İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, ticari ilişkiden kaynaklı mükerrer ödemenin iadesi talepli itirazın iptali davasında ihtiyati haciz talebinin reddi kararına yönelik istinaf başvurusunu incelemiştir.
Özet: Davacı şirket, ticari ilişkide sehven yapılan 35.200 Euroluk mükerrer ödemenin iadesi talebine karşılık davalının gerçek bir mal veya hizmete dayanmayan faturalar düzenlemesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, alacağın tahsilini güvence altına almak ve davalının mal kaçırmasını önlemek amacıyla ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiş; ancak ilk derece mahkemesi, "yaklaşık ispat" şartlarının bu aşamada sağlanmadığı ve alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebini reddetmiş, bu ret kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2026/1593 KARAR NO: 2026/1452T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İstanbul 29. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 25.06.2026NUMARASI: 2026/1294 Esas DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen 25.06.2026 tarihli ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamında davalı tarafından düzenlenen toplam 35.200,00 Euro bedelli faturaların bedelinin banka aracılığıyla 02.07.2025 tarihine kadar eksiksiz şekilde ödendiğini, müvekkilinin bedeli ödenmiş faturalar karşılığı 30.07.2025 tarihinde sehven 35.200,00 Euro mükerrer ödeme yaptığını, mükerrer ödemenin fark edilmesi üzerine davalıya gönderilen 18.11.2025 tarihli elektronik posta ile ödenen miktarın iadesinin istendiğini, bu ihtara cevap verilmemesi üzerine bu kez 28.01.2026 tarihli elektronik postanın gönderildiğini, mükerrer ödemenin varlığı bildirilmesine rağmen davalının bu kez müvekkili adına gerçek bir mal veya hizmet teslimine dayanmayan üç adet fatura düzenlediğini, mal ve hizmet teslimine ilişkin olmayan bu faturaların müvekkilince reddedildiğin, sebepsiz zenginleşilen bedelin iade edilmemesi üzerine davalı aleyhine İstanbul .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, davalının sebepsiz zenginleştiği miktarı iade etmesi gerektiğini, mükerrer ödemenin iadesi yerine sonradan gerçek bir mal veya hizmete ilişkin olmayan faturalar düzenlenmesinin usulsüz olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın tahsilinin güvence altına alınabilmesi ve davalı şirketin mal kaçırmasının önüne geçilebilmesi amacıyla ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın açıldığı tarih itibariyle ihtiyati haciz talebi değerlendirilmiş olup, bu tarih itibariyle davaya cevap verilmemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında 25.06.2026 tarihli ara kararında özetle; "...İhtiyati hacizin şartları İİK 257 ve devamı madde hükümlerinde genel olarak düzenlenmiştir. Bu yasa hükmüne göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde ve veya 3. Şahısta olan menkul ve gayrimenkul mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı yanlız borçlunun muayyen ikametgahı yok ise, borçlu taahütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaağa, veya kendisi kaçmağa hazırlanır, yahut kaçar yada bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden ileri işlemlerde bulunursa bu suretle ihtiyati haciz konulursa, borç yanlız borçlu hakkında muacceliyet kesbedebileceği hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati haciz kararı verilebilir.İhtiyati haciz ve asıl olan, ihtiyati hacze esas bir hakkın varlığı ve bir ihtiyati haczin sebebinin bulunmasıdır. İİK 257 ve devamı maddesine göre ihtiyati haciz talep eden taraf öncelikle ihtiyati haciz istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak yasal delillerle ispat etmek zorundadır.Burada sözü edilen ispatın ölçüsü ise, yaklaşık ispat kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunun kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtamali de dikkate alınarak bu aşamada alacak yargılamayı gerektirdiği..." gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki uzun süreden beri süregelen ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturalara ilişkin bedellerin müvekkilince 02.07.2025 tarihine kadar banka aracılığıyla ödendiğini, ancak ödenen bu borca karşılık sehven 30.07.2025 tarihinde davalıya 35.200 Euro gönderildiğini, mükerrer ödemenin iadesi için davalıya gönderilen 18.11.2025 tarihli e-postanın sonuçsuz kalması üzerine bu kez 28.01.2026 tarihli yazının gönderildiğini, yazışmalardan mükerrer ödemenin varlığının anlaşılacağını, buna rağmen davalının geçek bir mal veya hizmet teslimine ilişkin olmayan 25.02.2026 tarihli ve 30.779 Euro bedelli, 26.02.2026 tarihli ve 30.779 Euro bedelli ve15.04.2026 tarihli ve 30.779 Euro bedelli e-faturarı düzenleyerek müvekkiline gönderdiğini, anılan faturaların sistem üzerinden iade edildiğini, sunulan delillerden de anlaşılacağı üzere davalının var olmayan bir borcu oluşturma çabasına girdiğini, başlatılan takibe itiraz üzerine itirazın iptali davası açılarak ihtiyati haciz talep edildiğini, yasada ön görülen yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğini, yaklaşık ispatı sağlayacak fatura, dekont ve taraflar arasındaki 18.11.2025 ve 28.01.2026 tarihli e-posta yazışmalarının dosyaya sunulduğunu, sunulan belgelerin bir çok yüksek yargı kararında belirtildiği üzere yaklaşık ispata yeterli olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne, karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇETalep, esas dava içinde İİK'nın 257 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati hacze ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan esas yargılaması sırasında verilen ara kararla davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlık, alacaklının ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara kararının yerinde olup olmadığı, somut olayda ihtiyati haczin şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise, iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken, alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığı ve muaccel olduğu konusunda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterlidir. Yukarıda da belirtildiği gibi, İİK'nın 258/2 maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve miktarı konusunda kanaat verecek delillerin dosyaya ibrazı yeterli olup alacağın kesin olarak ispat edilmiş olması aranmaz. Somut olayda, dava dilekçesinin ekinde davalı tarafından düzenlenen faturalar ve elektronik posta yazışması ile ödeme dekontu ibraz edilmiştir.Ancak davalı tarafından düzenlenen faturaların miktarları dikkate alındığında, ihtiyati haciz talebinin değerlendirildiği tarih itibariyle davacının fazladan bir ödeme yaptığı yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanmamıştır. Ara karar tarihi itibariyle fazladan ödeme iddiası ispata muhtaç kalmıştır. Mahkemece deliller toplandıktan sonra ve talep halinde geçici hukuki koruma olan ihtiyati haciz talebi her zaman değerlendirilebileceği anlaşılmakla davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, İİK'nın 258/3 ve HMK'nın 353/1.b.1 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 258/3. maddeleri uyarınca, ihtiyati haciz talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,3-İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 10.09.2026KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 258/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.