Yargıtay, işverenin unvan değişikliğine rağmen işçinin 1994ten itibaren kesintisiz çalıştığını kabulle kıdem ve ücret alacaklarının bu tarihe göre hesaplanması ile iş kanunu faizi uygulanması gerektiğine karar vermiştir.
Özet: Bu hukuki belgede, bir işçinin kıdem tazminatı ve ücret alacakları talebiyle açtığı davada, işe başlama tarihi konusundaki uyuşmazlık ele alınmıştır; davacı 1994 yılında işe başladığını iddia ederken, davalı işveren 2005 tarihini savunmuş ve yerel mahkeme 2005 tarihini kabul etmişse de, Yargıtay, işverenin yasal düzenleme (5362 sayılı yasa) nedeniyle unvan değişikliği geçirmesi ve buna bağlı olarak işçinin 2005 yılında işten çıkış-giriş işlemlerinin yapılmasına rağmen, iş akdinin kesintisiz olarak 1994 yılından itibaren devam ettiğine hükmederek, yerel mahkemenin 2005 tarihini esas almasının hatalı olduğuna karar vermiştir.

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti:Davacı, 1994 yılından itibaren aralıksız olarak çalıştığını, Ocak 2008 tarihinden itibaren davalı tarafından ücretinin ödenmediğini, bunun üzerine ihtarname ile iş akdini haklı olarak feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.B) Davalı Cevabının Özeti:Davalı, davacının ... Esnaf ve Sanatkarlar Odasında memur olarak çalışmaya başlamışsa da odaların ayrılmasıyla 2005 yılından itibaren davalı nezdinde çalışmaya başladığını, ücret alacağının bulunmadığını, buna dair belgelerin davacı uhdesinde bulunup teslim edilmediğini, davacı hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, bilirkişi raporunun hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz:Kararı taraflar temyiz etmiştir. E) Gerekçe:1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.2- Davacı dava dilekçesinde davalı işyerinde 1994 yılında çalışmaya başladığını iddia etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde davacının 27.12.2005 tarihinde çalışmaya başladığını savunmuştur. Dosya içerisinde bulunan ve davalı tarafından davacının fesih ihtarnamesine karşı keşide edilen 27.08.2008 tarihli ihtarnamede; davacının 27.12.2005 tarihinde davalı odada çalışmaya başladığı, bu tarihten önce üç odanın sekreteri olarak çalışmakta iken yasal hakları ödenerek 26.12.2005 tarihinde iş akdinin feshedildiği bildirilmiştir. Davacıya ait SSK kayıtları ile hizmet cetveline göre davacının 01.09.1994-26.12.2005 tarihleri arasında ... sicil numaralı Esnaf ve Sanatkarlar Odalar Bürosuna ait ... Mah. ... geç. No: ... Kat: ... .../Ordu adresindeki işyerinde çalıştığı, 27.12.2005 tarihinden itibaren ... sicil numaralı ... Gıda Maddeleri Satıcıları Esnaf Odasına ait ... Mah. ... Hal Yeri ... Blok No: ... .../Ordu adresindeki işyerinde çalıştığı anlaşılmaktadır. Davalı oda başkanı tarafından SSK İl Müdürlüğüne yazılan bila tarihli yazıda davacının iş akdinin 26.12.2005 tarihinde feshedildiği bildirilmiştir.Davalıya ait karar defteri kayıtlarına göre 30.09.1994 tarihli karar ile davacının 01.09.1994 tarihinden itibaren davalı ... Gıda Maddeleri Satıcılar Esnaf Odasında çalıştırıldığı belirtilmektedir. 02.12.2005 tarihli yönetim kurulu kararı ile Gıda Maddeleri Satıcılar Odasının sonlanmasından sonra 5362 sayılı yasa gereği her odanın bir genel sekreter çalıştıracağı ve bu nedenle davacının çalıştırılmasına karar verildiği belirtilmiştir.Davacı tanıkları davacının 1994 yılından itibaren davalı işyerinde çalıştığını beyan etmişlerdir. Davalı tanığı ... davacının işe girişi ile ilgili beyanda bulunmamıştır. Davalı tanığı olarak dinlenen davalı oda başkanı ... ise davacının 2005 yılından itibaren davalı odada çalıştığını, 2005 yılından önce davacının 6 esnaf odasında genel sekreterlik yaptığını, davalı odanın 2005 yılında yönetmelik değişince isim değişikliği ile kurulduğunu beyan etmiştir.Mahkemece