Konya Asliye Ticaret Mahkemesinin kooperatif yönetim ve denetim kurulu üyelerinin usulsüz para çekme iddiaları ile ilgili sorumluluk alacak davasında, dava şartları ve yasal dayanaklar üzerine verdiği gerekçeli karar.
Özet: Bir kooperatif, eski yönetim kurulu üyelerinin kooperatif banka hesaplarından yasa dışı ve yetkisiz para çekerek kooperatifi zarara uğrattığı, çekilen paraları kişisel hesaplarına aktararak nemalandırma imkanını engellediği iddiasıyla, denkleştirici adalet ilkesi uyarınca 25.697.976,47 TL zararın ticari faiziyle birlikte tazminini talep ederken, davalılar davanın usulen genel kurul kararı eksikliği nedeniyle reddedilmesi gerektiğini ve çekilen bedellerin yasal huzur hakkı ödemeleri olduğunu savunmuş, mahkemenin dava şartı olarak genel kurul kararı istemesi üzerine davacı taraf, yürürlükten kalkan kanun maddesine atıfta bulunulduğu gerekçesiyle bu karara itiraz ederek doğrudan bilirkişi incelemesi talep etmiştir.

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALILAR : 1-... - ...No:..., ...
VEKİLİ :
2-
3-.
DAVA : Alacak (Kooperatif Yönetim ve Denetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan "Alacak (Kooperatif Yönetim ve Denetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)" davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
HEYETİMİZCE GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
​Davacı kooperatif vekilleri tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalıların kooperatif bünyesinde eski yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları, bu sıfatla kooperatife ait banka hesaplarından (... Bankası A.Ş. ... Şubesi, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi ve ... Bankası A.Ş. ... Şubesi) usulsüz ve yetkisiz şekilde para çektikleri iddia edilmiştir.
​Söz konusu paraların davalıların uhdesinde kaldığı süre boyunca kooperatif amaçları doğrultusunda nemalandırılmadığı, elde edilen faiz, kâr payı ve benzeri kooperatif gelirlerinin davalılarca şahsi hesaplarına geçirilerek kooperatifin zarara uğratıldığı ileri sürülmüştür. Davacı vekilleri, eylemlerin suç teşkil etmesi sebebiyle Konya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... Soruşturma sayılı dosyası üzerinden suç duyurusunda bulunulduğunu da belirterek, belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri davada, denkleştirici adalet ilkesi uyarınca şimdilik 25.697.976,47 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsilini talep etmişlerdir.
​Davalılar ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davanın kooperatifler hukukunun emredici kurallarına aykırı şekilde, yasal süzgeçler tüketilmeden doğrudan ikame edildiği, sorumluluk davası açılabilmesi için bulunması zorunlu olan usulüne uygun bir genel kurul kararının veya denetim kurulu muvafakatinin bulunmadığı, bu nedenle davanın dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddi gerektiği savunulmuştur.
​Esasa ilişkin olarak ise, davalıların haksız bir kazanç elde etmedikleri, kooperatif hesaplarından alınan bedellerin 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na ve kooperatifin 30/04/2024 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağı'nın 7. maddesine uygun olarak oy birliğiyle belirlenmiş yasal "huzur hakkı" ödemelerinden ibaret olduğu ifade edilmiştir. Banka hesap hareketlerinin ticari defterlerle tamamen uyumlu olduğu, ilgili faaliyet dönemlerinin genel kurul tarafından ibra edildiği vurgulanarak, ceza soruşturmasının HMK m.165 uyarınca bekletici mesele yapılması ve haksız davanın reddi talep edilmiştir.
Davalılardan ... ve ...'ya usulüne uygun olarak dava dilekçesinin tebliğ edildiği ancak bu davalıların davaya karşı herhangi bir cevap vermedikleri gibi kendilerini vekil ile de temsil ettirmedikleri anlaşılmıştır.
Davacı ile davalı ...'ın bildirmiş olduğu delilleri ilgili yerlerden dosyamız içerisine celbedilmiş, Konya C.Başsavcılığı'nın ... Sor.sayılı UYAP dosyası, banka kayıtları ile davalı kooperatifin kayıtları ilgili yerlerden dosyamız içerisine celbedilmiştir.
YARGILAMA SÜRECİ VE ÇEKİŞMELİ HUSUSLAR:
​Mahkememizce davanın ilk duruşmasında tarafların usule yönelik ilk itirazları ve dava şartları re'sen ele alınmıştır. Yapılan incelemede, kooperatif tüzel kişiliğinin eski yönetim kurulu üyelerine karşı sorumluluk davası açabilmesi için kooperatif genel kurulunun bu yönde irade açıklamış olması veya denetçilerin bu doğrultuda bir beyanının bulunması gerektiği gözetilerek, davacı vekiline bu yönde alınmış bir kararın bulunup bulunmadığı hususunda beyanda bulunması ve varsa ilgili kararı sunması amacıyla kesin süre verilmiştir.
​Davacı kooperatif vekilleri, mahkememizin bu ara kararına karşı süresi içerisinde sundukları 16/02/2026 tarihli itiraz/talep dilekçesinde özetle; mahkememizin mülga (yürürlükten kalkan) eski Türk Ticaret Kanunu’nun 341. maddesine dayanarak karar verdiğini ve maddi hata yaptığını iddia etmişlerdir. Yeni 6102 sayılı TTK sisteminde denetim kurulu veya murakıp kavramlarının yer almadığını, sorumluluk davası için ayrıca bir genel kurul kararının ibrazına gerek olmadığını öne sürmüşlerdir. Davacı taraf, söz konusu ara kararlardan dönülmesini, herhangi bir genel kurul belgesi sunmayacaklarını ve duruşma günü beklenmeksizin dosyanın doğrudan bilirkişi incelemesine sevk edilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE :
​A. Dava Şartı Yönünden Değerlendirme:
​Dava, kooperatif eski yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifa ederken kooperatifi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı haksız fiil ve sorumluluk tazminatı istemine ilişkindir.
