Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetten doğan tazminat talepli ilk derece kararının istinaf incelemesi.
Özet: Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi, davacının sahip olduğu tescilli markaların davalı tarafından internet sitesi, sosyal medya ve ürünler üzerinde ayakkabı ve ilgili hizmetlerde hukuka aykırı şekilde kullanılmasıyla marka hakkına tecavüz edildiği ve haksız rekabet oluşturulduğu gerekçesiyle, davalının daha sonra tescil edilen markasının farklı bir sınıfta olması ve süresinde savunma dilekçesi sunmaması gibi hususları dikkate alarak davacı lehine karar vermiş, bu karar davalı tarafından istinaf edilmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/1237 - 2026/1630 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1237 KARAR NO : 2026/1630T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ : 08/05/2024NUMARASI : 2022/123 E. - 2024/193 K.DAVANIN KONUSU : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan), Haksız Rekabet Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/05/2024 tarih ve 2022/123 E. - 2024/193 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin "..." asli unsurlu 89/005349, 2008/46778, 2001/12913, 89/005350 sayılı markaların sahibi olduğunu, davalı tarafça internet sitesi, sosyal medya hesapları, ... yazışmaları, online alışveriş siteleri, faturalarında "..." ibaresi kullanılmak suretiyle müvekkilinin marka haklarına tecavüz edildiğini, davalı şirketin müdürü ve tek ortağı ... adına tescilli 2018/66691 sayılı markanın hükümsüzlüğü için Ankara 3. FSHHM'nin 2022/103 E sayılı dosyasında dava açıldığını, davalının müvekkili firmanın tescilli markasını ve ticaret unvanını kötü niyetle hukuka aykırı şekilde tescilleyerek haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, davalının e-posta adresinin de doğrudan müvekkilinin marka haklarını ihlal eder nitelikte olduğunu, davalının hükümsüzlüğü istenen markasının yalnızca 35. sınıfta tescilli olduğunu, hizmet sınıfı olan 35. sınıfa dayanılarak ayakkabı üretimi yapılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, davalının fiillerinin marka hakkına tecavüz olduğunun tespitini, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, davalının tecavüz oluşturan ürünlerine ve bunların üretiminde kullanılan cihaz makine gibi markaların silinmesini, mümkün olmazsa bunların imhasını, kesinleşmiş kararın günlük gazetelerde ilanını, fiili kayıp sebebiyle şimdilik 1.000,00 TL, itibar tazminatı olarak 20.000,00 TL, haksız rekabet tazminatı olarak 5.000,00 TL, manevi tazminat olarak 100000,00 TL, yoksun kalınan kazanç olarak SMK'nın 151/2-b maddesi uyarınca belirlendiğinde artırılmak üzere şimdilik 1000,00 TL'nin tecavüz tarihinden işleyecek reeskont faiz ile davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiş, 26/04/2024 tarihli bedel artırım ve ıslah dilekçesi ile fiili kayıp nedeniyle dava dilekçesindeki 1.000,00-TL tutarındaki taleplerini 2.636,23-TL'ye, yoksun kalınan kazanç nedeniyle dava dilekçesindeki 1.000,00-TL tutarındaki taleplerini 131.021,72-TL'ye yükseltmiştir.Davalı, davaya cevap vermemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı yanın iş bu davaya mesnet gösterdiği markalar, davalının tek ortağı ve yetkilisi ...'ya ait 2018/66691 sayılı markadan önceki tarihli olduklarından, 6769 sayılı SMK m.155 hükmü uyarınca bir an için davalının, tek ortağı ve yetkilisine ait 2018/66691 sayılı marka hakkına dayalı olarak ticari faaliyette bulunduğu kabul edilse bile, sonraki tarihli 2018/66691 sayılı markanın, önceki tarihli davacıya ait markalara karşı hukuka uygunluk sebebi oluşturmayağı, kaldı ki söz konusu marka 35.sınıfta tescilli olup, ürün imalatına ilişkin sınıfta tescil korumasının bulunmadığı, bu nedenle 2018/66691 sayılı marka hakkında yürütülen hükümsüzlük davasının neticesinin beklenmesinin gerekli olmadığı, davalı yan yasal süre içinde cevap dilekçesi ibraz etmediğinden, davacı markalarının kullanılmadığını ileri sürse de, söz konusu argümanın savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığından dikkate alınmadığı, dava dilekçesi ekinde yer alan Ankara 35.Noterliği'nin 23/02/2022 tarih ... ve 22/02/2022 tarih ... nolu e-tespit tutanaklarına göre; davalıya ait "...." ibareli internet sitesinde "..." ibaresinin, ayakkabı ve çanta ürünlerinin üzerinde ve bunların satışı hizmetlerine ilişkin markasal olarak kullanıldığı, yine dava dilekçesi ekinde yer alan ve davalıya ait ... sipariş hattı yazışmalarında da; davalının "..." ibaresi ile hizmet verdiği, İstanbul'da ayakkabı imalatına ilişkin fabrikanın bulunduğu, toptan fabrika satış mağazasının Elazığ'da olduğunun belirtildiği, yine dava dilekçesi ekinde yer alan 16/02/2022 tarihli davalı tarafından düzenlenen faturada "..." markalı "..." açıklamalı ürünün davacı vekili ...'a satışının yapıldığı, faturada " ..." ibaresinin aynı zamanda markasal olarak kullanıldığı, yine faturada "..." ibaresine de yer verildiği, davalının e-posta, ..., ... ve ... gibi online mağazalarda da "..." ibaresini ayakkabı ürünleri üzerinde ticari etki doğuracak şekilde kullandığı, mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının uygulanması üzerine Ankara 10.