İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, eski çalışanların ticari sırları ve müşteri portföyünü rakip şirkete aktararak haksız rekabet oluşturduğu iddiasıyla maddi tazminat ve ihtiyati tedbir (faaliyet durdurma) talep edilen dava.
Özet: Davacı şirket, eski çalışanlarının iş akitleri sona erdikten sonra rakip bir firmada çalışmaya başlayarak, şirketin ticari sırlarını, üretim süreçlerini, ürün formüllerini ve müşteri portföyünü kullanarak haksız rekabet eylemlerinde bulunduğunu, müşterileri kendi firmalarına çekmeye çalıştıklarını ve bu durumun şirkete zarar verdiğini öne sürerek haksız rekabetin tespiti, maddi tazminat ödenmesi ve rakip şirketin faaliyetlerinin durdurulması veya sınırlandırılması talebinde bulunmuştur; davalılar ise davanın görev ve yetki itirazları ile birlikte, iddiaların asılsız olduğunu ve rekabet yasağına aykırı bir eylemleri olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

T.C.
İSTANBUL1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : 2026/1120 EsasKARAR NO : 2026/842DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 05/07/2024KARAR TARİHİ : 28/09/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile aralarında iş sözleşmesi bulunan davalı ... ve ...'nın iş sözleşmelerinin sonlandırılmasının ardından müvekkili şirket ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren işbu davalı şirket ... A.Ş. 'de çalışmaya başladıklarını, müvekkili şirketin tüm çalışma sistemini, şirketin üretim sürecini ve piyasaya sürdüğü ürünlerin formülleri ile şirketin know-how kapsamında sahip olduğu püf noktası niteliğindeki gizli bilgilerini diğer davalı ... A.Ş. ile paylaştıklarını, ve müvekkili şirketin müşteri portfoyünü tamamen bilen davalı eski müvekkili şirket çalışanları tek tek müvekkili şirketin müşterilerini arayarak teklif vermekte ve müşterileri kendilerine çekmeye çalışmakta olduğunu, davalılar tarafından aranılan müşterilerin müvekkili şirketi bilgilendirmesiyle müvekkili şirketin işbu durumdan haberi olduğunu, davalılar haksız rekabet yasağına aykırı hareket ederek müvekkili şirketin zarar etmesine neden olduğunu belirterek, haklı davalarının kabulü ile, davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere her bir davalıdan 100,00 TL olmak üzere toplam 300,00 TL maddi tazminatın avans faizi ile birlikte davalılardan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine, ihtiyati tedbir mahiyetinde dava sonuçlanıncaya kadar, müşteri firmalara müvekkili şirketin sunduğu hizmetin aynısını haksız rekabete aykırı şekilde sunduğu ve haksız rekabet içerikli eylemlerine devam ettiği açıkça görüldüğünden davalı ... A.Ş. faaliyetinin durdurulmasına, Mahkemece kabul edilmediği takdirde; müvekkili firmanın faaliyet alanına girilmemesi amacıyla ...A.Ş. faaliyetinin sınırlandırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki haksız rekabetten kaynaklanan maddi tazminat davasında, davanın tüm davalılara karşı Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması mümkün olmadığını, zira diğer davalılar işçi sıfatında olduğundan ve iş sözleşmesinden kaynaklanan haksız rekabete ilişkin davalarda görevli mahkeme İş Mahkemeleri olduğundan, huzurdaki davanın müvekkili şirket yönünden reddi ile birlikte diğer davalılar bakımından tefrik edilmesine ve görevli İş Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin adresi Küçükçekmece/İstanbul olduğunu, Küçükçekmece yargı çevresi ticari mahkeme olarak ... Asliye Ticaret Mahkemelerine bağlı olduğunu, ancak buna rağmen davacılar