Davacı tarafından açılan kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasının, hak düşürücü süre nedeniyle reddedilerek Yargıtayca onanması.
Özet: Davacı tarafından, maliki olduğu taşınmazın yüzölçümünün kadastro yenileme çalışmaları sırasında eksik belirlendiği ve bir kısmının davalılara ait parsele dahil edildiği iddiasıyla açılan kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece mahkemesi tarafından kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında on yıldan fazla süre geçtiği gerekçesiyle hak düşürücü süreden reddedilen davanın, istinaf ve temyiz incelemesi sonucunda da usul ve yasaya uygun bulunarak onanmasıyla, taşınmazın bir bölümünün davalılara ait parseller içinde kaldığı iddiasıyla açılan bu mülkiyet uyuşmazlığına ilişkin talep reddedilmiştir.

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2026/44 E., 2026/269 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Adıyaman 5. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2024/96 E., 2025/158 K.Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kadastro sonucu; ... Mahallesinde bulunan 2 56... parsel sayılı 2.770, 62... yüzölçümündeki taşınmaz, senetsizden ...oğlu ... adına tespit ve tescil edilmiş, kadastro tespit tutanağı 07.12.1991 tarihinde kesinleşmiş, 29.12.1997 tarihli satış işlemi ile davacı adına tescil edilmiş; aynı çalışma alanında bulunan 2 56... parsel sayılı 14.085, 42... yüzölçümündeki taşınmaz, senetsizden ..... adına tespit ve tescil edilmiş; sonraki tarihlerde satış işlemleri ile davalılar adına tescil edilmiş, 25.11.2022 tarihinde 22/a uygulama çalışmaları yapılmış; ...ilçesi, ...beldesi, .. çalışma alanında bulunan ve tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 2 56... parsel sayılı 2.772,62 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 2 56... parsel numarasıyla ve 3.422,47 metrekare yüzölçümlü olarak; davalılar ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... adlarına tapuda kayıtlı bulunan eski 2 56... parsel sayılı 14085,42 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 2 56... parsel numarasıyla ve 14.430,61 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi gereğince yapılan uygulama çalışmaları sırasında maliki olduğu 2 56... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik belirlendiğini, taşınmazın bir bölümünün davalılara ait olan 2 56... parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde tespit edildiğini ileri sürerek bu kısmın tespiti ile adına tescilini istemiştir. Davalı ... vekili davanın reddini savunmuş; diğer davalılar davaya cevap vermemiş, davalılardan ... yargılama aşamasında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir. Adıyaman Kadastro Mahkemesince, davacının talebinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi kapsamında açılan sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermeye ilişkin olmayıp mülkiyet iddiasına ilişkin olduğu, 2 56... parsel sayılı taşınmaz davacının adına kayıtlı olsa da davacının 2 56... parsel sayılı taşınmazın kendisine ait olduğunu ileri sürerek bu taşınmazın adına tescilini talep ettiği, davacının talebinin kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, bu nedenle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliği ile dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.Adıyaman 5. Asliye Hukuk Mahkemesince, davacının maliki olduğu 2 56... parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün davalılara ait taşınmaz sınırları içerisinde tespit ve tescil edildiğini, bu hatalı durumu ise yenileme kadastro işlemleri sırasında öğrendiğini ileri sürdüğü, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 1991 yılında kesinleştiği, eldeki davanın ise 202 yılında açıldığı, dava tarihi ile kadastro tespitinin kesinleştiği tarih arasında 10 yıldan fazla süre geçtiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş; kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un/HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Temyiz eden davacıdan alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.09.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.