Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin markalar arası karıştırılma ihtimali ve emtia benzerliği iddialarıyla açılan YIDK kararının iptali ile hükümsüzlük davasına ilişkin gerekçeli kararı.
Özet: Bir davacının, mevcut markasıyla görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek derecede benzerlik gösteren ve ürün/hizmetleri de ilişkili olan yeni bir marka başvurusunun tesciline yönelik yapılan itirazın Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından haksız yere reddedilmesi üzerine, bu kararın iptali ve tescili istenen markanın hükümsüzlüğü talebiyle açtığı davada, davalılar markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, bütüncül değerlendirmede ayırt edilebilir nitelikte olduklarını ve Kurum kararının hukuka uygun olduğunu savunmaktadır.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/152 Esas - 2026/221

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/152
KARAR NO : 2026/221
....
DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 11/04/2025
KARAR TARİHİ : 06/05/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06/05/2026
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, dava konusu edilen ....başvuru sayılı “...” ibareli markanın ilanına davacı firmanın .... sayılı “...” ibareli markasına dayalı olarak dosyaladığı itirazların diğer davalı .... tarafından nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yüksek derecede benzer olduklarını, karşılaştırmaya konu “...” ve “...” ibarelerinin dokuz harften oluştuğunu ve bunların sekiz harfinin birebir aynı olduğunu, markalar arasındaki tek farkın orta bölümde yer alan “H” harfinden ibaret bulunduğunu, bu nedenle markaların genel görünüm, ses ve algı bakımından ortalama tüketici nezdinde ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, tüketicilerin markaları çoğu zaman yan yana karşılaştırma imkânına sahip olmaksızın akıllarında kalan genel izlenime göre değerlendirme yaptıkları dikkate alındığında söz konusu tek harf farklılığının karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmadığını, bu nedenle taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin açık olduğunu, ayrıca dava konusu marka başvurusunun 35. sınıfta yer alan ve çeşitli malların bir araya getirilmesi suretiyle sunulan perakende ve toptan satış hizmetlerini kapsadığını, bu hizmetlerin kapsamına giren 03, 05. ve 10. sınıftaki emtialar ile davacı firmanın “...” markasının tescilli olduğu 05. sınıfta yer alan “insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler” emtiaları arasında amaç, kullanım alanı, dağıtım kanalları, hedef tüketici kitlesi ve tamamlayıcılık ilişkisi bakımından güçlü bir benzerlik bulunduğunu, özellikle ilaçlar, diyet takviyeleri, kozmetik ürünler, hijyen ürünleri ve çeşitli medikal ürünlerin aynı satış noktalarında ve aynı hedef kitleye sunulabildiğini, ayrıca bir emtianın kendisi ile o emtianın 35. sınıf kapsamında perakendecilik hizmeti arasında da marka hukuku uygulamasında kabul edildiği üzere sınıfsal benzerlik bulunduğunu, buna rağmen .... tarafından söz konusu benzerliğin göz ardı edilerek itirazlarının reddedildiğini, bu durumun yerleşik yargı kararları, bilirkişi raporları ve marka inceleme kılavuzlarında ortaya konulan ilkelerle bağdaşmadığını, dava konusu markanın tescil edilmesi halinde davacı firmanın markasıyla ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkacağını ileri sürerek, .... .... başvuru sayılı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle;somut olayda taraf markalarının bütüncül değerlendirme çerçevesinde ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılmaya yol açacak derecede benzer bulunmadığını, markaların genel izlenim itibariyle görsel, işitsel ve kavramsal açıdan birbirlerinden ayırt edilebilir nitelikte olduğunu, markalar arasındaki benzerlik derecesi ile başvurunun kapsamındaki hizmetlerin birlikte değerlendirildiğinde ilgili tüketici kesiminin bu işaretleri farklı ticari kaynaklara ait markalar olarak algılayacağını, Kurum tarafından tesis edilen işlemlerin 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi başta olmak üzere ilgili mevzuata uygun olduğunu belirterek, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur.
