Denizli Bölge Adliye Mahkemesi, tasfiye sürecindeki kooperatifte yönetim kayyımı atanması talebinin reddine ilişkin istinaf başvurusunu değerlendiriyor.
Özet: Davacı, uzun süredir tasfiye halinde olan ve mevcut yönetim kurulu tarafından tasfiye işlemlerinin kasten ihmal edildiğini, kooperatifin tasfiyeden döndürülmeye çalışıldığını ve bu durumun menfaat çatışmalarına yol açtığını ileri sürerek, kooperatifin mevcut yönetim kurulunun görevden el çektirilmesi ve alanında uzman kişilerin yönetim kayyımı olarak atanması talebiyle dava açmıştır. İlk derece mahkemesi, kayyım atanması talebinin yaklaşık ispat kuralının gerçekleşmediği ve kooperatifte organ boşluğu olmadığı gerekçesiyle reddetmiş, davacı ise bu karara karşı istinaf yoluna başvurarak, kooperatif yönetiminin tasfiye memuru olarak görevini kötüye kullandığını ve fiili bir yönetim zaafiyeti bulunduğunu detaylı bir şekilde argümanlarıyla desteklemiştir.

T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ : 17/09/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/07/2026 (Ara Karar)
NUMARASI :... Esas
DAVACI : ...
DAVALI : 1-... ...
DAVALI : 2-...
...
DAVALI : 3-...T.C. Kimlik no:...
DAVALI : 4-...
VEKİLİ : Av....
DAVANIN KONUSU : Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)
G.KARAR YAZIM TARİHİ : 18/09/2026
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; halen davalı kooperatifin ortağı olduğunu, davalı kooperatif hakkında 2010 yılından bu yana tasfiye kararı alındığını ve ortaklar ana sözleşmesi ile Mevzuat gereği yönetim kurulu üyelerinin tasfiye memuru olmalarına rağmen tasfiye işlemlerini yerine getirmeyerek görevlerini kasıtlı olarak ihmal ettiklerini belirterek, davalı Tasfiye Halinde S.S. ... Yapı Kooperatifi'nin mevcut yönetim kurulunun 1163 Sayılı Kanun'un 99/2. Maddesi gereğince tedbiren görevden el çektirilmesine, kooperatifi temsil ve idare etmek üzere alanında uzman kişilerin mahkemece yönetim kayyımı olarak atanmasına, kayyımların ilk iş olarak kooperatifin mevcut mali durumunu tespit edip, en kısa süre kooperatif mallarının üyelere dağıtılması ve kooperatifi olağanüstü genel kurula götürmekle yükümlü kılınmalarına, kayyım masrafları ve yargılama giderlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk derece mahkemesi 02/07/2024 tarihli ara kararında; Somut olayda; her ne kadar davacı asil 03/06/2026 tarihli dilekçesi ile, tedbiren mevcut yönetim kurulunun görevden el çektirilmesi ve davalı şirkete yönetim kayyımı atanması talebinde bulunmuş ise de; istenilen tedbirin niteliği şirkete kayyım atanması talebi olup, istem hususunda dosya kapsamına göre yaklaşık ispat kuralının somut olay yönünden gerçekleşmediği, istemin yargılamaya muhtaç olduğu ve davalı şirkette organ boşluğu olmadığı gerekçesiyle, davacı asilin tedbiren mevcut yönetim kurulunun görevden el çektirilmesi ve davalı şirkete yönetim kayyımı atanması talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı kooperatifin 2007'den bu yana genel kurul kararı ile tasfiye halinde olup 2021 yılının Haziran ayında göreve gelen Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu her nedense kooperatifi tasfiye etmek yerine işletme kooperatifi modelini üyelere dayattıklarını, 2023 ve 2024 yılları arasında kanuna aykırı olarak işletme kooperatifi kurmaya çalışan mevcut yönetim ... Ticaret Mahkemesinin verdiği iptal kararıyla ve karar üzerinde ihtiyati tedbir koyarak bu hukuksuzluğa nokta koyduğunu, bu nedenle arsa üzerinde ticari ranta ulaşamayan mevcut yönetim taraflarınca açılan Kooperatife Yönetim Kayyımı ataması davasından sonra sürekli kooperatifin