Ticari elektrik satış sözleşmesinin feshi sonrası haksız fesih ceza bedelinin icra tehdidi altında ödenmesi üzerine açılan istirdat davası.
Özet: Davacı şirket, taraflar arasındaki elektrik enerjisi satış sözleşmesini tek taraflı feshetme hakkını kullanmasına rağmen, davalı şirket tarafından haksız yere düzenlenen fesih ceza bedeli faturaları nedeniyle başlatılan icra takibi sonucu haciz baskısıyla ve itirazi kayıtla ödediği 563.859,35 TLnin iadesini, borçlu olmadığının tespitini ve kötü niyet tazminatını talep ederken; davalı şirket, fesih cezasının sözleşme ve protokol gereği tahakkuk ettirildiğini, davacının bildirim süresine uymadığını, ödemenin rızayla ve ihtirazi kayıtsız yapıldığını belirterek davanın reddini savunmaktadır.

T.C.
İSTANBUL18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2026/301 EsasKARAR NO:2026/674DAVA:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ:07/04/2026KARAR TARİHİ:15/09/2026Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalı şirket arasında 05.02.2024 tarihinde elektrik enerjisi satış sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin birinci yılının sonunda otuz gün önceden bildirimde bulunmak kaydıyla tek taraflı fesih hakkı tanındığını, müvekkil şirketin bu hakka dayanarak 08.01.2025 tarihinde fesih iradesini davalı tarafa e-posta yoluyla bildirdiğini, buna rağmen davalı şirket tarafından haksız şekilde fesih ceza bedeli adı altında iki adet fatura düzenlendiğini, müvekkil şirketin bu faturalara 25.04.2025 tarihinde ... sistemi üzerinden ve .... Noterliği'nin 28.04.2025 tarihli ihtarnamesi ile itiraz ettiğini, davalı şirketin söz konusu faturalar nedeniyle 2026/... sayılı Merkezi Takip Sistemi üzerinden icra takibi başlattığını, 2026/... Esas sayılı dosya ile kesinleşen icra takibi neticesinde müvekkil şirketin malvarlığına haciz uygulandığını, bu haciz baskısı altında 563.859,35 TL tutarındaki borcun 09.03.2026 tarihinde itirazi kayıtla ödendiğini, taraflar arasında 02.04.2026 tarihinde yapılan arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını, müvekkil şirketin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu nedenle Müvekkil Şirketin İstanbul ... İcra Dairesi'nin 2026/... Esas sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitini, icra tehdidi altında ödenen 563.859,35 TL tutarının ödeme tarihinden itibaren işleyecek TCMB avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadını, davalı tarafın kötü niyetli olması sebebiyle alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkil şirket arasında 05.02.2024 tarihinde imzalanan Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi ve eki niteliğindeki Tedarik Protokolü uyarınca taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kurulduğunu, davacının sözleşmeyi tek taraflı feshetmek istediğini bildirmesi üzerine 24.04.2025 düzenleme tarihli ... ve ... fatura numaralı fesih ceza bedellerinin tahakkuk ettirildiğini, bu bedellerin tahsili amacıyla başlatılan 2026/... sayılı icra takibi kapsamında 09.03.2026 tarihinde ödenen tutarın iadesi talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafın zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının dikkate alınması gerektiğini, dava değerinin hatalı gösterildiğini ve icra dosyasına yapılan ödemelerin mahsubunun yapılması gerektiğini, davacının ödemeyi kendi rızasıyla ve ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin gerçekleştirdiğini, bu nedenle davacının hukuki yararının bulunmadığını, fesih ceza bedelinin sözleşmenin 4.5. maddesi ve Tedarik Protokolü'nün 2.1. maddesi uyarınca usulüne uygun şekilde hesaplandığını, davacının sözleşmeyi fesih için gerekli olan 30 günlük bildirim süresine uymadığını, fesih bildiriminin süresinden önce yapıldığını, sözleşme yılı ile tedarik süresinin farklı olduğunu, bu nedenle tazminatsız fesih şartlarının oluşmadığını, tahakkuk ettirilen gecikme zammı ve faiz hesaplamalarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51. maddesine ve ilgili yönetmeliklere uygun olduğunu, işlemiş faiz üzerinden KDV hesaplanmasının 3065 sayılı Kanun'un 1/1 ve 10/g maddeleri gereğince yasal zorunluluk olduğunu, davacının talep ettiği faiz türü ve başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu, davacının kaçak elektrik kullanımının tespit edildiğini ve bu hususta düzenlenen tutanağın aksinin ispatlanamadığını belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, taraflar arasında akdedilmiş olan elektrik tedarik sözleşmesinin feshi sebebiyle davalı tarafından tahakkuk ettirilmiş olan fatura uyarınca davacı tarafından icra dosyasına ödenmiş olan bedelin davalıdan istirdadı istemine ilişkindir.Somut olayda; taraflar arasında akdedilmiş olan 05.02.2024 tarihli ''Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi'' ve eki niteliğindeki protokol kapsamında davacı tarafından sözleşmenin feshedilmesi akabinde davalının davacı aleyhine tahakkuk ettirmiş olduğu 24/04/2025 tarihli, son ödeme tarihi 05/05/2025 olan 385.368,00 TL bedelli faturanın tahsili istemiyle davacı aleyhine başlatılmış olan İstanbul ...