davacının 27.12.2005 tarihinden itibaren davalı işyerinde çalıştığı kabul edilen bilirkişi raporuna göre davacının alacakları hüküm altına alınmıştır. Ancak bu kabul dosya kapsamına ve yukarıda açıklanan delillere uygun değildir. Davacının 01.09.1994 tarihinden itibaren davalı işyerinde çalıştığı, davalının isminin 5362 sayılı yasa gereği değişmesi nedeniyle davacının 26.12.2005 tarihinde işten çıkışı yapılarak 27.12.2005 tarihinde tekrar işe giriş işleminin yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının 01.09.1994 tarihinden itibaren davalı işyerinde çalıştığı kabul edilerek alacaklarının hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır3- İşçilik alacaklarında uygulanması gereken faiz konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun çeşitli hükümlerinde faiz konusunda düzenlemelere yer verilmiştir. Anılan Yasanın 34 üncü maddesinde, gününde ödemeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faizin uygulanacağı hükmü bulunmaktadır. Maddede sözü edilen ücret geniş anlamda ücret olup, çalışma karşılığı ücretler, ikramiye, pirim, jestiyon ve benzeri ödemelerin yanı sıra, çalışma, hafta tatili ile bayram ve genel tatil ücretleri de bu kapsama dahildir. İşe iade davası ile tespit edilen en çok dört aya kadar boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklar için de aynı faiz oranı uygulanmalıdır. Ücretin toplu iş sözleşmesinden kaynaklanması halinde 2822 sayılı Yasanın 61 inci maddesi uyarınca, uygulanması gereken faiz en yüksek işletme kredisi faizi olmalıdır.Ücret alacağının 1475 sayılı Yasa döneminde doğmuş olması durumunda, 10.6.2003 tarihine kadar yasal faiz, bu tarih sonrası ücretler bakımından ise bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir. İşçinin faiz konusundaki talebini “yasal faiz” olarak adlandırmış olması 4857 sayılı Yasanın 34 üncü maddesinin uygulanmasına engel olmayıp, işçinin bu talebinin bahsi geçen özel faize yönelik olduğunun değerlendirilmesi gerekir. Ücret alacağı bakımından faize hak kazanmak için kural olarak işveren temerrüde düşürülmelidir. Ancak, bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde açıkça bir ödeme günü kararlaştırılmış ise, belirlenen ödeme tarihi sonrasında faiz işlemeye başlar. Ücret alacağı için özel banka-kamu bankası ayrımı yapılmaksızın mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının belirlenmesi gerekir. Yasada, “uygulanan en yüksek faiz” sözcüklerine yer verildiğinden, söz konusu faiz oranının uygulanıp uygulanmadığı mahkemece kendiliğinden denetlenmelidir. Bankaların belli dönemlerde T.C. ... Bankasına uygulayabileceklerini bildirdikleri faiz oranı fiilen uygulanmış olmadıkça ücret yönünden dikkate alınmamalıdır.Bankaların uyguladıkları faiz oranları bir ya da birkaç aylık veya bir yıllık vadelerle belirlenmektedir. Bunlardan en uzun vade bir yıl olup, en yüksek faiz oranı da bir yıllık mevduata uygulanmaktadır. Bu durumda ücret alacağı için uygulanması gereken faiz, ödeme gününün kararlaştırıldığı ya da temerrüdün gerçekleştiği zamanda bankalarca bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıdır. Aynı alacak için ikinci yılın başlangıcındaki en yüksek banka mevduat faizinin belirlenerek uygulanması, gecikme daha da uzunsa takip eden yıllar için de aynı yönteme başvurulması gerekir. Yıl içinde artan ve eksilen faiz oranları dikkate alınmaz. Yıllar itibarıyla faiz oranları değişebileceğinden kararda faiz oranının gösterilmemesi gerekir.Somut olayda, davacının ücret alacağına İş Kanununun 34.maddesi gereğince en yüksek banka mevduat faizi uygulanmasına karar verilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.F) Sonuç:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 15.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.