Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin iltibas riski iddiasıyla marka YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük davasına ilişkin gerekçeli kararı.
Özet: Davacı taraf, kendi tescilli markalarıyla davalı tarafın başvurusu yapılan markası arasında iltibas riski bulunduğunu, kurumun itirazı hatalı reddettiğini ve davalı markasının kötü niyetli olduğunu iddia ederek, kurum kararının iptali ile davalı markasının özellikle 11. ve 35. sınıf emtialar/hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ederken; davalılar ise kararın ve kendi markalarının geçerliliğini savunarak davanın reddini istemişlerdir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/129 Esas - 2026/261
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2025/129 KARAR NO : 2026/261....DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile HükümsüzlükDAVA TARİHİ : 24/03/2025KARAR TARİHİ : 10/06/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 12/06/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalı tarafça ....başvuru numarası ile başvurusu yapılan ... ibareli markanın ilanına yönelik itirazlarının Kurum tarafından nihai olarak hatalı şekilde reddedildiğini, müvekkilinin ...esas unsurlu markalarının var olduğunu, dava konusu markanın ise “...” unsurundan oluştuğunu, dava konusu markanın “-e” harfi olmaksızın birebir müvekkili markasını içerdiğini, .... nezdinde de daha evvel birçok markanın müvekkili markaları ile benzer olarak görüldüğünü, taraf markaları arasında iltibas riski bulunduğunu, dava konusu markanın kapsamında 11. sınıf emtiaların yer aldığını, bu sınıfın müvekkili markası kapsamında da bulunduğunu, ayrıca yine 35. sınıf hizmetler yönünden de taraf markalarının benzer olarak görülmeleri gerektiğini, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu, beyan ederek .... karar numaralı kararının 11. sınıf ve 35. sınıfın alt grubunda bulunan 11. alt sınıf malların “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ...bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” yönünden iptaline ve ....sayılı markının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; kurum kararının yerinde olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şahıs vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu "...." markasının temelinde, 13.10.2020 tarihinde faydalı model başvurusu yapılarak.... başvuru numarasıyla tescil edilen ve tarafımızca ... gerçekleştirilen bir kahve pişirme makinesi yer aldığını, taraf markalarının bütün olarak benzer olmadıklarını, davacının beş yılı aşkın süredir tescilli markaları açısından SMK m. 19/2 kapsamında kullanım ispatını ortaya koyamadığını, kullanımı ispatlanamayan markalar nedeniyle dava konusu kararın iptalinin mümkün olamayacağını, kötü niyet iddiasını kabul etmediklerini, davacının perakende hizmetleri ile ilgili iddialarının yerinde olmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporu alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, ... kararının yerinde olup olmadığı, davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu ... ibaresinin 11 ve 35. sınıf mal ve hizmetler yönünden tescili amacıyla 02.12.2022 tarih ve ... sayılı markalar yönünden kullanım ispatlanamadığı gerekçesiyle bu markaları dikkate almamakla birlikte davacı yanın diğer markaları ile dava konusu marka arasında iltibas riskine yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu gerekçesiyle itirazları 11. sınıf “Katı, sıvı, gaz yakıtlı ve elektrikli ısıtma amaçlı cihazlar: kombiler, boylerler, kalorifer kazanları ve petekleri, eşanjörler, sobalar, kuzineler; güneş enerjisi kolektörleri.Pişirme, kurulama ve kaynatmada kullanılan elektrikle ve gazla çalışan aletler, makineler ve cihazlar: fırınlar, elektrikli tencereler, elektrikli su kaynatıcıları, mangallar, barbeküler, elektrikli çamaşır kurutucuları, saç kurutucuları ve el kurutma cihazları.Sanayi tipi pişirme, kurutma ve soğutma tesisatı.Pastörize ve sterilize edici makineler.” yönünden kısmen kabul ettiği, söz konusu karara karşı hem davacı tarafça hem de davalı tarafça itirazda bulunulduğu, taraf itirazlarını inceleyen .... sayılı kararı neticesinde özetle; ...." ibareli başvurunun .... sayılı "..