Kamu kurumlarını araç ederek dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet hükmü, vekalet ücreti eksikliği giderilerek onanırken, 5809 sayılı Kanuna aykırılık suçu temyiz istemi kesinlikten reddedilmiştir.
Özet: Yüksek Mahkeme, sanık hakkında 5809 sayılı Kanuna aykırılık suçundan verilen kesin nitelikteki adli para cezasına yönelik temyiz istemini reddederken; kamu kurum ve kuruluşları kullanılarak dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet kararının usul, delil ve suç vasfı yönünden yerinde olduğunu belirlemiş, ancak katılan lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi eksikliğini yeniden yargılama gerektirmeksizin kendisi düzelterek, vekâlet ücreti eklenmesi suretiyle hükmün diğer yönlerini onamıştır.
11. Ceza Dairesi         2022/7228 E.  ,  2026/3964 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2021/144 E. 2022/163 K.
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşları vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, 5809 sayılı Kanun'a aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. 5809 sayılı Kanun'a Aykırılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
6217 sayılı Kanuın'un 26. maddesi ile değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve uygulama Şekli Hakkında Kanun'un geçici 2. maddesi uyarınca, sanık hakkında doğrudan hükmedilen 820,00 TL adli para cezasına ilişkin hüküm kesin nitelikte olduğundan, katılan vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gönderilmesiyle 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
II.Kamu Kurum ve Kuruluşları vb. Tüzel Kişiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, katılan vekilinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Katılanın, kendisini vekil ile temsil ettirmesine ve sanığın atılı suçtan mahkûm olmasına rağmen katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun, aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına " ... A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre 10.250,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılana verilmesine," paragrafının eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün Tebliğnameye kısmen uygun olarak oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
15.04.2026 tarihinde karar verildi.