Ticari satıştan kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan haksız itirazın iptali ile fatura borcunun ve davalının tacir sıfatının değerlendirilmesi.
Özet: Davacı, ticari ürün satışlarından kaynaklanan 14.814,52 TL cari hesap bakiyesinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan haksız itirazın iptalini ve %20 icra inkar tazminatı talebiyle dava açmış; davalı ise borcun çek/senetlerle ödendiğini ileri sürerek davanın reddini istemiş, mahkeme de davalının hem tacir hem esnaf kaydı bulunması nedeniyle uyuşmazlığın ticari niteliğini ve davalının tacir vasfını, ticari hükümlerin uygulanabilirliğini belirlemek üzere incelemeye almıştır.

T.C.İZMİR4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : 2020/506 KARAR NO : 2020/661DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ: 17/09/2020KARAR TARİHİ: 15/12/2020Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı taraf vekili duruşmada tekrar ettiği dava dilekçesi ile özetle; İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden borçlu ... aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun takibe haksız ve dayanaksız olarak itiraz ettiğini, iş bu itirazların iptalinin gerektiğini, müvekkili şirket ile davalı borçlu arasında yürütülen ticari alım-satım ilişkisinin olduğunu, müvekkili şirketin davalıya farklı tarihlerde ürün satışları yaptığını, bu satışlara istinaden 14.814,52-TL bedelli Cari Hesap ekstresinin tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın asılsız itirazlarına karşın; müvekkili şirket tarafından düzenlenen faturalar hakkında davalı tarafından 8 gün içinde herhangi bir itirazda bulunulmayarak müvekkili şirket tarafından kesilen fatura ve faturada yazılı borcun kabul edilmiş olduğunu, kaldı ki ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi halinde faturaların kayıtlı olduğu ve borca haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğinin görüleceğini, davalı borçlunun aleyhine başlatılan icra takibine faiz yönünden de itiraz ettiğini, dava konusu işin ticari iş olup cari hesap kaydına dayandığını, 6102 S. TTK madde 8 – “ Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir. ” hükmü uyarınca tarafların serbestçe faiz belirleme hakkının bulunduğunu, takip konusu alacağın, likit fatura alacağı olduğunu, bu durumda likit alacağa haksız şekilde itiraz eden borçlunun aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekeceğinin Yargıtay Kararlarıyla da sabit olduğunu, dolayısıyla davalı yanın likit alacağa karşı yaptığı haksız itiraz nedeniyle İİK m.67/2 gereğince davalı aleyhine takip konusu miktar üzerinden %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına yapılan haksız ve dayanaksız itirazın iptali ile avans faiziyle birlikte hesaplanacak miktar üzerinden takibin devamına ve davalı aleyhine borcun tamamı üzerinden %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı-borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMA: davalı vekili 19/10/2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; ;İzmir ...İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyasına yaptıkları borca itiraz dilekçesinde de belirttikleri gibi alacaklı şirkete fatura karşılığı ödenmemiş hiçbir borcun bulunmadığını, müvekkilinin alacaklı şirkete faturalar karşılığı teslim edilen ürünler karşılığında çek/senetler vererek borcunu ödediğini, gerek davacı gerekse davalı müvekkilinin defter kayıtları incelemesinde müvekkilinin alacaklı davacıya iddia edildiği şekilde borcu olmadığını bilirkişiler vasıtası ile yapılacak olunan incelemede ortaya çıkacağını, kötüniyetle açılan davanın reddine, davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE:Esnaf - Tacir araştırması : Konak Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 09/10/2020 tarihli civabi yazısında; davalı ...'ın işletme esasına göre defter tuttuğu, VUK 177. Maddesi uyarınca 2. Sınıf tacir sayıldığı, gayri safi milli hasılasının 101.434,45 TL olduğu bildirilmiştir.İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nin 13/10/2020 tarihli cevabi yazısında; davalı ...'ın konfeksiyon ticaretinden esnaf kaydı olduğu bildirilmiştir. Dava, alım satım ilişkisinden kaynaklanan bakiye cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari ava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Dosya kapsamından, davacının gerçek usulde işletme esasına göre defter tuttuğu, 2019 yılı gayri safi milli hasılasının 101.434,45 TL olduğunun tespit edildiği, bu miktarın bilanço esasına göre defter tutma hadlerinin altında kaldığı, bu durumda davalı esnaf olup, tacir sıfatını haiz olmadığı, taraflardan birinin tacir sıfatına sahip olmaması sebebiyle davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenlenme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, Yargıtay 20. HD:'nin 2015/10410 esas, 2015/1025 kara sayılı, 03/11/2015 tarihli, 2015/15241 esas, 2016/788 karar sayılı, 25/01/2016 tarihli yargı yeri belirleme kararlarının, Yargıtay 19. HD'nin 2015/15811 esas, 2016/5002 karar sayılı, 21/03/2016 tarihli kararının da aynı yönde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE,2- Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-HMK.nun 331/2.maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,İlişkin taraflar vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde Mahkememize veya bulundukları mahal Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/12/2020 Katip ...e-imzalıHakim ...e-imzalı