Danıştay, ivedi yargılama usulündeki ihale iptal davasında idareye yapılan itirazın dava açma süresini durdurmaması nedeniyle süre aşımıyla red kararını onadı.
Özet: Hazineye ait bir taşınmazın satış ihalesinin iptali talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin davanın ivedi yargılama usulüne tabi 30 günlük yasal dava açma süresi geçirildikten sonra açıldığı gerekçesiyle süre aşımından reddetmesi üzerine, davacının kendisine yazılı bildirim yapılmadığı ve başvuru süreleri hakkında bilgilendirilmediği iddialarıyla yaptığı temyiz başvurusu, yüksek mahkemece ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun bulunarak onanması ve bu karara, Anayasanın ilgili maddeleri uyarınca yargı yolları ve süreleri hakkında bilgilendirme yükümlülüğüne vurgu yapan bir karşı oy ile itiraz edilmesiyle sonuçlanmıştır.
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2025/902 E.  ,  2025/1863 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2025/902
Karar No:2025/1863
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kaymakamlığı
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Mülkiyeti Hazineye ait olan ve Çorum ili, Alaca ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... parselde bulunan taşınmazın 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamında satışına ilişkin 25/11/2024 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen kararda; 12/11/2024 tarihinde internet üzerinden ilan edilen dava konusu ihaleye davacının da aralarında bulunduğu isteklilerin katıldığı, davacı tarafından Alaca Kaymakamlığına sunulan 28/11/2024 tarihli ihalenin feshedilmesi talepli başvuru dilekçesi incelendiğinde, davacının, taşınmazın söz konusu ihale ile satışına ilişkin kararı ihalenin yapıldığı 25/11/2024 tarihinde öğrendiğinin anlaşıldığı, ivedi yargılama usulüne tabi olan ihale işlemlerinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesinin uygulanamayacağı dikkate alındığında, ihalenin iptali talebiyle davacı tarafından 28/11/2024 tarihinde idareye yapılan itiraz başvurusunun ihalenin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresini durdurmayacağı ve bu nedenle en geç ihalenin yapıldığı 25/11/2024 tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlayan 30 günlük dava açma süresi içerisinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 23/01/2025 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesi olanağı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kendisine idarece yazılı bildirimin yapılmadığı, dava açma süresi ve başvurulacak merciiye ilişkin bilgilendirilmediği, davanın süresinde açıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 07/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası hükmü ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmış; idareye işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Anayasa'nın 125. maddesinde de idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin "yazılı bildirim" tarihinden başlayacağı belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi ile devamı maddelerinde “genel dava açma süreleri” düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan 7. maddesinde, özel süre gösterilmeyen hallerde idare mahkemelerinde idari işlemlere karşı dava açma süresinin "altmış gün" olduğu ve bu sürenin yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı kurala bağlanmıştır.
Buna karşılık, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen 20/A maddesiyle, bir kısım işlemlere karşı açılan davalarda, genel yargılama usulünden farklı olarak, gerek dava gerekse temyiz aşamasında uygulanacak “ivedi yargılama usulü” getirilmiş; ayrıca, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin "otuz gün" olduğu ve bu Kanun'un 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür. Anılan maddede, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda da ivedi yargılama usulünün uygulanacağı kuralı yer almıştır.
Bu durumda, özel yasalarda, genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma süreleri öngörülmüş olan idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri idare tarafından ilgililerine bildirim yapılmadığı ve idari işlemin bir şekilde öğrenilmesi üzerine dava açıldığı durumda, bu kişilerin mevzuattan kaynaklanan bu karışıklık nedeniyle kaç gün içinde hangi merciye başvuracaklarını bilmeleri beklenemeyeceğinden, dava açma süresi hesaplanırken öğrenme tarihinin başlangıç alınması ve aynı şekilde özel dava açma süresinin değil açık, anlaşılabilir ve ulaşılabilir olan genel dava açma süresinin işletilmesi gerekir.
Nitekim, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 19/06/2022 tarih ve 31871 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararında, " (...) idarî işlemlerde dava açma süresinin belirtilmediği hallerde özel ve genel dava açma süresinin işletilmesi veya işletilmemesi konusunda Danıştay dava daireleri ile kurullarının kararları arasında var olan içtihat aykırılığının, içtihatların birleştirilmesi yoluyla bağlayıcı bir çözüme kavuşturulması ve içtihadın, 'özel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda, vergi mahkemelerinde 30, Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği; aynı şekilde genel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde dava açma süresi gösterilmemiş olsa da, 30 ve 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği' yönünde birleştirilmesi sonucuna ulaşılmıştır. (...) 2- Yazılı olarak bildirilen özel veya genel dava açma süresine tabi idari işlemlerde dava açma süresinin belirtilmediği hallerde genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği doğrultusunda içtihadın birleştirilmesine (...)" karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu ihalenin 25/11/2024 tarihinde yapıldığı ve bu ihalenin iptali istemiyle 28/11/2024 tarihli dilekçe ile davalı idareye başvuruda bulunulduğu, anılan başvuruya idarece cevap verilmediği, 23/01/2025 tarihinde ise bakılan davanın açıldığı görülmektedir.
Bu itibarla, uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tabi olduğu ve dava açma süresinin otuz gün olduğu yolunda ihale ilanında bir kayıt bulunmayan ve ihalenin hiçbir aşamasında bu konuda kendisine yazılı bildirim yapılmayan davacının, ihalenin iptali istemiyle hangi tarihten itibaren dava açması gerektiği hususunda tereddüt yaşadığı ve yanılgıya düştüğü, mevzuattan kaynaklanan bu karışıklığın davacının özel süresi içerisinde dava açmasını zorlaştırdığı anlaşıldığından, mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmemesi açısından uyuşmazlıkta özel yargılama süresinin değil genel yargılama süresinin uygulanması gerekmektedir.
Bu durumda, davacının ihale sonucundan 25/11/2024 tarihinde haberdar olduğu dikkate alındığında, öğrenme tarihinden itibaren altmış günlük genel dava açma süresi içerisinde (23/01/2025) açılan davada, davanın süresinde açıldığının kabulü gerekirken, süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.