Hukuk Genel Kurulu, trafik kazası sonrası oluşan maluliyet ve tedavi giderleri nedeniyle açılan maddi-manevi tazminat davasında, bölge adliye mahkemesinin Yargıtay bozmasına karşı direnme kararını temyizen değerlendirmektedir.
Özet: Bir trafik kazası sonucunda yaya olan davacının yaralanması ve maluliyet oluşması nedeniyle açtığı maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesi geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi gideri tazminatlarını kabul ederken, sürekli iş göremezlik ve manevi tazminat taleplerini reddetmiştir; Bölge Adliye Mahkemesi ise maluliyet tespiti konusunda Anayasa Mahkemesinin iptal kararını ve haksız fiil tarihindeki mevzuatın esas alınması gerektiğini vurgulayarak davacının istinafını kabul edip ilk derece mahkemesi kararını kaldırmış ve yeniden hüküm kurmuştur; ancak Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin bu kararı bozması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi önceki kararında direnmiş olup, bu direnme kararı davacı ve davalı vekillerince temyiz edilerek Hukuk Genel Kurulunun incelemesine sunulmuştur.
Hukuk Genel Kurulu         2025/657 E.  ,  2026/271 K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

    SAYISI : 2024/2806 E., 2025/447 K.
    ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 27.06.2024 tarihli ve
    2022/10124 Esas, 2024/6663 Karar sayılı BOZMA kararı
    Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
    Direnme kararı davacı vekili ile davalı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların maliki ve trafik sigortacısı olduğu aracın 29.11.2017 tarihinde yaya olan müvekkiline çarpması sonucunda müvekkilinin yaralandığını ve müvekkilinde maluliyet oluştuğunu, davayı belirsiz alacak davası olarak açtıklarını ileri sürerek 100,00 TL geçici ve 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL belgelendirilemeyen tedavi gideri ve 100,00 TL bakıcı giderleri olmak üzere toplam 400,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında dava değerini 3.911,51 TL geçici ve 101.709,24 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 3.861,79 TL bakıcı gideri ve 1.800,00 TL belgesiz tedavi gideri olarak artırmıştır.
    II. CEVAP
    1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının kazada ağır kusurlu olduğunu, trafik bilirkişi inceleme raporunda yer alan tespitleri kabul etmediklerini, kaza tarihi ve dava tarihi arasında geçen süre nazara alındığında davacının iddialarında geçen rahatsızlıkların kesin olarak kazaya bağlı olduğunun ispat edilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
    2. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu aracın müvekkili tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS) ile sigortalandığını, müvekkilinin poliçe limitiyle sorumlu olduğunu, kusur durumunun tespit edilmesi gerektiğini, talep edilen sağlık hizmetinden SGK'nın sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
    3. Davalı Müteveffa ...'ın mirasçılarının ayrı ayrı sundukları cevap dilekçelerinde; Konya 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/627 Esas, 2018/681 Karar sayılı kararı ile ...'ın mirasını kayıtsız şartsız reddettiklerini, eldeki davada sorumluluklarının bulunmadığını, kendilerine husumet düşmediğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 14.10.2021 tarihli ve 2018/104 Esas, 2021/388Karar sayılı kararı ile; dava konusu kaza neticesinde davacıda sürekli maluliyeti oluşmadığı, iyileşme süresinin dokuz ayı bulacağı ve bu süre zarfında başkasının yardımına muhtaç olduğu, 1.800,00 TL tedavi masrafının olacağının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.911,51 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 3.861,79 TL bakıcı gideri ve 1.800,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 9.573,30 TL tazminat bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) tahsiline, sürekli iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
    B. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin 24.05.2022 tarihli ve 2022/1077 Esas, 2022/1149 Karar sayılı kararı ile; Anayasa Mahkemesinin 09.10.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2019/40 Karar sayılı iptal kararından sonra düzenlenecek maluliyet raporlarında 01.06.2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların ve bu genel şartlarda belirlenen Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği ile Engelliler Yönetmeliğinin uygulanma imkânı kalmadığından haksız fiilin gerçekleştiği tarihteki düzenlemelerin esas alınması gerektiği, somut olayda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor alınmasının yerinde olduğu ve yeniden rapor alınmasının gerekmediği, olaya ilişkin tutulan kaza tespit tutanağı ile mahkemece alınan kusur raporu arasında oluşan çelişkinin Karayolları Fen Heyetinden alınan raporla giderildiği, bu nedenle kusur oranlarının oluşa uygun olduğu, gerekçesiyle davacı vekilinin diğer, davalı ... vekilinin tüm itirazlarının esastan reddine, olayın oluş şekli ve davacıda oluşan yaralanma dikkate alındığında 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verildiği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 3.911,51 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 3.861,79 TL bakıcı gideri, 1.800,00 TL belgesiz tedavi gideri olmak üzere toplam 9.573,30 TL tazminat bedelinin davalı ...'dan kaza tarihi olan 29.11.2017 tarihinden, davalı ... yönünden temerrüdün oluştuğu 25.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) tahsili ile davacıya verilmesine, sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, 5.000,00 TL manevi tazminatı kaza tarihi olan 29.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmiştir.
