Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin ticari bankacılık sözleşmelerinden doğan alacaklara yönelik ihtiyati haciz ve itirazın iptali davasında ilk derece kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir bankanın ticari kredi ve kredi kartı borçlarının ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasını incelemekte olup; bankanın borçluya gönderdiği ihtarnameye rağmen ödenmeyen alacaklar nedeniyle duran icra takibi sonrası yaptığı ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince kısmen kabulünü, ancak davalı tarafın alacak kalemlerinin soyut olduğu, banka kayıtlarının tek taraflı olup denetim gerektirdiği ve belgelere dayanmadan alacağın kabul edilemeyeceği yönündeki savunmalarını içermektedir.

T.C.DENİZLİBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ...KARAR NO : ...KARAR TARİHİ : 17/09/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ...ÜYE : ...ÜYE : ...KATİP : ...İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 21/05/2026 (Ara Karar)NUMARASI : ... EsasDAVACI : ...VEKİLİ : Av. ...DAVALI :... ...VEKİLİ : Av. ...DAVANIN KONUSU : Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)G.KARAR YAZIM TARİHİ : 18/09/2026İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili ihtiyati haciz talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile borçlu ... arasında Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi, Kredili Ticari Mevduat Hesapları (Ticari Ek Hesap) Sözleşmeleri ile Ticari Kredi Kartı Sözleşmesi akdedildiğini, borçlu lehine Ticari Krediler, Ticari Mevduat Hesapları (Ticari Ek Hesaplar) ve Ticari Kredi Kartları tanımlandığını, sözleşme gereğince ödenmesi gereken borç tutarları ödenmediğinden hesaplar kat edilmiş olmakla bu durumun T. ... A.Ş.'nin 14/01/2026 tarihli ihtarnamesi ile bildirildiği ve ihtarname tarihi itibariyle (işleyen faiz ve diğer masraflar hariç olmak üzere) Ticari Kredi Sözleşmeleri, Ticari Kredili Mevduat Hesabı ve Ticari Kredi Kartı'ndan kaynaklı 2.179.927,86 TL tutarındaki banka alacağının ödenmesinin talep edildiğini, söz konusu ihtarnameler usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edilmesine karşın ihtarda belirtilen borcun ödenmediğini, müvekkili banka tarafından gönderilen ihtarlara karşın borcun ödenmemesi üzerine borçlu hakkında alacakların tahsili amacıyla ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyası ile 05/02/2026 tarihinde icra takibi başlatıldığını, takibe borçlu tarafından itiraz edilerek takiplerin durdurulmasına karar verildiğini belirterek, fazlaya dair her türlü hak ve alacakları saklı kalmak üzere; öncelikle alacaklarının teminat altına alınması ve telafisi güç ve imkansız zararlara sebebiyet verilmemesi amacıyla davalı borçlunun taşınır ve taşınmaz malvarlıkları ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine teminatsız, olmadığı takdirde mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına, Harçlar Kanunu 29/3 maddesi gereğince, icra takibi için ödenen peşin harca ilişkin miktar olan 11.776,67 TL'nin işbu davada ödenecek peşin harçtan mahsubuna, ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin takip talebinde belirtilen şartlarla devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.İlk derece mahkemesi 13/04/2026 tarihli ara kararında; asıl borçluya ihtarın tebliğ edildiği ve ihtarnameyle verilen sürenin dolduğu, ihtiyati haciz için gerekli olan yaklaşık ispat ölçüsünün bulunduğu ve nakdi kredi borcu bakımından ihtiyati haciz şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle, ihtiyati haciz isteminin kabulü ile, 2004 sayılı İİK.nun 257 vd. maddeleri gereğince, %15 teminatla, karşı taraf borçlunun 2.355.333,48 TL borcuna yetecek kadar menkul, gayrimenkulleri ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, ihtiyati haciz isteyen tarafından %15'i olan ( 353.300,02) TL nakdi veya bir bankaya ait kati süresiz banka teminat mektubunu mahkeme veznesine yatırıldığı takdirde ihtiyati haciz kararının ihtiyati haciz isteyene verilmesine karar verilmiştir. Davalı ... vekili cevap-itiraz başvuru dilekçesinde, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü alacak kalemlerinin soyut, denetime elverişsiz ve ispatlanmaya muhtaç olduğunu, davacı bankanın, müvekkili aleyhine ... İcra Müdürlüğü’nün...