İzmir Ticaret Mahkemesinde görülen, feshedilen sözlü franchising sözleşmesi nedeniyle yapılan ödemeler karşılığı alınmayan hizmetlere ilişkin itirazın iptali davası.
Özet: Davacı, davalı ile arasında sözlü olarak kurulan franchising sözleşmesi kapsamında gerçekleştirdiği ödemelere karşılık vaat edilen mal ve hizmetlerin kendisine sunulmadığını ileri sürerek başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiş; davalı ise sözleşmeyi davacının ihlalleri nedeniyle haklı olarak feshettiğini, tüm hizmetlerin eksiksiz verildiğini ve davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını savunmuştur. Mahkeme, feshin haklılığı yerine uyuşmazlığı, ödenen bedellere karşılık mal ve hizmet alınıp alınmadığı yönünden tarafların ticari defter kayıtları üzerinde yapılan bilirkişilik incelemesi ışığında ele almıştır.

T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/345 EsasKARAR NO : 2021/124DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Sözleşmeden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 20/09/2019KARAR TARİHİ : 03/02/2021Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait iş yerinde "..." markasının temsili ve franchising sisteminin işletilmesi konusunda davalı tarafın sözlü taahhütlerde bulunduğunu, bu taahhütler nedeni ile müvekkilinin icra takibine konu edilen alacakla ilgili davalı tarafa ödemeler yaptığını, ancak bu ödemelere rağmen müvekkilinin hizmet alamadığını, 11/09/2018 tarihli ihtarname ile imza altına alınmayan franchising sözleşmesinin feshedildiğinin davalı tarafça kendilerine bildirildiğini, keşide ettikleri 20/09/2018 tarihli karşı ihtarname ile hizmetin verilmemesi nedeni ile yapılan ödemelerin ve gerçekleşmeyen hizmet bedellerinin iadesinin talep edildiğini, görüşmelerden sonuç alınamaması üzerine alacaklarının tahsili için icra takibi yaptıklarını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini bildirmiş, itirazın iptali ile takibin devamına, davalının icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin franchise alan sıfatıyla müvekkili şirkete ait "..." markası altında 2014, 2018 tarihleri arasında Isparta bayiliğini işlettiğini, ilişkinin marka kullanım bedeli, ürün bedeli ve ciro prim paylarının geç ödenmesi, sözleşmeye konu markanın itibarını zedeleyecek ürünler satıldığı, hizmet ve servis sunumuna uygun düşmeyen giyim aksesuar zücaciye ve teşrifat kullanıldığı, son kullanma tarihi belli olmayan ambalajlarda yer alan ürünlerin satışa sunulduğu, temizlik ve hijyen kurallarına uygun davranmayan mutfak personeli ve servis personeli çalıştırıldığı sebepleriyle 11/09/2018 tarihli ihtarnameyle feshedildiğini, dava dilekçesinde faturası kesilmeyen hizmetlerin neler olduğunun açık olarak belirtilmediğini, müvekkilinin faturasız hizmet vermediği gibi faturalandırdığı her ürün ve hizmetin karşılığını eksiksiz yerine getirdiğini, müvekkilinin defter ve kayıtları ve cari hesap dökümüne göre davacıya hiç bir borcu bulunmadığını, davacı tarafça yasal süre içinde faturalara ibraz edilmediğini, faturası kesilmeyen hizmet bedelleri iddiası yönünden zaman aşımı itirazında bulunduklarını, davacı tarafın franchise hizmeti almadığını iddia etmesine rağmen bu kapsamda ilişkinin yaklaşık dört yıl sürdüğünü, bu süreçte hiç bir şikayetinin olmadığını, iddialarının soyut ve maddi gerçekten uzak olduğunu bildirmiş, davanın reddine davacı tarafın kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasında yazılı olarak düzenlenmeyen franchising sözleşmesi ilişkisi çerçevesinde davacı tarafın taahhüt edilen mal ve hizmetlerin verilmediği iddiası ile yaptığı ödemelerin iadesi amacıyla davalı şirket hakkında yaptığı icra takibinde davalı tarafın borca ve ferilerine ilişkin itirazının iptali istemine ilişkindir.Tarafların davalı şirketin "..." unvanlı markası için davacı şirketin, davalı şirketin Isparta bayisi olarak faaliyet göstermesi konusunda franchising sözleşmesi kapsamında sözlü olarak analaştıkları, davacı tarafça davalı tarafa bu sözleşme kapsamında icra takibine konu edilen ödemelerin yapıldığı, sözleşmenin davalı tarafça 11/09/2018 tarihinde ihtarname ile feshedildiği konularında taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Davacı taraf bu ödemeler karşılığında mal ve hizmet almadığını, bu nedenle iadesi gerektiğini, davalı taraf ise ödemelerin karşılığı olan mal ve hizmetlerin verildiğini, tamamının faturalandırıldığını, davacı tarafa iadesi gereken bir ödemenin bulunmadığını iddia etmiştir.Her ne kadar davacı vekili taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmaması nedeniyle davalı tarafın sözleşmenin feshi sebeplerine ilişkin iddialarının sözleşme şartlarının ihlali olarak kabul edilemeyeceğini iddia etmiş ise de dava sebep ve konularının sözleşmeden kaynaklanan müspet ya da menfi tazminat istemi olmayıp yalnız sözleşme çerçevesinde yapılan ödemelere