hayatını devam ettiremeyecek durumda olduğunun tespiti ile davacıya çıkarılan 17.019,91 TL'den borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının kontrol muayenesi sonucu raporlarının sağlık kurulunca değerlendirildiğini, 15.09.2010 tarihli Kurum kararı ile davacının çalışma gücünün en az %60'ını kaybetmediğine karar verildiğini, bu nedenle Kurumca yapılan işlemin yerinde olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARIMahkemenin 31.12.2013 tarihli kararı ile davanın kabulü ile1-Davacının iş göremezlik oranının %60 olduğunun tespiti ile davacıya çıkarılan 17.019,91 TL'den borçlu olmadığının tespitine,2-Kesilen aylıkların yeniden bağlanmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı Mahkemenin 31.12.2013 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; "...Dosya kapsamına göre davacıya 01.01.1998 tarihinden itibaren malullük aylığı bağlandığı, 2010 tarihli kontrol muayenesi sonucu, Maluliyet ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığınca çalışma gücünün % 60'ını kaybetmediğinden bahisle aylığının kesilerek, 17.119,93 TL yersiz aylık tahakkuk ettirildiği, Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınmadığı, Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 16.09.2013 tarihli raporda ise davacının çalışma gücünün % 60'ını kaybettiği, 01.05.1997 tarihinden itibaren malul sayılması gerektiğinin belirtildiği, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.Somut olayda, davacıya 22.01.2008 tarihinde böbrek transplantasyonu yapıldığı anlaşılmakta olup, bu tarihten önce malul olduğuna ilişkin tereddüt bulunmamaktadır.Bu veriler ışığında, Mahkemece, verilen hükmün eksik ve araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır.Öncelikle, tahsis dosyası celbedilerek, tahakkuk ettirilen yersiz aylığın hangi tarihleri kapsadığı, aylığın hangi tarih itibarıyla kesildiği hususları açıklığa kavuşturulmalıdır.Sosyal güvenlik hukukunun kamu düzeni ile ilgili olması nedeniyle, sigortalı veya hak sahipleri lehine getirilen yasal düzenlemelerin derdest davalara da uygulanması gerekeceği tartışmasızdır.Somut olayda, Mahkemece, öncelikle, Yüksek Sağlık Kurulundan yeniden rapor alınmak suretiyle, davacının, hangi oranda çalışma gücünü kaybedip kaybetmediğinin belirlenmesinin istenmesi, çelişki halinde Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınmak suretiyle %60 veya daha yüksek bir oranda çalışma gücü kaybının bulunup bulunmadığının belirlenmesi, bu çerçevede; davacının, maluliyetinin başlangıcının, oranının, sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısının belirlenip, maluliyet aylığı koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği; gerek, 1479 sayılı Kanun'un 28... . maddeleri ve gerek 5510 sayılı Yasanın 25... . maddeleri kapsamında irdelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Kuşkusuz, 5510 sayılı Kanun kapsamında maluliyet aylığı tahsis koşullarının varlığının saptanması halinde ise, aylık başlangıç tarihinin 5510 sayılı Kanun'un yürürlük tarihini takip eden aybaşı tarihi olacağının gözden uzak tutulmaması gerekir.Diğer taraftan, davacının 22.01.2008 tarihinden önce malul bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmakla, bu tarihten önce ödenen aylıkların kendisinden talep edilemeyeceği hususu gözönünde tutulmalıdır..." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 26.12.2017 tarihli kararı ile davanın kabulüne,1- 20.04.2017 tarihli Adli Tıp Genel Kurulu raporu esas alınarak 03.08.2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kayıp Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin Ek -1 bölüm M1B maddesine göre davacının beden çalışma gücünün en az %60 ını kaybetmiş olduğunun tespiti ile maluliyetinin hiç kalkmadığı 01.05.1997 tarihinden itibaren malul sayılması gerektiğinin tespitine,2- Davalı Kurumca davacıya 01.03.2008 - 01.07.2010 tarihleri arasında yapılan ödemelerin yersiz olmadığının ve bu ödemelerle ilgili davacının Kuruma borçlu olmadığının tespitine,3- Davacıya aylığın kesildiği tarih olan 01.07.2010 tarihinden itibaren yeniden maluliyet aylığının bağlanmasına, birikmiş aylıkların Kurumca hesap edilerek ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile toplu olarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.C. İkinci Bozma KararıMahkemenin 26.12.2017 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; "...Yukarıda belirtilen maddeler gereği maluliyet tahsisi taleplerine ilişkin olmak üzere, aylık bağlanması için Kurumca yapılacak işlemler ve gerekli prosedürün belirlenmesi hususunda davalı Kurumca 01.10.2008 tarihinde 5510 sayılı Kanunun maluliyet sigortası ile ilgili hükümlerinin de yürürlüğe girmesiyle birlikte 11.10.2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği kabul edilmiş iken, maluliyet tespit işlemleri yönetmeliği 28727 sayılı ve 03.08.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak 01.09.2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 01.09.2013 tarihinde yürürlüğe giren Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinin 22. maddesinde, 11.10.2008 tarihli ve 27021 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin çalışma gücü kaybı, vazife malullüğü, harp malûllüğü ile erken yaşlanma durumlarının tespiti hükümlerine yapılan atıfların bu Yönetmelik hükümlerine yapılmış sayılacağı; 23. maddesinde, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde yer alan; çalışma gücü kaybı, vazife malûllüğü, harp malûllüğü ile erken yaşlanma durumlarının tespiti ile ilgili tüm hükümlerinin yürürlükten kaldırıldığı; geçici 1. maddesinde, Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce çalışma gücü kaybı, vazife malûllüğü, harp malûllüğü ile erken yaşlanma durumlarının tespiti talebinde bulunan sigortalılar ile bunların hak sahibi veya bakmakla yükümlü olduğu çocukları için, yürürlükten kaldırılan ilgili sosyal güvenlik mevzuatının Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı düzenlemelerine yer verilmiştir.Belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, eldeki davada, 01.09.2013 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin böbrek transplantasyonuna dair lehe hükümleri, yönetmeliğin yürürlük tarihi sonrasına ilişkin olarak uygulanması gerekeceğinden, geçmişe yönelik uygulama yapan mahkeme yaklaşımı yerinde görülmemiştir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.D. Direnme KararıMahkemenin 13.11.2018 tarihli kararı ile davanın kabulüne, Mahkemenin 26.12.2017 tarihli kararında direnilmesine,1- 20.04.2017 tarihli Adli Tıp Genel Kurulu raporu esas alınarak 03.08.2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kayıp Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin Ek -1 bölüm M1B maddesine göre davacının beden çalışma gücünün en az %60 ını kaybetmiş olduğunun tespiti ile maluliyetinin hiç kalkmadığı 01.05.1997 tarihinden itibaren malul sayılması gerektiğinin tespitine,2- Davalı Kurumca davacıya 01.03.2008 - 01.07.2010 tarihleri arasında yapılan ödemelerin yersiz olmadığının ve bu ödemelerle ilgili davacının Kuruma borçlu olmadığının tespitine,3- Davacıya aylığın kesildiği tarih olan 01.07.2010 tarihinden itibaren yeniden maluliyet aylığının bağlanmasına, birikmiş aylıkların Kurumca hesap edilerek ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile toplu olarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. E. Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı Mahkemenin 13.11.2018 tarihli direnme kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca; "...Somut olayda; Mahkemece 13.11.2018 tarihli duruşmada verilen ara kararda usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyulmasına karar verildiğinin yazıldığı ancak daha sonra direnme kararının gerekçesinde son duruşma tutanağında bozma ilamına uyulmasına karar verildi, açık yargılamaya devam olundu ibaresinin kopyala yapıştır sistemiyle tutanakta kaldığı, mahkemenin iradesinin direnme yönünde olduğundan bu hususun sehven çıkartılmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.Şu hâlde yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Özel Dairenin bozma kararına uyulması ile davalı Kurum lehine usulî kazanılmış hak oluşmuştur. Usulî kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olacak istisnai bir durum da bulunmadığına göre artık duruşma zaptında yer alan ve “Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyulmasına karar verildi. Açık yargılamaya devam olundu..” ifadesi ile bozmaya uyulmasına karar verildikten sonra tarafların da bozma ilamına uyulduğu kanaatiyle beyanı alınmak suretiyle yargılamaya devam edilerek önceki kararda direnilmesi usulen mümkün değildir. Başka bir anlatımla bir defa bozmaya uyulmasına karar verildikten sonra uyma kararından dönülmesinin davaya bir etkisi bulunmamaktadır. Usulî kazanılmış hak ilkesi kamu düzeni ile ilgili olup temyiz aşamasında da kendiliğinden dikkate alınması gerekir.Açıklanan nedenlerle mahkemece bozmaya uyulmakla gerçekleşen usulî kazanılmış hak nazara alınarak hükmüne uyulan bozma kararı gereklerinin yerine getirilmesi gerekirken uyma kararından dönülüp direnme kararı verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır." gerekçeleriyle Mahkemenin direnme kararının usulden bozulmasına karar verilmiştir.F. Mahkemece Verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurul karar sonrası kararıMahkemenin yukarıda 12.06.2024 tarihli kararı ile 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği Eki Bölüm kapsamında böbrek naklinin yapıldığı 22.01.2008 tarihinden itibaren çalışma gücünün en az % 60'ını kaybetmediğinin tespit edildiği, bu hali ile davalı Kurum Yüksek Sağlık Kurulunun raporu doğrultusunda davacının böbrek naklinin yapıldığı 22.01.2008 tarihinden daha sonraki döneme ilişkin olmak üzere davacının aylığının kesilmesi, 01.03.2008 - 01.07.2010 dönemine ilişkin olarak ödenen aylıkların yersiz olduğu kanaati sonucunda davalı tarafından davacıdan ödeme iadesinin talep edilmesi işleminin yerinde olduğu değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.G. Dördüncü Bozma KararıMahkemenin 12.06.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; "...Somut uyuşmazlıkta, dava devam ederken yürürlüğe giren 03.08.2013 tarihli ve 28727 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinin yürürlüğe girdiği tarihe göre değerlendirme yapılması gerekmekte olup, Adli Tıp Genel Kurulunun 20.04.2017 tarihli raporu ile 03.08.2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin Ek - 1 bölüm M 1B maddesine göre davacının beden çalışma gücünün en az %60' ını kaybetmiş olduğuna dair tespitte bulunulduğunun anlaşılması karşısında; davacının dava dilekçesinde kesilen maluliyet aylığının yeniden bağlanmasına yönelik talebi de değerlendirilerek maluliyet başlangıcın, yönetmeliğin yürürlük tarihi olduğu gözetilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmemesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.H. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Beşinci Karar Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne,1- 20.04.2017 tarihli Adli Tıp Genel Kurulu raporu esas alınarak 03.08.2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kayıp Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin ek -1 bölüm M1B maddesine göre davacının beden çalışma gücünün en az %60 ını kaybetmiş olduğunun tespiti ile maluliyetin hiç kalkmadığı 01.05.1997 tarihinden itibaren malul sayılması gerektiğinin tespitine,2- Davalı Kurumca davacıya 01.03.2008 - 01.07.2010 tarihleri arasında yapılan ödemelerin yersiz olmadığının ve bu ödemelerle ilgili davacının Kuruma borçlu olmadığının tespitine,3- Davacıya aylığın kesildiği tarih olan 01.07.2010 tarihinden itibaren yeniden maluliyet aylığının bağlanmasına, birikmiş aylıkların kurumca hesap edilerek ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile toplu olarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; lehe kanun hükümlerinin ancak ceza yargılamasının konusunu oluşturduğunu, hukuk yargılamasında kanunların geriye yürümezliği ilkesi gereğince uygulanabilmesinin mümkün olmadığını, anılan raporlara dayanılarak hüküm tesis edilmesinin yerinde olmadığını beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının malûliyetinin tespiti ile malûliyet aylığı bağlanması istemine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2-İnceleme konusu eldeki davada, bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Adli Tıp Genel Kurulunca düzenlenen rapor çerçevesinde en son çıkarılan 03.08.2013 tarihli Meslekte Kazanma Gücü Yönetmeliğine göre davacının çalışma gücünün en az %60 ını kaybetmiş olduğu, bu son yönetmeliğin davacı lehine olduğu ve davacı lehine yorumlanması gerektiği kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmişse de; önceki bozma ilamında da açıkça belirtildiği üzere davacının dava dilekçesinde kesilen maluliyet aylığının yeniden bağlanmasına yönelik talebi de değerlendirilerek maluliyet başlangıcının, yönetmeliğin yürürlük tarihi olduğu gözetilmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken, bu hususun göz ardı edilerek davacının maluliyetinin, başladığı tarihten itibaren kabul edilerek davacının Kuruma borçlu olmadığının tespiti ile aylığının kesildiği tarih olan 01.07.2010 tarihinden itibaren yeniden bağlanmasına karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.2- Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Davalı Kurum vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,2. Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının ilk paragrafının silinmesine, yerine "Davanın Kısmen Kabulüne" cümlesinin yazılması, hüküm fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncü paragrafının silinmesine, yerine birinci bent olarak "20.04.2017 tarihli Adli Tıp Genel Kurulu raporu esas alınarak 03.08.2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kayıp Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin ek -1 bölüm M1B maddesine göre davacının beden çalışma gücünün en az %60 ını kaybetmiş olduğunun tespitine, davacıya 01.09.2013 tarihinden itibaren maluliyet aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine" ibaresinin yazılması, ikinci bent olarak "Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ölçümlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı Kuruma verilmesine" ibaresinin yazılması, hükmün 6. bendinin silinmesine, yerine "Davacı tarafından harcanan 2.720 TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre 1.360 TL.'sının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına" ibaresinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.