Davalı şahıs vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu edilen.... başvuru sayılı “...” ibareli markaya karşı davacı firma tarafından...sayılı kararıyla reddedildiğini ve söz konusu kararın hukuka uygun olduğunu, zira taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi kapsamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, markalar arasındaki değerlendirmede ilgili tüketici kesiminin algısı, işaretlerin genel izlenimi ve mal ve hizmetler arasındaki ilişki gibi tüm unsurların bütüncül şekilde ele alınması gerektiğini, “...” ve “...” ibarelerinin davacı tarafça ileri sürüldüğü gibi ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığını, “...” ibaresinin başlangıç kısmında yer alan “.... unsurunun markaya farklı bir görsel ve işitsel yapı kazandırdığını ve bu farklılığın ortalama tüketici tarafından kolaylıkla algılanabileceğini, dolayısıyla markaların ilk hecelerinin farklılaşmasının genel izlenim bakımından belirleyici olduğunu ve tüketicilerin markaları farklı ticari kaynaklara ait işaretler olarak algılayacağını, ayrıca davacı tarafın itirazı üzerine yapılan inceleme sonucunda dava konusu başvurunun kapsamından “insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler ve ilaç ihtiva eden kozmetikler” gibi malların bir araya getirilmesi hizmetlerinin çıkarıldığını, bu nedenle başvuru kapsamında kalan hizmetlerin ağırlıklı olarak temizlik ürünleri, kozmetik ürünler, kişisel bakım ürünleri, diş bakım ürünleri, çeşitli hijyen ürünleri, diyet takviyeleri ve benzeri malların bir araya getirilmesine ilişkin perakende ve toptan satış hizmetleri olduğunu, bu durumun davacı markasının esasen ilaç ve benzeri tıbbi ürünlere yönelik koruma kapsamından önemli ölçüde ayrıldığını ve bu sebeple mal ve hizmetler arasında da davacı tarafın iddia ettiği düzeyde bir benzerlik bulunmadığını, ayrıca itiraz sürecinde davacı tarafın dayanak gösterdiği .... tarafından verilen kararın yerinde ve hukuka uygun olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporu alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, .... kararının yerinde olup olmadığı, davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
İşlem dosyasının tetkikinde, 19.12.2022 tarihinde, 35. Sınıfa giren bir takım hizmetlerde kullanılmak üzere dosyaladığı marka başvurusunun tescil edilmek üzere 12.01.2023 tarihli ve 412 sayılı .... 14.02.2024 tarihli ve .... sayılı kararı ile SMK m. 6/1 ve ..... sayılı marka yönünden itirazı yerinde görülerek davalının başvurusunun kapsamından 35. Sınıfa giren: “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. Yapay organlar ve protezler. Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar. Ameliyathane giysileri ve steril örtüler. Cinsel amaçlı aletler ve malzemeler. Prezervatifler (kondom/kaput). Biberonlar, biberon emzikleri, emzikler, bebekler için diş kaşıyıcılar. Tıbbi amaçlı bilezikler ve yüzükler, romatizma önleyici bileklikler ve yüzükler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)”in çıkartılmasına karar verdiği, bunun üzerine bu karara karşı hem davalının itiraz ettiği, hem de davacının itirazını, aynı markalara ve aynı hükme dayalı olarak tekrar ettiği, davalı şahsın itirazının da ... huzurda dava konusu edilen 11.02.2025 tarihli ve.... sayılı kararı ile kısmen kabul, davacının itirazının ise bütünüyle reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir.
DEĞERLENDİRMELER;
DAVALI ŞAHSIN ....BAŞVURU SAYILI MARKASI İLE DAVACININ TESCİLLİ MARKASI ARASINDA, DAVALININ MARKASININ KAPSAMINDA KALMIŞ OLAN EMTİALAR YÖNÜNDEN İLTİBAS TEHLİKESİNİN/KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI;
6769 sayılı SMK’nın “Marka” başlıklı birinci kitabının birinci kısmında 6. Maddede “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” düzenlenmiştir. Bu maddenin 1. Bendinde; “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” denilmektedir.
“Aynı mal veya hizmet ” kavramı son derece açıktır. “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir. Benzerliğin mevcudiyetini tespit için iki marka yan yana konulmak sureti ile markaların bütün olarak görünüşlerinin dikkate alınması uygundur. Alıcı olarak da ortalama zekâ, dikkat ve kültür düzeyindeki kişiler ölçü alınacaktır.
Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin , her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması”dır. Öğretide karıştırma ihtimali; “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın, daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır.
Karıştırılma, iki işaret arasındaki şekil, ses ve anlam benzerliğinden veya genel görünümünden (toplu intibadan) veya seri içine girmekten veya çağrıştırmadan doğabilir. Karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı incelemesi yapılırken başvurulan yöntemlerden biri de işaretlerin toplu olarak bıraktıkları izlenimdir.
