Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil ile bedel taleplerinin, Kadastro Kanununun 12/3 maddesinde belirtilen on yıllık hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesi.
Özet: Dava, kadastro öncesi nedene dayalı olarak müvekkilinin babasının 1981de kardeşlerinden köy senediyle satın aldığını iddia ettiği taşınmazın tapu iptali ve kendi adına tescili, olmadığı takdirde bedel ödenmesi talebiyle açılmıştır. İlk derece mahkemesi tapu iptali talebini reddederken bedel talebini kabul etmiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 2000 yılında kesinleşmesi ve Kadastro Kanununun 12/3 maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle hem tapu iptali-tescil hem de tazminat taleplerini reddetmiştir. Yargıtay ise Bölge Adliye Mahkemesinin hak düşürücü süre nedeniyle ret kararını usul ve yasaya uygun bularak onamıştır.

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1962 E., 2026/300 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 7. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/141 E., 2024/318 K.Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.Dava konusu 1 12... parsel sayılı taşınmaz 13.01.2000 tarihinde kesinleşen kadastro tespiti suretiyle tarafların murisi ... adına tescil edilmiştir. Davacı vekili; müvekkilinin babası ve murisi ...'ın 14.03.1981 tarihinde vefat etmesi üzerine kendilerine miras olarak kalan ancak o tarihlerde henüz tapu kaydı bulunmayan 3 parça taşınmazdaki hisselerini kardeşleri olan diğer mirasçılar ... ...ve ...'tan satın aldığını, taşınmazların bulunduğu yerin o tarihte köy statüsünde olup henüz kadastrolaşma işlemleri yapılmadığından o bölgede hemen hemen hiçbir taşınmazın tapu kaydı bulunmadığını, müvekkilinin kardeşlerinden bu taşınmazlardaki paylarını köy senedi ve taşınmaz vaadi sözleşmesi yaparak satın aldığını, müvekkilinin taşınmazları zilyet olarak uzun süre kullandığını ileri sürerek ...köyü,...mevki, 1 12... parselin tapu kaydının iptal ile davacı adına tescilini, bu talep kabul görmediği takdirde müvekkilinin ödemiş olduğu bedellerin iadesini talep etmiştir. Davalılar; davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından sunulan sözleşmelerde dava konusu taşınmazın açık bir şekilde yazılı olmadığı, davalıların da kabul beyanının bulunmadığı gerekçesiyle tapu iptali-tescil talebinin reddine; davacı tarafın alacak iddiasının sunmuş olduğu satış senetleri ve tanık beyanları ile ispatlamış olduğu gerekçesiyle tazminat talebinin kabulüne karar verilmiş; karara karşı davacı vekili ve davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu 1 12... parsel sayılı taşınmazın 2000 yılında yapılan tesis kadastro çalışmaları sırasında 998,75 m² bahçe vasfı ile tarafların ortak mirasbırakanı ... adına adına tespit gördüğü, tespitin 13.01.2000 tarihinde kesinleştiği, dava tarihinde hak düşürücü sürenin geçtiği, dolayısıyla anılan taşınmaz yönüyle davacının kadastrodan önceki satış işlemi nedeniyle dayandığı hakkın Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi ile ortadan kalktığı. davacının dava tarihi itibariyle tazminata hak kazanabilmesi için uyuşmazlık konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı olduğunu ispat etmesi gerektiği, açılan davada tapu iptali-tescil istemi ile terditli olarak bedel taleplerinin hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, düzeltilerek yeniden esas hakkında açıklanan nedenlerle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Temyiz eden davacıdan alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.