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığı müvekkili tarafından borca, faize, faiz oranına, fer’ilere ve tüm alacak kalemlerine yasal süresi içerisinde itiraz edilmesi üzerine işbu itirazın iptali davasını açtığını, dava dilekçesinde yalnızca kredi numaralarının ve genel alacak tutarlarının belirtilmiş olması, alacağın varlığını ve miktarını ispata yeterli olmadığını, banka kayıtlarının tek taraflı olarak düzenlenen kayıtlar olduğunu, bu kayıtların mahkemece ve bilirkişi marifetiyle denetlenmesinin zorunlu olduğunu, bu nedenle davacı tarafın alacak iddiasının kredi kullandırım belgeleri, ödeme planları, hesap hareketleri, hesap kat ihtarnamesi, ihtarnamenin tebliğ mazbatası, uygulanan akdi faiz ve temerrüt faiz oranları, TCMB oranları, kredi kartı ekstreleri ve ödeme kayıtları celp edilmeden kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin imzaya ayrıca itiraz etmemiş olması, borcun ve talep edilen tüm fer’ilerin kabulü anlamına gelmeyeceğini, davacı tarafın icra takibine yapılan itirazda sözleşme altındaki imzaya ayrıca itiraz edilmediğini, bu nedenle imzanın kabul edilmiş sayıldığını ileri sürdüğünü, imzaya ayrıca itiraz edilmemiş olmasının davacı bankanın talep ettiği tüm alacak kalemlerinin, faiz oranlarının, BSMV’nin, masrafların ve fer’ilerin kabul edildiği anlamına gelmeyeceğini, müvekkilinin itirazı borcun varlığına, miktarına, faiz hesabına, faiz oranına, işlemiş faizlere, BSMV’ye ve sair tüm fer’ilere ilişkin olduğunu, davacı bankanın her bir alacak kalemini ayrı ayrı ispatla yükümlü olduğunu, genel kredi sözleşmesinin varlığı, takip tarihi itibarıyla davacı bankanın talep ettiği miktarda kesin, muaccel ve likit alacağı bulunduğunu kendiliğinden göstermeyeceğini, davacı tarafın hesapların kat edildiğini ve 14/01/2026 tarihli ihtarname ile müvekkiline bildirim yapıldığını ileri sürdüğünü, ancak hesap kat ihtarnamesinin içeriği, tebliğ tarihi, ihtarda verilen süre, temerrüt başlangıcı ve bu tarihten itibaren işletilen faiz hesabı açık şekilde denetlenmesi gerektiğini, hesap kat ihtarnamesinin gönderilmiş olmasının tek başına davacı bankanın takipte talep ettiği miktarın doğru olduğunu göstermediğini, özellikle temerrüt faizinin hangi tarihten itibaren işletildiği, ihtarname ile verilen sürenin dikkate alınıp alınmadığı, muacceliyet şartlarının oluşup oluşmadığı ve takip öncesi faiz hesabının doğru yapılıp yapılmadığının bilirkişi incelemesine muhtaç olduğunu, bu nedenle davacı tarafça talep edilen alacak miktarının doğrudan kabul edilemeyeceğini, davacı bankanın kredi kartı, ticari kredi ve ticari kredili mevduat hesabından kaynaklı alacaklar bakımından faiz talep ettiğini, ancak her bir ürünün hukuki niteliği ve faiz rejimi farklı olduğunu, davacı bankanın teminat yatırmış olmasının, alacağın varlığını veya muacceliyetini kendiliğinden ispatlamadığını, somut olayda ihtiyati hacizin, müvekkilinin ticari itibarını, ekonomik faaliyetlerini ve günlük ödeme kabiliyetini doğrudan etkilediğini, tartışmalı ve bilirkişi incelemesine muhtaç bir alacak nedeniyle müvekkilinin tüm malvarlığı üzerinde bu denli geniş kapsamlı tedbir uygulanmasının ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu, bu nedenle müvekkili aleyhine verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, mahkeme aksi kanaatte olur ise, ihtiyati haczin tüm malvarlığına yaygın şekilde uygulanması yerine, yalnızca dava konusu alacağı karşılamaya yeterli belirli malvarlığı değeriyle sınırlandırılmasına; müvekkilinin ticari faaliyetlerini, banka hesaplarını ve günlük ekonomik işleyişini tamamen durduracak nitelikteki haciz uygulamalarının kaldırılmasına karar verilmesini, ayrıca mahkemece uygun görülmesi halinde, müvekkilinin ekonomik faaliyetlerinin tamamen durmaması ve telafisi imkânsız zararlara uğramaması adına, ihtiyati haczin uygun görülecek teminat karşılığında kaldırılmasına veya kapsamının daraltılmasına karar verilmesini istemiştir.İlk derece mahkemesi 21/05/2026 tarihli ara kararında; Davalı tarafın, bankanın taleplerinin bilirkişi tarafından tespit edilecek nitelikte olduğunu belirterek ihtiyati haciz kararına itiraz etmiş ise de, dava dilekçesi ekinde davacı banka ile davalı tarafından düzenlenen genel kredi sözleşmesinin sureti, ... Noterliği aracılığı ile davalıya gönderilen kat ihtarnamesi ile bunun tebliğ mazbatası ibraz edildiğinden, hesabın kat edilmesi ile alacak muaccel hale gelmiş olup, ihtiyati haciz için gerekli olan yaklaşık ispat şartının sağlandığı gerekçesiyle, ihtiyati tedbire karşı yapılan itirazların reddine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; alacağın varlığı ve miktarının somut olayda yaklaşık ispat sınırını aşacak şekilde ortaya konulmadığını, ilk derece mahkemesinin, ihtiyati haciz talebinin kabulüne dayanak yaptığı belgeler üzerinden yaklaşık ispatın sağlandığı kanaatine vardığını, ne var ki dosyada bulunan genel kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarnamesi ve icra takibi belgelerinin, alacağın varlığına dair tam ve tartışmasız bir