Kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan ticari fatura bedeli itirazının iptali davasında zamanaşımı ve kesinleşmiş mahkeme kararlarının incelenmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, davalının kaçak elektrik kullandığı iddiasıyla tahakkuk ettirilen faturaların ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açtığı davayı ele almaktadır; davacı, takibin devamını, gecikme zammı ve icra inkar tazminatı hükmedilmesini talep ederken, davalı ise söz konusu abonelikle ilgisi olmadığını, önceki ceza ve hukuk mahkemelerinde imzanın kendisine ait olmadığının tespit edildiğini ve beraat ettiğini, davacının kötü niyetli olduğunu ve alacağın zamanaşımına uğradığını iddia ederek davanın reddini istemekte, mahkeme ise öncelikle zamanaşımı iddiasını incelemeyi planlamaktadır.

T.C.

İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/348 Esas
KARAR NO : 2026/672
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/10/2025
KARAR TARİHİ : 15/09/2026
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalının ticarethanesinde kaçak elektrik kullandığının tespit edildiğini, bu kullanıma istinaden tahakkuk ettirilen fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine .... İcra Müdürlüğü 2017/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, uygulanan yıllık %54 oranındaki gecikme zammının EPTHY ikili anlaşma hükümlerine ve 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesine uygun olduğunu, 7346 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gereğince gecikme faizi üzerinden %20 oranında KDV hesaplanması gerektiğini, davalının takibi uzatmak amacıyla itiraz ettiğini belirterek %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, alacağın muaccel olması ve rehinle temin edilmemiş bulunması nedeniyle İİK 257/1 maddesi uyarınca davalının menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine teminatsız veya uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasını, ihtiyati haciz talebinin kabulünü, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkili ... hakkında kaçak elektrik kullanımı iddiasıyla fatura düzenlediğini ve bu faturanın ödenmediği gerekçesiyle itirazın iptali davası açtığını, ancak dava konusu ... tekil kodlu tesisat ve ... sözleşme numaralı aboneliğin müvekkili ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, söz konusu adresin Sultangazi ilçesinde yer aldığını, müvekkilin bu abonelikle ilişkisinin olmadığını daha önceki icra takibi ve yargılamalarda belirttiğini, .... İcra Müdürlüğü’nün 2008/.... sayılı dosyasındaki takibe itiraz üzerine .... Asliye Ticaret 2014/... Esas sayılı dosyasında görülen davada mahkemece abonelik sözleşmesindeki imzanın müvekkile ait olmadığının tespit edildiğini ve davanın reddine karar verildiğini, ayrıca ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/... sayılı dosyasında yapılan yargılamada da müvekkilin söz konusu suçu işlemediğinin bilirkişi raporuyla sabit görüldüğünü ve beraatine karar verilerek bu kararın 28.02.2013 tarihinde kesinleştiğini, davacı şirketin müvekkilin bu tesisatla ilgisi olmadığını bilmesine rağmen kötü niyetli olarak yeniden dava açtığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları uyarınca basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacının sahte imzaya dayalı takip başlatmasının kötü niyetli olduğunu, davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, tüm bu nedenlerle haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddini, İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi gereğince davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, kaçak elektrik tüketim tutanağından kaynaklı tahakkuk ettirilmiş olan faturanın tahsili istemiyle davalı aleyhine başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda; işbu davanın 06/10/2025 tarihinde Tüketici Mahkemesine hitaben sunulan dava dilekçesi ile birlikte açılmakla .... Tüketici Mahkemesinin 2025/... Esasına kaydının yapıldığı, mahkemesince tensiben verilen görevsizlik kararı akabinde dosyanın .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/... Esasına kaydının yapıldığı, mahkemesince taraf teşkilinin sağlanarak davalının tacir olup olmadığına yönelik yapılan araştırma akabinde dosya üzerinden ön inceleme yapılmadan verilen görevsizlik kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulmuş ise de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2026/565 Esas, 2026/898 Karar Sayılı, 02/04/2026 Tarihli ilamı ile istinaf başvurusunun HMK m.341 hükmü uyarınca usulden reddine karar verilmesi akabinde dosyanın mahkememizin işbu esasına kaydının yapılmış olduğu, dosya kapsamında celp edilen vergi dairesi kayıtlarında davalının tacir vasfının bulunduğu görülmekle mahkememizin görevli olduğu kanaatine varılarak yargılama yapılmıştır.
