Zorunlu müdafi eksikliğiyle bozulan bilişim sistemleri ve banka aracılığıyla nitelikli dolandırıcılık mahkûmiyetinin, aynı ceza ile yeniden temyiz incelemesine sunulması.
Özet: Bilişim sistemleri ve banka aracılığıyla dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmü, sanığa zorunlu müdafi atanmaması nedeniyle daha önce bozularak yargılamanın yenilenmesinin ardından tekrar verilmiş olup, sanık müdafi bu kez hileli davranışın, kastın ve menfaatin bulunmadığını, suç vasfının yanlış belirlendiğini iddia ederek beraat talep ederken, Cumhuriyet savcısı ise gerekçeli kararda esas hakkında mütalaaya yer verilmemesini hukuka aykırılık sebebi sayarak kararın bozulmasını istemektedir.
11. Ceza Dairesi         2026/1651 E.  ,  2026/6459 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2025/760 E., 2026/39 K.
SUÇ :Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması sureti ile dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.04.2023 tarihli ve 2022/312 Esas, 2023/157 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması sureti ile dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f.son, 158/3, 52/2-4, 53/1 ve 58 maddeleri uyarınca 6 yıl hapis ve 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, taksitlendirmeye ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 03.11.2023 tarihli ve 2023/1889 Esas, 2023/2586 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.Bahsedilen kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 11.09.2025 tarihli ve 2024/2545 Esas, 2025/11344 Karar sayılı kararı ile" Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.05.2022 tarihli ve 2022/2-155 Esas ve 2022/321 Karar sayılı kararı ile, herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın artırım yapılmasını zorunlu kılan suçun nitelikli hâlleri nedeniyle yapılan yargılamalarda, cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması halinde adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, sanıklara istemi olup olmadığına bakılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 150 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca müdafii atanması gerektiğine karar verilmiştir. Sanıkların fikir ve eylem birliği içinde hareketle birlikte işledikleri kabul edilerek 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f-son ve 158/3 maddeleri uyarınca mahkûmiyetlerine karar verilen suç yönünden suç tarihi de gözetildiğinde 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f-son maddesi uyarınca dört yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü, suçun üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlenmesi nedeniyle aynı Kanun’un 158/3 maddesi uyarınca herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın yarı oranda artırım yapılmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda, üç veya daha fazla kişi ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından Kanun'da öngörülen cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması dikkate alındığında adil ve etkin yargılanma hakkı bakımından sanıkların istemi olup olmadığına bakılmaksızın müdafii bulunmayan sanığa 5271 sayılı Kanun'un 150/3 maddesi uyarınca müdafi atanmasında, savunmalarının ve ek savunmalarının müdafi huzurunda ve 5271 sayılı CMK'nın 196/2 maddesi gereği yargılamayı yapan Mahkemece bizzat alınması ve aynı Kanun'un 188/1 maddesi uyarınca zorunlu müdafinin son celsede hazır bulunması gerektiği anlaşılmakla; sanıkların yargılama aşamasında kendilerinin seçtiği bir müdafi bulunmadığı gibi 5271 sayılı CMK'nın 156. maddesi gereği re'sen bir müdafi de tayin edilmeksizin savunmalarının ve ek savunmalarının tespit edilmesi ve hüküm duruşmasında zorunlu müdafii hazır edilmeksizin haklarında mahkûmiyet hükümleri kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 150/3, 156, 188/1. ve 196/2 maddelerinin ihlâli ile sanıkların savunma haklarının kısıtlanması, 5271 sayılı CMK'nın 289/1-h maddesi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır. "denilmek suretiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
4.Bozma üzerine, Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.01.2026 tarihli ve 2025/760 esas, 2026/39 karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması sureti ile dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f.son, 158/3, 52/2-4, 53/1 ve 58 maddeleri uyarınca 6 yıl hapis ve 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığın hileli bir davranışının bulunmadığına, mağduru zarara uğratmadığı ve aldatmadığına, suçtan menfaat elde etmediğine, suç kastının bulunmadığına, suç vasfında hata yapıldığına, eksik araştırma ile karar verildiğine, kabulde sanığın geçmişi dikkate alınarak masumiyet ilkesinin ihlal edildiğine, kabule göre de TCK'nın 158/3. maddesinin uygulanma şartlarının oluşmadığına, usul ve yasaya aykırı mahkumiyet kararının bozulması ile beraat kararı verilmesine ilişkindir.
2.Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; gerekçeli kararda esas hakkında mütalaya yer verilmemesinin 5271 sayılı Kanun'a aykırı bulunduğundan kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
1.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.10.2018 tarihli ve 2015/8-656 Esas, 2018/404 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilerek, sanık hakkında kurulan hükümde infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmiş olması infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suçların vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alındığında temel cezanın alt sınırdan belirlenmesinin ve TCK 158/3. maddesinin uygulanması ile dosya kapsamıyla örtüşen gerekçelerle takdiri indirim hükmünün uygulama dışı bırakılmasının isabetli olduğu anlaşıldığından sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görülmemiş, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 307/3. ve 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesine Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.06.2026 tarihinde karar verildi.