İcra Dairesi'nin 2022/11681 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan 09/08/2022 tarihli haciz işlemi sonucunda, davalıya ait fiziki işletmede 65 adet ayakkabı üzerinde "..." ibaresinin bulunduğu, davalının "..." ibaresini üzerinde kullandığı "çanta" ve "ayakkabı" emtiaları ve bu emtiaların satışı hizmetleri ile davacıya ait "..." ibareli markaların gerek emtia, gerekse işaret bazında aynı veya benzer oldukları, buna göre, daha önce davacıya ait "..." esas unsurlu emtialardan yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davalıya ait "..." ibareli "çanta" ve "ayakkabı" ürünlerinin ticareti faaliyeti ile karşılaştığında, bu ürünlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markasal kullanımları davacıya ait markalar ile ilişkilendireceği, davalının, davacıdan aldığı icazet, davalının vermiş olduğu lisans vb. hukuki işlemler ile bu ürünlerin ticaretini yaptığı hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunacağı, bu durumun ise doğrudan karıştırılma ihtimaline sebep olacağı, davalı eylemlerinin davacıya ait "..." esas unsurlu marka haklarına tecavüz ve davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğu, davacı yanın SMK m.151/2-b hükmü uyarınca ileri sürdüğü seçimlik hakkı kapsamında yapılan inceleme ve alınan raporlar neticesinde, dava konusu "..." ibareli ürünlerin ticaretinden kaynaklı elde edilen net gelir hesabının yerleşik yargı uygulaması ile uyumlu olduğu, davacı yanın "..." ibareli markalarının Türkiye'de 1989 yılından bu yana tescili olduğu, davalı yanın, davacı yanın marka haklarını ihlal etme noktasında ısrarlı tutumunu sürdürdüğü, yargılama safahatinde mahkememizce ihtiyati tedbir kararı verilmiş olmasına rağmen davalı şirket yetkilisince tedbir kararına muhalefet eyleminde bulunulduğunun mahkeme ara kararı ile tespit edildiği, davalı yanın söz konusu ısrarlı tutumunun, davacıya ait "..." ibareli markaların ilgili tüketici kesiminde oluşturduğu imajdan yararlanma kastını ortaya koyduğu, davalının ihlal oluşturan eylemlerinin nitelik ve boyutu gibi etkenler de dikkate alındığında, muhasip bilirkişinin tespit ettiği 131.021,72 TL yoksun kalınan kazancın ilk haksız eylem tarihi olarak tespit edilen 20/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, SMK m.151/3 hükmü uyarınca tespit edilen bedelden indirim yapılması koşullarının somut olayda oluşmadığı, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet gibi hakların yarışmasının söz konusu olduğu hallerde, tecavüz iddiasına konu eylem her iki hak türü için de müşterek olduğundan tek bir tazminata hükmolunması gerektiği, somut olayda marka hakkı ihlalinden kaynaklı maddi tazminat bedeli, talep edilen haksız rekabet tazminatı bedeline göre TBK m.60 hükmü uyarınca davacı lehine olduğundan, haksız rekabet tazminatı isteminin reddine karar verildiği, davacının hak sahibi olduğu markalar ile iltibas tehlikesi oluşturan markasal kullanımlarda bulunma eyleminden kaynaklı olarak davacı markalarının ticari piyasada edindiği imajı zedelediği, bu nedenle manevi tazminat talep etme koşulunun somut olayda oluştuğu, davacı yanın mesnet markalarına varsa yapmış olduğu yatırımın, davacı markalarının ilgili tüketici kesimi nezdinde varsa oluşturduğu yüksek imajın boyutunun niceliksel olarak somutlaştırılamadığı, davalıya isnat edilen markasal kullanımın neden dolayı "kötü ve uygun olmadığı" hususlarının somut ve klişe olmayan argümanlarla usulüne uygun olarak gerekçelendirilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının, davacıya ait "..." ibareli marka haklarına tecavüz oluşturan eylemlerde bulunduğunun tespitine, tecavüz eylemlerinin durdurulmasına, kaldırılmasına, davalının tecavüz oluşturan ve üzerinde "..." ibaresi bulunan ürünlerine ve bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara el konmasına, el konan ürün ve cihazların üzerindeki "..." ibarelerinin silinmesine, teknik olarak bunun mümkün olmaması halinde "..." ibareli ürün ve araçların imha edilmesine, 617,51 TL fiili zarar bedelinin 23/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 