Davalı vekili tarafından süresi içerisinde ibraz edilmiş olan cevap dilekçesinde davacı ile davalı arasında sözleşme ilişkisinin bulunmadığı, aynı sayaca ilişkin olarak akdedildiği iddia edilen sözleşmedeki imzanın davalının eli ürünü olmadığına dair hem ceza hem de hukuk mahkemelerinden alınan ve kesinleşen kararların bulunduğu, alacağın zamanaşımına uğradığının iddia edildiği görülmekle öncelikle zamanaşımı iddiası bakımından inceleme yapılacaktır.
Dosyaya ibraz edilen ve celp edilmiş olan belgeler incelendiğinde; davaya konu edilmiş olan .... İcra Dairesinin 2017/... Esas sayılı icra takibinin 03/10/2017 tarihinde başlatıldığı, takibe dayanak olarak gösterilmiş olan faturanın 6.955,44 TL bedelli, son ödeme tarihinin ise 01/11/2006 olduğu, anılan faturanın ... tesisat numarasına ait tutulan ... numaralı 30/11/2005 tarihli tutanağa istinaden tahakkuk ettirilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar davalı tarafça davacı ile aralarında abonelik ilişkisi bulunmadığı iddia edilmiş ise de Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 28/01/2016 tarih 2015/1314 Esas- 2016/930 Karar sayılı ilamında; "kaçak elektrik kullanımından dolayı tutanak tutulduğundan taraflar arasında “sözleşme benzeri” bir borç ilişkisinin kurulduğu, sözleşme benzeri bir ilişkinin kurulması halinde olaya uygulanacak zamanaşımı süresinin 10 yıl olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiş olup gerek bu yerleşik uygulama göz önünde bulundurulduğunda gerekse de taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğunun kabulü halinde nazara alınması gereken 6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 146. Maddesinin "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca somut olayda uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 10 yıl olması gerektiği kabul edilmiştir. Kural olaral borcun alacaklı tarafından icra takibine veya itirazın iptali ya da alacak davasına konu edilmesi halinde borçlunun zamanaşımı itirazını ödeme emrine itiraz süresi içerisinde veya ilk itiraz süresi içerisinde pekâlâ yapabileceğinden somut olayda ilk itiraz ile birlikte ileri sürülmüş olan zamanaşımı itirazı usulüne uygun kabul edilmiş bu kapsamda yapılan hesaplamada davaya konu fatura bakımından son ödeme tarihinin 01/11/2006 olması sebebiyle icra takip tarihi olan 03/10/2017 tarihi itibari ile 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, zamanaşımını kesen sebepler olduğunun davacı tarafça ispatlanamadığı, alacağın talep edilebilme ihtimalinin bulunmadığı görülmekle emsal mahiyette olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2024/3072 Esas, 2025/2259 Karar Sayılı, 23/09/2025Tarihli ilamı ile aynı dairenin 2024/123 Esas, 2024/1345 Karar Sayılı, 09/05/2024 Tarihli ilamları da göz önünde bulundurulduğunda davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalının davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebi bakımından yapılan incelemede;
İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası uyarınca alacaklının kötü niyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Hemen belirtilmelidir ki, alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretide ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde, icra takibine girişen alacaklının kötüniyetli olduğu kabul edilmektedir. Anılan yasa hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir.
Hemen belirtilmelidir ki, alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İİK’nın 67. maddesi anlamında ‘haksız’ ise de, ‘kötü niyetli’ olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13.06.2019 tarihli ve 2017/19-928 E., 2019/658 K., 01.03.2017 tarihli ve 2015/1048 E., 2017/380 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. Başka bir ifadeyle; İİK’nın 67/2. maddesi hükmüne göre, itirazın iptali davasının davalı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davalı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davalı (borçlu)’nun üzerindedir.
Somut olay bakımından yapılan incelemede davacının alacak isteminin dayanağını oluşturan faturanın son ödeme tarihinin 01/11/2006 olduğu, 10 yıllık genel zamanaşımı süresi dolduktan sonra 03/10/2017 tarihinde davacının takibe girişmiş olduğu, bu hali ile davacının kötüniyetli olduğu kanaatine varılmakla davalının davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi isteminin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine,
2-Davalının davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi isteminin kabulü ile 24.563,36 TL'nin %20'si oranında olan 4.912,67-TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine
3-Alınması gerekli olan 732,00-TL karar ilam harcından başlangıçta dava açılırken peşin olarak alınan 615,40-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin kendi üzerine bırakılmasına,
5-Davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 24.563,36 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.140,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına.
7-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/09/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır