İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, işten ayrılan eski satış müdürünün rekabet yasağı ve cezai şart ihlali iddiasıyla 470.460,94 TL tazminat talepli dava.
Özet: Bir işverenin, satış müdürü olarak çalışan eski çalışanı aleyhine, iş sözleşmesindeki rekabet yasağı ve cezai şart hükümlerini ihlal ederek rakip firmada işe başladığı iddiasıyla 470.460,94 TL tazminat talebiyle açtığı davada, davalı işçinin psikolojik baskı ve yeni yönetimle uyumsuzluk nedeniyle işten ayrıldığını, rekabet yasağının geçersiz olduğunu, sektörde ticari sır niteliğinde bilginin olmadığını ve davanın zamanaşımına uğradığını savunarak reddini talep ettiği, tanık ifadeleriyle tarafların iddialarının desteklenmeye çalışıldığı bir uyuşmazlıktır.

T.C.

İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1195 Esas
KARAR NO : 2026/689
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 06/05/2022
KARAR TARİHİ : 08/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalının davacıya ait işyerinde satış müdürü olarak çalıştığını, taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesinde cezai şart ve rekabet yasağının düzenlendiğini, davacının davalı işyerindeki işinden istifa ederek ayrıldığını ve davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren ... Şirketinde aynı pozisyonda işe başladığını, bu nedenle cezai şart ve davacı işverenin uğradığı zararın toplamı olan 470.460,94 TL’nin davalıdan tahsilini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalının davacıya ait işyerinde 2014-2019 yılları arasında çalıştığını, kendisine psikolojik baskı uygulanması, emeklilik için yaş hariç diğer şartları tamamlaması nedeniyle işten ayrıldığını, taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesinde gerekli unsurların bulunmadığını, davalının davacı vekilinin iddia ettiği işyerinde işe başlamadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, neticede davanın reddini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, rekabet yasağı sebebi ile tazminat isteminin mevcut olup olmadığı varsa miktarı, iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedilip edilmediği, hususunda taraflar arasında ihtilafa ilişkindir.
Dosyanın, ... 14. İş Mahkemesi'nin 27/06/2022 tarih ve ...Esas ...sayılı kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin 28/09/2022 tarih ve ...Esas ... Karar sayılı ilamıyla kaldırılarak, ... 14. İş Mahkemesi'ne gönderildiği, ... 14. İş Mahkemesi'nin 05/12/2023 tarih ve ... Esas ...sayılı kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2025 tarih ve ... Esas ...Karar sayılı ilamıyla kaldırılarak ... 14. İş Mahkemesi'ne yeniden gönderildiği, .... 14. İş Mahkemesinin ...Esas ...Karar sayılı kesinleşmiş görevsizlik kararı ile Mahkememize tevzi edildiği anlaşıldı.
... 14. İş Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dava dosyasının 27/04/2023 tarihli celsesinde davacı tanığı ...'ün hazır bulunduğu, tanığın beyanında; " Ben 2013 tarihinden beri davalı şirkette satış yöneticisi olarak çalışıyorum. En son aylık ücretim net 40.000 TL idi. Davalı ben işe başladığımda şirkette çalışıyordu. 2019 yılında işten ayrıldı. Benim müdürüm satış müdürü olarak çalışıyordu. Ben maaşını bilmem. Ben davalının işten istifa ettiğini duydum. İşten ayrıldığında doğum iznindeydim bilemiyorum. İşten ayrıldıktan sonra .... ambalajda işe başladığını duydum. Davacı vekilinden soruldu: davalının ... ambalajdan sonra ... ambalaja geçtiğini duydum. Davalı satış müdürü olduğu için işyerinin satış fiyatlarını beraber belirliyorduk, müşterilerle ilgili stratejilere beraber karar veriyorduk. Benim şahsi sözleşmemde ilk iki sene işten ayrılırsam cezai şartlarım vardır." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
... 14. İş Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dava dosyasının 27/04/2023 tarihli celsesinde davalı tanığı ...'nun hazır bulunduğu, tanığın beyanında; " Ben davalı şirkette 15 yıl çalıştım. Satış bölge yöneticisi olarak çalıştım. Aylık ücretim net 12.000 TL dir. Benim davacı şirkete karşı davam yoktur. Davalı 2005te işe girdi benden bir kaç yıl önce 2020de işten ayrıldı. Satış müdürü olarak çalıştı. Yurtdışı ihracat satış sorumlusuydu. Maaşını bilmiyorum. Ancak aramızda fazla fark olmadığını düşünüyorum. Davalı işten ayrılmadan önce davacı firma satıldı. Yeni yönetimle yaşadığımız uyuşmazlık nedeniyle 2020-2023 arasında çok önemli çalışanlar şirketten ayrılmıştır. Bunlardan biri ben ve biride davalıdır. Başka arkadaşlarda ayrıldı. Davalı daha sonra ... ambalaja geçmiştir. Bizim pozisyonumuz gereğince ticari sıra sahip olduğumuzu düşünmüyorum. Türkiyede avrupada bu konularda öncüdür. Çok fazla ambalaj firması vardır. Rekabet yasası gereği şirket sırlarına sahip olduğumuzu düşünmüyorum. Satışçı olarak çalışan birisi sadece kendi departmanına ilişkin bilgiye sahiptir. Diğer departman bilgilerini bilmez.yeni yönetim birçok çalışanı üzmüştür. Bunlardan biri davalıdır. Davacı vekilinden soruldu: bizim dönemimizde 2006 yılında bir cezai şart olduğunu hatırlamıyorum. Daha sonra işe girişler için böyle madde eklendiğini duydum. Davalı vekilince soruldu: davalı yeni yönetimle yaşanan uyumsuzluktan ayrıldığını söyleyebilirim. Adaletli düzen anlayışı yoktu." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