ilişkin mal ve hizmetin alınmadığına yönelik olması nedeni ile uyuşmazlığın taraflara ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi ve davacı tarafın iddiasının doğruluğu çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği göz önünde tutularak sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı konusunda delil toplanması ve inceleme yapılması yoluna gidilmemiştir. Davacı ve davalı şirkete ait defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak raporlar alınmış, davacı şirkete ait defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yapan bilirkişi raporunda davacı şirketin "..." markası adı altında bayi olarak 2014, 2018 yılları arasında faaliyet gösterdiğini, bu dönem için bir cari hesap ilişkisinin oluştuğunu, 31/07/2018 tarihine kadar devam eden cari hesap ilişkisinde 28/06/2018 tarihi itibariyle davacı tarafın davalıya 3.585,97-TL borçlu bulunduğunun tespit edildiğini, takibe ve davaya konu 465.166,14-TL alacak kaydının davacının ticari defterlerinde yer almadığını, 28/06/2018 tarihi itibariyle borç alacak bakiyesinin sıfırlandığını bildirmiş, davalı şirkete ait defter ve kayıtların incelenmesinden sonra her iki tarafa ait defter ve kayıtlar karşılaştırılarak alınan 18/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda davalı şirketin defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, davalı şirketin defter ve kayıtlarına göre 01/11/2018 tarihi itibariyle davalı şirketin davacıdan 194,14-TL, 31/12/2018 yıl sonu itibari ile ise 221,55-TL alacaklı göründüğünü, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre davacı tarafın davalıdan takip tarihi itibariyle herhangi bir alacağının bulunmadığının tespit edildiğini bildirmişlerdir. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, davacı ve davalı tarafların ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan incelemeden sonra sunulan usul yasa ve dosya kapsamına uygun ayrıntılı gerekçeli hükme ve denetime el verişli nitelikteki bilirkişi raporları ile davacı şirketin, davalı şirkete ait "..." markası adı altında yazılı sözleşme olmaksızın sözlü anlaşmaya bağlı olarak 2014 ve 2018 yılları arasında Isparta bayisi olarak faaliyet gösterdiği, davalı şirketin ihtarnamede belirttiği sebeplere dayanarak sözleşmeyi 11/09/2018 tarihinde feshettiği, sözleşme ilişkisinin devam ettiği yaklaşık dört yıllık sürede taraflar arasında bir cari hesap ilişkisinin oluştuğu, ticari ilişki çerçevesinde davalı tarafça yapılan faturalandırma işlemlerine karşı davacı tarafın faturaları iade ettiğine veya bu faturalara itiraz ettiğine dair bir iddia dile getirmediği gibi bu yönde dosyaya bir delil sunmadığı ve bilirkişilerce aynı yönde bir tespit yapılmadığı, dört yıl boyunca devam eden bayilik ilişkisi çerçevesinde işletmenin niteliği göz önünde tutulduğunda yapılan ödemelerin karşılığı olarak hiç bir mal ve hizmetin alınmadığına dair iddianın dört yıllık süre içinde dile getirilmeyip sözleşmenin feshinden sonra iddia edilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmayıp faturaların iade edildiğine dair bir iddianın da bulunmaması karşısında davacı tarafın mal ve hizmeti almadığına yönelik iddiasını kanıtlamak zorunda olmasına rağmen iddiasını kanıtlar hiç bir delil sunamadığı gibi bizzat kendi defter ve kayıtlarına göre davalı tarafa 28/06/2018 tarihi itibariyle 3.585,97-TL borçlu bulunduğu, davalı tarafın defter ve kayıtlarına göre de davalı tarafın davacıdan alacaklı olup borcunun bulunmadığının tespit edildiği birlikte değerlendirildiğinde kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş, davalı tarafça kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de davacı tarafın kötü niyetli olarak icra takibinde bulunmadığı, davalı tarafın bu konudaki iddiasını kanıtlayamadığı göz önünde tutularak davacı taraf kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmamıştır. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 59,30-TL harcın peşin olarak yatırılan 5.618,05-TL harçtan indirilmesi ile geriye kalan 5.558,75-TL harcın karar kesinleştiğinde ve isteği halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davalı yararına A.A.Ü.T'nin 13(1) maddesi uyarınca takdir edilen 40.308,31-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4-6325 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinden oluşan yargılama giderinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafça yatırılan gider avansından harcama yapılmadığı ve başkaca yargılama gideri de yapılmadığı dikkate alınarak bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 7-Taraflarca peşin olarak yatırılan gider avansının harcanan ve harcanacak bölümünden sonra geriye kalan bölümünün karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,Davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/02/2021 Başkan ...E imzaÜye ... eimzaÜye ...eimzaKatip ...eimza