Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, marka tescil başvurusu reddi ve YIDK kararının iptali istemiyle açılan, karıştırılma ihtimali ile sektör farklılığı iddialarını içeren dava.
Özet: Davacı şirket, "... " ibareli marka başvurusunun davalı firmanın benzer ibareli markasına yaptığı itiraz üzerine kısmen reddedilmesinin haksız olduğunu ileri sürerek kararın iptalini talep etmiş; kendi markasının görsel, işitsel ve kavramsal açıdan farklı olduğunu, tarafların farklı sektörlerde faaliyet gösterdiğini, tüketici kitlesinin bilinç düzeyinin yüksek olduğunu, dolayısıyla karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, ayrıca davalı markasının ciddi kullanımının ispatlanamadığını ve emtia benzerliği olmadığını savunurken, davalı firma ise karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimali veya işletmeler arası ekonomik/idari bağlantı algısı oluşabileceğini belirterek davanın reddini istemiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/131 Esas - 2026/159

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2024/131
Karar No : 2026/159
....
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali
Dava Tarihi : 15/03/2024
Karar Tarihi : 15/04/2026
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 15/04/2026
Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davacının 1966’da başlayan ticari faaliyetleri kapsamında günümüzde pliuretan sünger üretimi sektörünün pazar lideri olduğunu, davacının “...” ibaresini ihtiva eden .... sayılı markanın tescili için dosyaladığı marka başvurusunun davalı firmanın ....sayılı “...” ibareli markasına dayalı olarak yaptığı itiraz üzerine diğer davalı ... tarafından kısmen dahi olsa nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarında esas unsur hüviyetinde kullanılmış olan kelimelerin son hecelerinin farklı olmasının markaları görsel, işitsel ve kavramsal açılardan farklı kıldığını, ayrıca taraf markalarının hitap ettiği tüketici kesiminin bilinç ve dikkat seviyelerinin yüksek olduğunu, zaten de tarafların çok farklı sektörlerde faaliyet gösterdiğini, dolayısıyla taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davalının kısmi redde mesnet aldığı markasının Türkiye’de ciddi kullanımının marka işlem dosyası kapsamında yeterli delil ile ispat edilemediğini, davacının hiçbir zaman davacının markasının korunduğu “karbon karası” üretme niyetinde olmadığını, yani somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti/benzerliği şartının da gerçekleşmemiş olduğunu ifade ederek, ... .... sayılı kararının iptaline, marka başvurusunun tüm emtialar yönünden tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... vekili cevaplarında özetle; taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde birbirleriyle karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzer olduğunu, ayrıca davacının marka başvurusunun reddedildiği emtialar açısından, tüketicilerin markaların aynı işletmeye ait olduğunu düşüneceklerini, aksi düşünülse dahi işletmeler arasında ekonomik/idari bağlantı olduğu kanısına kapılacaklarını, yani somut olayda karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirkete usulüne göre tebligat yapılmasına karşın, yargılamaya bir katılımı olmadığından cevabına rastlanmamıştır.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, ... kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının .... sayılı "..." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu .... sayılı "..." ibareli marka için davacı tarafından 27/07/2022 tarihinde 01, 17, 20, 21, 35 ve 40.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, ilana karşı davalının ... sayılı "..." ibareli markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, davalı firma itirazının kısmen kabul edildiği ve marka başvurudan 01.sınıf: “Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar.İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler.”; 17. sınıf: “kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yarı mamul sentetik malzemeler.Yalıtım, dolgu ve tıkama malzemeleri: yalıtım amaçlı kullanılan boyalar, yalıtım için kumaşlar, yalıtım amaçlı bantlar, yalıtım için örtüler, derz dolguları, contalar, o-ringler (motor, silindir contaları ve musluklar için contalar hariç). Lastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar dahil), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları hariç).Taşıtlar için sentetik malzemelerden mamul profil çıtalar (dekorasyon amaçlı).” ve 35. sınıf: “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtiaların çıkarılmasına karar verildiği, davacının işbu karara karşı itirazda bulunduğu, ... .... sayılı kararı ile itirazın nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen 28/07/2025 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacı taraf, davalının ... nezdinde ileri sürdüğü itirazları karşısında davalının itirazlarına mesnet aldığı 162493 sayılı markasının, tescilli olduğu tüm emtialarda kullanıldığının ispatlanmasını talep etmiştir.
Davalının, itirazına mesnet aldığı 162493 sayılı markasının 04.04.1996 olan tescil tarihi üzerinden, dava konusu edilen markanın başvuru tarihi olan 27.07.2022 tarihi itibariyle beş yıldan fazla süre geçtiğinden, davalının bu markasının, davacının kullanım ispatı talebine muhatap olabileceği değerlendirilmiştir.
Somut olayda, değerlendirilmesi gereken husus, davalının “...” ibareli markasının; Davalı tarafından, Tescilli olduğu emtialarda, Türkiye sınırları içerisinde, Ciddi bir şekilde, Markasal hüviyette, 22.07.2017-22.07.2022 tarihleri aralığında ve Tesciline uygun olarak Kullandığının, marka işlem dosyası kapsamında ispat edilip edilemediği noktasında toplanmaktadır. Davalının marka işlem dosyasına sunmuş olduğu, toplam 62 sayfalık; 2015-2022 yılları arasında, Türkiye’de yerleşik farklı kişi ve kuruluşlara çok miktarda “...” markalı karbon karası satıldığına dair faturalardan, satın alma sipariş formlarından, güvenlik bilgi formlarından ve Türkiye’ye sevk edilen ürünlere ait, tarih bilgisi de ihtiva eden kargo etiketlerinin görsellerinden, davalının “...” markalı “karbon karası” ürünlerinin, Türkiye sınırları içerisinde, gerekli tarih aralığında satışa konu olduğu, yani “...” markasının, tesciline uygun olarak yoğun bir biçimde kullandığının yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil ile tevsik edilebildiği değerlendirildiğinden, davalının itirazına mesnet aldığı 162493 sayılı markasının tescilli olduğu “Sanayide, özellikle tabii ve sentetik kauçuk ve plastikler için dolgu maddesi olarak kullanılan karbon karası” yönünden SMK m. 6/1 hükmüne esas bir korumadan yararlanabileceği kanaatine varılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, taraf, markaları, renk ve şekil unsurlarından yoksun sırf kelime markalarıdır; işaretlerde düz yazım karakterindeki siyah renkli büyük harflerle yazılmış “...” ve “...” ibareleri, tek unsur olarak kullanılmıştır ve markaların esas unsurları olduğu anlaşılmıştır.
Taraf markalarının esas/tek unsurları olan “...” ve “...” ibarelerinin başlangıcındakiler de dahil olmak üzere, beş harfinin, dizinleri de dahil olacak biçimde ortak olduğu anlaşılmakla; değerlendirilen taraf markaların yakın benzer olduğu değerlendirilmiştir. Aralarında bir/birkaç harf farkı olan sözcüklerin, birbirleriyle benzer sözcükler sayıldığına dair Yargıtay’ın artık iyice yerleşmiş pek çok emsal kararı vardır. Ayrıca; ortalama bir tüketici, dilbilgisi kurallarından kaynaklı olarak markaların başlangıç seslerini oluşturan ibarelere normal şartlarda daha fazla dikkat etmekte ise, yani tüketiciler markaların başlangıçlarında yer alan ilk unsurlara, soldan sağa okuma alışkanlığı nedeniyle, daha fazla odaklanmaktadır. Ayrıca; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde, davalının “...” markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davacının “...” markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulmasının ihtimal dahilinde olduğu değerlendirilmiştir.
