Hırsızlık suçunda sanık müdafiinin soyut delil itirazlarına rağmen verilen direnme kararının 2. Ceza Dairesince yerinde bulunmayarak Yüksek Ceza Genel Kuruluna sevk edilmesi.
Özet: Yargıtay tarafından hırsızlık suçundan verilen bir mahkûmiyet hükmünü bozan karara karşı Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı vermesi üzerine, sanık müdafiinin delillerin yetersizliği ve isnadın sübut bulmadığı gerekçeleriyle yaptığı temyiz başvurusu incelenmiş; Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararını yerinde bulmayarak, kendi bozma kararını düzeltmeye gerek görmeksizin, dosyanın direnme kararının nihai incelemesi için Yüksek Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar vermiştir.
2. Ceza Dairesi         2026/4333 E.  ,  2026/11374 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2025/2747 E., 2026/59 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Direnme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen direnme kararının; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin direnme kararını temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1 maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır" ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir" şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, "katılan ... ve sanık arasında husumet olduğuna, katılanın evi bilen bir şahsın hırsızlık yaptığı iddiasına karşılık suça konu eşyaların bulunduğu evin dağınık olduğuna, katılanın kasanın yedek anahtarını kasadan neden çıkardığına dair mantıklı bir açıklama yapmadığına, evde bulunan ayakkabı izlerinin sanığın kullandığı ayakkabılarla örtüşmediğine, sanığın ev içerisinden parmak izi veya biyolojik örneğinin çıkmadığına, sanık ve ailesinin olaydan önce katılan ...’ün takılarını övmesinin atılı suç için delil oluşturmayacağına, tanık beyanlarının yanlış ve abartılı olduğuna, sanığın sattığı iddia edilen alkollü içecekleri ablası ve halası vasıtasıyla aldığına, katılan ...’ün suç tarihinden önce de başka şahıslar için hırsızlık iddiasında bulunduğuna, sanığın kuyumcuda bozdurduğu altınların, sanığın vefat eden dedesi tarafından sanığa verildiğine, sanık olaydan önce katılan ...’yla birlikte katılanın evine girip çıktığından, kendisinden şüphelenilebileceği düşüncesiyle internet üzerinden basit bir araştırma yaptığına, tanık beyanlarının doğru olmadığına, sanığa atılı suçun sübut bulmadığına ve sanığın soyut delillerle cezalandırıldığına" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 27.01.2022 tarihli ve 2021/814 Esas, 2022/265 Karar sayılı kararının, Dairemizin 10.09.2025 tarihli ve 2023/13531 Esas, 2025/15055 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verildiği, bozma kararı üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi tarafından 14.01.2026 tarihli 2025/2747 Esas, 2026/59 Karar sayılı kararı ile direnme kararı verildiği anlaşılmakla; direnme kararı yerinde görülmediğinden Dairemizin 10.09.2025 tarihli 2023/13531 Esas, 2025/15055 Karar sayılı bozma kararının DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA, dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 307/4. maddesi gereğince direnme kararı incelenmek üzere Yüksek Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 16.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.