​1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesinde yer alan yollama uyarınca, kooperatif sorumluluk hukukunda anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır. Davacı vekilleri her ne kadar eski TTK m.341'in yürürlükten kalkması sebebiyle genel kurul kararı aranmasının yasal dayanağının kalmadığını ileri sürmüşlerse de, bu iddia hukuki isabetten yoksundur. Yürürlükteki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 408/1, 553/1 ve 479/3-c maddeleri uyarınca; yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılması yetkisi münhasıran genel kurula ait olup, ortaklık hakkının ve tüzel kişilik iradesinin korunması amacıyla bu yönde bir genel kurul kararı alınması zorunludur.
​Nitekim mahkememizce de benimsenen Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin 08/07/2025 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı emsal ilamında açıkça belirtildiği üzere: "Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereğince 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TTK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte, 6102 sayılı TTK'nın 408/1, 553/1 ve 479/3-c maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için şirket genel kurulunda karar alınması gerekli olup, kooperatif yöneticileri için de 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98 inci maddesi gereğince bu hükümlerin uygulanması gerektiği, böyle bir davanın kooperatif adına açılabilmesi için genel kurulda davalılar hakkında dava açılması yönünde karar alınması gerektiği, böyle bir kararın varlığının dava şartı olduğu açıktır."
​Bu doğrultuda, sorumluluk davası açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararının bulunması, HMK m.114/1-h bendi kapsamında re'sen gözetilmesi gereken, sonradan tamamlanabilir nitelikte bir dava şartıdır. Davacı kooperatife söz konusu dava şartı eksikliğini gidermesi amacıyla usulüne uygun şekilde kesin süre verilmiş; ancak davacı taraf yasal zorunluluğu reddederek mahkemeye belge sunmayacağını açıkça beyan ve ikrar etmiştir. HMK m.115/2 maddesi uyarınca, verilen kesin süreye rağmen dava şartı eksikliğinin giderilmemesi durumunda davanın usulden reddi emredici amir hüküm gereğidir.
​Emsal İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarında açıklandığı üzere; dava dilekçesinde sınırları çizilmeyen, somut maddi vakıalara bağlanmayan ve en önemlisi genel kurulun dava açma iradesine konu edilmeyen hiçbir hususun sırf bilirkişi raporunda hesaplandı diye hükme esas alınması mümkün değildir. Islah kurumu dahi, başlangıçta dava konusu yapılmayan tamamen bağımsız ve ayrı bir müddeabihin sonradan davaya ithal edilmesine olanak tanımaz.
​Davacı kooperatif yönetimi, yasal organı olan Genel Kurulun denetiminden geçmiş ve dava açılması yönünde onay verilmiş somut bir uyuşmazlığı mahkeme önüne getirmek yerine; mahkemeyi ve bilirkişi heyetini kooperatif hesapları üzerinde genel bir "mali tarama" yapmakla görevlendirmek istemektedir. HMK m.297/2 maddesi gereğince mahkemeler, tarafların somut talepleri hakkında tereddüde yer vermeyecek netlikte hüküm kurmak zorundadır. Ortada usulüne uygun bir genel kurul kararı ve somutlaştırılmış vakıalar bulunmadığından, davanın bu yönüyle de yürütülmesine usul ekonomisi ve tasarruf ilkesi cevaz vermemektedir.
​Sonuç olarak; davacı tarafa usulüne uygun kesin süre verilmesine rağmen dava şartı niteliğindeki genel kurul kararının ibraz edilmediği ve edilmeyeceğinin açıkça dile getirildiği sabit olmakla, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-​Davacının davasının, HMK'nun 114/1-h ve 115/2. maddeleri uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞU (Eski yönetim kurulu üyeleri hakkında dava açılması yönünde usulüne uygun kooperatif genel kurul kararı ibraz edilmemesi) NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 438.857,20 TL harçtan mahsubu ile davacı tarafça fazladan yatırıldığı anlaşılan 438.125,20 TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya İADESİNE,
3-6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi kapsamında davacı tarafça Konya Arabuluculuk Bürosu'nun ... ve 2025/2293 sayılı dosyaları ile ayrı ayrı arabuluculuğa başvurulduğu anlaşıldığından;
a)Konya Arabuluculuk Bürosu'nun ... sayılı dosyasından yapılan başvuruya ilişkin olarak; 4.700,00 TL arabulucu ücretinin 6235 sayılı Kanunu 18/A-13.maddesi gereğince davacıdan alınarak Hazineye İrad KAYDINA,
b)Konya Arabuluculuk Bürosu'nun ... sayılı dosyasından yapılan başvuruya ilişkin olarak; 4.700,00 TL arabulucu ücretinin 6235 sayılı Kanunu 18/A-13.maddesi gereğince davacıdan alınarak Hazineye İrad KAYDINA,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer OLMADIĞINA,
6-Davalılardan ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'nin 7/2. ve 13. maddelerine göre hesaplanan 1.312.979,76 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'a VERİLMESİNE,
7-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansı bulunması halinde ilgilisine İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/06/2026
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
* Bu evrak UYAP-DYS üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.