Buna göre; davaya konu markaların 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi kapsamında incelenmesi esnasında sırayla;
Markaların ayniyeti/benzerliği,
Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği,
Markaların ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali, üzerinde durulacaktır. Buna göre;
Markaların ayniyeti/benzerliği:
Davalının tescil ettirmek istediği marka ile davacının itirazlarına/davasına mesnet aldığı tescilli markası birlikte incelendiğinde; markaları oluşturan unsurların birebir aynı olmadığı gözetildiğinde, markaların ayniyetinden söz edilemeyecektir.
Markaların benzerliği incelemesine geçildiğinde; bu incelemenin hangi kriterlere göre yapılacağı hususunda, doktrindeki ve yargı kararlarındaki yerleşmiş görüşler dikkate alınmalıdır. Buna göre de, öncelikle, birden fazla unsur ihtiva eden markalarla ilgili “markanın esas unsuru” ve “markanın bir bütün olarak ele alınması” incelemelerinin ve sonra da “markaların görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerliğinin karşılaştırması” incelemesinin yapılması gerekmektedir. Şöyle, ki;
Bir markada esas unsur, potansiyel müşteriler için ilk anda göze çarpıp hafızada yer eden unsurdur . Markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi görsel, duyusal ve kavramsal açıdan en önemlisi potansiyel müşterinin bakış açısından yapılacaktır. Ayrıca, bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Zira; potansiyel müşteriler kelime, şekil, renk gibi unsurları bir arada ihtiva eden karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Ayrıca, potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır .
Davalının markası, renk ve şekil unsurlarından yoksun bir kelime markasıdır; işarette siyah renkli büyük ve kalın harflerle yazılmış “...” ibaresi tek unsur olarak kullanılmıştır ve markanın esas unsuru olduğu hususunda herhangi bir tereddüt yoktur. Davacının markası ise; renk, şekil ve kelime unsurlarının bir arada kullanıldığı karma bir markadır; işarette mavi renkli bir zemin üzerine sarı renkli yatık harflerle, sadece baş harfi büyük olacak şekilde “...” ibaresi yazılmış ve bu ibarenin sonuna da, beyaz renkli basit bir “eklem” figürü konuşlandırılmıştır. Davacının markasında yer alan ve az bir yer kaplayan basit figürün, akılda kalıcı derecede özgün bir şekil olmadığı ve işaretin markasal hüviyette ayırt ediciliğine katkısının, kelime unsurundan daha düşük kaldığı değerlendirilmektedir, zira; böyle, basit şekil unsuru yanında baskın kelime unsurları ihtiva eden markalarda “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur”. Ayrıca potansiyel müşteriler bu tür karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Dolayısıyla; davacının markasında da esas unsurun “...” ibaresi olduğu,
Taraf markalarının esas unsurları olan “...” ve “...” ibarelerinin sekiz harfinin, dizinleri de dahil olacak biçimde ortak olduğu, farklı olan tek harflerinin de ikinci sırada yer alan harf olduğu görülmekle; karşılaştırılan markaların esas unsurları itibariyle yakın benzer olduğu değerlendirilmektedir. Aralarında bir/birkaç harf farkı olan sözcüklerin, birbirleriyle benzer sözcükler sayıldığına dair Yargıtay’ın artık iyice yerleşmiş pek çok emsal kararı vardır. Ayrıca; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde, davacının “...” markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...” markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulmasının ihtimal dahilinde olduğu,
Bu meyanda; markaların fonetik/duyusal/işitsel olarak karşılaştırılmasında, taraf markalarında esas/tek unsur olarak kullanılmış olan ibareler arasındaki yüksek orandaki harf ve dizin ortaklığından hareketle, markaların kulakta bıraktıkları “tını” itibariyle işitsel açıdan da yakınlaştığı değerlendirilmiştir. Ayrıca; bu ibarelerin Türkçe’de ve yaygın olarak bilinen/bilinebilecek dillerde herhangi bir anlamı olmadığı fiili gerçeği de gözetildiğinde, bu ibarelerin markasal hüviyette kullanımının tüketici zihninde kavramsal açıdan “yabancı dilde veya marka sahibi tarafından yaratılmış bir sözcük” dışında spesifik bir algı yaratmadığı ve bu nedenle karşılaştırılan markaların tüketici zihninde yarattığı algının da farklılaştığının söylenmesinin mümkün olmadığı,
Bütün bunlara göre; somut olayda, karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal açılardan benzerlik olduğu,
Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği:
6769 sayılı SMK madde 6/1 gereğince incelenmesi gereken hususlardan biri de, markaların emtialarının benzer olup olmadığı hususudur. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle bu mal veya hizmetlerin;
Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği,
Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,
Son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici profilleri,
Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,
Birbirleri yerine ikame imkânlarının ve birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,
Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı,
Aralarında ham madde/yarı mamul/mamul ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.
