Hazine ile davalılar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında, taşınmazın zilyetlikle edinimi ve orman vasfı üzerindeki hukuki uyuşmazlığın bozma sonrası incelenmesi.
Özet: Hazine tarafından, davalılar adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle tespit edilen taşınmazın orman niteliğinde olduğu iddiasıyla açılan davada, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin zilyetlik şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davayı reddeden kararları bozulmuştur; bozma gerekçesi olarak, 1972de orman olarak tescil harici bırakılan taşınmazın, orman sayılmasa dahi yüksek eğime sahip olması, toprak ve orman muhafaza karakteri taşıması ve önceki hali orman olan bir yerin bitki örtüsü yok edilmiş olsa bile salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu belirtilerek zilyetlikle kazanılamayacağı vurgulanmıştır.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2024/11 E., 2024/27 K.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA 1. ...Mahallesi çalışma alanında 2015 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sırasında, 124 58... parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla davalılar adına eşit hisse (1/3’er) ile tespit edilmiştir.2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ...Mahallesinde bulunan 124 58... parsel sayılı taşınmazın kimsenin zilyetliğinde olmadığını, fiilen çalılık görünümünde olduğunu, 40-50 yıldır hiç kimsenin kullanımında olmadığının tespit edildiğini ve Hazine adına tescil edilmesi gereken yerlerden olduğunu ileri sürerek, davalılar adına olan kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesindeki beyanların gerçek dışı beyanlar olduğunu, parselin müvekkilleri tarafından uzun yıllar fiilen kullandığını, üzerinde ağaçlandırma yaptıklarını ve diğer müştemilatlarının mevcut olduğunu, davacının beyan ettiği gibi müvekkillerinin kullandığı dava konusu yerin çalılık olmadığını, ayrıca dava dilekçesinde ifade edilen dava konusu yerin 40-50 yıldır kimsenin kullanımında olmadığı tespitinin de gerçek dışı olduğunu, diğer taraftan davacının dava dilekçesinde ifade ettiği gibi müvekkilinin çekişmesiz ve aralıksız 40 yıldan beri malik sıfatı ile zilyetliği olmadığının gerçek dışı olduğunu, davacının açmış olduğu davanın haksız ve yersiz olduğunu açıklayarak, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 16.01.2020 tarihli ve 2017/29 Esas, 2020/2 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın tespit tarihinden 20 yıldan daha uzun süreden beri davalıların babası ... tarafından kullanıldığı, tespit tarihinde önce ... tarafından davalılara devredildiği, taşınmazın düz kısımlarında tarımsal faaliyette bulunulduğu, yine eğimli kısımlarda ise gübre atarak ot yetiştirip biçmek suretiyle ekonomik amaca uygun zilyetlik şartlarının tespit malikleri lehine oluştuğu, dava konusu taşınmazın tarım arazisi vasfında olduğu gerekçesiyle davasının reddine, dava konusu 124 58... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 16.01.2020 tarihli kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 23.10.2020 tarihli kararı ile uzman orman ve fen bilirkişisi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, dava konusu taşınmazın ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığı ve davalılar yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereği esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 16.01.2020 tarihli kararının davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 12.12.2023 tarihli ve 2021/5444 Esas, 2023/6437 Karar sayılı ilamıyla "Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazın 1972 yılında orman olduğu gerekçesiyle tescil harici bırakıldığı, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 27.02.2018 tarihinde yapılan keşif sonrasında alınan orman bilirkişisi raporunda; dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında orman sayılmayan yerlerden olduğu ve ortalama eğiminin % 30-40 arasında değişmekte olduğu ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı belirtilmiş, yine 24.02.2017 tarihinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen ziraat bilirkişisi raporunda orman toprağı karakterini taşıyan (...) ve (....) horizonlarının tamamen işlenmek suretiyle ortadan kaldırıldığı (Al) ve (B) horizonlarının sürülmek suretiyle karışmış olduğu belirtilmiş olup, zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu, arazinin yüksek meyilden dolayı tarıma elverişli olmadığı gibi toprak muhafaza karakteri de taşıdığı, Devlet ormanına bitişik ve devamı karakterinde olduğu için orman muhafaza karakteri de taşıdığı, açıklanan nedenlerle dava konusu yerin zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu, arazinin yüksek meyilden dolayı tarıma elverişli olmadığı gibi toprak muhafaza karakteri taşıdığı, Devlet ormanına bitişik ve devamı karakterinde olduğu için orman muhafaza karakteri de taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 124 58... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğunu, bozmaya gerekçe yapılan ziraat mühendisi raporunun görevi olmayan Mahkeme dosyasına ait olduğunu, raporlar arasında çelişki olduğunu, çelişki giderilmeden eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı ve davalılar lehine zilyetlik şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararın ONANMASINA,3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.