İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinde, iş sağlığı ve güvenliği hizmet sözleşmesinden kaynaklanan ödenmeyen faturalara ilişkin icra takibine itirazın iptali davası ve bilirkişi raporuyla desteklenen alacak talebi.
Özet: Bu, davacı şirketin davalı şirkete sunduğu iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinden kaynaklanan faturaların ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine davalı tarafından haksız yere yapılan itirazın iptali davasıdır. Davacı, yasal defterlerinin uygunluğunu ve alacağını kanıtlayan bilirkişi raporuyla alacağının tespiti, icra takibinin devamı ve icra inkar tazminatı talebinde bulunmuş olup, davalı taraf usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamış ve ticari defterlerini sunmayarak davayı inkar etmiş sayılmıştır.

T.C.

İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/4 Esas
KARAR NO : 2026/576
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/01/2026
KARAR TARİHİ : 15/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında İş Sağlığı ve Güvenliği Sözleşmesi düzenlendiğini, verilen hizmete ilişkin fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmediğini, akabinde davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını ancak davalı tarafça haksız şekilde icra takibine itiraz edilerek takibin durdurulduğunu belirterek, davanın asıl alacak olan 41.280,00 TL yönünden itirazının iptali ile takibin devamına, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı tarafa çıkarılan tebligatın davalıya usul ve yasaya uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen davalı taraf davaya cevap vermeyerek ve duruşmalara katılmayarak HMK 128. maddesi gereğince davacının iddialarının tamamını inkar etmiş sayılmıştır.
DELİLLER: .... İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı dosyası, arabuluculuk son tutanağı, davacı şirketin ticari defter ve kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine faturadan kaynaklanan alacak nedeniyle İİK 67 maddesi kapsamında açılan itirazın iptali davasıdır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında iş sağlığı ve güvenliği sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmeye istinaden davalı tarafa hizmet verildiğini ve aylık olarak faturalandırıldığını, icra takibine konu fatura bedellerinin ödenmediğini, bu nedenle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafa usul ve yasaya uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermemiş ve davayı inkar etmiştir.
Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 22/12/2025 tarihli arabuluculuk son oturum tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır.
.... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 37.280,00 TL asıl alacak ve 4.000,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 41.280,00 TL borcun ödenmesi amacıyla 09/10/2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 17/10/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 24/10/2025 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
HMK'nın 222/1 maddesi gereğince, davalı vekiline davaya ilişkili dönemini kapsayan ticari defter ve kayıtlarını belirlenen inceleme gününde mahkememiz kaleminde hazır bulundurması için kesin süre verildiği kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtlarının ibraz edilmemesi halinde ticari defter ve kayıtlarına delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı hususunun ihtar edildiği, verilen kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtların sunulmadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce davacı ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde Mali Müşavir Bilirkişi tarafından 20/05/2026 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre; "Davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2025 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davacının 2025 yılı envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı aynı yıl E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2025 yılına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davacının incelenen ticari defterlerine göre, davacı 120. Alıcılar hesap kodu altında davalı ile olan cari ilişkilerini takip etmekte olup, Davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı takibe konu edilen; 25.03.2025 tarihli, ... numaralı, 9.200,00 TL tutarlı, 13.05.2025 tarihli, ... numaralı, 9.680,00 TL tutarlı, 13.05.2025 tarihli, ... numaralı, 9.200,00 TL tutarlı, 21.05.2025 tarihli, ... numaralı, 9.200,00 TL tutarlı, 23.06.2025 tarihli, ... numaralı, 9.200,00 TL tutarlı olmak üzere toplam 46.480,00 TL bedelli faturaların davacının yasal ticari defterlerinde 120 Alıcılar hesabı altında muhasebe usul ve esaslarına uygun kaydedildiği; söz konusu fatura kayıtlarından sonra 18.07.2025 tarihinde A/... numaralı muhasebe fişi ile 9.200,00 TL tutarında ödeme kaydının yer aldığı, bu ödeme kaydının 25.03.2025 tarihli, ... numaralı faturaya istinaden yapılmış ödeme olarak değerlendirilmiş olup bu doğrultuda davacı tarafından davalı adına düzenlenen toplam 46.480,00 TL bedelli