tasfiyeden dönülmesi için üyeleri yerli yersiz tehdit ederek yeni genel kurullar düzenlediğini, koooperatif yönetimiyle aynı menfaatleri doğrultusunda bulunan site yönetimi ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin.... esas nolu kararıyla yok hükmünde sayıldığını, 19/07/2026, 20/07/2026, 21/07/2026 tarihlerinde yapılan genel kurullarda her parsel kendi yönetim ve denetimini tayin ettiği ancak 6310, 6313, 6314, 6315 nolu parsellerin Toplu Yapıyı onaylamadıklarını, dolayısıyla site yönetiminin Kat Maliklerince fes edildiğini, bu koşullar altında aynı zamanda site yöneticisi olan kooperatif yönetiminin siteyi yönetemediğini, kooperatif içinde bulunan ve bütçe yönünden kooperatif bütçesiyle mündemiç olan kat malikleri kurulunu da yönetemediğini, bu haliyle her ne kadar kooperatifte yönetim zaafiyeti oluşmamış gibi gözükse de Kat Malikleri Kurulunca kooperatif arasında fasılalar arasında para alışverişi olmak üzere pekçok menfaat olmasına rağmen site yönetiminde oluşan yönetim kaosudan ötürü kooperatif yönetiminin yönetim görevini yerine getiremediğini, kaldı ki kooperatif yönetiminin halen Tasfiye Memuru olup birtakım şahsi menfaatlerinin sürdürülebilmesi için 16 yıldan bu yana yönelik dişe dokunur iş yapmadığını, kooperatif ortaklarının menfaatinin tasfiyeden dönme doğrultusunda olmadığını, sırf bu davayı dolanmak ve ortadan kaldırmak için tasfiyeden dönme gündemi altında genel kurul yaparak bu genel kurulda tasfiyeden dönülmesi teklifinin reddedildiğini, mevcut yönetimin ortaklara tasfiyeden dönülmesi yönünde irade kullanmaları için, işçiler işten çıkarılacak, yüklü tazminatlar ödenecek, elektriğiniz, suyunuz kesilecek vb tehditlerde bulunduklarını buna rağmen tasfiyeden dönülmesinin kabul edilmediğini, dava dilekçesinde açıkça ifade edildiği üzere öncelikle son 5 yıldır görevde bulunan yönetim ve denetleme kurulları mülkiyeti ortaklara ait olan pek kıymetli arsayı ortaklar adına tescil ettirmemek için her genel kurulda üyeleri bir takım tehdit ve telkinlerle genel kurulu yanıltarak ortakları bazı kararlar almaya zorladıklarını, birleşme yoluyla işletme kooperatifi kurulmasının üyelere ek yükümlülük getireceğinin açık olduğunu, işletme kooperatifinde davalı yönetim ve denetim kurulunun çeşitli yöntemlerle sistematik biçimde üyelere dayatmaya çalıştıkları işletme kooperatifine geçiş ile arzuladıkları hedefin ise; kooperatife ait ve halen kooperatif adına kayıtlı bulunan 160/1,160/2,2996 no'lu parsellerin yani turizm ruhsatlı arsaların kiralanması yoluyla umdukları menfaat olduğunu, bu konudaki niyetlerini açıkça ve dürüstçe ifade edemediğini, çünkü arsanın son derece kıymetli olduğunu, arsayı üyelere tescil ettirmek yerine bir şekilde üyelerin tasarrufundan çıkararak arsayı ranta çevirme amacına yönelik gizli niyetleri bulunduğunu, bu nedenle her yıl üyelere bıkkınlık getirecek düzeyde değişik formüller üreterek arsanın üyelerin mülkiyetine geçmesine engel olmaya çalıştığını, mevcut yönetim açık açık “şayet işletme kooperatifi kurulmazsa devletin arsamıza el koyacak” şeklinde üyelere yanıltıcı bilgilerle etki yapılmakta ve üyeler yönlendirilerek üyelerin oylarının alınmaya çalışıldığını, bu durumun hem üyelere hem de kanuna karşı hile olduğunu, kendilerinin yaş ortalaması 70 civarında olan ağırlıklı emekli öğretmenlerden oluşan kamu görevlisi dar gelirli insanlar oldukarını, tüm hayatları boyunca çocuklarına miras bırakabilmek için ... Yapı Kooperatifini kurup bu günlere getirdiklerini, ancak kendilerine ait olan mallarını teslim etmemek için her türlü akıl oyunları oynayan yönetim ve denetim kurulu