Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı doğrultusunda, nitelikli hırsızlıkta zorunlu müdafi atanmaması nedeniyle hükmün bozulmasının hukuka uygunluğu.
Özet: Bu hukuki inceleme, zorunlu müdafi atanmaması gibi mutlak hukuka aykırılık teşkil eden temel bir usul hatası içeren hırsızlık mahkumiyetini ele alırken, bölge adliye mahkemesinin ilk hükmü bu hata nedeniyle bozmasına rağmen, ilk derece mahkemesinin aynı usul eksikliğiyle tekrar mahkumiyet kararı vermesi üzerine istinaf başvurusunu esastan reddetmesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararıyla da onaylanan mutlak hukuka aykırılık karşısında usul eksikliğini gidermek yerine başvuruyu reddetmesinin doğru bulunmaması nedeniyle hukuki sürecin yeniden değerlendirilmesi gerekliliğini vurgulamaktadır.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1401 E., 2021/1461 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddineTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 01.10.2021 tarihli ve 2021/14 01... /1461 Karar sayılı kararının sanık müdafîi tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede, gereği düşünüldü: Hırsızlık suçundan sanık hakkında Gaziantep 5. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 29.05.2019 tarihli ve 2018/159 Esas, 2019/394 Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince duruşma açılmaksızın, 17.03.2021 tarihli ve 2019/1965 Esas, 2021/547 Karar sayılı karar ile "28.06.2014 tarihli 6545 sayılı Yasa ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 150/3. ve 196/2. maddeleri uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanunun 188/1 ve 289/1-e maddesine aykırı davranılması" gerekçesiyle, sanık hakkındaki hükmün bozulmasına karar verildiği, akabinde Gaziantep 5. Asliye Ceza Mahkemesince 11.06.2021 tarihli ve 2021/415 Esas, 2021/677 Karar sayılı kararı ile aynı uygulamalarla sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğu ve Bölge Adliye Mahkemesinin 01.10.2021 tarihli ve 2021/1401 Esas, 2021/1461 Karar sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 14.05.2025 tarihli ve 2022/12260 Esas, 2025/9093 Karar sayılı ilâmı ile hırsızlık suçu yönünden "5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda sanık hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmediği" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği, Dairemiz kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.08.2025 tarihli, 2-2021/134956 Temyiz sayılı itirazı üzerine 5271 sayılı Kanun'un 308. maddesi uyarınca itiraz hakkında karar verilmek üzere dosyanın dairemize gönderildiği, Dairemizin 07.10.2025 tarihli ve 2025/10543 Esas, 2025/17431 Karar sayılı ilâmıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddiyle dosyanın 5271 sayılı Kanun'un 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.03.2026 tarihli ve 2025/2-607 Esas, 2026/159 Karar sayılı kararıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulü ile Dairemizin 14.05.2025 tarihli kararının kaldırılmasına karar verildiği belirlenerek yapılan incelemede; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.03.2026 tarihli ve 2025/2-607 Esas, 2026/159 Karar sayılı kararında "Sanığa isnat edilen gece vakti nitelikli hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın alt sınırı itibarıyla müdafi tayin edilmesi zorunlu olup İlk Derece Mahkemesince sanığa müdafi atanmadan ve kanunen mutlaka duruşmada hazır bulunması gereken müdafii olmaksızın yargılamaya devamla hüküm kurulmasının, CMK’nın 188. maddesinin birinci fıkrası nazara alındığında, aynı Kanun’un 289. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık hâlini meydana getirdiği anlaşılmakla, bu hukuka aykırılık sebebiyle Bölge Adliye Mahkemesinin CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki yetkiye dayanarak bozma kararı vermesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı..." şeklinde yer alan kabul gereği Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 17.03.2021 tarihli ilâmı ile bozma kararı vermesinde usûl ve yasaya aykırılık bulunmadığının kabulü gerektiğinden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmış, bu doğrultuda Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 01.10.2021 tarihli kararına yönelik yapılan temyiz incelemesinde; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır" ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafîinin temyiz isteminin, sanığın tüm aşamalarda suçu işlemediğini ifade ettiğine, sanığın cezalandırılması için yeterli delil bulunmadığına, kabul sayılmamak kaydıyla suçun gece vakti işlenmediğine, sanığın mahkemedeki tutumu ve samimi beyanları dikkate alındığında lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;Sanık hakkında kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar hukuka uygun bulunduğundan, sanık müdafîinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Gaziantep 5. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.