624,57 TL fiili zarar bedelinin 22/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 774,15 TL fiili zarar bedelinin 23/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 620,00 TL fiili zarar bedelinin 16/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 131.021,72 TL yoksun kalınan kazancın 20/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, haksız rekabet tazminatı isteminin reddine, 100.000,00 TL manevi tazminatın 20/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, itibar tazminatı isteminin reddine, karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan karşılanmak kaydıyla hüküm özetinin ulusal düzeyde yayın yapan bir gazetede ilan edilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, uyuşmazlığın çözümünde Elazığ Mahkemeleri yetkili olduğundan davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmesinin gerektiğini, davalı şirket yetkilisi ... aleyhine açılan 2018/66691 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ilişkin davanın Elazığ 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (FSHHM Sıfatıyla) 2022/277 Esas sırasında derdest olduğunu, işbu davanın sonucunu etkileyecek mahiyette bulunduğundan anılan dosyanın sonucunun bekletici mesele yapılması ya da birleştirme kararı verilmesinin taleplerinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı kullanımı ile davacı markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, kaldı ki müvekkilinin 25 yıldır aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, davacının ürünlerinin Türkiye'de satışı yapılmadığından haksız rekabet ya da hak ihlali iddialarının dinlenemeyeceğini, mahkemece hatalı olarak süresinde sunulmayan delillerin hükme esas alındığını, davacı markalarının tanınmış olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin ayakkabı satışından elde ettiği net kazanç yerine brüt kazancın dikkate alınmasının da hatalı bulunduğunu, ticaret hayatındaki dalgalanmalar nedeniyle % 52,5 oranında tespit edilen net kazancın çok yüksek olduğunu ve ticari gerçeklerle bağdaşmadığını, müvekkilinin satışlarının sadece "..." markalı ürünlere ilişkin olmadığını, davacının talep ettiği fiili zarardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını zira illiyet bağının gerçekleşmediğini, faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşmeye neden olacak derecede yüksek takdir edildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, hükmün ilanı, maddi tazminat, itibar tazminatı, haksız rekabet tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 Sayılı SMK'nın 156/3. maddesinde "Sınai Mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir" hükmüne yer verildiği, somut uyuşmazlıkta da davacı tarafın tescilli marka hakkına dayandığı, o halde SMK'nın 156/3 maddesi gereğince, davacı tarafın, kendi yerleşim yerinde, hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yerde dava açmakta seçimlik hakkının bulunduğu, davacının marka hakkına tecavüz teşkil eden kullanımların internet üzerinden gerçekleştirildiği, dolayısıyla bu fiilin etkilerinin her yerde görüleceği için marka tecavüzü davasının da her yerde açılabileceği, bu nedenle SMK'nın 156/3. maddesi uyarınca davacının markaya tecavüz davasını Ankara'da açmasına yasal engel bulunmadığı, davacının "..." ibareli markalarının 14,18 ve 25.sınıf mallarda tescilli olduğu, davalının "..." markasını ayakkabı ve çanta ürünleri ile bunların satışı hizmetlerinde markasal olarak kullandığı, bu kullanımın ilgili tüketici kesimi nezdinde davacının markası ile karıştırılma ihtimali bulunduğundan, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, davalı şirketin ortağı ve yetkilisi adına kayıtlı 2018/66691 sayılı markanın, sonraki tarihli olması nedeniyle SMK'nın 155.maddesi uyarınca davalı lehine biri koruma sağlamayacağı, bu nedenle anılan marka hakkında açılan hükümsüzlük davasının sonuçlanmasının beklenmesinin gerekli olmadığı, mahkemece hükmedilen fiili zarar ve yoksun kalınan kazanca dayalı maddi tazminat miktarının, dosya kapsamına ve davacının seçimlik hakkını kullandığı SMK'nın 151/2-b maddesine uygun olduğu gibi manevi tazminat miktarının da somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun bulunduğu, talep haksız fiile dayalı olduğundan mahkemece yoksun kalınan kazanç için haksız fiil tarihinden, fiili zarar için de yapıldıkları tarihten itibaren faize hükmedilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 15.961,17-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 4.098,00TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 11.863,17-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.