Hukuk Genel Kurulu, franchise sözleşmesinin haksız feshi iddiasıyla açılan maddi ve manevi tazminat davasında asliye hukuk mahkemesinin görevsizlik direnme kararını inceliyor.
Özet: Bu dava, davacının taraflar arasındaki 2011 tarihli franchise sözleşmesinin davalı tarafından haksız ve kötüniyetli feshedildiği iddiasıyla, franchisorın kendi edimlerini ifa etmemesi sonucu uğradığı franchise bedeli, değer kaybı, kar yoksunluğu ve manevi zararlar gibi maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunduğu; davalının ise feshi, davacının ürün kalitesizliği, operasyonel standartlara uymama ve marka değerine zarar verme gibi sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle haklı gördüğünü savunduğu, ilk derece mahkemesince kısmen kabul edilip Yargıtay tarafından bozulan karara karşı yerel mahkemenin direnme göstermesiyle oluşan bir hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2024/109 E., 2024/288 K.ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20.04.2022 tarihli ve 2020/6079 Esas, 2022/3196 Karar sayılı BOZMA kararı1. Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesince (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar her iki taraf vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “Geçici Madde 3” hükmüne göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la değişikliği öncesi hâliyle 438. maddesinin 2. fıkrası gereğince direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağından davalı vekilinin duruşma isteminin reddine oy birliğiyle karar verilip dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:I. YARGILAMA SÜRECİDavacı İstemi4. Davacı vekili; taraflar arasında imzalanan "... ..." isimli 22.06.2011 tarihli sözleşmeyle müvekkilinin iki ayrı işyerinde ... isimli restaurant şubesi işleteceğini, bu kapsamda sözleşmeye uygun şekilde (2011 yılı onuncu ayından itibaren) şubelerde faaliyet yürütülmekteyken davalının soyut ve mesnetsiz isnatlarda bulunduğunu ve karşılıklı ihtarnameler gönderildiğini, nihayetinde davalı tarafça keşide edilen 07.05.2012 tarihli fesih ihbarnamesiyle sözleşme ilişkisinin sona erdirildiğini, baskın konumundan istifade ederek haksız rekabet yaratan davalının kendi edimlerini (gıda kodeksine uygun malzeme temin etmek, süresinde fatura düzenlemek vs) gereği gibi ifa etmediği için sözleşmeyi feshetmesinin haksız ve kötüniyetli olduğunu, bu durum nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek ödenen franchise bedeli olan 100.000,00 TL, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla demirbaşların düşük fiyata elden çıkarılmasından doğan değer kaybı için 10.000,00 TL, işletmelerdeki tefrişat için 50.000,00 TL, yoksun kalınan kâr için 50.000,00 TL, fesihle birlikte davacı elinde kalan ürünler için 2.500,00 TL, müvekkilinin marka değeri ve müşteri sayısına katkısı nedeniyle 5.000,00 TL, sözleşme ilişkisi içerisinde ihtirazî kayıtla fazladan ödenmek durumunda kalınan 9.630,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı Cevabı5. Davalı vekili; davacının franchise sözleşmesine aykırı davranması ve bu kapsamda keşide edilen uyarı ve ihtarlardan sonuç alınamaması nedeniyle müvekkilinin sözleşmeyi haklı nedenle feshetmek durumunda kaldığını, davacının müvekkiline ait marka değerine uygun olmayan nitelikte ürün sattığını, hazırlık pişirim ve uygulama reçetelerine uygun davranmadığını, personelinin ... logolu kıyafetleri kullanmadığını, ambalaj malzemelerinin de ... logosunu taşımadığını, başka yerlerden temin edilmiş ürünler bulundurup kullandığını, eğitimsiz personel çalıştırdığını ve düzenlenen eğitimlere iştirak sağlamadığını, genel temizlik kurallarına uymadığını, sigortasız işçi çalıştırdığı tespit edilmekle defalarca uyarıldığını ancak ihtarlara rağmen sözleşme ihlâllerinin giderilmemesi üzerine noter eliyle gerçekleştirilen tespit ile durumun fotoğraflarla ortaya konulduğunu, franchise sözleşmesinde bahsi geçen ihlâllerden tek birinin varlığının dahi sözleşmenin feshine haklı neden teşkil ettiğini, müvekkilinin edimini ifa etmediği yönündeki isnatların gerçeği yansıtmadığını, bir zarara uğramışlarsa bunun kendi kusurlu eylemlerinden kaynaklandığını, işletme döneminde bazı müşterilerin gıda zehirlenmesi dahi yaşadıklarını ve bu gibi durumların müvekkilinin marka değerine hâlel getirdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkeme Kararı6. Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesince (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) verilen 28.01.2015 tarihli ve 2013/96 Esas, 2015/96 sayılı ilk karar ile; taraflar arasındaki uyuşmazlığın fikri ve sınai haklardan kaynaklandığı, bu sebeple ihtisas mahkemelerince çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dosyanın talep hâlinde fikri ve sınai haklar mahkemesi sıfatıyla yargılama yapılmak üzere Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.7. Karara karşı davacı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.01.2016 tarihli ve 2015/14146 Esas, 2016/78 Karar sayılı kararıyla; dava konusu talebin 556 sayılı KHK kapsamında tescilli bir sınaî hakka ilişkin olmadığı, bu hâlde işin esasına girilerek neticesine göre hüküm kurulması gerektiği şeklindeki gerekçeyle karar bozulmuştur. 8. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 13.03.2020 tarihli ve 2016/150 Esas, 2020/73 Karar sayılı kararıyla; franchise sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasıyla açılan tazminat davasında, ürün pişirim ve uygulama reçetelerinin davacı tarafa teslim edildiğine ilişkin ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, buna ilişkin herhangi bir delil ileri sürülmediği, ürün ve kıyafetlerde davalıya ait logonun kullanılmadığına ilişkin tutulan ... Mağaza Denetim Formuna dayanıldığı, formun üzerinde davalının imzasının bulunduğu, davalının tek taraflı olarak düzenlediği tutanağın ileri sürülen vakıanın ispatına elverişli olmadığı, ayrıca denetim formunun sözleşme gereği denetçi eliyle düzenlenmesi gerektiği, bu sebeplerle denetim formunun dikkate alınmadığı, diğer delillerden de bu yönde bir sonuç çıkarılamayacağından söz konusu iddianın ispatlanamadığı, belirtilen eksikliğin mevcut olduğu sonucuna varılması hâlinde dahi taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6. maddesi doğrultusunda davacı tarafa süre verildikten sonra eksikliğin giderilip giderilmediğine ilişkin yeni bir denetim yapılması gerektiği hâlde bu yönde de bir delilin sunulmadığı, sözleşmede belirlenen tedarikçiler dışında başka yerlerden ürün temin edildiği, sigortasız işçi çalıştırıldığı vb. isnatlara ilişkin ... Mağaza Denetim Formu yanında birtakım fotoğraflar sunulmuşsa da fotoğrafların davalının iddia ve savunmalarını ispatlar nitelik taşımadığı, feshin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, franchise bedelinin 80.000,00 TL tutarındaki kısmının, demirbaş, tadilat onarım, tefriş ile ilgi 32.294,06 TL alacak ile ihtirazî kayıt ile ödenmiş olan 9.630,00 TL bedelin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, koşulları oluşmadığından manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.Özel Daire Bozma Kararı9. Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.10. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20.04.2022 tarihli ve 2020/6079 Esas, 2022/3196 Karar sayılı kararı ile; "…1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.2- Dava, ... sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının ... sözleşmesini haksız feshettiği kabul edilmişse de taraflar arasında imzalanan 22.06.2011 tarihli “...” ... Sözleşmesi’nin “...’ın Yükümlülükleri” başlıklı 5. maddesinde “...’ın sözleşme süresince personel için ...’nun dönemsel olarak belirlediği kıyafetleri bedeli karşılığı temin edeceği ve personelin bakımlı, temiz ve düzenli olmasını sağlayacağı” kararlaştırılmış, aynı maddenin son paragrafında “..., ...’nun ticari itibarını ve müşteri ilişkilerini zedeleyecek, basiretli tüccar anlayışına ters düşecek davranış içinde olması ve bunu sürdürmekte ısrar etmesi ve ihtarlara uymaması durumunda, ... markasını ve itibarını koruma açısından sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkına sahip ve yükümlüdür. Ayrıca sözleşmedeki maddelere uyulmaması tek taraflı fesih hakkı doğuracaktır” ibarelerine yer verilmiş, yine Genel Şartlar başlıklı 6. maddesinde “Anlaşmanın feshi; işbu sözleşmedeki yükümlülüklere uyulmaması, yerine getirilmemesine veya yapılan ihtara rağmen 3 (üç) gün içinde önlem alınmaması halinde sözleşme ... tarafından tek taraflı feshedilir” şeklinde düzenlenmiştir.Davalı ... verenin, 05.03.2012 tarihli ihtarnamesinde “(Örn. Çalışanların giydiği logolu t-shirtler, ...’da giyilen ve ... tarafından temin edilen tshirtler değildir. Değiştirilerek ve başka yerde yaptırılarak muhatapça kullanılmaktadır)” denilmiş, aynı ihtarnamede “İşbu ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içinde ... ... sözleşmeye aykırılık teşkil eden.... tüm uygulama ve