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca "SINIF KODU : 11Katı, sıvı, gaz yakıtlı ve elektrikli ısıtma amaçlı cihazlar: kombiler, boylerler, kalorifer kazanları ve petekleri, eşanjörler, sobalar, kuzineler; güneş enerjisi kolektörleri.Pişirme, kurulama ve kaynatmada kullanılan elektrikle ve gazla çalışan aletler, makineler ve cihazlar: fırınlar, elektrikli tencereler, elektrikli su kaynatıcıları, mangallar, barbeküler, elektrikli çamaşır kurutucuları, saç kurutucuları ve el kurutma cihazları.Sanayi tipi pişirme, kurutma ve soğutma tesisatı.Pastörize ve sterilize edici makineler." için kısmen reddi yönündeki .... kararına karşı, başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz ile ...." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın kısmen reddi yönündeki ...." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, diğer gerekçelerle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca tümden reddi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. …Başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. Yapılan incelemede işbu başvuru ile .... sayılı ".... ibareli kısmi ret gerekçesi marka arasında benzerlik bulunduğu, başvurudan çıkartılan "SINIF KODU : 11Katı, sıvı, gaz yakıtlı ve elektrikli ısıtma amaçlı cihazlar: kombiler, boylerler, kalorifer kazanları ve petekleri, eşanjörler, sobalar, kuzineler; güneş enerjisi kolektörleri. Sanayi tipi pişirme, kurutma ve soğutma tesisatı.Pastörize ve sterilize edici makineler.".... sayılı "...." ibareli kısmi ret gerekçesi markanın aynı / aynı tür malları kapsadıkları tespit edilmiştir. Bu çerçevede, başvuru ile...." ibareli kısmi ret gerekçesi marka arasında, sözkonusu mallar bakımından karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceği kanaatine varılmış ve aynı tespit doğrultusunda Markalar Dairesi Başkanlığı'nca verilen kısmi ret kararı yerinde görülmüştür. Ancak başvurudan çıkartılan "Pişirme, kurulama ve kaynatmada kullanılan elektrikle ve gazla çalışan aletler, makineler ve cihazlar: fırınlar, elektrikli tencereler, elektrikli su kaynatıcıları, mangallar, barbeküler, elektrikli çamaşır kurutucuları, saç kurutucuları ve el kurutma cihazları." nın muteriz markasının tescil kapsamından mahkeme kararıyla çıkartıldığı tespit edilmiş, marka örneklerindeki farklılıklar ile sözkonusu mallar açısından markaların aynı/aynı türde malları ihtiva etmemesi nedeniyle sözkonusu mallar bakımından markalar arsında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Sayılan nedenlerle sözkonusu kısmi ret kararından "Pişirme, kurulama ve kaynatmada kullanılan elektrikle ve gazla çalışan aletler, makineler ve cihazlar: fırınlar, elektrikli tencereler, elektrikli su kaynatıcıları, mangallar, barbeküler, elektrikli çamaşır kurutucuları, saç kurutucuları ve el kurutma cihazları." için verilen kısmi ret kararından dönülmesine ve başvuru sahibinin itirazının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Muteriz tarafından yapılan itirazın incelemesine geçilmiştir. Öncelikle, başvuru sahibinin .... Başkanlığı (....) nezdindeki yayına itiraz işlemlerinde, itiraz gerekçesi .... 19(2) çerçevesinde kullanım ispatı talebinde bulunduğu; inceleme konusu başvurunun yapıldığı 02/12/2022 tarihinde anılan markaların beş yıldan uzun süredir tescilli durumda olduğu, dolayısıyla anılan markalar bakımından itiraz sahibinin kullanım ispatı yükümü altında bulunduğu; bu kapsamda yayına itiraz sahibi tarafından sunulan delillerin incelenmesi neticesinde ...ı'nın kullanımın ispatlanamadığı değerlendirmesinde bulunduğu görülmektedir. Kullanım ispatı konusunun daha önceki aşamada (MDB nezdindeki yayına itiraz sürecinde) tartışılmış olması, kullanım ispatı konusunun ana uyuşmazlığa [SMK m. 6(1)] bağlı ve aynı uyuşmazlık içinde çözülmesi gereken bir mesele olması nedeniyle ve Kurul kararının bütünlüğü de gözetilerek yapılan incelemede ...." ibareli markaların işbu başvuru ile benzer olmadığı ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Öte yandan, başvuruya konu "...." ibareli marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen .... sayılı "..." ibareli markanın benzerlik düzeyi ve markalar kapsamında yer alan mallar/hizmetlerin benzerlik düzeyi birlikte değerlendirildiğinde, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen ...." ibareli marka arasında işbu itiraz ile reddi talep edilen mallar/hizmetler bakımından 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Diğer iddialar yerinde görülmemiştir. gerekçeleri ile davacı itirazlarının reddine karar verilirken davalı taraf itirazlarının ise kısmen kabulüne ve “Pişirme, kurulama ve kaynatmada kullanılan elektrikle ve gazla çalışan aletler, makineler ve cihazlar: fırınlar, elektrikli tencereler, elektrikli su kaynatıcıları, mangallar, barbeküler, elektrikli çamaşır kurutucuları, saç kurutucuları ve el kurutma cihazları." mallarının başvuruya iadesine, biçiminde karar verildiği anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; TARAF MARKALARI ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ; SMK 6/1 maddesi uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu, EMTİALARIN BENZERLİĞİ Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. “Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “...” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.” Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, nihai tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir. Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir. Nitekim EUIPO nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir. İşlem dosyası kapsamında davalı tarafça, davacı yana ait dayanak markalardan...., ...,.. sayılı markalar yönünden SMK m.19/2 düzenlemesi kapsamında kullanmama savunmasının ileri sürüldüğü,... karar gerekçesine anılan markaların kullanımın ispatlanamadığının değerlendirildiği, Mevzuatımızda yer alan düzenlemeye göre yalnızca benzerlik ve karıştırılma ihtimali kapsamında yapılan itirazlarda (SMK m. 6/1), itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. Aynı talebin hükümsüzlüğe ilişkin taleplerde de ileri sürülmesi mümkündür. Bu durumda ise kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Ancak burada hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar. Başka bir ifadeyle yeni bir markanın tescili sırasında bu tescile itiraz eden ancak itirazı kendi markasını kullanmaması nedeniyle 19/2’ye göre reddedilen marka sahibi, itirazının reddinden sonra markasını kullanmaya başlar ve bir süre sonra yeni tescil edilen markaya bu sefer de hükümsüzlük davası açarsa, hükümsüzlük davası da reddedilmeye mahkumdur. Kanun koyucu yukarıda yer verilen cümle ile eski marka sahiplerinin böyle davranışlarını engellemektedir. Zira hükümsüzlüğü istenen markanın tescil başvurusu veya rüçhan tarihinde, hükümsüzlüğü isteyen kişinin markası en az beş yıldır tescilli ise bu kişi hükümsüzlük davasında ayrıca başvuru/ rüçhan tarihinde markasını kullandığını ispat edecektir. Nitekim AB uygulamasında da bir tescilli marka sadece fiilen kullanıldığı halde korunmalıdır ve tescilli bir marka sahibine, sonraki bir markaya itiraz etme ve onu hükümsüz kıldırma hakkını, sahibi markayı gerçek şekilde kullanmadığı halde sağlamayacağı belirtilmektedir. Bu kapsamda davacı yanın dayanak markalarından kullanmama savunması kapsamında incelenebilecek olan markalar bakımından işlem dosyası kapsamında inceleme tarih aralığının dava konusu markanın başvuru tarihinden geriye dönük son beş yıla yani 02.12.2022- 02.12.2017 aralığına ilişkin olması gerekmekte olup davacı tarafça bu tarih aralığı öncesine – sonrasına yönelik sunulan yahut herhangi bir somut tarih bilgisi ihtiva etmeyen kullanım delillerinin, markasal kullanımı içermesine rağmen dikkate alınması mümkün değildir. Davacı tarafça dosya kapsamına sunulan deliller incelendiğinde 111 sayfalık delil dilekçesinde hiçbir içerik bilgisi taşımayan reklam harcamaların, davacı yanın “...., Ürünlerinin satışına yönelik 2016 – 2019 yılları aralığına çok sayıda fatura örneği, davacı ürünlerinin satışının yapıldığı A101 mağazalarının haftalık bülten görselleri (bültenlerde gün ve ay bilgisi yer almakla birlikte yıl bilgisi yer almadığı gibi yine markasal kullanımların tamamının Türk Kahvesi ürün ve çeşitlerine yönelik olduğu görülmektedir) , çeşitli video kayıtlarından alınma ekran görüntüleri gibi delillerin sunulduğu görülmüştür. Sunulan delillerin hiçbiri davacı yanın 11. sınıf mallar ve bu malların satış hizmetlerinde markalarının kullandığını gösterir nitelikte deliller olmadığı gibi .... sayılı marka dışındaki sair markaların kapsamında ilgili mal ve hizmetler zaten yer almamaktadır. Davalı taraf bu husustaki savunmalarını davaya cevap dilekçesinde de tekrarlamış olup davacı tarafın hükümsüzlük istemi açısından da 11. sınıf mallar ve bu malların satış hizmetlerinde kullanımı ispatlanamamış (davacı tarafça dava dosyasında ayrıca herhangi bir kullanım delili sunulmamıştır) .... sayılı markalarının SMK m. 6/1 incelemesinde dikkate alınmalarının mümkün olmayacağı, Bununla birlikte davacının .... sayılı markaları SMK m. 19/2 kapsamında kalan markalar olmadıkları gibi davalı tarafın bu markalar bakımından dava dosyasında ayrıca bir kullanmama savunmasında ise bulunmadığı görüldüğünden, bahsi geçen markaların tamamı incelemeye esas alınacaklardır. Davacının ...sayılı markaları, dava konusu mal ve hizmetlerden farklılaşan emtialarda tescilli olup anılan markalar yönünden bir inceleme yapılmayacaktır. Bununla birlikte davacı yanın sair markaları ihtilaf konusu başvuruda yer alan11. sınıf emtiaları ihtiva etmekle birlikte 35. sınıf 05 alt grubunda 11. sınıf malların satışı hizmetlerini ise kapsamamaktadır. 