    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    2. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 27.06.2024 tarihli ve 2022/10124 Esas, 2024/6663 Karar sayılı kararı ile;
    “…Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi ya da üniversitelerin adli tıp bölüm başkanlıklarının, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
    Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01.06.2015 tarihinden sonra Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
    Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak mahkemece alınan 19.07.2019 tarihli Necmettin Erbakan Üniversitesi Adlı Tıp Anabilim Dalı raporu kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümlerine göre düzenlenmiş olup davacıda %40 oranında maluliyet bulunduğu tespit edilmiştir.
    Mahkemece, yeniden alınan Adli Tıp Kurumu'nun 15.02.2021 tarihli maluliyet raporunda, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre maluliyetin belirlenemeyeceği belirtilmiştir. Bu nedenle Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu'ndan rapor alınmış ve 19.08.2021 tarihli raporda; kaza tarihinde yürürlükte olmayan mevzuat dikkate alınarak Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında davacının yaralanmasının maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği tespit edilmiştir.
    Dosya kapsamında davacının maluliyeti yönünden tespiti yapılmış olan iki tane maluliyet raporu bulunmakta olup; raporlardan birinde davacıda %40 oranında maluliyet oluştuğu, diğerinde ise kaza tarihinde yürürlükte olmayan mevzuat dikkate alınarak davacıda maluliyetin (%0) bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda iki rapor arasında büyük oranda çelişki oluştuğu görülmekle, mahkemece, raporlar arasında oluşan çelişki giderilmeden karar verilmesi eksik inceleme olup eksik inceleme ile karar verilemez.
    Bu durumda mahkemece; olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun, muayeneli, dosyada mevcut maluliyet raporları da irdelenerek, söz konusu raporlar arasında oluşan (%0 - %40) çelişkiyi giderecek şekilde ve denetime uygun olacak şekilde davacının maluliyet oranının tespiti ve kaza ile illiyet bağının saptanması için Adli Tıp Kurumundan yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesince Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu raporunun kaza tarihindeki mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin bu yönlü itirazının reddine karar verilmesi de hatalı olmuş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
    2- Bozma nedeni ve şekline göre davacı vekilinin hesap raporuna ve manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir …” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
    B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesi genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
    B. Temyiz Sebepleri
    1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun, muayeneli, dosyada mevcut maluliyet raporları da irdelenerek söz konusu raporlar arasında oluşan (%0 - %40) çelişkiyi giderecek ve denetime uygun olacak şekilde davacının maluliyet oranının tespiti ve kaza ile illiyet bağının saptanması için Adli Tıp Kurumundan yeni bir rapor alınması ve manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olarak belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
    2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkiline yüklenebilecek bir kusur bulunmadığından davanın reddi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
    C. Uyuşmazlık
    Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda malûliyet oranının tespitinde, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin mi yoksa Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin mi uygulanması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
    D. Gerekçe
    1. İlgili Hukuk
    1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ilâ 51, 54, 55 vd. maddeleri,
    2. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91, 99 vd. maddeleri,
    3. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 11. maddesi,
    4. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
    2. Değerlendirme
    A. Davalı ... vekilinin temyizi yönünden
    Hukuki yarar dava şartı olduğu gibi temyiz istemi için de gerekli bir şarttır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın sadece davacı vekili tarafından temyiz edildiği dikkate alındığında, bozma öncesi kararı temyiz etmeyen davalı ... vekilinin direnme kararını temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığından temyiz talebinin hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir.