... 1. İş Mahkemesi'ne yazılan talimat yazısı doğrultusunda davalı tanığı ...'un hazır bulunduğu, tanığın beyanında; "Ben davalı iş yerinde 2006-2017 yılları arasında çalıştım. Üretim mühendisliğinden üretim yöneticiliğine kadar üretim departmanında çalıştım. Taraflar aleyhine davam yoktur. Davacı satış departmanında ihracat satış müşteri temsilcisiydi benden sonra müdür oldu diye biliyorum. Davacı ... ayrıldıktan sonra ...isimli bir iş yerinde çalışmaya başladı. Orada da ihracat satış müdürüydü. Yaklaşık 2-3 yıl kadar orada çalıştı. Oradan sonra ... ambalaja başladı. Ben 12 yıl ... çalıştıktan sonra ... bir ambalaj firmasında 5 yıl çalıştım. Sonrasında bende ... ambalajda çalışmaya başladım. ... müşterileri sadece ... ürün almaz. Başka fabrikalardan da ürün alır. Yani ... konusunda tek tedarikçi değildir. ... bir ticari sırrı olsa dahi bu satış departmanında yürütülebilecek bir sır değildir. ... ambalaj davalı ... üretim kapasitesi olarak çok altındadır. ... ... göre çok daha büyük bir firmaydı. Benim bildiklerim gördüklerim bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
... 14. İş Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dava dosyasının 13/07/2023 tarihli celsesinde davacı tanığı ...'in hazır bulunduğu, tanığın beyanında; "Ben 2001 tarihinden beri davalı şirkette bordro ve özlük işleri müdürü olarak çalışırım. En son aylık ücretim net 45.000TL dir. Davalı burcu 2004-2019 tarihleri arasında satış müdürü olarak çalıştı. Aldığı ücreti hatırlamıyorum. Davacı istifa etti. Hemen sonrasında birebir rakibimiz olan ... girdi. Ordanda ayrılıp aynı ürünleri ürettiğimiz rakip firmaya girdi. Kendi kritik pozisyonda çalışan satış ve pazarlama müdürü olarak çalışırdı. Tüm müşteri portföyümüzü bilen, satış fiyatlarını bilen ve ayarlayan bir konumdaydı. Tüm üretim akışını ve makina parkurunu bilen müşterilerle birebir iletişim yapan kritik pozisyondaydı." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Dosyanın bilirkişi ...'a tevdii ile dosya kapsamı itibariyle tanık anlatımlarına karşı beyanda bulunulduktan yada bu amaçla verilen süre geçtikten sonra davaya konu edilen alacak taleplerinin hesaplanması işleminin genel bir bilgi veya tecrübe ile yada hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olmayan hesaplama ve muhasebe yöntemi (değişen vergi dilim oranları, değişen vergi kesintileri, bordrolama sistemi, gerektiğinde banka kayıtlarının incelenmesi bilgisi vs.) bilgisini gerektirmesi nedeniyle tüm dosya kapsamı ve mevcut deliller dikkate alınarak hukuki nitelendirme ve değerlendirme Mahkememize ait olmak ve gerektiğinde ihtimalli veya alternatifli hesap yapılmak üzere rapor tanzim edilmesine karar verilmiş olup; Bilirkişi ... 25/09/2023 tarihli raporlarunda özetle; Taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesinde, ödenecek cezai şartın miktarının belirlenmediğine, sadece davalı işçinin ücretinin “...katı” olarak belirlendiğine, bu nedenle ödenecek cezai şartın, davalının ücretinin kaç katı olduğu yönünde davacı işveren vekilinin beyanda bulunması gerektiğine, davacı vekilinin bu beyanda bulunması halinde davacının talep edebileceği cezai şartın, davalının son ücreti olan net 11.504,90 TL (brüt 16.092,81 TL) katı kadar olabileceğine, dosyada, davalının dava dışı işyerinde işe başlaması nedeniyle davacı işverenin uğradığı zarara ilişkin herhangi bir verinin sunulmadığına, bu nedenle davacı işvereni davalının rakip bir firmada işe başlaması nedeniyle, hangi müşterilerin bu firmaya kaydığının veya davalının işten ayrılmasından sonra hangi müşterinin ticari ilişkiyi sona erdirdi hangi müşterinin davalı nedeniyle davacı işveren yerine davalının işe başladığı işyerinde ticari ilişki kurduğunun somut olarak beyan etmesi gerektiğine ve bu yönde beyanda bulunduktan sonra mali müşavir vasıtasıyla hem davacı şirketin hem de davalının çalıştığı şirketin ticari kayıt ve defterleri üzerinde inceleme yapılması gerektiğini bildirmiştir.