faaliyetlerin durdurularak sözleşmede düzenlenen usuller çerçevesinde uygulama geçilmesi” istenmiş, aksi takdirde sözleşmenin tek taraflı feshedileceği ihtar edilmiştir. Her ne kadar davacı şirket temsilcisinin imzası yoksa da davalı tarafından düzenlenen Mağaza Denetim Formlarında “Personelin ... tarafından belirlenen tek tip kıyafetleri mevcut mu, temiz ve düzenli mi” bölümüne “Hayır kıyafetler giyilmiyor” açıklamasına yer verilmiş, Hatay 5. Noterliğinin 30.04.2012 tarihli Düzenleme Şeklindeki Tespit Tutanağı’nın içeriğine göre de davacı işyeri çalışanlarının üzerinde sözleşmeye uygunluk taşımayan kıyafetlerin bulunduğu anlaşılmıştır. Tüm bu hususlar gözetildiğinde davacının davalı tarafından belirlenen kıyafetleri alıp bu kıyafetlerle çalışma yükümlülüğü olduğu hâlde uyarı ve tespitlere rağmen yerine getirmediği anlaşıldığından davalının 07.05.2012 tarihli ihtarname ile feshinin haklı nedene nedene dayalı olduğu kabul edilip davacının alacak taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir" gerekçesi ile karar bozulmuştur.Direnme Kararı11. Mahkemenin 26.01.2023 tarihli ve 2022/345 Esas, 2023/30 Karar sayılı kararıyla önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunun 29.05.2024 tarihli, 2024/11-178 Esas, 2024/307 Karar sayılı kararıyla usulüne uygun bir direnme kararı tesis edilmediği gerekçesiyle esasa ilişkin temyiz itirazları incelenmeksizin hükmün usulden bozulmasına karar verilmiştir.12. Mahkemece 07.11.2024 tarihli ve 2024/109 Esas, 2024/288 Karar sayılı karar ile Hukuk Genel Kurulunun usul bozması kararının gerekleri yerine getirilmek ve ilk karar gerekçeleri tekrar edilmek suretiyle yeniden direnme kararı verilmiştir.Direnme Kararının Temyizi13. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.II. UYUŞMAZLIK14. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin davalı tarafça haklı nedenle feshedildiğinin kabul edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.III. GEREKÇE15. Uyuşmazlığı çözümü için franchise sözleşmelerinin hukuki niteliğinin ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır. 16. Konusu bir mal ve/veya hizmetin sürümü ve dağıtımı olan, sürekli borç ilişkisi doğuran ve her iki tarafa borç yükleyen franchise sözleşmelerinde franchise veren ad, sembol, marka gibi gayri maddi mal ve değerlerini kullanarak bunların sürümünü yapma hakkını bir bedel karşılığında, belirli bir bölgede kendi ad ve hesabına çalışan bağımsız kişilere yani franchise alanlara vermek, sözleşme konusu şeyin en iyi şekilde pazarlanmasını sağlamak için pazar araştırması ve tanıtım (reklam) yapmak, bu konuda kendine özgü bir anlayış geliştirerek bir organizasyon kurmak ve franchise alanları çalışmalarından yararlandıracak şekilde bu organizasyona dahil etmek gibi yükümlülükleri üstlenir. Franchise alan ise, franchise bedeli ödeme dışında ayrıca sözleşme konusu malların sürümünü destekleme, bu konudaki tüm bilgileri franchise verene aktarma, franchise verenin pazarlama ilkelerine ve talimatlarına uyma, eğitim programlarına katılma ve bu doğrultuda işletmeyi yürütme yükümlülüğü altına girmektedir (Çiğdem Kırca, Franchise Sözleşmesi, Ankara, 1997, s. 19-20).17. Görüldüğü üzere franchise sözleşmesinde her bir tarafın borcu diğer tarafın borcunun karşılığını oluşturmakta, bu suretle edimler arasında değişim söz konusu olmakta, birinin borcu diğer tarafın ediminin karşılığını ihtiva etmektedir (Hukuk Genel Kurulunun 16.05.2019 tarihli, 2017/11-60 Esas, 2019/579 Karar sayılı kararı) . 18. Bu sözleşmenin tanımı mevzuatımızda ilk kez Rekabet Kurulunun 16.12.1998 tarih, 23555 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1998/7 sayılı Franchise Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğinin 3/b maddesinde "Franchise verenin, franchise alana, doğrudan veya dolaylı mali katkı karşılığında, belirli türden mal ve/veya hizmetleri pazarlaması amacıyla bir franchise kullanılması hakkını verdiği ve en azından; 1) Ortak bir marka veya işletme adının kullanılması ve tesislere ve/veya ulaşım araçlarına yeknesak bir görünüm verilmesi;2) Franchise veren tarafından franchise alana know how aktarılması;3) Franchise alanın anlaşma süresince franchise veren tarafından sürekli olarak ticari ve teknik açıdan desteklenmesiyükümlülüklerini içeren bir anlaşmadır" şeklinde tanımlanmıştır. 