“Aynı mal veya hizmet” kavramı son derece açıktır. “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır.
Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir.
Taraf markalarının kapsamına giren emtiaların karşılıklı sütunlarda karşılaştırıldığında, davacının markası, davalının markasının kapsamında kalmış olan emtialar yönünden tescilli değildir. Ancak; her ne kadar davacının markası; “Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler” ve “ilaçlı sabunlar” yönünden tescilli değil ise de; insan sağlığı ile doğrudan bağlantılı olan ve şifa/sağlık amacıyla kullanılan bu emtialar ile davacının markasının tescilli olduğu emtiaların hepsinin benzer ihtiyaçları karşıladığı, benzer alıcı çevresine hitap ettiği, dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin de aynı olduğu, birbirlerini tamamlayıcı niteliği haiz oldukları ve bu emtialar üzerinde benzer markaları gören tüketiciler markalar ve işletmeler arasında bağlantı kurabileceği düşünülmektedir. Ayrıca; her ne kadar davacının markası 35. Sınıfa giren satış hizmetleri yönünden tescilli değil ise de; bir takım emtiaların toptan/perakende satış hizmetlerine konu olması durumunda bu hizmetlerin aynı emtialar ile bağlantılı ve/veya benzer emtialar olduğu, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir. Zira; “Praktiker” kararında da belirtildiği üzere, “somut bir malı satmak için verilen bu hizmet tabiatıyla bu mal olmadan bir mana ifade etmeyecektir.”
Ancak aynı tespit; davalının markasının kapsamında kalmış olan, diğer emtiaların satışı hizmetleri yönünden yapılamamaktadır. Davacının markasının tescilli olduğu emtialar ile bu emtialar benzer alıcı kitlesine hitap etmezler, ortak kaynaklardan sağlanmazlar, benzer ihtiyaçları gidermezler, birbirlerine tamamlayıcı bir yönleri yoktur ve birbirleri yerine ikame edilmezler.
Dolayısıyla; davalı markasının kapsamında kalmış olan; “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ‘Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. İlaçlı sabunlar.’ mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.” hizmetleri ile davacının markasının tescilli olduğu emtialar arasında emtia ayniyeti/türdeşliği/benzerliği şartının kısmen gerçeklemiş olduğu,
Taraf markalarının kapsamına giren emtiaların hitap ettiği ortalama tüketicinin seviyesi de, markaların karıştırılması ihtimalinin değerlendirilmesinde önem arz etmektedir. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Eğer söz konusu olan mal ve/veya hizmet, kitlesel tüketim mal veya hizmetleri ise, ortalama tüketici makul derecede iyi bilgilendirilmiş ve bu derecede tedbirli, dikkatli kimsedir. Söz gelimi çiklet, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacaktır . Aynı şekilde, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerin alınması sırasında gösterilen özenin düşüklüğü, markalar arasında daha açık farklılıklar bulunmasını gerektirir . Yani, “ortalama tüketici”nin seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunur. Mal/hizmetlerin günlük tüketim niteliği, hızlı alım satıma konu olması, ucuz olması ve önceki markanın hafızada bıraktığı izin tüketicinin tercihinde önemli etken olması gibi faktörler, ilgili “ortalama tüketici”nin seviyesinin belirlenmesinde önem arz eder. Örneğin, söz konusu mal/hizmet, toplumun sadece bir kesimini ilgilendiren, teknik veya özel bir mal/hizmet ise, bu kesimin eğitim ve bilgi düzeyi dikkate alınacaktır. Ya da örneğin, sadece eczanelerde ve reçeteli olarak satılan ilaçlar, doğrudan insan sağlığını ilgilendirdiğinden, hayati öneme sahip oldukları için bu gibi ürünleri satın alacak olan kimseler daha dikkatli olacaklardır. Ayrıca bu tür ürünler genellikle tıp doktorları ve eczacılar tarafından önerilip kullanıldığından, ve dahi bir kısmının da reçete ile satışları zorunlu olduğundan, gösterilen dikkat ve kullanılan mesleki bilgi seçici olacaktır. ANCAK; doktorların ve eczacıların bilinç/dikkat/özen derecesinin yüksek olması, birbirlerine son derece benzer iki ibarenin ilaçlar üzerinde marka olarak kullanılması durumunda karıştırılma ihtimalinin olmayacağı sonucunu vermemektedir.
Markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali:
6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesinde düzenlenen nispi ret nedeni, markaların ortalama tüketicileri nezdinde ilişkilendirilme ihtimali de dahil bir karıştırma ihtimalinin bulunup bulunmadığı hususuna dayalıdır. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması” olarak tanımlanabilir. Öğretide karıştırma ihtimali, “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için, önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın algılamayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır. Öte yandan bir mal ve/veya hizmetin gerçek ve potansiyel tüketici /müşteri kitlesi arasında iki ayrı işletmeye ait mal veya hizmetin aynı işletmeden kaynaklandığı ya da bu mal veya hizmetlerin farklı işletmelere ait olduğu fark edilse bile, markalar ya da işletmeler arasında bir bağlantının bulunduğu yönünde bir algının ortaya çıkması ihtimali halinde de karıştırma ihtimalinin varlığından söz edilmektedir.
SMK m. 6/1 kapsamında bir iltibasın varlığının tespitinde doktrin ve yargı kararlarında esas olarak şu ilkeler ortaya konmaktadır:
Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler,
Çağrıştırma,
Bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat,
Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu,
Markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman.
Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; taraf markalarının “...” ve “...” şeklindeki esas/tek unsurları arasında tek bir harf farklılığı olması nedeniyle taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğu değerlendirilmiştir. Bu benzerliğin, potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği de gözetildiğinde, davacının “...” markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...” markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulmasının ihtimal dahilinde olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca; davalının markasının kapsamında kalmış olan; “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ‘Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. İlaçlı sabunlar.’ mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.” emtialarının, davacının markasının kapsamına giren emtialar ile aynı/benzer/türdeş olduğu da tespit edilmiştir. Her ne kadar, bu emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı/seçicilik seviyesinin düşük olmadığı değerlendirilse de; taraf markaları arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal açılardan gerçekleşen yakın benzerlik nedeniyle, bu emtialarda “...” ve “...” ibarelerinin markasal hüviyette farklı firmalar/tacirler tarafından kullanılması halinde tüketicilerin ve alıcıların söz konusu emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden/işletmelerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalini yarattığı, alıcıların/tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu, ortak bir çalışma kapsamında iş yapıldığını düşünebilecekleri, davalının markasının, davacının markasının kapsamına giren bu emtialar açısından davacının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği ve bunun da iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olarak görüleceği,
Bu nedenlerle, somut uyuşmazlıkta; dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan; “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ‘Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. İlaçlı sabunlar.’ mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.” emtiaları yönünden, taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin (kısmen) bulunduğu,
Netice itibariyle,
1)Taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğu,
2)Davalının markasının kapsamında kalmış olan emtialardan; “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ‘Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. İlaçlı sabunlar.’ mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.” emtiaları ile davacının markasının tescilli olduğu emtialar arasında emtia ayniyeti/türdeşliği/benzerliği şartının (kısmen) gerçekleşmiş olduğu, bahsi geçen emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin düşük olmadığı, bu tespite rağmen, davalının markalarının kapsamında kalmış olan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ‘Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. İlaçlı sabunlar.’ mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.” emtiaları yönünden, taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin (kısmen) bulunduğu,
Dava konusu edilen 11.02.2025 tarihli ve .... kararının 35. Sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ‘Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. İlaçlı sabunlar.’ mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.” malları bakımından iptali koşullarının oluştuğu, dava konusu .... sayılı markanın belirlilen mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu sonuçlarına ulaşılmış davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Kısmen Kabulüne,
.... sayılı kararının 35.sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ‘Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. İlaçlı sabunlar.’ mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.” mal ve hizmetleri bakımından iptaline,
Davaya konu markanını yukarıda belirtilen mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine,
Alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,40.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davanın kısmen reddolunması ve davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davanın kabul ret oranının takdiren %50 olarak kabulüne,
Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 615,40-TL ilâm harcının tamamının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,     
Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 37.227,90.-TL yargılama giderinin %50'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,   
Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalı vekilinin yokluğunda tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
Harçlar : 702,90.-TL
Gider Avansı :36.525,00.-TL
TOPLAM :37.227,90.-TL