6098 sayılı TBK. md. 444, haksız rekabetin koşulu olarak şu hükmü içermektedir: "Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir."
Rekabet yasağının sınırlandırılmasına ilişkin md. 445 ise, "Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek, biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımımdan uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz."
Taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinin cezai şart başlıklı 8.1. Maddesinde "Hizmet akdinin işçi tarafından haksız veya tek taraflı feshi veya işverence kendisine iş yasasının 25/Lmaddesinin uygulanması halinde personel dört yıl süre ile kendi namına işverenle rekabet edecek herhangi bir iş yapamayacağı gibi aynı veya benzeri bir işle iştigal eden bir kurum veya kuruluşla çalışamaz ve böyle bir kurum ve kuruluşla ortak ve sair sıfatla ilgilenemez. Aksi taktirde işverene son net ücretinin ....... katı tutarında bir cezai şart ödemeyi peşinen ve serbest iradesi ile kabul ve taahhüt eder. İşverenin sair yasal tazminat hakları saklıdır." hükmünün yer aldığı anlaşılmıştır.
Dava dilekçesi ekinde yer alan sözleşme örneğinde cezai şart bedelinin tespit edilemediği, ... Şeklinde boş bırakıldığı, davacı vekilince ayrıca bir sözleşme örneğinin sunulmadığı anlaşılmıştır.
İş sözleşmesinin kurulması ile doğan sadakat borcu, işçi tarafından işverenin çıkarlarını koruma ve gözetme borcudur. Rekabet etmeme borcu ise, iş sözleşmesinin sonuçlarından olan; işçinin işverene sadakat borcu içinde yer alan alt bir yükümlülüktür.
Taraflar iş ilişkisi devam ederken sözleşmenin bitiminden sonra işçinin rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün iş sözleşmesine konulmasına veya bu konuda ayrı bir sözleşme (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılmasını kararlaştırabilirler. İş sözleşmesi sona erdikten sonra işçinin işverenle rekabet etmeme borcu ancak böyle bir yükümlülük sözleşme ile kararlaştırıldığı takdirde söz konusu olmaktadır. Rekabet yasağının ihlaline bağlı taraflarca kararlaştırılmış olan belli bir ödemeyi öngören yaptırım, niteliği itibarıyla bir cezai şart hükmüdür. (Yargıtay HGK’nın 27.02.2013 Tarih, ...Esas ve ... Karar sayılı ilamı, Yargıtay 9.HD.’nin 28.09.2021 Tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı vs.) Rekabet yasağının ihlaline bağlı taraflarca kararlaştırılmış olan belli bir ödemeyi öngören yaptırım, niteliği itibarıyla bir cezai şart hükmüdür. Böyle olunca Türk Borçlar Kanunu’nun 182.2.fıkrası hükmü gereğince, fahiş olan cezai şartın hakim tarafından
indirilmesi gerekir. (Yargıtay 9.HD.’nin 28.01.2021 Tarih, ... Esas ve ...Karar sayılı ilamı vs.)
Yapılan bu açıklamalar uyarınca somut olayın değerlendirilmesinde davacının talep etmiş olduğu cezai şart bedelinin taraflar arasında açıkça kararlaştırılmış olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde cezai şart ve davacı işverenin uğradığı zararın toplamı olan 470.460,94 TL talep edildiği görülmüş ise de, talep edilen bedelin hangi esaslar dairesinde tespit edildiğinin sabit olmadığı, zarar iddiasının ispatlanamadığı, davalının bedeli belirli olmayan cezai şart bedelinden sorumlu olamayacağı, az yukarıda bahsedilen Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere cezai şart bedelinin belirli olması gerektiği, işbu dava yönünden belirtilen şartların gerçekleşmediği anlaşılmakla açılan davanın reddine karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Açılan davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 8.034,30-TL harcın mahsubu ile fazlan alınan 7.302,30-TL harcın karar kesinleştiğinden ve talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 75.273,75 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 800,00 TL arabuluculuk ücretinin davada haksız çıkan davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa İADESİNE,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/09/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır