Danıştay, 375 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan personelin FETÖ/PDY iltisakını, gizli tanık dijital materyalindeki "alan-içi" kodlamayı esas alarak hukuka uygun bulmuştur.
Özet: Danıştay Beşinci Dairesi, FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı ve irtibatlı olduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan davacının, bu işleme karşı açtığı davanın reddedilmesi yönündeki alt derece mahkemesi kararını onamış, davacının örgüt tarafından "alan-içi" kategorisinde "ea" koduyla fişlenmesini örgütsel bağlılığını ve anayasal sadakat bağının koptuğunu gösteren tek başına yeterli somut delil kabul ederek, hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair ceza soruşturması kararının bu idari sonucu değiştirmeyeceğini belirtmiştir.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2023/11858 E.  ,  2026/471 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/11858
Karar No : 2026/471
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalılar) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA
2- ... Genel Müdürlüğü / ...
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Maddi durumunun iyi olmaması nedeniyle örgüte ait evde 4-5 ay kaldığı, maddi durumu düzeldikten sonra bu evden hemen ayrıldığı ve evdeki kişilerle bir daha irtibat kurmadığı, dini saiklerle sohbetlere katıldığı ancak siyaset konuşulmaya başlayınca bir daha sohbetlere katılmadığı, 17/25 Aralık sürecinin çok öncesinde FETÖ ile bütün irtibatını kopardığı, hakkında FETÖ terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza soruşturması neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarelerin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
Bununla birlikte, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun ... sayılı soruşturması kapsamında gizli tanık ...'dan elde edilen dijital materyal içeriğinde, FETÖ/PDY terör örgütünün, Emniyet Teşkilatında kadrolaşma ve mahrem yapılanma faaliyetleri ile örgütün emniyet mensuplarını kodlamasına ilişkin bilgi ve belgelere ulaşılmış olup, Emniyet Mahrem Yapılanması kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü personeline FETÖ/PDY mensuplarınca, örgüt mensubunun örgüte bağlılık derecesi, katıldığı örgütsel toplantı sayısı, örgüt evinde kalma durumu ve verdiği himmet miktarı, örgütten zaman içinde ayrılmış örgüt eski üyesinin örgüte bakışı, örgüte geri dönme potansiyeli, varsa katıldığı örgütsel toplantı sayısı ve verdiği himmet miktarı gibi hususlar dikkate alınmak suretiyle sistematik kodlar verildiği, davacı hakkında düzenlenen 16/03/2021 tarihli veri inceleme raporunun "2015 Mart Alan" kısmında davacının "EA" olarak, "ALAN" kısmında "SC", AD kısmında ise "SCC" olarak kodlandığı görülmüştür.
Örgüt kodlama verilerinin hukuka uygun ve örgüt ile iltisak ve irtibatın bulunup bulunmadığını ortaya koymaya tek başına yeterli olacak nitelikte somut bir veri olduğu; öte yandan davacının örgüt tarafından "alan-içi" kategorisinde kodlanmış olmasının davacının örgütün toplantılarına katılmak, diğer grup üyeleriyle tanıştırılmak, örgüt tarafından verilen görevleri yerine getirmek, örgüte himmet vermek ve örgütün mahrem sorumlusu ile tanıştırılmak şeklindeki faaliyetlerden geçirildikten sonra, mahrem sorumlunun onayını almak suretiyle örgütün etki alanı içerisine dahil edilmiş olmak anlamını taşıdığı; "alan-içi" kategorideki "EA" kodunun "FETÖ içerisinde olup örgüt benim örgütüm diyen ancak bazı zaafları olan kişileri" ifade ettiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, "alan-içi" kategoride, "EA" şeklinde kodlanmış olması karşısında, davacının, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu, öte yandan, emniyet personeli olması nedeniyle Anayasal düzene hassasiyetle ve ara vermeksizin sadakat gösterme yükümlülüğü bulunan davacının, örgütle iltisaklı ve irtibatlı olmak suretiyle Anayasal sadakat bağı koptuğundan, daha sonra, "serhat" kategorisinde, "SCC" alt kodu ile kodlanmış olmasının, bu sonucu değiştirmeyeceği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza soruşturması neticesinde Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun ... tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği görülmüştür.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca bir kamu görevlisi hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmasına yönelik yaptırım uygulanabilmesi karşısında, anılan kamu görevlisi hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması, ilgili hakkında tesis edilen kamu görevinden çıkarma işleminin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti açısından bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması neticesinde verilen Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun anılan kararında yer alan; ''...Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen FETÖ/PDY terör örgütüne yöneticisi olmak soruşturması kapsamında hakkında işlem yapılan örgütün sivil sorumlusu A.K.'ın ifadesinde şüpheli ...'nin kendisinin düzenlediği sohbet adlı toplantılara katıldığını, şüpheli ...'nin Akçaabat ilçesindeki diğer polislerle bu toplantılara katıldıklarını ifade ederek fotoğraf teşhisinde bulunduğunun bildirildiği,
Şüpheli ...'nin savunmalarında özetle; FETÖ/PDY terör örgütü ile ilk temasının 1996 yılında polis okulu döneminde sık olmasada 2-3 kez görüşerek başladığını, kısa süre sonra irtibatını kestiğini, 2010-2013 yılları arasında Akçaabat ilçesinde görevliyken bu sohbetlere katılmaya devam ettiğini, 2013 yılından itibaren ise bu örgüt ile irtibatını kestiğini, yapıya karşı devletin yanında bir duruş gösterdiğini ifade ettiği,
Şüpheli ...'nin ifadesinde geçmiş dönemlerde birlikte FETÖ/PDY terör örgütünün sivil imamlarının koordinesindeki sohbet adlı toplantılara katılan diğer şüphelilerle ilgili ifade ve teşhislerde bulunduğu...'' tespitler, dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucu teyit edilmiştir.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine,11/02/2026 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.