İcra Dairesi'nin 2026/... Esas sayılı dosyasına (Merkezi Takip Sistemi 2026/... sayılı dosyası) davacının yapmış olduğu 563.859,35 TL ödemenin ödeme tarihi olan 09.03.2026 dan itibaren işleyen TCMB avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadı ile davacıya ödenmesi ve alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesi istemi ile işbu davanın açılmış olduğu, davalı tarafından sunulan cevap dilekçesi ile birlikte her ne kadar tedarik süresinin sözleşmede 01/03/2024 - 28/02/2026 olarak belirlenmiş ise de sözleşmenin akdedildiği tarihte yürürlüğe girecek olması ve sözleşmenin 05/02/2024 tarihinde akdedilmiş olması sebebiyle davacının yapmış olduğu fesih bildiriminin süresinde olmadığından davalı tarafın yapmış olduğu fesih tazminatına yönelik faturalandırmanın usulüne uygun olduğunun beyan edilmiş olduğu görülmüştür. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 72. Maddesinin; "(7)Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca eldeki davada davacı tarafından icra müdürlüğüne "Ekte sunduğumuz vekaletname gereğince dosyaya borçlu şirket ... A.Ş adına vekil kaydımızın yapılmasını, dosya kapak hesabının yapılmasını talep ederiz. Müvekkil tebligattan geç haberdar olunması sebebiyle yasal sürede borca itiraz edilememiştir. Müvekkil şirketin alacaklıya takip konusu hiçbir borcu yoktur. Borca ve borcun sebebine açıkça itiraz ederiz. Dosya borcunu itirazi kayıtla ödeyeceğiz. Menfi tespit ve istirdat davası açma haklarımız saklıdır." şeklinde beyan dilekçesi sunarak aynı tarihte icra dosyasına 563.859,35 TL ihtirazi kayıtla ödeme yapmış olduğu, ödeme tarihi ile işbu dava tarihi arasında geçen sürede hak düşürücü sürenin ve zamanaşımı süresinin dolmamış olduğu anlaşılmakla yargılamaya devam olunmuştur.Uyuşmazlığın çözümü bakımından öncelikle taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme hükümlerinin incelenmesi gerekmekte olup bu kapsamda mahkememizce yapılan kontrolde sözleşmenin 05/02/2024 tarihinde akdedildiği, sözleşmede yer alan aşağıdaki maddelerin eldeki uyuşmazlık bakımından önem teşkil ettiği, bu kapsamda; 8.1. Sözleşme, kapak kısmında belirtilmiş olan imza tarihinde yürürlüğe girer.8.3. Sözleşmenin süresi, feshi ve feshin sonuçlarına ilişkin koşullar, ve sair husus işbu Sözleşmenin eki olan Tedarik Protokolünde düzenlenmektedir. Taraflar, Sözleşme'nin eki olan Tedarik Protokolü'nü ve Sözleşme'yi yazılı mutabakat ile değiştirebilecekleri gibi yeni ek protokoller de düzenleyebilirler. 11.2. Sözleşme kapsamındaki her türlü bildirim e-posta veya KEP adresi aracılığı ile yapılabilir.11.4. Bu madde kapsamında gönderilen her türlü bildirim veya fatura gönderildiği gün tebliğ edilmiş sayılır.Sözleşmenin eki niteliğindeki Protokolün aşağıdaki maddelerinde;İşbu Tedarik Protokolü 05.02.2024 tarihinde akdedilen Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi'nin özel şartlarını ihtiva etmekte olup, Sözleşme'nin eki ve ayrılmaz bir parçasıdır. İşbu Tedarik Protokolü; metin içinde “Tedarik Protokolü” olarak, taraflar arasında akdedilen Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi metin içinde “Sözleşme” olarak anılacaktır. 2.1. İşbu Tedarik Protokolü imza tarihinde yürürlüğe girer. Protokole konu tedarik hizmetinin süresi 01.03.2024 ile 28.02.2026 tarihleri arasındaki dönemi kapsar. Müşteri, Sözleşmenin 1. yılı sonunda, 30 gün önceden bildirimde bulunmak kaydı ile sözleşmeyi tek taraflı tazminatsız feshedebilir.4.4. İşbu 4.4. maddenin devamında sayılan durumların gerçekleşmesi halinde 4.5. madde uyarınca hesaplanacak fesih tazminatı, Müşteri tarafından Tedarikçi'ye hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın derhal ödenir.