19. Tebliğde yer alan tanım bu olmakla beraber, söz konusu Tebliğ'in, franchise sözleşmelerinin yanı sıra tek satıcılık, bayilik, özel dağıtım gibi sözleşme türlerini de kapsayan dikey anlaşmalara ilişkin yeni düzenlemeler (özellikle 2002/2 sayılı Tebliğ ve sonrasındaki güncellemeler) kapsamında yürürlükten kaldırıldığı belirtilmelidir.20. Kanunda düzenlenmeyen (isimsiz) sözleşmelerden olan franchise sözleşmeleri hemen yukarıda değinilen karmaşık edimleri içerir yapıları nedeniyle bünyelerinde isimli sözleşmelerin unsurlarını içerebileceği gibi, isimsiz sözleşmelere de temas edebilmektedir. Nitekim bu sözleşmelerde genellikle satış, kira veya ürün kirası, hizmet, acente, vekâlet, adi ortaklık gibi kanunda düzenlenmiş sözleşme unsurlarının yanı sıra lisans, know-how ve tek satıcılık gibi isimsiz sözleşmelerin unsurları da bir arada bulunur.21. Bu bakımdan doktrin ve uygulamada franchise sözleşmelerinin kendine özgü/sui generis sözleşmeler olarak nitelendiren görüşlerin yanı sıra, yapısı itibariyle bu sözleşmelerin karma sözleşme olarak sınıflandırılması gerektiği görüşü de ileri sürülmekte ise de sınıflandırma konusundaki bu görüş farklılıkları bir kenara, yerleşik içtihatlarda franchise sözleşmelerinin birden fazla hukuki ilişkiyi içeren mahiyeti gereği taraflar arasında anlaşmazlık doğduğunda varsa bu konu ile ilgili sözleşme hükmünün uygulanması, ihtiyaç duyulması hâlinde anlaşmazlık franchise münasebetinin hangi sözleşme tipine ilişkin kısmından kaynaklanıyorsa onun tâbi olduğu maddi hukuk hükümlerine başvurulması gerektiği konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Diğer taraftan bu sözleşmelerin dürüstlük kurallarına ve iş ilişkilerinde yaygın teamüllere göre yorumlanıp tamamlanmaları gerektiği, tarafların iradelerinin anlaşılması ve sözleşmenin yorumlanması mümkün olmuyorsa, bu durumda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1. maddesinin uygulanabileceği de açıktır.22. Bu sözleşmelerde franchise alan, franchise verenin kurallarına uyarak özen ve sadakat yükümlülüğü altında faaliyet gösterir. Bu yükümlülük vekâlet ve acentelik gibi hukuki ilişkilerde de söz konusu olmakla beraber, franchise alanın bağımsız bir teşebbüs olarak kendi ad ve hesabına çalışması franchise sözleşmelerini basi geçen diğer sözleşme tiplerinden farklı kılar.23. Franchise verenin kurallarına uyma, bir başka anlatımla "talimatlarına uygun davranma" yükümlülüğünde anlatılmak istenen talimatlar, franchise alanı sisteme dahil etmek ve piyasada tek bir imajla yer almasını sağlamak amacıyla öngörülen kurallardır. ... sisteminde bir müşterinin aynı isim altında faaliyet gösteren işletmelerden hangisine giderse gitsin aynı kalite ve standartta mal veya hizmet alacağına dair inancı ve güveni, sistemin karşılıklı/kazan-kazan ilişkisi içerinde gerek franchise veren gerekse alan bakımından en verimli şekilde çalışması için önem arz ettiğinden, sisteme girmekle francise verenin kurallarına dahil olan franchise alanın bu standartlara uygun davranması sözleşme ilişkisinin asli unsurlarındandır.24. Bu talimatların kapsamı sözleşmeye konu faaliyetin niteliğine göre değişebilmek üzere çok geniş bir çerçeveye sahip olabilir. Ürünün hazırlanma şekli, örneğin bir gıda söz konusuysa kullanılmasına izin verilen malzemelerin niteliği ve reçetesi yanında mal veya hizmet satışının yapılacağı işletmenin fiziki standartları, donanımları, dekorasyon ve dizaynı konusunda da belli bir standardı sağlamaya yönelik talimatlar söz konusu olabileceği gibi bu yerde çalışacak kişilerin kıyafetlerinin nasıl olacağı hususu da franchise sözleşmesinin bir unsuru olabilir. İşletmede çalışan kişilerin kılık kıyafetiyle ilgili talimatlar elbette franchise sözleşmesinin amacına uygun olmak ve franchise sisteminin yeknasaklığını sağlamak amacına hizmet durumundadır. 25. Talimatlara uyma zorunluluğu doğal olarak beraberinde bu edimin gerçekten ifa edilip edilmediğinin denetlenebilmesi ihtiyacını doğuracağından, franchise alan bir taraftan da franchise verenin denetimlerine katlanma yükümlülüğü altındadır. 26. Tam da bu noktada franchise sisteminin franchise veren için risklerinden biri ile karşılaşılır: Franchise veren gerekli özeni göstermeden franchise alanı seçtiğinde ya da zaman içerisinde taraflar arasındaki iletişim ve koşullar bir şekilde değiştiğinde, her ne kadar sözleşmenin en başında franchise verenin talimatlarına uymak, denetimlerine katlanmak zorunda olduğunu biliyorsa da karşı tarafın ücretli bir çalışanı gibi bir bağımlılık özelliği taşımamasının da etkisiyle franchise alan bu talimat ve denetimlere direnç gösterebilir. Taraflar arasındaki uyumsuzluk franchise konusu olan mal ve/veya hizmette yeknesaklığı bozabileceği gibi daha da kötüsü tanınmış markanın tüketici gözündeki itibarını zedeleyerek marka değerini olumsuz etkileyecektir. Bu, bir taraftan tüketiciler nezdinde satışları, bir taraftan da franchise almak isteyebilecek diğer kişilerin sayısını azaltacağından, franchise sistemi büyüdükçe tanınırlığını artırmak ve buna bağlı olarak kâr elde etmek gayesindeki franchise verenin kazancını dramatik şekilde düşürecektir. Bu durum, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sonlandırılmasına yol açacak nitelik ve güçtedir. 27. Bu bağlamda franchise ilişkinin sona erme şekilleri ve bu hâllerin tarafların hak ve borçlarına etkisine değinmek gerekirse; her sözleşme ilişkisinde olduğu gibi franchise ilişkisi, sözleşme süresinin bitmesi yahut taraflardan birinin ölümü/ehliyet kayıbı/iflâsı nedeniyle kendiliğinden sona erebileceği gibi sözleşmenin taraf iradesiyle de sonlandırılması mümkündür.28. Türk Hukuk Lûgatı'ndaki anlatımıyla "hukuksal işlemin istenç ile ortadan kaldırılması"nı ifade eden fesih (Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C.I, s. 380, 1000), sürekli borç ilişkisinin ifayı engelleyecek herhangi bir sebep olmaksızın sona erdirilebilmesi veya bir sebebin yahut özel bir ifa engelinin varlığı halinde bu sebebe dayanılarak sona erdirilebilmesi açısından olağan (süreli, bildirimli fesih) ve olağanüstü (süresiz, bildirimsiz) fesih olmak üzere iki şekilde gerçekleşebilir.29. İlk ihtimal sözleşmenin "olağan feshi"dir. Franchise sözleşmesi belirsiz süreli ise, diğer belirsiz süreli sözleşmelerde olduğu gibi tarafların kural olarak aralarındaki hukuki ilişkiye göre makul bir ihbar süresi tanımak kaydıyla olağan fesih hakkına sahip olacaktır. Şayet sözleşme belirli süreli yapılmışsa olağan fesih hakkının varlığı, kural olarak bu hususun sözleşmede açıkça kararlaştırılmasına bağlıdır. Tıpkı diğerleri gibi belirli süreli franchise sözleşmelerinde süre aslında tarafların franschise sözleşmesinden sağlamak istedikleri faydayı elde etmelerine, harcadıkları emek, mesai, zaman ve sermayenin karşılığını almalarına imkân verecek nicelikte olduğundan uygulamada olağan fesih hakkı tanınması usulünün tercih edilmediği görülmektedir. 30. İkinci ihtimal "olağanüstü fesih"tir. Sözleşmede fesihle ilgili bir kararlaştırılma bulunmasa bile bazen taraflardan biri için sözleşme ilişkisine devam etmesinin kendisinden beklenemeyeceği durumlar söz konusu olabilir. Böyle bir hâl, somut olayda da tartışma odağı olan, belirli ya da belirsiz süreli olması fark yaratmaksızın tarafların borç ilişkisine son verme imkânı olarak tanımlanabilecek olağanüstü fesih kavramına işlerlik kazandıracaktır. 31. Fesih beyanının karşı tarafa ulaşmasıyla sözleşme ilişkisini ileriye etkili olarak ve karşı tarafın kabulüne bağlı olmaksızın derhâl sona erdiren, uygulamada daha çok "haklı fesih" olarak isimlendirilen olağanüstü fesih; sözleşmenin kurulması ile birlikte sürekli edimlerin yerine getirileceğine dair taraflar arasında oluşan güvene rağmen, daha önceden öngörülemeyen bazı durumların ortaya çıkması veya taraflardan birinin borçlarını yerine getirmemesi gibi nedenlerle diğerinin sözleşmeyi sürdürmesini beklemenin dürüstlük kuralına aykırı olması hâlidir. Bu hâlde taraf sözleşmeyi haklı nedenle feshedebilecektir.32. Feshin haklı olup olmaması sözleşmenin devam edip etmeyeceğini yahut ilişki sonlansa bile tarafların talep edebilecekleri alacakların kapsam ve mahiyetini değiştireceğinden franchise sözleşmelerinde bir anda ortaya çıkabilecek bir fesih hâli, sözleşme ilişkisinin sonlandırılmasının haklı olup olmadığını taraflar arasında tartışma konusu yapmaktadır. Böyle bir anlaşmazlık söz konusu olduğunda hâkim, her somut olayda fesih nedeni olarak gösterilen durumun haklılığını, sözleşmeye aykırılığı ve bu aykırılığın sözleşmenin amacı ve yapısı bakımından ağırlığını hakkaniyet ölçüsünde tartışıp değerlendirmek durumundadır. 33. Tabiidir ki her sözleşmeye aykırılık hâli doğrudan haklı fesih nedeni teşkil etmeyecektir. Olağanüstü fesih için sözleşmeye aykırılığın taraflar arasındaki güven ilişkisini kaldıracak şekilde ağır ve önemli olması gerekir (Osman Berat Gürzumar, Franchise Sözleşmeleri ve Bu Sözleşmelerin Temelini Oluşturan "Sistem"lerin Hukuken Korunması, İstanbul 1995, s. 172-173).34. Öte yandan ... sözleşmesinde taraflar, olağanüstü fesih ile sona erme düzenini serbestçe belirleyebilirler. Elbette haklı feshin mahiyeti gereği bu bir örneklemedir, tahdidi bir bağlayıcılık içermez. Bu durumda dahi hâkimin fesih sebebi olarak ileri sürülen sözleşmeye aykırılığın somut olay bakımından sözleşmenin devamını çekilmez hâle getirip getirmediğini değerlendirmesi gerekir. Zira bu hak da ancak dürüstlük kuralına uygun olarak kullanılabilir. 35. Tüm bu açıklamalardan sonra direnmeye konu uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için, somut olayda taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin ve bu sözleşmeyi sonlandırmaya götüren sürecin ne şekilde tezahür ettiği ortaya konulmalıdır.36. Taraflar arasında 22.06.2022 tarihinde imzalanan ... ... Sözleşmesi başlıklı sözleşmenin uyuşmazlık noktasına ilişkin hükümlerine bakıldığında; bu sözleşmeye göre davacı davalıya ait ... markası altında kendisine tanınan yetki ve sınırlar içerisinde faaliyet gösterecek (md. 2/3), sözleşme hükümlerine riayet edildiği müddetçe sözleşme yürürlükte kalacak (md. 3/1), ... menüsünde bulunan ürünlerin reçete uygulama ve servis yöntemlerinin sistem usul ve prensiplerine uygun olup olmadığı franchise veren davalı tarafından denetlenecek (md. 4/1-son cümle), franchise alan davacı sistemdeki iş talimatı, düzen ve reçeteler ile genel temizlik kurallarına başka bir yorum katmamak üzere riayet edecek (md. 5/3), franchise verenden bedeli karşılığında temin edeceği personel kıyafetlerini kullanarak personelin temiz, bakımlı ve düzenli olmasını sağlayacak (md. 5/7-1. cümle), davalı ve çalışanları ... markasının kalite, hijyen, doğallık ve lezzet arayan kitleye üretim yapması nedeniyle markanın özel hizmet anlayışı ve kalite standartları göz ardı edilmeyecek (md. 5/9-son), davalı franchise veren atadığı denetçilerle üretim kalitesi, temizlik, reçetelerin eksiksiz uygulanması konularında her zaman denetleme ve numune alma hakkına sahip olacak ve davacı da mutfak kısmı dâhil denetim yapılmasına engel olmayacak (md. 5/11), mağazada ...'nun veya belirlediği tedarikçilerin malları dışında mal kullanılmayacaktır (md. 5/13). 37. Sözleşmenin yukarıda değinilen 5. maddesinin son paragrafında ise sözleşmedeki maddelere uyulmamasının tek başına fesih hakkı doğurduğu (md. 5/15-2. cümle), ayrıca franchise alan davacının, ...'nun ticari itibarını ve müşteri ilişkilerini zedeleyecek, basiretli tüccar anlayışına ters düşecek davranışlar içerisinde olup bunu sürdürmekte ısrar ederek ihtarlara uymaması durumunda yine franchise verenin tek taraflı fesih hakkına sahip olacağı açıkça düzenlenmiştir.38. Bu sözleşme kapsamında davacı 2011 yılının onuncu ayında iki ayrı şubede ... markası altında faaliyete başlamış ancak kısa bir süre sonra taraflar arasında anlaşmazlıklar ortaya çıkmış, karşılıklı ihtarnameler sonrasında sözleşme davalı franchise veren tarafından 07.05.2012 tarihli ihbarname ile feshedilmiştir. 39. Bu ihbarnamede davalı, ... marka değerine uygun olmayan nitelikte ürün satışı, hijyen koşullarına aykırı hareket edilmesi, standart hizmet kurallarına uygun olmayan davranışlarda bulunulması, başka tedarikçilerden temin edilen malların kullanılması gibi birden çok fesih nedenine dayanmış olmakla birlikte Özel Daire bozma kararında esas alınan ve bu sebeple de Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlığın temelini teşkil eden fesih gerekçesi personel kıyafetlerine ilişkindir. 40. Söz konusu fesih ihtarının 2. fıkrasında bizzat franchise verenin tedarik edileceği ve sözleşme gereği ondan temin edilmesi zorunlu olan personel kıyafetleri yerine kimi personele kendi bastırdıkları logolu tişörtlerin giydirildiği, kiminin ise hiçbir şekilde üniforma giymediğinin tespit edildiğini, uyarı yapılmasına rağmen sözleşmeye aykırılığın devam ettirildiği iddiasında bulunmuştur. 41. Bu iddiayı ispat için sunulan delillere bakıldığında; ... Mağaza Denetim Formu başlıklı 20.01.2012 tarihli tutanakta soğuk zinciri ve hijyen kurallarına uygun olmayan durumlara ilişkin tespitler yanında "Personelin ... tarafından belirlenen tek tip kıyafetleri mevcut mu, temiz ve düzenli mi?" kısmının "Hayır" olarak işaretlendiği, aykırılıkların giderilmesinin ihtar edildiği bu tutanağın mağaza yetkilileri ve davalı tarafça imzalandığı, 28.04.2012 tarihli denetim tutanağında personelin yine kıyafet zorunluluğuna uymadığı yönünde tespite yer verildiği ancak bu kez karşı tarafın imzadan imtina ettiği görülmektedir. Davalı bu tespitlerle yetinmemiş, noter vasıtasıyla inceleme yaptırarak sözleşmeye aykırılıkları belgelendirmek istemiştir. Bu kapsamda düzenlenen Hatay 5. Noterliğinin 30.04.2012 tarihli tespit tutanağında mağazada çalışan altı personelin üzerlerindeki kimi tümüyle serbest, kimi franschise verenin öngördüğü üniforma niteliğini taşımayan kıyafetler fotoğraflanarak ayrıntılı olarak zapta geçirilmiştir. 