Bu meyanda; markaların fonetik/duyusal/işitsel olarak değerlendirmesinde, taraf markalarında esas/tek unsur olarak kullanılmış olan ibareler arasındaki harf ve dizin ortaklığından hareketle, markaların kulakta bıraktıkları “tını” itibariyle işitsel açıdan da yakınlaştığı değerlendirilmiştir. Ayrıca; bu ibarelerin Türkçe’de ve yaygın olarak bilinen/ bilinebilecek dillerde herhangi bir anlamı olmadığı fiili gerçeği de gözetildiğinde, bu ibarelerin markasal hüviyette kullanımının tüketici zihninde kavramsal açıdan “yabancı dilde veya marka sahibi tarafından yaratılmış bir sözcük” dışında spesifik bir algı yaratmadığı ve bu nedenle taraf markaların tüketici zihninde yarattığı algının da farklılaştığının söylenmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, somut olayda, değerlendirilen taraf markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal açılardan benzerlik olduğu kanaatine varılmıştır.
6769 sayılı SMK madde 6/1 gereğince değerlendirilmesi gereken hususlardan biri de, markaların emtialarının benzer olup olmadığı hususudur. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle; Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici profilleri, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, Birbirleri yerine ikame imkânlarının ve birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı, Aralarında ham madde/yarı mamul/mamul ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır. “Aynı mal veya hizmet” kavramı son derece açıktır. “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir. Ortalama tüketici, markaları aynı anda incelemeye tabi tutmadığı gibi küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde inceleyemez. Sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalışır. Ortalama alıcı kitlesinin tamamı karıştırma tehlikesine maruz kalmasa bile bir kısmının bu risk altında bulunması dahi karıştırılma ihtimalinin gerçekleştiğinin kabulü için yeterlidir.
Ancak; ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Eğer söz konusu olan mal ve/veya hizmet, kitlesel tüketim mal veya hizmetleri ise, ortalama tüketici makul derecede iyi bilgilendirilmiş ve bu derecede tedbirli, dikkatli kimsedir. Söz gelimi çiklet, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacaktır. Aynı şekilde, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerin alınması sırasında gösterilen özenin düşüklüğü, markalar arasında daha açık farklılıklar bulunmasını gerektirir. Yani, “ortalama tüketici”nin seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunur. Mal/hizmetlerin günlük tüketim niteliği, hızlı alım satıma konu olması, ucuz olması ve önceki markanın hafızada bıraktığı izin tüketicinin tercihinde önemli etken olması gibi faktörler, ilgili “ortalama tüketici”nin seviyesinin belirlenmesinde önem arz eder.
Somut olay açısından; dava konusu edilen markanın kısmen reddedildiği 01 ve 17. Sınıflardaki emtialar ile 01. Sınıfa giren bir takım emtiaların satışı hizmetlerinin hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesine bakıldığında; bunların sık satın alınan emtialar olmadığı, alıcıları tarafından daha ziyade profesyonel meslekleri icabı satın alındıkları gerçekleri gözetildiğinde, alıcıların bu emtiaları satın aldığı anda seçicilik/bilinç/dikkat/algı/özen seviyelerinin düşük olmadığı değerlendirilmiştir. Alıcılar/tüketiciler, bu emtiaları satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirmekte, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/eksik/kalitesiz ürün alma riskini azaltmaya çalışmakta, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını vermektedir.