11. Sınıf mallar itibariyle davacı yanın.... sayılı markaların her biri ile dava konusu marka başvurusunun kapsamının benzer olarak görülmesi gerekmektedir. Zira uygulamada da kabul edildiği üzere mal üreten işletmenin karineten üreteceği malı da ticari mevkie çıkartmak suretiyle fiziki olarak veyahut eticaret siteleri üzerinden/online satış yöntemi ile satış işlemine konu edeceği kabul edilmektedir. Bu halde bir ürünün marka sahibinin ürün satışı ile bu ürünle ilgili olarak mağazacılık hizmeti sunan kişiler, arzlarını aynı satış yerlerinde gerçekleştirmektedir. Aynı ürüne ilişkin olarak, ürün ve ürünün satışının gerçekleştiği hizmet arasındaki yakın bağlantı, bunların tamamlayıcı mal/hizmet olduğunu göstermektedir. Zira mağazacılık hizmeti, esasen markalı ürünlerin varlığı hâlinde söz konusudur. Bu itibarla her ne kadar ürün ile ürünün satış hizmeti aynı amaca hizmet etmese, aynı türde olmasa da bunlar tamamlayıcı oldukları için aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilir. Bu husus özellikle ticaret markasının kapsadığı ürünlerin, satış mağazalarında satılan ürünlerle ayniyet/benzerlik gösterdiği durumlarda söz konusu olur. Kişilerin markaların aynı kişiye ait olduklarını düşünmesi ise markanın menşei gösterme fonksiyonun zedelenmesine ve karıştırma ihtimaline yol açar. Nitekim .... Marka İnceleme Kılavuzu’nda belirtildiği üzere mallar ve söz konusu malların bir araya getirilmesi hizmetleri arasında düşük düzeyde benzerlik bulunduğu, aynı şekilde mallar ve malların perakendeciliği hizmetlerinde belirlenen benzerlik düzeyi, malların perakendeciliği ve mallar arasındaki benzerlik düzeyi ile aynıdır. “Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve tarafların marka olarak kullanmak istedikleri ibareler ve emtilar arasında, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas bulunduğu, ayrıca davalı Şirketin marka tescil başvurusunun 24 ve 25. sınıflara özgülenmiş 35/5. sınıf mağazacılık hizmetlerinin de davacının 24 ve 25. sınıfta tescilli bulunan markaları ile iltibas oluşturduğu, zira ticari bir malı üreten işletmenin, ürettiği malı satmasının, işin doğası gereği ve ticari faaliyetin zorunlu bir sonucu olduğu anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.” Dolayısıyla dava konusu marka kapsamındaki 35.05 alt grubu hizmetler açısından taraf markaları arasında mal – malın satışın özgülenmiş satış hizmeti bağlamında kabul edilebilecek bir ilişki mevcut olup bu kapsamdaki bir ilişkinin iltibas riskine yol açıp açmayacağı işaretler arasındaki benzerlik düzeyine bağlıdır, Benzerliği tespit olunan bu emtialar arasındaki bu ilişkinin işaretler arasında iltibas ihtimali yaratıp yaratmadığı hususunun tespiti, işaretler yönünden bir değerlendirme yapılmaksızın mümkün olmadığından aşağıda markaları oluşturan işaretlerin de ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI; Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için yukarıda da belirtildiği üzere emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır. İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki algıya sahip nihai tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. ABAD kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. Somut uyuşmazlıkta benzerliği tespit olunan 11. sınıf mallar temel olarak nihai tüketicinin de kullandığı günlük kullanım odaklı, perakende satış noktalarından kolayca temin edilebilen pişirme, kaynatma, kurulama gibi ihtiyaçlarda kullanılan elektrikli ev aletleridir. Bu aletler bakımından ilgili tüketici grubunun genel anlamda yetişkinler olarak kabulü mümkün olup bu mahiyetteki dayanaklı tüketim mallarını satın almak isteyen tüketicilerin de dikkat ve seçicilik düzeyinin ortalama tüketici grubundan nispeten daha yüksek olacağı değerlendirilebilir. Bununla birlikte 35. sınıf kapsamındaki hizmetler ise genel anlamda mağazacılık hizmetleri olup bu hizmetin nihai yararlanacılarının hemen her kesimden tüketiciler olabilecekleri, başka bir ifadeyle ürünün kendisinin satın alacak tüketicinin ürüne yönelik dikkat düzeyi ile perakende satış hizmetinden yararlanacak tüketicinin hizmeti sunan işletmeye yönelik dikkat düzeyinin eş nitelikte olmayacağı, bununla birlikte perakende satış hizmetine konu ürünlerin spesifikleştirilmiş olduğu bir durumda bu hizmetten faydalanacak tüketicinin de nispeten dikkatli ve seçici hareket edeceği yorumlanabilir ise de spesifik bir tüketici grubu ile sınırlı olmayan bu mal ve hizmetler yönünden orta/yüksek tüketici grubunun ilgili tüketiciler olarak belirlenmesi mümkün görülmüştür. Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davacı yana ait marka arasında karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır. .... sayılı ilamında da belirtildiği üzere karıştırılma ihtimalinde ölçü bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta, markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir” denilmektedir. Dolayısıyla ilgili tüketicinin aldığı mal ya da hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bildiği ve fakat güvendiği işletme ile malını/hizmetini aldığı işletmenin arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu düşünmesi hali dahi "karıştırılma ihtimali" nin var olduğunun kabulü için yeterli olacaktır. Markalar karşılaştırılırken görsel, sesçil (fonetik) ve kavramsal (semantik) açılardan taraf markalarını oluşturan işaretlerin benzer olup olmadıkları hususunun bütünsel bir bakış açısıyla ele alınması ve yine markalar kapsamındaki mallar/hizmetler yönünden markaların benzer olup olmadıkları konularının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde tespit edilebilir bir durumdur. Buna göre işaretler arasında görsel benzerlik karşılaştırması yapılırken markalara konu yazı ve işaretlerin konumlandırılma şekilleri ile harf sırası, yazım karakterleri gibi göze çarpan özellikleri dikkate alınmalıdır. Sesçil benzerlikte esas alınması gereken husus ise markaların ortalama tüketici kitlesi tarafından kendi lisanlarındaki okunuş şekli olup, markaların başlangıç kısımlarının fonetik açıdan benzer sesler çıkarılarak okunup okunmadığı dikkate alınmalıdır. Markaların kavramsal açıdan benzerliklerinin karşılaştırılmasında da markalara konu sözcüklerin tescil kapsamındaki ortalama tüketici kitlesinin bakış açışı ve o sözcüklere kendi lisanlarında bir anlam verip veremeyecekleri hususu dikkate alınmalıdır. Bu genel ilkeler çerçevesinde dava konusu marka incelendiğinde ... şeklindeki başvurunun hiçbir şekil ya da sözcük unsuru taşımaksızın “...” ve “...” kelimelerinin birleşimi ile yazıldığının açıkça görülebildiği, “...” kelimesinin “Silisli kütlelerin, kayaların, doğal etkenlerle parçalanarak ufalanmasından oluşan, deniz kıyısı, dere yatağı vb. yerlerde çok bulunan, ufak, sert tanecikler” sözlük anlamına sahip olduğu, “...” kelimesinin ise esasen doğrudan bir sözlük anlamına sahip olmadığı “...” kelimesinin eksik yazımı olarak kullanımı bulunan (Ehl-i ... gibi) fonetik olarak “...” ile neredeyse aynı algıyı vermekle birlikte yazımsal açıdan sadece farklılık gösteren bir ibaredir. Bu iki ibarenin bir araya getirilmesi ile oluşan bütünün somut ve yani bir anlama sahip olmadığı gibi markayı oluşturan ibarelerin bağımsız ayırt edici niteliklerini korumaya devam ettikleri değerlendirilmekle birlikte marka bütün olarak “... ...” şeklinde algılanacağı, Davacının ise ... ibaresinden oluşan dayanak markası mevcut olduğu gibi ayrıca ... kelimesinden oluşan markası ve ... .... şeklinde birden fazla sözcük kullanım ve şekil unsuru ile birlikte tasarlanmış bir markası da mevcuttur. “...” markasının asli unsuru kelimenin kendisi iken diğer iki markasında asli unsur ise “...” kelimesi olup özellikle şekil unsuru ve ilave ibareler içerir ... .... markasındaki bu ilave ibarelerin hiçbiri markasal ayırt ediciliğe katkı sağlar sonuçlar doğurmamaktadır. “...” kelimesinin de somut bir sözlük anlamı olmayıp “...” kelime kökünden çekimlenmiş bir kelimedir. Bu bağlamda tespiti gereken husus taraf markaları arasında .... kararı sonrasında başvuruda emtialar yönünden de karıştırılma ihtimaline yol açacak bir sonuç yaratıp yaratmayacağıdır. İşbu uyuşmazlık kapsamında tartışıldığı gibi kendisinden önce tescil edilmiş bir markadaki ibare ile birlikte kendi unsurlarını içerisinde barındıran birleşik bir markanın önceki marka ile iltibas oluşturup oluşturmadığına karar verilebilmesi için