Hırsızlık suçunda istinaf mahkemesinin CMK 280/1-e,f dışı sebeplerle duruşmasız bozma kararı vererek yeniden yargılama sürecini hukuka aykırı kılması.
Özet: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, bölge adliye mahkemesinin hırsızlık suçuna ilişkin ilk derece mahkemesi hükmünü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1. maddesinde belirtilen sınırlı bozma nedenleri dışında, etkin pişmanlık uygulanmaması ve ceza hesaplama hatası gibi gerekçelerle duruşma açmadan dosya üzerinden bozmasının hukuka aykırı olduğunu, zira bu tür usuli hataların duruşma açılarak giderilmesi gerektiğini ve yüksek yargı kararları doğrultusunda kanuni dayanağı bulunmayan bu tür bozma kararlarına istinaden verilen hükümlerin hükümsüz sayılması gerektiğini belirterek, istinaf incelemesinde ciddi bir usul hatası yapıldığını vurgulamıştır.
2. Ceza Dairesi         2024/8069 E.  ,  2026/11111 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/3289 E., 2023/5061 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz nedenlerinin, sanığın başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan cezalandırıldığı ve aynı eyleminden ayrıca hırsızlık suçundan cezalandırılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna, suça konu eylemin güveni kötüye kullanma suçuna vücut verebileceğine, şikâyetçinin zararı giderildiği halde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği hükmün bozulması gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Nazilli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2022 tarihli 2020/390 Esas, 2022/154 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık ve müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının istinaf talepleri üzerine yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 08.03.2023 tarihli ve 2022/2585 Esas, 2023/1127 Karar sayılı kararı ile hırsızlık suçundan kurulan hükmün " mahkemece sanığın müşteki ...'ın zararını kovuşturma aşamasında giderdiği gerekçesiyle cezasından TCK 168/2. maddesi gereğince indirim yapılmışsa da hırsızlık suçunun konusunun kredi kartı olduğu, müştekinin Cumhuriyet Savcısına verdiği ifadesinden hesabından para çekildiğini anladığı an kartını iptal ettirdiği, söz konusu kartın sanık tarafından müştekiye iadesinin söz konusu olmadığı, bu nedenle sanığın cezasından TCK 168 maddesi gereğince indirim yapılamayacağı, ayrıca kabule göre de; sanığın cezasından TCK 62. maddesine göre 1/6 oranında indirim yapılırken 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası yerine hesap hatası yapılarak 2 yıl 1 ay hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayin edilmesinin de doğru olmadığı" gerekçeleri ile bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların 5271 sayılı Kanun’un 280. maddenin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlâl edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 08.03.2023 tarihli ve 2022/2585 Esas, 2023/1127 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine Nazilli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.07.2023 tarihli 2023/514 Esas, 2023/951 sayılı kararının hukuki değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280/1-g bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.