Yüz yıldan fazla kullanım iddiasına rağmen kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal ve tescil davasının, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesiyle reddedilmesi.
Özet: Kadastro çalışmalarıyla davalı adına tescil edildiği iddia edilen ve davacı tarafından yüz yılı aşkın süredir ailesince kullanıldığı belirtilen bir taşınmaz parçasının tapu iptali ve tescili talebiyle açılan davada, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, kadastro tespitinin kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında on yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu belirterek davayı reddetmiş; Yargıtay ise temyiz başvurusu üzerine bu kararları usul ve hukuka uygun bularak onamıştır.
1. Hukuk Dairesi         2026/4939 E.  ,  2026/6062 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/2420 E., 2026/44 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Hendek 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/131 E., 2024/293 K.
Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Kadastro çalışmaları sonucunda, dava konusu ... köyü 29 13... parsel (eski 58 parsel) sayılı taşınmazın 54.450,00 m² yüz ölçümüyle tapu kaydına (ve vergi kayıtlarına) istinaden tespit edilerek 30.04.1986 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı; dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede yapılan kadastro çalışmalarında ... köyü eski 58... ada 7 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 3000 m²'sinin davalı adına kayıtlı eski 57 parsel yeni 29 13... parsel sayılı taşınmaza tespit edildiğini, söz konusu taşınmazı yaklaşık 100 yıldan fazladır dedesi, babası ve kendisinin kullanmaya devam ettiklerini ileri sürerek dava konusu bölümün kendi taşınmazına eklenmesini istemiştir.
Davalılar cevap dilekçesi sunmamışlardır.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; çekişmeli taşınmazın kadastro sonucu 1985 yılında tapuya tescil edildiği, davacının, tespit öncesi sebebe dayalı mülkiyete ilişkin davasını 2023 yılında açtığı, bu haliyle tutanağın (kadastro tespitinin) kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 10 yıldan fazla zaman geçtiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.