önceki markanın kendi başına uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde bağımsız bir ayırt edici karakterinin olup olmadığının ve bu ibarenin sonraki markada da dominant bir etkiye sahip olmadığının incelenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla iltibas ihtimalinin varlığı için önemli olan, önceki markanın, sonraki marka içerisindeki kullanımında bağımsız ayırt edici karakterini koruyup korumadığı ve ayırt edici niteliğinin ne denli yüksek olduğudur. Dava konusu ... markası ile davacı yanın ... .... ibareli markası başta olmak üzere ... markasının görsel algıda doğrudan benzer olarak değerlendirilemeyecek olduğu, zira dava konusu markanın yedi harften oluşan ve ilk üç harf itibariyle farklılaşan bir harf dizilimi varken, davacı markalarının harf diziliminin farklı algılar yaratacağı, dava konusu markanın son dört harfini oluşturan “...” dizilimi ile davacı markalarının esas unsurunu oluşturan “...” kelimelerinin normal şartlarda güçlü bir harf dizilimsel benzerlik içerisinde olduğu değerlendirilebilir ise de mevcut durumda bu benzerliğin nispeten daha düşük olacağı, bu haliyle davacı markalarının başlangıcını oluşturan dizilim ile dava konusu markanın sonunun oluşturan dizilimin görsel açıdan yalnızca ... markası itibariyle düşük bir ilişkiye yol açacağı, ... .... markasının sahip olduğu bütünlük itibariyle görsel anlamda bir benzerliğin zaten değerlendirilemeyeceği, bununla birlikte davacının ... kelimesinden oluşan markası ile dava konusu ... markasının ise görsel anlamda çok daha güçlü bir benzerlik içerisinde oldukları, zira dava konusu markanın, davacı markasının kendisini bir bütün olarak ihtiva ettiği, bu bütünde “...” ve “...” kelimelerinin ilk harflerinin büyük yazımı ve kelimenin bir araya getirilmesinin homojen bir algı yaratmaması nedeniyle görsel ilişkisinin daha basit ve hızlıca kurulabilecek olduğu düşünülmektedir. Bu bağlamda davacı yanın özellikle “...” markası ile belirgin, “...” markası ile daha zayıf bir görsel ilişki varken şekil unsuru taşıyan marka itibariyle ise bir ilişki bulunmadığı, Dava konusu marka “...-...” şeklinde iki heceli bir yapıda telaffuz edilecek olup soldan sağa okuma ilkesi kapsamında markanın ön sesi “...” kelimesinden oluşacak ise de devamında “...” sesi bütün ve tek heceli olarak algılanacaktır. Davacı yanın “...” esas unsurlu markaları “key-fe” şeklinde iki heceli telaffuz edilecekken “...” esas unsurlu markası doğrudan “...” şeklinde tek hecede telaffuz edilecektir. Bu halde dava konusu markanın ön sesindeki “...” ibaresi taraf markaları arasında fonetik ayrım yaratmakla birlikte özellikle ... markası açısından bu ayrımın daha sınırlı olacağı ve anılan marka ile dava konusu marka arasında işitsel açıdan da benzerlik halinin var olduğunun kabulü gerekeceği, ancak “...” esas unsurlu davacı markaları ile dava konusu markanın işitsel olarak yeterli düzeyde ayrıştıkları, Dava konusu markalar “...”, “...” ve “ ...” ibarelerinden oluşmaktadır. Hem “...” hem de “...” şeklindeki markaların “...” kelime kökünden türetildiği ve tüketiciye de doğrudan bu yönde algı vereceği, ... markasının ise “... + ...” şeklinde anlam bütünlüğü yaratabileceği düşünülmekte ise de kavramsal olarak doğrudan davacı markaları ile benzer bir sonuç yaratmayacağı, bu noktada da en yakın ilişkinin “...” ibareli davacı markası ile kurulabilecek olduğu, bu bağlamda taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal unsurları itibariyle yapılan karşılaştırması sonucunda dava konusu marka başvurusu ile davacı yanın .... sayılı markası arasında nihai anlamda herhangi bir benzerlik bulunmadığı, dava konusu marka ile davacı yanın ... ibaresi arasında ortak harf diziliminden kaynaklı nispeten bir benzerlik mevcut ise de bu benzerlik düzeyinin nihai algıda iltibas riskini doğrudan meydana getirecek düzeyde olmadığı, kelimelerinin farklılaşan unsurlarının işaretler arasındaki bu ihtimali ortadan kaldırdığı, ancak dava konusu marka ile davacı yanın ... ibaresinden oluşan markası arasında görsel ve işitsel açıdan benzerlik hali mevcut olduğu gibi “...” kelimesinin ortaklığından kaynaklı nispeten kurulabilecek bir kavramsal ilişkinin de var olduğu, bu haliyle dava konusu marka ile davacı markası arasında, ilgili tüketici grubunun dahi iltibas riski ile karşı karşıya kalabileceği bir benzerlik mevcuttur. Zira dava konusu "..." markası, davacının "..." markasını bütünüyle ve birebir aynen bünyesinde barındırmaktadır. "..." ön ekinin eklenmiş olması, markayı davacının "..." ibaresinden görsel ve işitsel olarak ayırmaya yetmemektedir. Bir markanın, önceki markaya eklenmiş bir diğer kelimeden oluşması, iki markanın benzer markalar olduğu yönünde güçlü bir göstergedir. "...