42. Mahkeme davalının tek taraflı tuttuğu denetim tutanaklarının hukuken değer taşımadığı, dosyadaki diğer delillerden de ispat yükü üzerinde olan davalının feshin haklılığını ispatlayamadığı, aksi kabul edilse bile eksikliklerin giderilmesi için süre verilmesi gerektiği ancak davalının bu koşulu sağlamadığı gibi ileri sürülen fesih nedenlerinin sözleşmenin esaslı unsurlarına hâlel getirmediği gerekçesiyle feshin haksız olduğu sonucuna vararak maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar vermiştir. Özel Daire ise franchise sisteminin gerektirdiği personel kıyafetlerinin kullanılmadığının tutanak ve ihtar içerikleriyle ispatlandığı, bu durumun franchise veren için başlı başına sözleşmenin haklı feshedildiğini kabule yeterli olduğu gözetilerek davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğine işaret etmiş, bu şekilde Mahkeme ve Özel Daire arasındaki uyuşmazlık fesih nedenlerinin ispatı ve haklılığı noktasında düğümlenmiştir.43. Konuyla ilgili olarak yapılan ayrıntılı açıklamalar ve taraflar arasındaki dosyaya yansıyan süreç bir bütün olarak incelendiğinde; uyuşmazlığa konu franchise sözleşmesinde tarafların karşılıklı olarak sözleşme hükümlerine uygun davranıldığı müddetçe bu ilişkinin devam edeceğini kararlaştırdıkları anlaşılmaktadır. Böylece sözleşme belirsiz süreli olmasına rağmen belli koşulların varlığı hâlinde sözleşmenin herhangi bir tarafının bu ilişkiyi sonlandırılabilmesi mümkündür. Bu irade elbette dürüstlük kuralına uygun şekilde kullanılmak durumunda olduğundan fesihle birlikte doğan neticelerin kimin üzerine kalacağı meselesinde feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığının belirlenmesi zorunludur. Bu konuda ispat yükü sözleşmeyi fesheden üzerinde olup Mahkemece kabul edilenin aksine ve yukarıda 41. bentte ayrıntıları ile aktarıldığı üzere davalı bu hususta titizlikle hareket ederek franchise sisteminin kendisine sağladığı en tabii yetkilerden olan denetim hakkını kullanmak suretiyle gerek bizzat gerekse meseleyi çok daha sağlam delillerle tespit edebilmek için noter vasıtasıyla yapılan inceleme aracılığıyla davacının ... adı altında hizmet veren mağazadaki çalışanlara franchise verenin şart koştuğu kıyafetleri giydirmediğini ortaya koymuştur. Diğer taraftan sözleşmenin 5/11. maddesinde yer alan "...'nun atadığı denetçilerle" bu kontrolün yapılacağı şeklindeki açıklamanın, sözleşmenin bütününe bakıldığında denetimin mutlak suretle taraflardan bağımsız üçüncü bir kişi eliyle yapılacağı sonucunu doğurmayacağı, sözleşmede bu yöne ilişkin herhangi bir düzenleme olmasa dahi franchise verenin sistemin sözleşmeye uygun çalışıp çalışmadığını denetim hakkının mevcut olduğu açıktır. 44. Tespit olunan bu fiili durumun sözleşmenin feshi için haklı neden teşkil edip etmediği konusuna gelindiğinde; franchise alan her işletmede aynı standart görünüm ve kalitede hizmet verilmesini sözleşmenin asli unsuru olarak gören davalı için, bu hususta en başta koyduğu kuralların kendi markasının tüketicinin aynı gıda ürünleriyle hizmet veren herhangi bir işletmeden ayırt etmesine engel olacak şekilde esnetilmesine müsaade etmemesi tabiidir. Davalı, franchise sistemine dâhil olan tüm işletmelerde çalışan personelin kılık kıyafetinin yeknesaklığına özel önem vererek bu suretle markanın görünen yüzünü belli bir standartta tutmak suretiyle hem markanın tanınırlığını hem de değerini arttırmaya çalıştığına göre aksi uygulamanın taraflar arasındaki güven ilişkisini sarsacak şekilde devam ettirilmesi hâlinde franchise ilişkisini sona erdirmesi de somut olay bakımından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini kabul etmek için yeterlidir. 45. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmelerde; feshin haklı nedene dayandığı konusunda Özel Daire ile hemfikir olunmakla beraber, bozma kararında davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğine işaret edildiği, oysa dava dilekçesinde ihtirazî kayıtla yapılan fatura ödemeleri bakımından ayrı bir değerlendirme yapılmasının yerinde olacağı ileri sürüldüğünden uyuşmazlığın bu yönden de irdelenmesi gerekmiştir.46. Davacı franchise alan, karşı tarafın sözleşmeyi haksız ve hukuka aykırı şekilde feshettiğini ileri sürerek manevi zararlarının yanı sıra maddi zarar olarak başlangıçta peşin olarak ödediği franchise bedelini, demirbaşlardaki değer kaybını, tefrişat harcamalarını, yoksun kaldığı kârı, marka değeri ve müşteri sayısına katkısı nedeniyle karşı tarafta oluşan zenginleşmenin karşılığı gibi alacak kalemleri ile sözleşme ilişkisi içerisinde ihtirazî kayıtla ödemek durumunda kaldığı faturalarda tespit edilecek fahiş fiyat artışından kaynaklanan zararının tazminini talep etmiştir. 47. Feshin haklı nedene dayandığı sabit olduğuna göre, ancak feshin haksız olması koşuluyla dinlenebilecek alacak taleplerinin kabul edilemeyeceğinde tereddüt bulunmamaktadır. Bununla birlikte elbette taraflar, feshin haklı olup olmamasından bağımsız şekilde, fesih gerçekleşene kadarki dönemde aralarındaki cari hesap ilişkisinden doğan borçlarından sorumludurlar.48. Bu çerçeveden bakılarak dava dilekçesinde ihtirazî kayıtla yapılan fatura ödemelerine ilişkin ileri sürülen alacak talebi irdelendiğinde; davacı vekili, franchise veren olmanın yarattığı üstün konumdan faydalanıp karşı tarafı feshe zorlayacak şekilde baskı altında tutmak isteyen davalının sistem içerisinde kendisinin temin ettiği (baton döner, biber, salça, mayonez gibi) ürünlerde fahiş fiyat artışı yaparak haksız rekabet yarattığını, müvekkilinin bu fiyat sıkıştırması karşısında davalıdan aldığı ürünlerle ilgili ödemeleri ihtirazî kayıtla yapmak durumunda kaldığını, bu tek taraflı fiyat artışının haklı hiçbir nedeni olmadığından bilirkişi eliyle tespit edilecek fiyat farkının istirdadı gerektiğini ileri sürmüş ve 25.01.2012 tarihinden sonraki dönemde yapılan on üç fatura ödemesi bakımından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 9.630,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. 49. Mevzubahis alacak talebi, temelinde davalının kötüniyetle hareket ettiği ve bu suretle feshin haksız olduğu isnadına dayalı olduğu gibi, iddiaya konu faturalar üzerinde inceleme yapan 26.12.2014 havale tarihli bilirkişi heyeti raporunda, ispat edildiği takdirde fazla ödeme varsa davacıya iade edilmesi gerektiği yönündeki tespitin hemen devamında, faturalar arasındaki fiyat farkının makul kabul edilebilecek düzeyde olduğunun, zira Antakya Ticaret ve Sanayi Odasının müzekkere cevabındaki ürün fiyatları da gözetildiğinde fiyatları günlük olarak dahi değişebilen ürünler bakımından davalının haricen temin ettiği veya ürettiği ürünleri davacıya salt maliyeti üzerinden fiyatlandırmasının ticari hayatın olağan akışına aykırı olacağının mütalaa edildiği görülmektedir. Bundan sonra alınan raporlarda yalnızca "varsa fazla ödemenin iadesi gerekir" minvalindeki ifadelerin tekrarıyla yetinilmiş olup dosya kapsamında davalının fahiş fiyat artışı ile sözleşmenin haksız şekilde feshedilmesine kötüniyetle zemin hazırladığı yönünde bir tespit ve değerlendirme bulunmadığına, tam tersine Özel Daire bozma kararında işaret edildiği gibi feshin haklı olduğu kabul edildiğine göre söz konusu alacak talebi yönünden de davanın reddedilmesinin hukuka uygun ve yerinde olacağı sonucuna varılmıştır. 50. Bu nedenlerle ihtirazi kayıtla yapılan ödemelere ilişkin talep yönünden Hukuk Genel Kurulunda dile getirilen eksik inceleme ile karar verildiği, Mahkemece bu hususta yeniden araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği şeklindeki değişik gerekçeyle kararın bozulması görüşü ile sadece bu talep yönünden davanın kabul edilmesi gerektiği belirtilerek farklı değişik gerekçeyle kararın bozulması yönünde ileri sürülen görüş Hukuk Genel Kurulu çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.51. Diğer taraftan direnmeye ilişkin karar başlığında davalı kimlik bilgileri birden çok davalı varmış gibi iki kez yazılmış ise de bu husus mahallinde her zaman düzeltilebilir bir maddi hata teşkil ettiğinden bozma nedeni olarak görülmemiştir.52. Hâl böyle olunca Özel Daire bozma kararında da belirtildiği üzere taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin davalı tarafça haklı nedenle feshedildiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken direnme kararı verilmesi yerinde görülmemiştir.53. Bu nedenlerle direnme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.IV. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,Aynı Kanun'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,15.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.