davasını İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açtığını, bu nedenle davanın Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan usulen reddine, aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ve davacı işveren ile, arasında haksız rekabet şartları oluşmadığını ve bu kapsamda herhangi bir rekabet yasağı sözleşmesinin yapılmadığını, müvekkilinin ticari sırlarınıza vakıf olmadığını, davacının iddia ettiği yönde, müvekkillerinin hiçbir eylemi bulunmamakta olduğunu, davacı tarafından ileri sürülen iddialara ilişkin somut bir delil veya yazılı bir sözleşme bulunmadığı gibi, iddia edilen tespitlerin neler olduğu da muallak olduğunu, müvekkilince iş sözleşmesi haklı olarak feshedildiğini, hukuki dayanaktan yoksun, haksız, kötü niyetli ve mesnetsiz olarak açılan; iş bu davanın reddine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.MAHKEMEMİZCE CELP EDİLEN VE DEĞERLENDİRİLEN DELİLLER: 1-... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma ve ... Karar sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden incelenmiştir.2-... 43. İş Mahkemesi'nin ... Esas Sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden incelenmiştir.3-... 41. İş Mahkemesi'nin ... Esas Sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden incelenmiştir.4-Davalı ...'nın ... kayıtları dosya arasına alınarak incelenmiştir. 5-Davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde ve delil dilekçesi ekinde sunulan deliller incelenerek değerlendirilmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile; davalılar ...ı'nın davacı şirkette çalıştığını davalı ...'nın da davacı şirket nezdinde danışmanlık sözleşmesi ile davacı şirkete danışmanlık hizmeti verdiğini, davalıların davacı şirkette çalışması sona erdikten sonra davalı şirkette işe girdiğini ve davacı şirketin müşteri portföyünü tamamen bildikleri için davacı şirketin müşterilerini arayarak davacı ile çalışmayı sonlandırmaları ve davalı şirket ile çalışmaları yönünde telkinlerde bulunarak davacı şirkete zarar verdiklerini davalıların davacı şirket çalışmasında elde ettikleri bilgiler ve müşteri portföyü gibi hassas bilgileri davalı şirket ile paylaşarak haksız rekabet eyleminde bulunduklarını iddia etmiş ve bu sebeple haksız rekabetin tespiti ve men'i ve tazminat alacağının tahsiline karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmaktadır.6102 sayılı Kanun'un haksız rekabete ilişkin 54. Maddesi şu şekildedir:"MADDE 54- (1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır."Bilindiği üzere ülkemizde serbest piyasa ekonomisi uygulanmakta olup, çalışma ve sözleşme hürriyeti 1982 Anayasası ile güvence altına alınmış, devletin serbest piyasa ve piyasaya katılanlar arasında rekabeti bozucu iş veya işlemlere müdahale edebileceği düzenlenmiştir. Bu bağlamda serbest piyasada rekabet eden tacirlerin faaliyetlerinde yasal düzenlemeleri ve kanuni sınırlamaları gözetmesi, ticari rekabetlerini kanuni sınırlamalar içerisinde serbestçe gerçekleştirmeleri birbirlerine karşı haksız ve hukuki olmayan, gayri ahlaki ve dürüstlük kuralına aykırı uygulamalara gitmeden rekabetlerini sürdürmeleri asıl olarak kabul edilmiştir.Haksız rekabet hükümleri, öncelikle, piyasada rekabet özgürlüğünün sınırlarının çizilmesi amacına hizmet etmektedir. Haksız rekabet hükümlerinin bir diğer amacı ise rakiplerin ekonomik varlıklarını korumaktır. TTK haksız rekabet hükümleri, “iktisadi rekabet” ve “suistimal” esasları üzerine değil; rekabetin dürüstlük ilkesi bağlamında düzenlenmesi, yanıltıcı ve gerçeğe uymayan reklamlara karşı kurallar konulması esasları üzerine düzenlenmiştir . 