-..." telaffuzunda "..." kökünün vurgusu aynen ve bağımsız olarak korunmaktadır. “..." kelimesi yukarıda da belirtildiği üzere doğrudan sözlük anlamına sahip olmayıp ..., zevk ve haz anlamına gelen “...” kelimesinden türetilmiştir. "..." kelimesi doğrudan "..." nesnesini ifade eder. İhtilaf konusu emtialar özelinde her iki kelimenin de ayırt edici vasfı bulunmakla birlikte davacının asli markası olan "..." ibaresinin, dava konusu "..." markası içerisinde algılanabilir varlığı sabittir. Böyle bir durumda 11. sınıf mallar ve bu malların satış hizmetlerinde daha önceden gördüğü, bildiği veya satın aldığı "..." markalı ürünlerin ardından, aynı reyonlarda veya söz gelimi bir e-ticaret sitelerinde "..." markalı bir ürün gördüğünde .... ibaresini dava konusu markanın içinde net bir şekilde gözlemleyecek olan tüketicinin "...f" markasını davacı işletmenin yeni bir ürün serisi için yarattığı yeni bir model, alt marka veya seri marka olarak algılayabilecek ve her iki markanın aynı işletmeye ait veya idari/ekonomik anlamda birbirleriyle bağlantılı işletmelere ait olduğu zannına kapılabilecektir. Bu bağlamda ilgili tüketici grubunun taraf markaları ile mal – aynı tür malların satışına özgülenmiş satış hizmetlerinde karşılaştığında, markaların iktisadi kaynakları yönünden bir yanılgı ortaya çıkma ihtimalinin mevcut olabileceği, tüketicinin dava konusu markayı, daha evvelden yararlandığı davacı markalarına konu ürünlerin satışının yapıldığı bir mağaza/işletme/eticaret sitesi olarak düşünerek, davacı markalarına ulaşabileceği bir platform gibi algılayarak yanılgı yaşayabileceği, nitekim tüketicinin her koşulda markaları yan yana karşılaştırma ihtimalinin bulunmadığı, özellikle işitsel, kavramsal ve harf dizilimsel açısından markalar arasındaki benzerliğin bu tüketici grubunun markalara yönelik tecrübelerini üçüncü kişilere aktarımı esnasında ibarelerin en azından iktisadi kaynakları yönünden ayırt edilebilirliğini de mümkün kılmayacağı, bu halde işaretlerin bütünsel algılarda yeterli ek ve ayırt edici unsurlar taşımadıkları tespit edildiğinden, uyuşmazlık konusu hizmetlerin tüketicileri nezdinde dahi iltibasa yol açabilecekleri, Zira karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus ilgili tüketicinin algısı olup tüketicinin her iki markayı her zaman aynı anda görüp detaylarını karşılaştırabileceğinin düşünülmesi hayatın olağan akışına uygun düşmeyecektir. Tüketicinin daha önce satın aldığı bir mal veya hizmetin göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildiği kadar hafızasında kalan özelliklerine dayanarak, sonraki aynı veya benzer mal/hizmetten yararlanmak isterken önceki markanın kendisinde yarattığı garanti fonksiyonundan yararlanmayı düşünerek hareket edeceği, dolayısıyla önceki markanın zihninde bıraktığı algıyı uyarabilecek düzeyde benzer sonraki bir marka ile karşı karşıya kalan tüketicinin, sonraki markayı da bu güven duygusuna dayanarak tercih etme eğilimi ile hareket edebileceği, Sonuç olarak dava konusu marka başvurusu ile davacı yana ait dayanak markalardan yalnızca .... sayılı ve ... ibareli marka arasında iltibas riskinin ortaya çıkmasına neden olabilecek bir işaretsel benzerlik hali tespit edildiğinden, dava konusu marka kapsamındaki emtialardan bu marka ile benzerlik gösterdiği tespit olunan 35.05 alt grubundaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Katı, sıvı, gaz yakıtlı ve elektrikli ısıtma amaçlı cihazlar: kombiler, boylerler, kalorifer kazanları ve petekleri, eşanjörler, sobalar, kuzineler; güneş enerjisi kolektörleri. Sanayi tipi pişirme, kurutma ve soğutma tesisatı. Pastörize ve sterilize edici makineler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri açısından da SMK m. 6/1 koşullarının ortaya çıkabileceği, Esasen Kurum kararında da temel olarak dava konusu başvuru ile davacının yalnızca .... sayılı markasının, mahkememiz değerlendirmeleri ile paralel şekilde, benzer görüldüğü, TANINMIŞLIK DÜZEYİ ; Somut olayda davacı yanın tanınmışlık iddiaları ile ilgili olarak işlem ve dava dosyasına beyana dayalı birtakım bilgiler sunduğu, ayrıca markalarının olağan nitelikteki kullanımlarını gösterir delillere yer verildiği anlaşılmakla birlikte sunulan delillerin hiçbirinin davacı markalarının SMK m. 6/5 kapsamındaki tanınmışlığını ortaya koymaya yeterli olmadığı, DAVACININ SMK M. 6/3 KAPSAMINDA ÜSTÜN BİR HAKKININ MEVCUT OLUP OLMADIĞI ; 6769 s. SMK m. 6/3 düzenlemesine göre başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilmekte veya tescil edilmiş ise hükümsüz kılınabilmektedir. Davacı taraf özellikle işlem dosyası özelinde “...” markasının kullanımına yönelik delillere yer vermiş olmakla birlikte sunulan delillerin hiçbir davacı markalarının 11. sınıf mallar ve bu malların satışına özgülenmiş satış hizmetleri bağlamında kullanıldığı ve bu kullanıma bağlı hak elde edildiğini göstermeye yeterli olmayıp nihai anlamda davacı yanın kullanımlarının “kahve” ürünlerinin kendisine özgü olduğu ve bu ürünler üzerinde bir hak sahibi olduğu, oysaki SMK m. 6/3 kapsamında gerçek hak sahipliği karinesine dayalı olarak dava konusu markanın tescilini ancak ihtilaflı mal ve hizmetlerdeki tescilsiz kullanımları ispatlamış olsaydı sağlayabilecek olduğu, bu halde SMK m. 6/3 koşullarının da davacı lehine ortaya çıkmayacak olduğu, KÖTÜ NİYET İDDİALARI; Somut uyuşmazlıkta davacı yanın kötü niyet iddialarının temelini benzerlik ve tanınmışlık iddiası oluşturmakla birlikte, davacı markasının tanınmışlığı konusunda da bir kanaate varılamadığı, tek başına benzerlik iddiasının ise kötü niyete esas olarak görülmesinin isabetli olmayacağı, Netice itibariyle, İşlem dosyası ve hükümsüzlük talebi açısından davacı yanın .... sayılı dayanak markalarının ihtilaf konusu mal ve hizmetlerde kullanımlarının ispatlanamadığı, bu markaların SMK m. 6/1 incelemesinde dikkate alınamayacak olduğu, Davacı yana ait .... sayılı markaları kapsamındaki mal ve hizmetler ile aynı ya da benzer olduğu, Davacının dayanak markalarından yalnızca ....sayılı marka ile dava konusu marka arasında iltibas riski yaratacak düzeyde benzerlik bulunduğu, davacının .... sayılı markası kapsamındaki emtialar gözetildiğinde ise bu iltibas riskinin benzerliği tespit olunan mal ve hizmetlerden “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Katı, sıvı, gaz yakıtlı ve elektrikli ısıtma amaçlı cihazlar: kombiler, boylerler, kalorifer kazanları ve petekleri, eşanjörler, sobalar, kuzineler; güneş enerjisi kolektörleri. Sanayi tipi pişirme, kurutma ve soğutma tesisatı. Pastörize ve sterilize edici makineler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri ile sınırlı olarak ortaya çıkacağı, Dava konusu marka kapsamında kalan 11. sınıf mallar ile 35. sınıftaki Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Pişirme, kurulama ve kaynatmada kullanılan elektrikle ve gazla çalışan aletler makineler ve cihazlar: fırınlar, elektrikli tencereler, elektrikli su kaynatıcıları, mangallar, barbeküler, elektrikli çamaşır kurutucuları, saç kurutucuları ve el kurutma cihazları.. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve hizmetleri açısından ise emtia benzerliğine rağmen iltibas riskinin oluşmayacağı, SMK m. 6/5 koşullarının somut olayda oluşmadığı, SMK m. 6/3 koşullarının somut olayda oluşmadığı, Kötü niyet iddialarının ispat edilemediği, kanaatlerine varılmış davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın Kısmen Kabulüne,....sayılı kararının 35. Sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Katı, sıvı, gaz yakıtlı ve elektrikli ısıtma amaçlı cihazlar: kombiler, boylerler, kalorifer kazanları ve petekleri, eşanjörler, sobalar, kuzineler; güneş enerjisi kolektörleri. Sanayi tipi pişirme, kurutma ve soğutma tesisatı. Pastörize ve sterilize edici makineler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri bakımından iptaline, Davaya konu markanın yukarıda belirtilen hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine, Alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Davanın kısmen reddolunması ve davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Davanın kabul ret oranının takdiren %50 olarak kabulüne,Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 615,40-TL ilâm harcının tamamının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 19.422,20.-TL yargılama giderinin %50'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Davalı şahsın yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile diğer davalı vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. Kâtip Hâkim... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 2.332,20.-TL Gider Avansı :17.090,00.-TL TOPLAM :19.422,20.-TL