(i) Müşteri, Sözleşme ve/veya Tedarik Protokolü'nü, Tedarik Protokolü'nde belirlenen sona erme süresinden önce, haklı bir gerekçe olmaksızın feshederse(ii) — Tedarikçi, Tedarik Protokolü'nün 4.1., 4.2. ve 4.3. maddesi hükümlerince işbu Tedarik Protokolü ve/veya Sözleşme'yi haklı nedenle feshederseŞeklindeki düzenlemeleri uyarınca somut uyuşmazlık bakımından sözleşmenin davacı tarafından süresi içerisinde usulüne uygun olarak feshedilip edilmediği kontrol edildiğinde mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2025/3114 Esas, 2026/395 Karar Sayılı, 12/02/2026 Tarihli güncel "Asıl davada fazla yapılan ödemelerin ve fesihten sonra düzenlenen fatura bedellerinin iadesi ile sözleşmesinin feshi nedeniyle cezai şart alacağına ilişkin davalının düzenlediği 16.364,36 TL bedelli faturadan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, birleşen davada ödenmeyen fatura alacağının tahsili için yapılan takibe karşı itirazın iptali talebine ilişkindir. ... Sözleşme her ne kadar 26.01.2015 tarihinde imzalanmış ise de, tedarık başlangıç tarihi: 01.08.2015 ve sözleşme bitiş tarihi: 01.08.2017 olarak belirtildiğinden,tedarik başlangıç tarihinin baz alınarak sözleşmenin 01/08/2017 tarihinde sona ereceği kabul edilmelidir." şeklindeki gerekçeli ilamı kapsamında taraflar arasındaki sözleşmenin akdedildiği tarih 05/02/2024 ise de Protokole konu tedarik hizmetinin süresi 01.03.2024 ile 28.02.2026 tarihleri arasındaki dönemi kapsayacağının taraflar arasında açıkça kararlaştırılmış olması sebebiyle bu hali ile hizmetin başlangıç tarihinin 01/03/2024 tarihi olduğu ve 1 yıl sonrasının 01/03/2025 olduğu, sözleşmedeki "Müşteri, Sözleşmenin 1. yılı sonunda, 30 gün önceden bildirimde bulunmak kaydı ile sözleşmeyi tek taraflı tazminatsız feshedebilir." düzenlemesi uyarınca 01/03/2025 tarihinden 30 gün önceden davacı tarafından yapılacak bildirim ile sözleşmenin tazminatsız olarak feshedilebileceği, bu kapsamda dosyaya ibraz edilen deliller üzerinden yapılan ve davalı tarafından da kabul edildiği üzere davacı tarafından fesih bildiriminin 08/01/2025 tarihinde yapılmış olduğu anlaşılmakla davacının süresi içerisinde usulüne uygun olarak fesih bildiriminde bulunmuş olduğu, bu hali ile davalının davacıdan fesih sebebiyle tazminat talep etmek hakkının bulunmadığı, davacının icra takibine konu edilmiş olan fatura bedelini ihtirazi kayıt ile ödemiş olduğu hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde 09/03/2026 tarihinde yapmış olduğu ödemenin, ödeme tarihinden itibaren işleyen TCMB avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadı ile davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde ayrıca davalının takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine yönelik talebinin değerlendirilmesinde ; "2004 sayılı icra ve iflas kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. anılan maddenin 5. fıkrası aynen; “dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. ilamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” hükmünü içermektedir.madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır.Başka bir ifadeyle; icra iflas kanunu'nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir.Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve 2010/19-123 esas, 2010/154 karar, 07.12.2011 tarihli ve 2011/13-576 esas 2011/747 karar ve 20.03.2013 tarihli ve 2012/19-778 esas, 2013/250 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E. 2019/3354 , K.2019/11145, T. 20.05.2019 ) " yönündeki yerleşik kararlar uyarınca somut olay değerlendirildiğinde takibin her ne kadar haksız olduğuna karar verilmiş ise de davacı tarafından davalının kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı kanaatine varılmakla davacının davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM :Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;1-Davacının davasının KABULÜ ile davacının İstanbul ...İcra Dairesi'nin 2026/... Esas sayılı dosyasına (Merkezi Takip Sistemi 2026/... sayılı dosyasına) yapmış olduğu 563.859,35 TL ödemenin ödeme tarihi olan 09.03.2026 dan itibaren işleyen TCMB avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine,2-Davacının davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi isteminin reddine,3-Alınması gerekli olan 38.517,23-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 9.629,31-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 28.887,92-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 10.465,31-TL (başvurma, vekalet harcı ve peşin harç) davetiye, posta gideri: 72,90-TL olmak üzere toplam: 10.538,21-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 90.217,50 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 6.000,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/09/2026Katip ...e-imzalıdır Hakim ...e-imzalıdır