kanaat oluşturmak için yeterli olmadığını, bankanın talep ettiği kalemlerin; farklı kredi ilişkileri, ticari kredi kartı, ek hesap, işlemiş faiz, temerrüt faizi, BSMV ve sair fer’iler bakımından ayrıştırmayı zorunlu kıldığı; alacağın hangi kısmının hangi sözleşmeye, hangi vade tarihine ve hangi faiz rejimine dayandığı açık ve denetlenebilir biçimde ortaya konulmadığını, bu nedenle uyuşmazlığın, salt sözleşme ve kat ihtarnamesi ibrazıyla çözümlenebilecek yalınlıkta olmadığını, talep edilen alacak, hesap hareketleri, ekstreler, faiz başlangıç tarihleri, temerrüt tarihi, masraf ve vergi kalemleri itibarıyla teknik incelemeyi gerektirdiğini, böyle bir dosyada yaklaşık ispatın varlığından söz edilebilmesi için, alacağın hangi kısmının tartışmasız olduğu, hangi kalemlerin muaccel hale geldiği ve hangi meblağın korunması gerektiğinin açıkça gösterilmesi gerektiğini, oysa mahkemenin bu ayrıştırmayı yapmadan ve alacağın niteliğini tam olarak ortaya koymadan ihtiyati hacze itirazlarını reddettiğini, banka alacağının tamamı bakımından ihtiyati haciz değil, ancak borca yetecek ölçüde sınırlı ve somutlaştırılmış bir koruma düşünülebileceğini, buna rağmen somut ara kararda, ihtiyati haczin müvekkilinin tüm malvarlığına, banka hesaplarına ve üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacaklarına yaygın biçimde uygulanmasına imkân veren geniş bir çerçeve kurulduğunu, bu durumun ihtiyati haczin doğasıyla bağdaşmadığı gibi, ekonomik faaliyeti durdurucu sonuç doğuracak ölçüde ağır olduğunu, verilen kararın ölçülülük ilkesine açıkça aykırı olduğunu, alacağın yargılamayı gerektirdiğini, yargılamayı gerektiren bir alacak hakkında, henüz miktarı ve kapsamı netleşmemişken borçlunun malvarlığı üzerinde yaygın haciz uygulanmasının, ihtiyati haczin koruyucu karakterini aştığını, mahkemenin itirazlarını reddederken bu olguyu göz ardı ettiği; bankanın sunduğu belgeleri, alacağın tamamı bakımından yeterli kabul ederek değerlendirmesini genişlettiğini, oysa ihtiyati hacizde aranması gerekenin kesin ispat değil; yalnızca sınırlı ve somut olayla uyumlu bir kanaat olduğunu, teminat karşılığı kaldırma veya daraltma taleplerinin göz ardı edildiğini, ilk derece yargılamasında taraflarınca açıkça, ihtiyati haczin teminat karşılığında kaldırılması veya kapsamının daraltılması talebinde bulunulduğunu, bu talebin hem İİK’daki ihtiyati haciz rejiminin hem de ölçülülük ilkesinin doğal sonucu olduğunu, mahkemenin bu alternatif talepleri değerlendirmeksizin ret sonucuna gittiğini, oysa koruma tedbirlerinin esası, alacaklıyı güvence altına alırken borçluyu gereğinden fazla cezalandırmamak olduğunu, müvekkilinin faaliyet alanı, likidite ihtiyacı ve ticari ilişkileri gözetildiğinde, hesaplara ve tüm hak/alacaklara yönelen haczin devamı telafisi güç zararlara yol açacağını, itiraz sebepleri İİK’nın 265. maddesi kapsamında incelenmesi gereken sebepler olduğunu; mahkemenin değerlendirmesinin sebep ve kapsam yönünden eksik kaldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali, istinaf başvurusuna konu uyuşmazlık ise ihtiyati haciz talebine ilişkindir.İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına (önceden) geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati haciz HMK'nın 406/2 maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haciz şartları ve etkileri ise İİK'nın 257. maddesinde düzenlenmiştir. İİK'nın 257. maddesi "rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyati haciz ettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1-Borçlunun muayen yerleşim yeri yoksa;2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklindedir. İİK'nın 258/1. maddesi ise; ''Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.'' hükümüne yer verilmiştir. Buna göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıslarda olan taşınır ve taşınmaz malları ve alacaklarıyla diğer haklarını haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı ise, ancak borçlunun muayyen yerleşim yeri mevcut değil ise, borçlu taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da kaçar veyahut bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz kararı verilebilir.Dosyadaki belgelere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesine, kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere, bu aşamada vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para borcu bulunduğu hususunda yaklaşık ispatın sağlanmasına göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasında verilen 21/05/2026 tarihli ara karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.17/09/2026 ...Başkan...Üye ...Üye ...Katip ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.