Davalının markasının korunduğu “karbon karası”, sanayide kullanılan bir kimyasaldır; karbon karası (alt türleri asetilen siyahı, fırın siyahı, lamba siyahı ve termal siyahtır), FCC katranı, kömür katranı veya etilen kraking katranı gibi ağır petrol ürünlerinin eksik yanması ile üretilen bir malzemedir. Karbon siyahı, aktif karbonunkinden daha düşük olsa da, yüksek bir yüzey alanı / hacim oranına sahip olan bir parakristalin karbon şeklidir. Çok daha yüksek yüzey alanı / hacim oranı ve önemli ölçüde daha düşük (ihmal edilebilir ve biyolojik olarak bulunmayan) polisiklik aromatik hidrokarbon (PAH) içeriği bakımından kurumdan farklıdır. Bununla birlikte, karbon siyahı, dizel oksidasyon deneyleri için dizel kurum için bir model bileşik olarak yaygın şekilde kullanılmaktadır. Karbon siyahı esas olarak lastiklerde ve diğer kauçuk ürünlerinde takviye dolgu maddesi olarak kullanılır. Plastiklerde, boyalarda ve mürekkeplerde, renk pigmenti olarak karbon siyahı kullanılır. Bu özellikleri itibariyle; “karbon karası” ile davacının markasının kısmen reddedildiği 01 ila 17. Sınıflara giren emtiaların, fonksiyonları itibariyle benzer ihtiyaçları giderdiği, kullanım alanlarının benzer olduğu, birbirlerini tamamlayan nitelikleri haiz oldukları, aynı yerlerde satıldıkları ve aynı kaynaklardan sağlandıkları, aralarında ham madde/mamul/yarı mamul ilişkisi de olduğu, dolayısıyla, bu emtiaların benzer/türdeş emtialar olduklarının söylenebileceği değerlendirilmiştir. Ayrıca; her ne kadar davalının markası, 35. Sınıfa giren satış hizmetleri yönünden tescilli değilse/korunmuyorsa da; bir takım emtiaların toptan/perakende satış hizmetlerine konu olması durumunda bu hizmetlerin aynı emtialar ile bağlantılı/ benzer/ilintili emtialar olduğu, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir. Zira; “Praktiker” kararında da belirtildiği üzere, “somut bir malı satmak için verilen bu hizmet tabiatıyla bu mal olmadan bir mana ifade etmeyecektir.”
Neticede; somut uyuşmazlıkta, davacının markasının kısmen reddedildiği tüm emtialar yönünden emtia benzerliği/türdeşliği şartının da gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.
Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; taraf markalarında esas/tek unsur hüviyetinde kullanılmış olan “...” ve “...” ibarelerinin başlangıç kısmındakiler de dahil olmak üzere, ihtiva ettikleri beş harfin, dizinleri de dahil olacak şekilde ortaklığının, işaretleri görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakınlaştırdığı değerlendirilmiştir. Bu ortaklık sebebiyle; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde, davalının “...” markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davacının “...” markasıyla karşılaştığında bu markaları “benzer bulması” ihtimalinin doğduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca; davacının markasının kısmen reddedildiği emtialar ile davalının markasının tescilli olduğu ve korunduğu emtiaların benzer/türdeş emtialar olduğu ve işaretlerin birbirleriyle ilişkilendirilebilirliği karşısında üst düzey dikkate ve özene sahip tüketicilerin bile yanılgı yaşamalarının mümkün olacağı değerlendirilmiştir. Bu nedenlerle, “.../...” 6ibarelerinin bu emtialarda markasal hüviyette farklı firmalar/ tacirler tarafından kullanılması halinde alıcıların/tüketicilerin söz konusu emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden/işletmelerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalini yarattığı, alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu, ortak bir çalışma kapsamında iş yapıldığını düşünebilecekleri, davacının markasının, davalının markasının tescilli olduğu/korunduğu emtialar açısından davalının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği değerlendirilmiştir.
Neticede, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunduğundan ve davalının markasının tescili olduğu/korunduğu emtialar ile davacının markasının kısmen reddedildiği emtialar benzer/türdeş olduğundan, markaların karıştırılma ihtimalinin somut olayda bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Neticede, 28/07/2025 tarihli bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
Davalının itirazına mesnet aldığı markasının, tescilli olduğu “Sanayide, özellikle tabii ve sentetik kauçuk ve plastikler için dolgu maddesi olarak kullanılan karbon karası”nda ciddi biçimde kullanıldığının yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil ile ispat edilebildiği, taraf markaların/işaretlerin görsel, işitsel, kavramsal açılardan benzer olduğu, davacının markasının kapsamına alınmak istenilen/markanın kısmen reddedildiği emtiaların tamamı açısından emtia benzerliği/türdeşliği şartının da gerçekleştiği, davacının markasının kapsamına alınmak istenilen emtiaların hitap ettiği ortalama alıcı kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyelerinin düşük olmadığı, davacının markasının kısmen reddedildiği tüm emtialar yönünden, değerlendirilen taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunduğu, YİDK kararının yerinde olduğu ve iptali şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 304,40.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı ... kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şirketin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.15/04/2026
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır