Tapu memurunun velayet hatasıyla annesi adına kaydedilen taşınmaz payının iptali ve tescili davasında, Yargıtay tapu kütüğünü tapu senedine üstün tuttu.
Özet: Sekiz yaşındayken annesi adına tescil edilen ancak tapu senedinde kendisine ait olduğu belirtilen taşınmaz payının tapu iptali ve tescili talebiyle açılan davada; davacı, tapu memuru hatası olduğunu iddia ederken, davalılar zamanaşımı ve tapu kütüğünün esas alınması gerektiğini savunmuştur; ilk derece ve istinaf mahkemeleri davayı kabul etse de, Yargıtay, tapu kütüğünde davacı adına tescil bulunmadığını ve kütüğe aykırı tapu senedinin üstün tutulamayacağını belirterek, temyiz eden davalılar yönünden davanın reddine hükmetmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2026/5291 E.  ,  2026/6197 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2026/8 E., 2026/130 K.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili;... Mahallesinde kain 6 81... parsel sayılı taşınmazın 4/24'er hissesinin 12.11.1958 tarih ve 1968 yevmiye numaralı işlemle davacı ... ile kardeşleri ... ve ... tarafından satın alındığını, davacının o tarihte sekiz yaşında olması nedeniyle işlemlerin annesi ... tarafından yürütüldüğünü ve tapu memurunun velayet ilişkisini hatalı değerlendirmesi sonucunda davacı adına alınan 4/24 hissenin ... adına tescil edildiğini, buna karşılık davacının elinde bulunan tapu senedinin iktisap sebebi bölümünde söz konusu payın davacıya ait olduğunun yazıldığını, ...'nin 27.04.2012 tarihinde ölümüyle geriye mirasçı olarak davacı ve davalıların kaldığını, davalı ...'ın 19.07.2018 tarihinde ... adına kayıtlı 4/24 payın mirasçılar adına intikalini sağladığını ve bilahare İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/369 Esas sayılı dosyasında davacıya karşı elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talepli dava açtığını, davacının söz konusu hatadan bu şekilde haberdar olduğunu ileri sürerek ...'den intikal eden payların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili; muris ...'nin dava konusu payı 12.11.1958 tarihinde iktisap ettiğini ve eldeki davanın hata hukuki sebebine dayalı olduğunu, bu kapsamda hak düşürücü sürenin ve zamanaşımı süresinin geçtiğini, taşınmazın velayeten davacı adına satın alındığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, taşınmaz mülkiyetinin tescil ile kazanılacağını, davacı adına tapu kütüğüne tescil edilen bir hak bulunmadığını, davacının dayandığı tapu senedinin bir hüküm ifade etmediğini, davacının diğer erkek çocukların dava konusu taşınmazda 4/24 payı bulunduğunu ve kendisinin de 4/24 pay sahibi olması gerektiğini ileri sürerek eldeki davayı açtığını, eldeki davanın esas amacının kız çocuklarından mal kaçırmak ve onları miras haklarından mahrum etmek olduğunu, resmi senedin aksinin yine resmi senetle ispatının gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalılar ... ve ... usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiş, davalı ... 24.09.2021 tarihinde icra edilen keşifte imzasıyla tevsik ettiği beyanıyla davayı kabul ettiğini bildirmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 13.04.2022 tarihli ve 2020/147 Esas, 2022/239 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın 4/24'er payının 12.11.1958 tarih ve 1968 yevmiye numaralı işlemle ..., ... ve ... adına tescil edildiği, davacı ...'nin 15.03.1950 doğumlu olduğu, davacı tarafça sunulan 12.11.1958 tarihli iktisap metninde ...'nin 4/24 hissesinin bulunduğunun belirtildiği, bu kapsamda dava konusu 4/24 payın ... adına tescilinin hatalı olduğu, dava konusu hissenin gerçekte davacıya ait olduğu halde muris ...'nin vefatından sonra davacı ve davalılardan oluşan beş kardeş adına intikal ettiği, 24.09.2021 tarihli keşifte davalı ...'nin maddi vakıayı ve davayı kabul ettiği, dinlenen tanıklar ... ve ...'ın beyanlarının da davacının iddiasını doğruladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; kararın davalılar ... ve ... vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 25.10.2023 tarihli ve 2022/1514 Esas, 2023/1741 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararın davalılar ... ve ... vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 04.11.2025 tarihli ve 2024/593 Esas, 2025/4894 Karar sayılı kararı ile; çekişmeli payın tesciline ilişkin 12.11.1958 tarihli akit tablosunda dava konusu taşınmazın dava dışı ... adına kayıtlı iken; 4/24'er payın ..., ... ve ..., 3/24'er payın ... ..., ... ve ... adına satış işlemi neticesinde tescil edildiğinin görüldüğü; öte yandan, dava konusu 6 81... parsel sayılı taşınmazın tapu kütük sayfasının incelenmesinden çekişme konusu 4/ 24... .11.1958 tarih ve 1968 yevmiye numaralı satış işlemi neticesinde ... adına tescil edildiği, davacı ... adına bir tescilin bulunmadığı, bilahare ... adına kayıtlı 4/ 24... .07.2018 tarih ve ...yevmiye numaralı intikal işlemiyle eldeki davanın tarafları adına iştirak halinde tescil edildiğinin sabit olduğu, bir ayni hakkın doğumu, sona ermesi ve mülkiyetin naklinin tespitinde aslolanın taşınmazın tapu kütük sayfası olduğu, eldeki davada davacı tarafça 12.11.1958 tarihli tapu senedine dayanılmış ise de dava konusu 6 81... parsel sayılı taşınmazın tapu kütük sayfasında çekişme konusu payın davacı adına tescil edilmediğinin sabit olduğu gibi tapu kütük sayfası karşısında tapu kütüğüne açıkça aykırı bilgiler içeren tapu senedine üstünlük tanınmasına da olanak bulunmadığı, davalılardan ...'nin davayı kabul ettiği, davalı ...'nin ise İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına karşı kanun yoluna başvurmadığı gözetilerek hükmü temyiz eden davalılar ... ve ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına hükmedilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca işlem yapılarak dava konusu 6 81... parsel sayılı taşınmazın tapu kütük sayfasında çekişme konusu payın davacı adına tescil edilmediği sabit olduğu gibi tapu kütük sayfası karşısında tapu kütüğüne açıkça aykırı bilgiler içeren tapu senedine üstünlük tanınmasına da olanak bulunmadığı, önceki hüküm aleyhine yalnızca davalılar ... ve ...'nin istinaf ve temyiz yoluna başvurdukları, davalı ...'nin keşif sırasında davayı kabul ettiği, ...'nin de hüküm aleyhine kanun yoluna başvuruda bulunmadığından adı geçen yönünden davacının usuli kazanılmış hakkının doğduğu gerekçesiyle davalılar ... ve ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü
- K A R A R -
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA, Temyiz eden davacıdan alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.