6102 sayılı Kanun'un 54. Maddesinde de bu prensiplerin belirtildiği anlaşılmakta olup, haksız rekabet esas itibariyle ticari nitelikteki haksız fiil ve uygulamaların özel bir görünümü niteliğindedir. Nitekim 6102 sayılı Kanun'un 55. Maddesinde çeşitli fiil ve uygulamalar haksız rekabet kapsamında örnekleme yolu ile sayılmış olup, ilgili hükümde belirtilen fiil ve uygulamalar sınırlı sayıda değildir. Dürüstlük kuralına aykırı, haksız nitelikteki ticari eylem ve işlemler olayın ve durumun koşullarına göre haksız rekabet niteliğinde olacaktır. Kanun hükmünden görülebileceği üzere haksız rekabetin ana unsuru dürüstlük kuralına aykırılık olarak kanun koyucu tarafından belirlenmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 54. Maddesi genel yapısı gereğince haksız rekabetin temel ilke ve unsurlarını vermiş olup, bu ilke ve unsurlar; dürüst ve bozulmamış rekabetin temini için bütün katılanlar menfaatine rakipler veya tedarikçiler ile müşteriler arasındaki ilişkilere yönelik aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı davranışların haksız ve hukuka aykırı olarak kabul edileceğini belirtmiştir. Görüldüğü üzere haksız rekabet hükümlerinin amacı; bütün katılanların, yani ekonomi, tüketiciler, rakipler ve kamu menfaatine yönelik dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. TTK uyarınca bir eylemin haksız rekabet teşkil etmesi, dürüst davranma kuralının ihlal edilmesi halinde söz konusu olmaktadır. Dürüstlük kuralına aykırılık; iş etiğine, doğruluğa, dürüstlüğe ters olan aldatıcı, yanıltıcı veya kandırıcı davranışlarla ya da ticari uygulamalarla ortaya çıkmaktadır. Anılan davranış ya da ticari uygulamalar, rekabetin işlevsel kurallarını zedelemekte ve rekabetten beklenen sonuçların alınmasını engellemektedir. 6102 sayılı Kanun'un 54. Maddesinin 1. Fıkrasında açık bir şekilde bütün katılanlar menfaatine olmak üzere ibaresi kanun koyucu tarafından belirtilmiş olup, 6102 sayılı Kanun'un 54. Maddesinin 2. Fıkrasında da rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkilemesi ifadesinden anlaşıldığı üzere, haksız rekabete neden olan davranış veya uygulamanın rakipten ya da rekabet ilişkisi olmayan üçüncü bir kişiden kaynaklanmasının bir önemi bulunmamaktadır. Önemli olan davranış veya uygulamaların rakipler, tedarik edenler ve müşteriler gibi rekabet oyununa katılan arasındaki ilişkileri etkileyebilecek, işleyişi bozabilecek nitelikte bir fiil olmasıdır. 6102 sayılı Kanun kapsamında bir eylemin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için doğrudan aynı işte faaliyet gösterilmesine, doğrudan rakip olmaya ve aynı ürünün üretim veya satışını gerçekleştirmesine de gerek bulunmamaktadır. 6102 sayılı Kanun'da bulunan haksız rekabete ilişkin hükümler değerlendirildiğinde; haksız rekabet eylemini gerçekleştirenin doğrudan menfaat sağlamasının ve yapılan eylemde kusurlu bulunmasının zorunlu olmadığı anlaşılmaktadır. Bir diğer farklılık ise eyleme maruz kalan bakımından zararın mutlaka meydana gelmesinin gerekmediği, zarar tehlikesinin varlığı ve zarar tehlikesine maruz kalmanın yeterli olduğu hususudur. 