Bölge Adliye Mahkemesinin hırsızlık suçunda 5271 sayılı CMK 280/1-(e) ve (f) dışı sebeplerle duruşmasız bozma kararı vermesinin, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayca hukuka açıkça aykırı bulunarak mahkemeye erişim hakkı ihlali sayılması.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf incelemesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin eksik inceleme gerekçesiyle dosya üzerinden verdiği bozma kararının, Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri dışında kalması sebebiyle hukuka aykırı olduğu, bu durumun Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarında da vurgulandığı üzere yasal dayanaktan yoksun bir müdahale niteliğinde olduğu, dolayısıyla bu bozma kararı uyarınca ilk derece mahkemesince yeniden kurulan hükmün de hukuken geçersiz olduğu kabul edilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2024/5830 E.  ,  2026/11362 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/3784 E., 2023/4581 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanığın atılı suçu işlemediğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, bu nedenle beraatine karar verilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.12.2021 tarihli ve 2020/117 Esas, 2021/474 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 02.02.2023 tarihli ve 2022/1208 Esas, 2023/321 Karar sayılı kararı ile "olay ile örtüşen ve dizi pusulasının 21. sırasında çözümü yapılan BTK.F01.TK. 3...6 numaralı konuşma içeriğinin Adli Tıp Kurumu tarafından incelenip dosya kapsamından anlaşılamamakla ve bu konuşmada "... ile konuşan" "x ..." sanık ... olduğuna dair gerekçelerin nelerden ibaret olduğu irdelenmemesi; her ne kadar katılan istinaf isteminde bulunmayan sanık ...'i duruşmada teşhis edememiş ise de, sanık ...'e ilişkin olarak katılana herhangi bir teşhis yaptırılmayarak eksik inceleme ile hüküm kurulması” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılıkların giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında“…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 02.02.2023 tarihli ve 2022/1208 Esas, 2023/321 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.07.2023 tarihli ve 2023/105 Esas, 2023/336 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.