bir grubun menfaatine hizmet verebilecek yaklaşımla bizlere mahalle baskısı yaparak dava haklarını zaafa uğratmaya çalışıp 50 yıllık ortaklarını kendilerine düşman etme gayretinde olduklarını, bunun tek amacının kooperatifin turizm arsası ve sahilinde yatan rant olduğunu, konu hakkında ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne açılan.... esas sayılı davalarla İşletme Kooperatifi kurulması yönünde alınan kanunsuz yönetim yetkisinin boşa çıktığını, ... Yapı Kooperatifinin konut yapı kooperatifi olup eşit paylı ortak hedefli özel bir kooperatif türü olduğunu, amacını gerçekleştirdiğinde ranta dönüştürülmeden tasfiye işlemlerinin gerçekleştirilmesi gerektiğini, ancak mevcut yönetim... Ağır Ceza Mahkemesi ve buna paralel olarak ... Asliye Hukuk Mahkemesinde yargılanmakta olan sanık ve davalıların oy desteğini sürdürebilmek için bu davaların önündeki meseleleri ortadan kaldırabilmek adına bir kısım tasfiye işlemlerini gerçekleştirdiğini, örnek kabilinden mülkiyeti kooperatife ait olan trafoyu bila bedelle devrettiği, konutların ortaklara tescil edildiğini, kooperatif mülkiyetinde bulunan motosikletin satıldığını, işçilerin siteye tazminatları ödenerek geçirildiğini, böylece tasfiyenin fiilen başladığını, dolayısıyla yönetim genel kurulda tasfyeden dönme kararı alsaydı zaten kanunsuz tasfiyeden dönme kararı olacağını, tüm bunların kooperatifin menfaatiyle uyarlı olmadığını, şu halde ortakların tasfiyenin bir an önce gerçekleştirilerek menfaatlerine ulaşma hakkı mevcutken yönetim ve sözde denetleme ve bunlarla haraket eden bir takım menfaat odaklarının tasfiyeyi öteleme veya tasfiyeden dönme teşebbüsleri yönetim ve denetim görevlerinin kasti olarak kötüye kullanıldığına delalet edeceğini, bu koşullar altında fiilen tasfiye memurluğu görevini yapmayan veya yapamayan yönetim kurulunun görevden el çektirilmesi mahkemece atanacak yönetim kayyımı tarafından tasfiye işlemlerinin bir an evvel gerçekleştirilmesi gerektiğini, buna dair dava dilekçesinde talep edilen tedbir için yaklaşık haklılık ve telafisi imkansız zarar koşullarının oluşmuş olmasına rağmen tedbir koşullarının oluşmadığından bahisle ihtiyadi tedbir talebinin reddine karar verilmesinin isabetli olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava, kooperatif yönetim kurulunun işten el çektirilmesi, istinaf başvurusuna konu uyuşmazlık ise yönetim kayyımı atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 389/1. fıkrasına göre; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanunun 390/3. fıkrasına göre; tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi hükmünden anlaşılacağı üzere; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbir için yaklaşık ispat yeterli görülmüş olup sunulan belgelerle talep edenin, davada haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi ve diğer şartların da varlığı halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir.
Dosyadaki belgelere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesine, kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 427/1-4. maddesi uyarınca bir şirkete yönetim kayyımı atanabilmesi için, şirketin yasal organlarının mevcut olmaması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamamış olması gerektiğine, ihtiyati tedbir yoluyla kayyım atanmasının şartlarının bulunmadığına göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....Esas sayılı dosyasında verilen 02/07/2026 tarihli ara karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.17/09/2026
...
Başkan ...
Üye ...
Üye ..
Katip ...
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.