6102 sayılı Kanun'un haksız rekabet hükümleri bu yönlerden 6098 sayılı Kanun'un haksız fiil hükümlerinden ayrılmaktadır. Yukarıda yer verilen teorik açıklamalar ışığında somut olay ve dosya kapsamındaki deliller aşağıdaki şekilde değerlendirilmiştir.Davalı ...'ya İsnat Edilen Eylemler Yönünden Yapılan Değerlendirme:Davacı tarafından davalı ...'ya isnat edilen eylemler yönünden davadan feragat edilmiş olup, Mahkememizce davalı ... yönünden dava tefrik edilerek feragat nedeniyle red kararı verilmiş olup, davacının davalı ...'nın eylemleri yönünden davasından feragat etmesinin davalı ... Şirketi'ne de sirayet edeceği anlaşılmakla davacı tarafından davalı ...'ya isnat edilen eylemler yönünden davanın temelde haksız fiile dayalı olduğu gözetilerek davalı ... Ticaret Anonim Şirketi yönünden de davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ...'ya İsnat Edilen Eylemler Yönünden Yapılan Değerlendirme:Davacı tarafından davalı ...'nın davacı şirket ile danışmanlık ilişkisi bulunduğu iddia edilmiş olup, davacı ile davalı arasında yazılı bir danışmanlık sözleşmesinin bulunmadığı anlaşılmakta olup davacı tarafından yazılı bir sözleşme de sunulmamıştır. Nitekim taraflar arasında yazılı bir rekabet yasağı sözleşmesi de bulunmamaktadır. Davacı; davalı ...'nın davacı şirket nezdinde danışmanlık faaliyeti sırasında öğrendiği müşteri portföyü gibi bilgiler ile davacının müşterilerini arayarak davalı şirket ile çalışması için yönlendirdiğini iddia etmiştir. Davacı tarafından dava dilekçesinde; davalının aradığı müşteriler olarak ...tic.ltd.şti., ...şti Ve ...A.Ş. Şirketlerinin yetkilileri tanık olarak bildirilmiş ve davalının davacı şirket müşterisi olan bu şirketleri arayarak davacı ile çalışmayı sonlandırıp davalı şirkete yönlendirdiği iddia edilmiştir. Davacı tarafından işbu davaya konu eylemler ile ilgili olarak davalılar hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve soruşturmanın ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... Soruşturma ve... Karar sayılı dosyasında yürütülerek sonuçlandırıldığı anlaşılmış, davalılar hakkında takipsizlik kararı verildiği ve itiraz üzerine Sulh Ceza Mahkemesi tarafından incelenerek itirazın reddine karar verilerek dosyanın ve takipsizlik kararının kesinleştiği anlaşılmış olup, dosya UYAP üzerinden incelenmiştir. Davacı tarafından tanık olarak dava dilekçesine yazılan ve davalıların arayarak davacı ile çalışmalarını sonlandırarak davalı şirket ile çalışmaları yönünde telkinde bulunulduğu iddia edilen davacının müşterileri olan ...ltd.şti., ....şti Ve ...A.Ş. Şirketlerinin yetkililerinin ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma numaralı dosyada ifadelerinin alındığı ve şu şekilde beyanda bulundukları anlaşılmaktadır:"Bilgi sahibi ...’in alınan beyanında; .... ve San. A.Ş’nin sahibi olduğunu, gıda ürünleri ihracatı yaptığını, şikayetçi firma ile iş yaptığını, şüpheli ...’yı bu vesile ile tanıdığını, ... şirketi ile alakalı kendisiyle iletişime geçmediğini, diğer şüpheli ... ve diğer şüphelileri tanımadığını beyan ettiği, Bilgi sahibi ...’un alınan beyanında; ... Ltd. Şti.’nin yetkilisi ve sahibi olduğunu, konserve gıda ticareti yaptıklarını, şikayetçi firma ile iş ilişkileri olduğunu, ...’yı bu şirkette çalışırken tanıdığını, şikayetçi firmadan işten ayrıldıktan sonra kendisini arayarak ürün teklifinde bulunduğunu, ancak birlikte iş yapmadıklarını belirttiği, Bilgi sahibi ... 'un alınan beyanında; dosyada adı geçen isimlerin hiçbirini tanımadığını beyan ettiği,"Bu bağlamda davacı tarafından belirtilen davacı şirketin müşterisi olan şirketlerin yetkililerinin davalı ...'yı tanımadıkları, davalı ... tarafından davacının müşterisi olan şirketelere teklifte bulunulduğu ve davalı ile çalışmasının telkin edildiğine dair bir beyanları olmadığı gibi ...'yı tanımadıkları da anlaşılmakta olup davacının bu suretle davalı ... yönünden haksız rekabet iddiasını ispat edemediği değerlendirilmiştir.... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...Soruşturma numaralı dosyasında davacı tarafından davalılara isnat edilen eylemler yönünden uzman bilirkişiden bilirkişi raporu alındığı davalıların herhangi bir haksız rekabet eyleminin tespit edilemediğinin bilirkişi raporu ile tespit edildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından davalı ...'nın davacıya ait müşteri portföyü müşteri bilgileri dışında nasıl bir hassas bilgi veya işletme sırrına vakıf olduğuna dair hiçbir delil sunulmamış olup, davacı tarafından yine davalının yetkisiz olarak davacıya ait iş sırlarını davacı nezdinden alarak davalı şirket ile paylaştığına yönelik olarak da dosya arasına hiçbir delil sunulmamıştır.Nitekim davanın basit yargılama usulüne tabi olduğu, davacı elinde olan tüm delillerin dava dilekçesi ile birlikte Mahkemeye sunulması gerektiği davacı tarafından ne dava dilekçesinde ne de sonrasında 25.07.2024 tarihinde sunulan delil dilekçesinde bu yönde bir delil sunulmadığı gibi davacının dava dilekçesinde ve aşamalarda bu yönde somut bir isnat veya delilinin bulunmadığı, davalı ... tarafından davacı şirket nezdinden yetkisiz olarak çıkartılan çeşitli iş ve ticari sırlarının davalı şirket ile yetkisiz olarak elde edilerek paylaşıldığı ve kullanıldığına dair de somut bir belirleme veya delil bulunmamaktadır. Nitekim 6102 sayılı Kanun'un 55. Maddesinde örnek olarak bu eylemler gösterilmiş olup, davacı tarafından davalı ...'ya yönelik bu yönde somut bir isnat ve delil bulunmamaktadır. Nitekim davacı tarafından dava dilekçesinde davalı ...'nın davacı şirket nezdinde dışarıdan danışmanlık hizmeti veren biri olduğu iddia edilmiş olup, davacı tarafından davalı ...'nın açtığı ... 43. İş Mahkemesi'nin ...Esas Sayılı dosyasındaki cevap dilekçeleri ve davacı şirket tanıklarının dosya içerisindeki beyanları UYAP üzerinden incelenerek değerlendirildiğinde; davacı şirketin davalı ...'nın davacı şirket çalışanı olduğuna yönelik iddiasını reddettiği ve kabul etmediği, davalı ...'nın davacı şirket nezdinde çalışan işçi olmadığını, dışarıdan danışmanlık verdiğini, davacı şirket nezdinde emir talimat veya bağlılık altında çalışmadığını, yalnızca danışmanlık hizmeti alındığını, yine ... 41. İş Mahkemesi'nin ...Esas Sayılı dosyasında da; davacı şirketin davalı ...'nın davacı şirket çalışanı olduğuna yönelik iddiasını reddettiği ve kabul etmediği, davalı ...'nın davacı şirket nezdinde çalışan işçi olmadığını, dışarıdan danışmanlık verdiğini, davacı şirket nezdinde emir talimat veya bağlılık altında çalışmadığını, yalnızca danışmanlık hizmeti alındığını aynı yönde iddia etmiş olup, söz konusu dosyalarda dinlenen tanık beyanları da bir arada değerlendirildiğinde davacı şirket tarafından davalı ... ile ticari sır paylaşımı ve ciddi önemli bilgilerin ve rekabete hassas sırların paylaşıldığına yönelik davacı şirket tanıkları tarafından da bir beyanda bulunulmadığı, davacı şirket tarafından bildirilen tanıkların davalı ...'nın davacı şirketin rekabete hassas bilgilerine sahip olduğuna dair bir beyanda bulunmadığı gibi davalı şirketin de davacıya ait bilgileri ...'dan alarak kullandığına dair bir somut delil olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim rekabete hassas bilgiler paylaşılan bir çalışan veya danışmanla yazılı bir rekabet ve gizlilik sözleşmesinin yapılmamasının da hayatın olağan akışı ve basiretli tacir yükümlülüğüne uygun olmadığı gibi