    B. Davacı vekilinin temyizi yönünden
    1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili mevzuatın ve yasal kavramların incelenmesinde fayda bulunmaktadır.
    2. Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 85. Maddesinin 1. fıkrasında; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi hâlinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, 91. maddesinin 1. fıkrasında; işletenlerin, bu Kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesinin 09.10.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2019/40 Karar sayılı iptal kararında KTK'nın 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olup 90. maddenin en son hâli "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda öngörülen usul ve esaslara tabidir" şeklindedir.
    3. Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ilâ 51. maddelerine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispatla mükelleftir. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.
    4. Türk Borçlar Kanunu'nun "Bedensel zararlar" başlıklı 54. maddesinde bedensel zararlar "özellikle" ifadesine yer verilmek suretiyle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak örnekseme yoluyla açıklandıktan sonra, "Tazminatın belirlenmesi" başlıklı 55. maddenin 1. fıkrasında ise; "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır" hükmüne yer verilmiştir. Açıklanan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere tazminatın hesaplanmasına yönelik somut kurallar bulunmadığından tazminatın (uğranılan gerçek zararın) belirlenmesine yönelik ilkeler, somut olayın özelliği gözetilmek suretiyle yeksenak uygulamaların ortaya konulabilmesi amacıyla ilgili Kanunlar çerçevesinde oluşturulan içtihatlarla belirlenmiştir.
    5. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu yönünde bir iddia ve talep bulunması hâlinde gerçek zararın tespit edilebilmesi bakımından kusur durumu, kişinin gelir durumu, yaşam tablolarına göre belirlenen bakiye ömür süresi, maluliyet oranı gibi birden fazla veri bir arada göz önünde bulundurularak değerlendirme yapılmaktadır. Dolayısıyla tazminat hesabında (varsa geçici işgöremezlik süresinin ve) maluliyet (sürekli iş gücü kaybı) oranının usulüne uygun belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Yargıtayın istikrar kazanmış uygulamaları uyarınca kaza ile maluliyet arasında illiyet bağı kurulmak koşuluyla bu belirlemenin Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi, üniversite ya da araştırma hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlıkları aracılığıyla tespit edilmesi gerekmektedir. Söz konusu bu belirlemenin kayba uğradığı iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan ve Yargıtay uygulamaları ile benimsenen mevzuata uygun olarak yapılması gerekmektedir.
    6. Eldeki davada, davacıda oluşan maluliyet oranının tespitine yönelik olarak alınan bilirkişi raporunda 11.10.2008 tarihli ve 27021 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak maluliyet oranı belirlenmiş, mahkemece bu rapor hükme esas alınmış, Bölge Adliye Mahkemesince söz konusu raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı belirtilmiş, karar Özel Dairece maluliyet oranının tespiti açısından kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
    7. Uygulamada sürekli iş göremezlik oranı tespit edilirken yeksenaklığın sağlanabilmesi amacıyla Özel Dairenin istikrar kazanmış kararlarında; 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
    8. Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü 22.06.1972 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit işlemleri Yönetmeliği ise 11.10.2008 tarihli ve 27021 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önceki talepler bakımından getirilen Geçici 1. madde ile "... Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce çalışma gücü kaybı, iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü, harp malullüğü sonucu meslekte kazanma gücü kaybı ile erken yaşlanma durumlarının tespiti talebinde bulunan sigortalılar ve hak sahipleri için, yürürlükten kaldırılan ilgili sosyal güvenlik mevzuatının Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır..." hükmüne yer verilmiştir. 