Yargıtay İkinci Ceza Dairesi, sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün hukuka uygunluğunu kabul ederek onarken, iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından verilen kararların temyiz edilemez olduğuna hükmederek temyiz taleplerini reddetmiştir.
Özet: Yüksek mahkeme, sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarından verilen hükümlere ilişkin temyiz başvurularını, hukuka uygunluk incelemesi yapılamayacak nitelikteki ceza miktarları nedeniyle reddetmiş; hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin, sanığın suçu işlemediği, eksik inceleme yapıldığı ve savunma hakkının kısıtlandığı yönündeki temyiz itirazlarını ise, yapılan incelemede hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle esastan reddederek yerel mahkeme kararını onamıştır.
2. Ceza Dairesi         2024/6794 E.  ,  2026/11505 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/2667 E., 2024/150 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
I- Sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin yapılan incelemesinde
Hükmolunan cezaların miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi uyarınca, "ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyizi mümkün olmadığından, sanık ve müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,
II- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün yapılan incelemesinde
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanığın suçu işlemediği, şüphe olduğu, eksik inceleme yapıldığına yönelik, sanığın temyiz isteminin ise, suçu işlemediği, eksik araştırma yapıldığı, savunma hakkının kısıtlandığına yönelik olduğu tespit edilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı ve hukuka uygun olduğu kabul edildiğinden, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Gebze 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.