herhangi bir şekilde yazılı sözleşme yapılmamış bir danışman/çalışan kişi ile rekabete hassas ticari sırların paylaşılmasının da hayatın olağan akışına uygun olmadığı ve davalı ...'nın davacı şirkette bu yönde bir pozisyonda olmadığını göstermektedir.Son olarak davalı ...'ya ait SGK kayıtları celp edilerek incelenmiş olup, davalı ...'nın 2023 yılının sonunda 12. Ayda dava dışı Sidaş isimli bir şirkette çalışmaya başladığı sonrasında da 1 sene çalışarak 2024 yılının 11. Ayında buradan ayrılarak dava dışı Sasu Su ve Tarım isimli şirkette çalışmaya başladığı anlaşılmakta olup davacının davalı ... ŞİRKETİ yönünden iddiaları bu suretle de ispat edemediği, davalı ...'nın diğer davalı şirket nezdinde çalışmasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi ... Esas ve... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Dosyada anılan 31 şirketin daha önce yalnızca davacı şirket ile çalıştıklarına, taşıma ve lojistik alanında yalnızca davacıdan hizmet aldıklarına dair bir delil olmadığı gibi, gerek taraf tanıklarının anlatımları, gerekse dosyaya mübrez diğer deliller arasında davalı şirketin, yahut davalı gerçek kişilerin bu müşterileri rekabet düzenini bozacak şekilde, davacıya ait ticari sır niteliğindeki fiyat politikalarını haksız şekilde kullanarak, davacının verdiği tekliflerden daha düşük fiyat vererek, davacı şirketin iş ürünlerini kötüleyerek ve müşterilere yanıltıcı bilgiler vererek bünyelerine kattıklarına dair somut delil bulunmamaktadır. Davalı gerçek kişilerin davacı şirketin eski çalışanı olması ve davalı ... Şikreti'nin cirosunun yarısının bu 31 müşteriden sağlanması tek başına haksız rekabetin varlığını ispata yeterli olmayıp aksi davacı tarafından ispat edilemediğinden, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır (bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin ... esas, ... karar sayılı; ...esas, ...karar sayılı ilamları)"Bu bağlamda davacının davaya konu iddialarını ispatlayamadığı, davalıların fikir ve eylem birliği içerisinde davacı aleyhine haksız rekabet içeren eylemlerde bulunduğuna yönelik somut bir delil ve ispat sunulmadığı, davacının arandığını iddia ettiği davacı müşterisi şirket yetkililerinin savcılık soruşturma dosyasında dinlendiği ve davalı ... veya davalı şirket yetkililerini tanımadıklarını beyan ettikleri, davacı tarafından davalıların davacıların iş ürünlerini ve rekabete hassas bilgilerini yetkisiz olarak ele geçirerek kullandığına dair de somut bir delil olmadığı gibi davalıların eylemleri nedeniyle davacının bir zarara uğradığı, bazı müşterilerin davacı ile çalışmayı sonlandırdıkları ve davalı ile çalışmaya başladıkları gibi başkaca herhangi bir somut delil olmadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE,2-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan peşin yatırılan 427,60 TL harcın düşümü ile geri kalan 304,40 TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA ,3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ,4-Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,5-Davalılar kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 300,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,6-Davalılar kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden haksız rekabetin tespiti ve haksız rekabet önlenmesi talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,7-3.600,00 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalılar vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.28/09/2026 Katip ¸e-İmzalıdır. Hakim ¸e-İmzalıdır.