03.08.2013 tarihli ve 28727 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise 01.09.2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 22. madde de; "1/10/2008 tarihli ve 27021 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin çalışma gücü kaybı, vazife malullüğü, harp malullüğü ile erken yaşlanma durumlarının tespiti hükümlerine yapılan atıflar bu Yönetmelik hükümlerine yapılmış sayılır" 23. maddesinde; "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde yer alan; çalışma gücü kaybı, vazife malullüğü, harp malullüğü ile erken yaşlanma durumlarının tespiti ile ilgili tüm hükümler yürürlükten kaldırılmıştır" düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan Yönetmelik 28.09.2021 tarihli ve 31612 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile yürürlükten kaldırılmıştır. 30.03.2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Yönetmelik ile 14.1.2012 tarihli ve 28173 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır. Yönetmeliğin özürlü sağlık kurulu raporlarının alınışı, geçerliliği, değerlendirilmesi ve özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarının tespiti ile ilgili usul ve esasları belirlemek; özürlülerle ilgili derecelendirmelere, sınıflandırmalara ve tanımlamalara gereksinim duyulan alanlarda ortak bir uygulama geliştirmek ve uluslararası sınıflandırma ve ölçütlerin kullanımının yaygınlaştırılmasını sağlamak amacıyla hazırlandığı ve özürlülere sağlanan haklardan ve verilecek hizmetlerden yararlanmak üzere istenilen özürlü sağlık kurulu raporları ile özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarını ve özürlülerle ilgili sınıflandırma ve ölçütleri kapsadığı hususu hüküm altına alınmıştır. 20.02.2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ile 30.03.2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
    9. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gözetildiğinde KTK'nın 90... . maddelerinde 6704 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikler 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe girmiş, kaza ise 29.11.2017 tarihinde gerçekleşmiştir. Kaza tarihinde uygulanması gereken yönetmelik Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleridir. Gerçek zararın belirlenmesine yönelik ilkeler (yukarıda açıklandığı üzere somut tazminat hesabına ilişkin belirlemeler) istikrar kazanan Yargıtay içtihatlarıyla belirlenmiş ve uygulamaya yön verilmiştir. Haksız fiilden kaynaklanan zararların tespitinde fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükteki mevzuat hükümleri dikkate alınarak hesaplama yapılmalıdır. Oluşan zararın tespit edilmesinde aynı konuya yönelik aynı tarihlerde farklı düzenlemelerin bulunması da genel ilkelerden ayrılması için bir gerekçe olarak kabul edilemez. Zira aksinin kabulü hukuki güvenlik ve istikrar ilkesine de aykırı düşmektedir.
    10. Dosya kapsamında davacının maluliyeti yönünden iki tane maluliyet raporu bulunmakta olup; raporlardan birinde davacıda %40 oranında maluliyet oluştuğu, diğerinde ise kaza tarihinde yürürlükte olmayan mevzuat dikkate alınarak davacıda maluliyetin (%0) bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda iki rapor arasında büyük oranda çelişki oluştuğu görülmekle, mahkemece, raporlar arasında oluşan çelişki giderilmeden karar verilmesi yerinde değidlir.
    11. Bu durumda, mahkemece olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun, muayeneli, dosyada mevcut maluliyet raporları da irdelenerek, söz konusu raporlar arasında oluşan (%0 - %40) çelişkiyi giderecek şekilde ve denetime uygun olacak şekilde davacının maluliyet oranının tespiti ve kaza ile illiyet bağının saptanması için Adli Tıp Kurumundan yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
    12. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; dosya kapsamında alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve zararın hesaplanmasına ilişkin oranın Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre belirlenmesi gerektiği, engellilik ve özürlülük oranının çalışma gücünü karşılamadığı, bu nedenle direnme kararının açıklanan değişik gerekçeyle bozulması görüşü ileri sürülmüş ise de; bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
    13. Hâl böyle olunca; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
    14. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
    VII. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    (A) bendinde belirtilen nedenlerden dolayı davalı ... vekilinin direnme kararına yönelik temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan oy birliğiyle REDDİNE,
    (B) bendinde belirtilen nedenlerden dolayı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince oy çokluğuyla BOZULMASINA,
    İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine,
    Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
    29.04.2026 tarihinde kesin olarak karar verildi.