faturalardan 18.07.2025 tarihli 9.200,00 TL tutarlı ödeme kaydının mahsup edilmesi sonucunda, takibe konu faturalardan kaynaklı olarak davacının takip tarihi (10.10.2025) itibarıyla davalıdan 37.280,00 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, tespit edildiği, davalı yan 04/05/2026 günü saat 14:00'te Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmamış, ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen faturaların E-Fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlendiği, dosya kapsamındaki incelemeye göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen faturaların davacının ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer aldığı, takip konusu faturaların “İş Sağlığı Hizmet Bedeli, İş Güvenliği, İSG Defter ve Noter Masrafı” açıklamalarıyla taraflar arasındaki İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmet Sözleşmesi kapsamında düzenlendiği, takibe konu faturaların davalıya teslimine ilişkin herhangi bir somut veriye dosya içerisinde rastlanmadığı, buna karşın davalının da takipten önce söz konusu faturalara itirazına yönelik herhangi bir belge sunmadığı, bu bağlamda davacı tarafından düzenlenen takibe konu faturaların geçerliliği ile kabul edilip edilmeyeceği hususunda yapılacak hukuki değerlendirme ve sonucuna göre karar verilmesinin tamamen Sayın Mahkemenin takdirine bırakıldığı kanaatine varıldığı" şeklinde rapor düzenlenmiştir.
"...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).
İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).
Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/2310 Esas 2017/2537 Karar sayılı ilamı).
Taraflar arasında iş sağlığı ve güvenliği sözleşmesinden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafından davalıya taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde davacı tarafça davalı taraf lehine dava konusu e-faturaların düzenlendiği ve icra takibine konu edildiği, davacının alacağına dayanak olan faturanın e-fatura niteliğinde olduğu, ve faturaların davalıya tebliğ edildiği, faturalara itiraz olmadığı, faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, faturanın içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun davacı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturanın içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez davalıya geçtiği, davalı taraf defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekmektedir. Davalı taraf icra takibinde borcu bulunmadığı yönünde itirazda bulunmuşsa da davalı tarafça borcu bulunmadığı hususunda ispata yarar delil ibraz edememiştir. Bu haliyle davacı taraf takip konusu fatura alacağından dolayı ticari defter ve kayıtlarına göre 37.280,00 TL davalı şirketten alacaklı olduğunu ispat etmiştir. Düzenlenen bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olmakla hükme esas alınmış ve davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulü ile, davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 37.280,00 TL alacağa yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin 37.280,00 TL alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek reeskont avans faizi ile devamına, davacı icra takibinde işlemiş faiz talebinde bulunmuşsa da TBK 117/1'e göre davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin ihtar bulunmadığından faize ilişkin istemin reddine, asıl alacak likit olduğundan hükmolunan asıl alacağın %20'si(7.456,00-TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, dair oluşan vicdani kanıya göre aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafça açılan DAVANIN KISMEN KABULÜ ile;
a) Davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 37.280,00 TL alacağa yönelik yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 37.280,00 TL alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek reeskont avans faizi ile devamına, faize ilişkin istemin reddine,
b) Hükmolunan asıl alacağın %20'si(7.456,00-TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 2.546,60-TL karar harcından peşin yatırılan 732,00-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 1.814,60-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin kabul red oranına göre 4.154,26-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 445,74-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 37.280,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafça yatırılan 732,00-TL başvuru harcı ve 732,00-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.464,00-TL harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan 9.000,00-TL Bilirkişi ücreti ve 790,00-TL posta giderinden ibaret toplam 9.790,00-TL yargılama giderinin kabul red oranına göre 8.841,35-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, kalan kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avansının karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan sonra davacı tarafa re'sen iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda kabul edilen ve reddedilen miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/09/2026
Katip ...
e-imzalı*
Hakim ...
e-imzalı*