Yargıtay, mala zarar verme başvurusunu usulden iade ederken, zorunlu müdafiin yokluğuyla sanığın savunma hakkı kısıtlandığından hırsızlık hükmünü bozdu.
Özet: Yüksek Mahkeme, mala zarar verme suçuna ilişkin istinaf başvurusunu, kesin nitelikteki adli para cezası nedeniyle kanun yolu olarak itiraz niteliğinde kabul edip dosyayı mahalline iade ederken; hırsızlık suçundan verilen hükmü, sanığın zorunlu müdafiinin karar duruşmasında yokluğunda hüküm kurulmasının 5271 sayılı CMKnın ilgili maddelerine aykırılık teşkil ederek savunma hakkını kısıtlaması nedeniyle bozmuştur. Bu bozma kararıyla birlikte dosya, eksikliğin giderilmesi ve yeniden hüküm kurulması için ilk derece mahkemesine geri gönderilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/3735 E., 2023/4457 K.SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, istinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onamaI- Mala zarar verme suçu yönünden yapılan incelemedeBölge Adliye Mahkemesi tarafından mala zarar verme suçuna ilişkin olarak 5271 sayılı CMK’nın 272/3-a maddesine göre istinaf yoluna başvurulamayacak olan kesin nitelikteki 3.600,00 TL adlî para cezası ile ilgili olarak verilen istinaf başvurusunun reddine dair kararına karşı aynı Kanun’un 279/1-b maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna başvurulabileceğinden, sanık müdafiinin mala zarar verme suçu ile ilgili kanun yolu başvurusu itiraz niteliğinde kabul edilerek itirazın merciince incelenmesi için dosyanın incelenmeksizin mahalline Tebliğname'ye aykırı olarak İADESİNE,II- Hırsızlık suçu yönünden yapılan incelemedeİlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz nedenlerinin, dosya kapsamında sanığın suçluluğunu ispat eden her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, sanık hakkında öncelikle beraat, aksi durumda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiğine, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulduğuna, lehe hükümlerin uygulanmadığına, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa atanan zorunlu müdafiinin karar duruşmasında hazır bulunması gerektiği gözetilmeden, müdafiinin yokluğunda karar verilmesi talepli mazeret dilekçesine binaen yargılamaya devam edilip hüküm kurularak aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeple 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2-b maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak gereği için takdiren İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin de İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.